2020 yılı Mart ayı başında yıllarca teknik direktörlük yapmış Mesut Bakkal’ın yazdığı “Mesut Bir Adamın Hikayesi” isimli kitabı yayınlanınca, kitapta anlatılanlar Beşiktaş’a geçmişte de ne büyük mağduriyetler yaşatıldığını ve hatta hak ettiği lig şampiyonluğunun nasıl el değiştirdiğini gözler önüne serdi. Mesut Bakkal’ın aynı zamanda 1983-1991 yılları arasında Denizlispor’da top koşturduğu bir futbolculuk geçmişi var. Kitapta, zaman, yer ve kişiler belirterek anlattığı olaylar; olayın aktörü sıfatıyla ilk elden anlatılan somut bilgiler olduğundan dolayı oldukça değerli.

Türkiye 1. Futbol Ligi 1986-1987 sezonuna ilişkin tartışmaları alevlendiren kitaptaki itiraf niteliğindeki kısımlar ise şöyle;

“O sezonun unutulmaz maçı sondan bir önceki hafta İstanbul'da oynanan Beşiktaş maçıdır! …Beşiktaş maçından önce başkan Ahmet Dardar idmanı izlemeye geldi. O ara antrenman karıştı. Hocadan idmanı bitirmesini istediler. İlk başta anlayamadık biz. Ne olduğunu sorduk. 'Çabuk toplanın İstanbul'a gidiyoruz' dediler. Sonra bize haber geldi, durumu anladık. Meğer Galatasaray bizi ağırlayacakmış. Akşam İzmir'e, İzmir'den de uçakla İstanbul'a. Ergun Gürsoy'un (dönemin Galatasaray yöneticisi) bürosunun karşısındaki Dedeman otelinde kaldık. Arada bize gelip, 'Aman çocuklar bizim için bu maç çok önemli' diyorlardı. Maçı da Ali Sami Yen'de oynayacaktık.

Bir çanta içinde para geldi otele. Kişi başına düşen para bizim transfer taksitimizden biraz fazlaydı. Maç konuşmasında söylediler; kişi başı ikişer milyondu. Tam o ara yeni çıkan bir arabanın parasıydı. Büyük para. Ali İpek, genel kaptandı. O gün tam maça gidecekken Nihat Hoca, Zafer abiyi kesti. Biz de, 'Zafer abi sen bizi otelde bekle' dedik. O maça gelmedi. Bir yönetici ile 6. kata kilitledik. Maça gittik. Orada bize atlar için kullandıkları haplardan verdiler. Hatta maç içinde bizim Çingene Erhan, 'Mesut, ben kusacağım' demiş, ben de 'Yahu maç içinde nereye kusacaksın' yanıtını vermiştim."

"Beşiktaş, 1-0 öndeyken 85. dakikada kullanılan serbest vuruşta Denizlisporlu Erol, yaklaşık 30 metreden attığı golle 1-1'lik eşitliği sağladı ve böylece şampiyonluk yarışında son hafta öncesi ipler Galatasaray'ın eline geçti." …

"Otele kendimizi attık. Ali İpek geldi. 'Paralar Denizli'de dağıtılacak.' dedi. Biz de stoper 'Kayış Ahmet'i doldurduk. O çıktı, 'Bu paralar burada dağıtılacak!' dedi. Hemen odaya çıktık. İkişer deste bir milyon aldık. Herkes nemalandı. Kaleci Adnan 18 yaşındaydı. O da aldı. Nihat Hoca hemen aldı, kaçtı. İzmir'e kahraman gibi indik. Galatasaray bizi Tenis Kulübü'nde ağırladı. O gün Galatasaray'ın maç yaptığı Antalya'dan gelen futbolcular oldu, mesela Arif Kocabıyık gibi..." (sayfa 26-27).[1]

Lig Şampiyonluğu

Böylece Mesut Bakkal, bir anı kitabı olan eserinde, futbolculuk ve teknik direktörlük kariyerlerinden kesitler sunuyor, 1986-1987 sezonunun çok konuşulan 1-1’lik Beşiktaş-Denizlispor maçına da yer veriyordu. Beşiktaş’ı şampiyonluktan ettikleri o maç için 2’şer milyon lira aldıklarını yazdı. Daha doğrusu “şike”yi itiraf etti. Bundan başka, aynı maçta kendisi de dahil olmak üzere bütün Denizlispor takımı oyuncularının doping kullandığını da açıkça ifade ediyordu.

İtirafa konu olan olayın geçtiği yıl 1986-87 Futbol Ligi sezonunda sondan bir önceki haftaya (35.haftaya) lider olarak giren Beşiktaş, sahasında Denizlispor ile 1-1 berabere kalmış, böylece Galatasaray’ın 1 puan ardına düşmüştü. Son hafta ise puan aralığı değişmeyerek Beşiktaş ikincilikte kalmış, Galatasaray lig şampiyonu olmuştu. Denizlispor ise 36 puanla ligi 7’nci sırada bitirmişti. Yani özetle Beşiktaş-Denizlispor maçı lig şampiyonunu belirleyen maç olmuştu. Eğer Beşiktaş o maçtan galibiyetle ayrılsaydı, o yılın şampiyonu yapacak puana da ulaşmış olacaktı.[2]

Kitabın içindeki itiraflar incelendiğinde, maç öncesi, maç ve maç sonrası pek çok etik dışı olayların yaşandığı görülmektedir. Bunların en büyükleri; Denizlispor futbolcularına Beşiktaş’tan puan almaları karşılığında teşvik primi verilmesi ve Denizlispor futbolcuları tarafından doping kullanılmasıdır. Mesut Bakkal’ın açıklamalarında teşvik priminin Galatasaray Spor Kulübü tarafından verildiği, bu ahlak dışı işin yapılması için üst düzey Galatasaray yöneticilerinin rol oynadığı da belirtilmiş. Kendisinin de aldığını itiraf ettiği teşvik primi miktarı kişi başına 2 milyon TL!

Birçok zihinden 33 yıl önceki bir olayın artık araştırılmasının ve iddianın ispatının pek mümkün olamayacağı düşüncesi geçtiğinin farkındayım. Ancak gerek olayları kimin itiraf ettiği, gerekse araştırmanın disiplin boyutu bu düşüncenizi tamamen değiştirecektir:

Yukarıda da ifade ettiğimiz üzere, olayın en önemli yanı; olayın aktörü tarafından, yani bizzat fiili işleyen birinin olayı itiraf etmesidir ve bunu yer, zaman, mekan, miktar belirterek bizzat anlatmasıdır. Burada mağdur tarafın iddiası değil, bizzat fiili işleyenin itirafı söz konusudur. 33 yıl önce olmuş bir olayı Beşiktaş takımı gündeme getirse ve hak talebinde bulunsa ispatlaması çok güç olan bir olay, bizzat tarafından ikrar edilerek olay güncellik kazanmıştır. Artık aksini ispat etmek, diğer tarafın görevi olmalıdır.

Mesut Bakkal’ın Eleştirilere Cevabı

Mesut Bakkal kendisini eleştirenlere; Olayın, 22 yaşında bir futbolcuyken gerçekleştiğini, gerek futbolculuk, gerekse teknik direktörlük hayatında futbolun etik değerlerine uyduğunu ve sporculuğa yakışmayan bir hareket yapmadığını savunmuştur. Bakkal’ın iddiasına göre; o dönemde teşvik primi, Disiplin Talimatında suç olarak yer almamaktadır; ilk olarak 1998 yılında yasak olmuştur, olay tarihinde TFF tarafından yasaklanmış bir eylem olmadığından, olay çok olağandır. Yine Bakkal, Teşvik primi aldığını verdiğini beyan eden birçok futbolcu, teknik adam ve yönetici olduğunu söylemiştir.[3]

Kitaptaki itiraflar üzerine Beşiktaş JK, 1986-87 sezonunda, Denizlispor maçında teşvik primi yapıldığı ve doping kullanıldığı gerekçesiyle, maçın 3-0 hükmen Beşiktaş lehine tescil edilip, 86-87 sezonunun şampiyonunun Beşiktaş olarak tescil edilmesini talep etti. Kulüpten yapılan açıklama aynen şöyle;

“TFF Futbol Disiplin Talimatı'nın 56. maddesinde belirtildiği üzere, bir müsabakanın sonucunu veya sürecini hukuka ve spor ahlakına aykırı şekilde etkilemek yasaktır. Teşvik primi verilmesi de bu kapsamdadır. Ayrıca performans artırıcı ilaç almak suretiyle doping kuralı da açıkça ihlal edilmiştir.

Söz konusu açıklamalar utanç verici olmakla birlikte, hukuken soruşturma ve kovuşturma imkanının halen bulunması nedeniyle TFF'nin ilgili kurullarını göreve davet ediyoruz.

Bugün TFF'ye gönderilen ve ekte yer alan dilekçemiz ile

a) 1986-1987 sezonunun 35. haftasında oynanan Beşiktaş – Denizlispor müsabakasının Kulübümüz lehine 3-0 hükmen galibiyet ile tescil edilmesini,

b) 1986-1987 sezonuna ilişkin lig tescilinin iptali, sıralamanın yeniden düzenlenerek söz konusu geçerli olan averaj kurallarının da dikkate alınarak 1986-1987 Süper Lig Şampiyonu olarak Kulübümüzün tescil edilmesini,

c) Mesut Bakkal isimli teknik direktör hakkında TFF Talimatları'nın ilgili hükümlerince sürekli hak mahrumiyeti ile cezalandırılması ve futbolla ilgili her türlü faaliyetten men edilmesini,

ç) İlgili müsabakada teşvik primini veren kulüp ve teşvik alan kulübün yöneticileri, müsabakada yer alan ve halen futbol ailesi içerisinde bulunan ilgili kulübün teşvik primi ve doping maddesi alan futbolcuları, teknik adamlarının tespit edilip sürekli hak mahrumiyeti ile cezalandırılması ve futbolla ilgili her türlü faaliyetten men edilmesini talep ediyoruz”.[4]

Sonrasında konuya resmiyet kazandırılarak, Beşiktaş İcra Kurulu Başkanı ve Genel Sekreteri Mesut Urgancılar, konu ile ilgili olarak; bizim müracatımız var Mesut Bakkal’ın itirafları neticesinde… ‘1986-1987 şampiyonu Beşiktaş’tır’ deyip özür dileyebilirler. Federasyona çoktan ilettik, cevabını bekliyoruz” açıklamasını yapmıştır.[5]

Beşiktaş Derneklerinin Bildirisi:

Beşiktaş Dernekleri de Futbol Federasyonuna hitaben bir bildiri yayınlayarak kulüplerinin arkasında durmuşlar ve konuyu sıcak tutmuşlardır. Bildiri metni içerisinde, söz konusu lig sezonunun 34.haftasında da Beşiktaş’a karşı oynayan Malatyaspor’un teşvik primi aldığı hususu dikkat çekicidir. Bildirinin tam metni aynen şöyledir;

“Türkiye Futbol Federasyonuna çağrımızdır!

TFF Futbol Disiplin Talimatın’da “Müsabaka Sonucunu Etkileme” başlığı ile yer alan 56.maddenin 1.fıkrasında ‘Müsabakanın sonucunu veya sürecini hukuka veya spor ahlakına aykırı şekilde etkilemek yasaktır. Teşvik primi verilmesi de bu kapsamdadır.’ denilmektedir.

Yine TFF Futbol Disiplin Talimatı’nın “Soruşturma Zamanaşımı” başlığı ile yer alan 14.maddesinin 3.fıkrasında ‘Müsabaka sonucunu etkileme şeklindeki disiplin ihlallerinin soruşturması zamanaşımına tabi değildir.’ denilmektedir.

Hal böyle iken 1983-1991 yılları arasında Denizlispor forması giymiş ve bugün TFF’de teknik direktör olarak tescilli ve fiili olarak görev yapmakta olan Teknik Direktör Mesut Bakkal, anılarını yazdığı ‘Mesut Bir Adamın Hikayesi’ isimli kitapta, TFF 1.Ligi’nin 1986-1987 sezonunun 35.haftasında oynanan Beşiktaş-Denizlispor maçında kendisinin ve Denizlispor oyuncularının tamamının 2’şer milyon lira nakit para alarak şike ve teşvik suçu işlediklerini ve ayrıca söz konusu müsabakada oynayan Denizlisporlu oyuncuların “hayvanlara kullandırılan” doping içeren madde kullandığını itiraf etmiştir.

Ayrıca dönemin Denizlispor oyuncusu Mesut Bakkal, kitabın kamuoyunun gündemine geldiği günlerde yaşanan tartışmalara istinaden Türkiye Gazetesi’nden Hasan Sarıçiçek’e verdiği röportajda “Eğer teşvik primi o gün suç olsaydı ben anlatır mıydım böyle bir mevzuyu? Gel de bunu bugünkülere anlat!” diyerek TFF’nin mevcut Futbol Disiplin Talimatı’ndan bihaber olarak itirafını pekiştirmiştir!

1986-1987 sezonuna ait tek itirafta dönemin Denizlispor oyuncusu Mesut Bakkal’ın itirafı değildir!

Yine aynı sezonun 34. haftasında oynanan Malatyaspor-Beşiktaş maçı ile ilgili 06/03/2003 tarihinde yayımlanan Telegol isimli spor programında Murat Özarı’ya konuşan Malatyaspor oyuncusu Eren Talu’da suça aracı olarak, o dönem Galatasaray oyuncusu olan Metin Yıldız’ın ismini vererek şike ve teşvik primi aldıklarını itiraf etmiştir.

Dönemin Malatyaspor Başkanı Nurettin Güven’de yine verdiği röportajda “Galatasaray’ın yöneticilerinden Ergün Gürsoy futbolcularımıza Doğan marka araba hediye etti” diyerek yapılan şike ve teşvik suçunu itiraf edenlerden biridir.

Yukarıda bahsi geçen delil niteliğindeki röportajlar ve kitap dikkate alındığında 1986-1987 sezonuna şaibenin bulaştığı ve sahada kazanılamayan başarının saha dışı maddi unsurlar ortaya konarak Beşiktaş’ımızdan çalındığı aşikardır.

Sonuç olarak aşağıda imzası olan Beşiktaş dernekleri ve platformları olarak bizler Türkiye Futbol Federasyonu yöneticilerine ve kurullarına;

a) Kulübümüzün Türkiye Futbol Federasyonu Hukuk Müşavirliği’ne yaptığı başvurunun ivedilikle sonuçlandırılmasını,

b) Şike ve suçunu işleyerek hak etmeden hanesine şampiyonluk yazdıran başta Galatasaray SK olmak üzere Malatyaspor ve Denizlispor kulüpleri ile suça karışan kişiler hakkında Futbol disiplin Talimatı’nda yer alan cezaların verilmesini,

c) 1986-1987 sezonu şampiyonunun Beşiktaş JK olarak tescil edilmesi konusundaki görevini hatırlatmayı görev sayıyoruz!

Tertemiz mazisi ile ‘117 yıldır hep sahada kazanan ya da kaybeden’ bir kültürden gelen bizler, ‘saha dışı maddi unsurlarla çalınan şampiyonluğumuzun hak etmeyenlerde kalmasını’ kabul etmeyeceğimizi ve bu konuda Beşiktaş’ımıza ve yönetimimize desteğimizi sürdüreceğimizi, konunun da sonuna kadar takipçisi olacağımızı TFF’ye, Beşiktaş’ın büyük taraftarına ve kamuoyuna saygı ile beyan ederiz”[6]

Galatasaray Cephesi:

Galatasaray Spor Kulübü resmi sitesinden 1 Haziran 2020 tarihinde bir kamuoyu açıklaması yapılmıştır. Açıklama metni aynen şöyledir;

Kulübümüzün, 1986-87 sezonu sonunda alnının akıyla şampiyon olarak kazandığı kupanın, kendi hakları olduğunu iddia ederek kulüplerine verilmesi yönünde müracaatta bulunduklarını ifade eden Beşiktaş Jimnastik Kulübü Başkanı Sn. Ahmet Nur Çebi'nin açıklamaları tam anlamıyla talihsizliktir.

Söz konusu müracaatın kaynağı, her türlü kanıttan ve dayanaktan yoksun, iftira niteliğinde asılsız iddialardır. Galatasaray'ın şanlı tarihine leke sürmeye yönelik bu iftiraları içeren kitabın yazarı hakkında gerekli hukuki işlemler anında başlatılmış idi.

Rakibimizi, geçmişten kupa çıkartma çabalarını bir kenara bırakarak saha içinde adil, dürüst ve sportmence bir yarış içerisinde şampiyonluk kazanmaya davet ediyoruz.

Kamuoyuna saygıyla duyurulur. Galatasaray Spor Kulübü”[7]

Galatasaray’ın bu açıklamasına karşı Beşiktaş da bir karşı açıklama yapmıştır. Buna göre;

“Sayın Mesut Bakkal’ın yaşam öyküsünü anlattığı kitabındaki itirafları doğrultusunda, 1986-87 sezonu şampiyonluğunun Kulübümüz adına yeniden tescili için Türkiye Futbol Federasyonu’na yapmış olduğumuz müracaat ile ilgili Galatasaray Spor Kulübü’nün 1 Haziran 2020 tarihinde yapmış olduğu açıklamaya cevabımızdır. Öncelikle söylemek isteriz ki Galatasaray Spor Kulübü’nün bu açıklamasının muhatabı nasıl ki Sayın Mesut Bakkal ise bu hususta Kulübümüzün muhatabı da ilgili kararı verecek olan Türkiye Futbol Federasyonu’dur. Onursal Başkanımız Sayın Süleyman Seba’nın söylediği ‘Şerefli ikinciliklerimiz ile gurur duyuyoruz’ ifadesinin ne için söylendiği tüm kamuoyu tarafından yıllardır çok iyi bilinmektedir. Başkanımız Sayın Ahmet Nur Çebi’nin yapmış olduğu açıklamaları ‘Talihsizlik’ olarak nitelemekten daha ziyade bu söylemlere muhatap kalınarak şampiyon olmak asıl talihsizliktir. Kulübümüz tarafından kazanılmış olan şampiyonlukların ve kupaların ‘Şeref’imiz ile oynayıp ‘Hakkı’mız ile kazanıldığı tüm spor camiasında çok iyi bilinmektedir. Bundan sonra da böyle olacaktır. Saygılarımızla, Beşiktaş JK.[8]

Olayda sıkça adı geçen ve maçtaki usulsüzlüklerin mimarı olduğu iddia edilen Galatasaray’ın eski yöneticilerinden Ergun Gürsoy ise Independent Türkiye’ye bir açıklama yapmıştır:

Ergun Gürsoy, iddiaların 33 yıl öncesini içerdiğini…33 sene sonra konunun gündeme getirilmesinin yanlış olduğunu, ‘teşvik primi’ iddialarının birçok kez konuşulduğunu ve kendisini bu tür olaylardan her zaman geri çektiğini, söz konusu dönemde kulüpte oldukça etkin olduğunu, birçok şeyin kendisi tarafından yapıldığını ve ekonomik durumunun iyi olması gerekçesiyle futbolun başında olduğunu, Beşiktaş'ın Denizlispor ile berabere kalması anormal bir olay olmadığını, bunu Mesut Bakkal'a da yakıştıramadığını, kitabının satması için bu tür sansasyonel bir olayı su yüzüne çıkartması yazarlık açısından kendince haklı olabileceğini, ancak böyle bir dedikoduya katılmadığını, ‘kimseye para vermediğini, böyle bir olayın olmadığını, velev ki olsa bile o zamanlar böyle şeyler bulunmadığını, Galatasaraylı olup da Denizlili olan birisinin parayı vermiş olabileceğini, bunun kendisini ilgilendirmediğini, olayın bundan ibaret olduğunu ifade etmiştir.[9]

Teşvik Primi Suç mudur?

Teşvik primi; başka bir takımın puan kaybetmesi için onunla maç yapacak takıma/takım oyuncularına verilen para yahut ev, araba gibi parasal değeri olan bir şey veya başkaca bir menfaattir.[10] Türk futbolunda yakın döneme kadar teşvik priminin şike sayılmadığı rivayet edilir. Buna delil olarak ise, teşvik priminin adının disiplin talimatlarında geçmemesi, pek çok takımın teşvik primi uygulamasına meylettiği, Türkiye Futbol Federasyonunun bu dedikodulara kulak asmadığı örnek olarak verilir. Özetle; teşvik priminin eskiden suç olmadığı düşüncesi “doğru sanılan yanlışlardandır”. Cezası olmayan bir eylem olduğu düşünüldüğünden de bazı futbolcu ve teknik adamlar farklı yerlerde, yaşadıkları bu olayları anlatma rahatlığına girmişlerdir.

Teşvik primi ile ilgili kavram kargaşası yaratılmasına ve bir zamanlar suç değilmiş gibi gösterilmesine ve hatta meşrulaştırılmaya çalışılmasına asla izin verilmemelidir. Teşvik primi şimdi de, önceden de sportmenlik dışı ve spor hukukuna aykırı bir fiildir. Türk futbol tarihinde teşvik priminin açıkça şike mahiyetinde olduğunun mevzuata yazılması başka, söz konusu fiilin etik dışı olması bambaşka hususlardır. Bir fiilin sportmenlik dışı ve ahlaksız bir fiil olması için illaki disiplin yönetmeliğinde açıkça yazması gerekmez. Eğer sportmenlik dışı ve ahlaksız bir fiil cezalandırılıyorsa ve yapılan fiilin bu kapsama girdiği hususunda kuşku yoksa tek tek her bir fiilin mevzuatta yazılması da gerekmez. Zaten 80’li yıllarda da teşvik priminin sportmenliğe aykırı ve etik dışı bir fiil olduğu konusunda kuşku yoktu. O dönemde takımların bu şekilde birbirlerini suçlaması da bunun en açık delilidir. O dönemki sorun, teşvik primi olaylarının artması, ancak bir türlü kanıtlanamaması idi. O dönemde Türkiye Futbol Federasyonunun bu konu üzerine cesaretle gidememesi de teşvik primi eyleminin meşru olduğunu asla göstermez.

Herkesin açıkça bilmesi gerekir ki, Futbol liginde müsabakalara katılan her bir takım bireysel olarak mücadele eder. İki farklı takımın parasal, yönetimsel, taktiksel olarak güç birleştirerek üçüncü bir takıma karşı mücadele etmesi Futbol Ligindeki yarışma sistemine, Futbol Ligi mevzuatına açıkça aykırıdır, hukuk dışıdır. Bunun yanında ahlaksızca bir davranıştır ve sportmenlik dışıdır. Öyleyse, iki takım arasında bir maç yapılırken, üçüncü bir gücün “parasal yahut yönetimsel, taktiksel” hiçbir şekilde maça müdahalesi, takımlardan birine yardımı asla kabul edilemez. Bu mesele; “madem öyle galip gelselerdi, kimden para alırsa alsın” denilerek geçiştirilebilecek bir durum değildir. Her bir takım kendi gücü ile maçı kazanmak görev ve yükümlülüğündedir. Kendi üyeleri, taraftarları ve yönetimi tarafından teşvik verilmesi işte bu nedenle meşrudur ve kendisi dışında diğer bir takımdan gelen her türlü parasal veya yönetimsel destek bu nedenle gayrimeşrudur. Başka bir takım tarafından parasal destek önceden de etik dışıydı, şimdi de etik dışıdır. Bu nedenle gerek Denizlispor yönetiminin gerekse futbolcularının aldığı iddia edilen teşvik primi açık bir suçtur.

Doping meselesi ise çok eskiden beri mevzuatta açıkça yerini almış bir suçtur. Bu konuda tartışmak dahi yersizdir.

Konunun Ceza hukuku ve disiplin hukuku boyutu ve Eylemin Zamanaşımına Uğrayıp uğramadığı meselesi

Şike ve sporda teşvik primine ilişkin hükümler, 6222 sayılı Sporda Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesine Dair Kanun’un 11.maddesinde düzenlenmiştir. “Şike ve teşvik primi” başlığını taşıyan bu maddeye göre;

“(1) Belirli bir spor müsabakasının sonucunu etkilemek amacıyla bir başkasına kazanç veya sair menfaat temin eden kişi, bir yıldan üç yıla kadar(1) hapis ve yirmibin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır. Kendisine menfaat temin edilen kişi de bu suçtan dolayı müşterek fail olarak cezalandırılır. Kazanç veya sair menfaat temini hususunda anlaşmaya varılmış olması halinde dahi, suç tamamlanmış gibi cezaya hükmolunur.

(2) Şike anlaşmasının varlığını bilerek spor müsabakasının anlaşma doğrultusunda sonuçlanmasına katkıda bulunan kişiler de birinci fıkra hükmüne göre cezalandırılır.

(3) Kazanç veya sair menfaat vaat veya teklifinde bulunulması halinde, anlaşmaya varılamadığı takdirde, suçun teşebbüs aşamasında kalmış olması dolayısıyla cezaya hükmolunur…

(5) Suçun bir müsabakada bir takımın başarılı olmasını sağlamak amacıyla teşvik primi verilmesi veya vaat edilmesi suretiyle işlenmesi halinde bu madde hükümlerine göre verilecek ceza yarı oranında indirilir.

(6) Bu madde hükümleri;

a) Milli takımlara veya milli sporculara başarılı olmalarını sağlamak amacıyla,

b) Spor kulüpleri tarafından kendi takım oyuncularına veya teknik heyetine müsabakada başarılı olabilmelerini sağlamak amacıyla, prim verilmesi veya vaadinde bulunulması halinde uygulanmaz.

(7) Suçun spor kulüplerinin veya sair bir tüzel kişinin yararına işlenmesi halinde, ayrıca bunlara, şike veya teşvik primi miktarı kadar idari para cezası verilir. Ancak, verilecek idari para cezasının miktarı yüzbin Türk Lirasından az olamaz…

(9) Bu madde kapsamına giren suçlarla ilgili olarak 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 231 inci maddesine göre hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilemez; verilen hapis cezası seçenek yaptırımlara çevrilemez ve ertelenemez…”

Yasanın 2011 tarihli olması sebebiyle, 1986-87 futbol müsabakalarına söz konusu yasa hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağı sorunu gündeme gelmektedir.

Ceza hukuku açısından; somut olayda suç özel kast taşımaktadır. Kast; belirli bir müsabaka sonucunu etkilemek amacıyla bir başkasına kazanç veya sair menfaat temin edilen kişi şike suçunu işlemiş sayılmaktadır. Olayda müsabaka sonucunun etkilenmesi amaçlandığından ‘özel kast’ mevcuttur. Suça ilişkin fiiller hem doping kullanmak hem de teşvik primi almak ve vermektir. Ceza hukuku açısından, dava zamanaşımı nedeniyle 86-87 sezonundaki olaylarda genel mahkemelerde, yani ceza mahkemelerinde soruşturma yapılmasının mümkün olmadığı iddia edilmektedir. Başka bir görüşe göre ise olayın oluş tarihinde “teşvik primi” kanunlarda suç olarak sayılmadığı düşüncesiyle yine ceza mahkemelerinde soruşturma yapılamayacağı iddia edilmektedir.

Önce ikinci iddiayı inceleyelim: Ceza kanunlarının yürürlüğe girdiği tarihten sonraki gerçekleşen eylemlere uygulandığı doğrudur, ancak yukarıda da altını çizerek belirttiğimiz gibi hem doping kullanımı hem de sportmenlik dışı ve futbol ligi yarışma kurallarına aykırı fiiller olayın yaşandığı tarihte de suç olduğundan dolayı bu iddianın benimsenmesi mümkün değildir.

Olayın ceza zamanaşımına uğradığı iddiası konusunda ise, bir görüş ceza zamanaşımına uğradığını savunurken, diğer görüş ise Futbol Disiplin Talimatının 14.maddesi uyarınca hukuka aykırı fiillerin zamanaşımına tabi olmadığını iddia etmektedir. Talimatın 14.maddesine göre;

“(1) Soruşturma zamanaşımı, tamamlanmış ihlallerde ihlalin gerçekleştirildiği, teşebbüs halinde kalan ihlallerde son hareketin yapıldığı, zincirleme ihlallerde ise son ihlalin gerçekleştirildiği günden itibaren işler.

(2) Disiplin soruşturması, müsabaka öncesinde, esnasında veya sonrasında sahada veya sahayı çevreleyen alanda gerçekleştirilen ihlallerde 1 yıllık, diğer ihlallerde ise 5 yıllık zamanaşımına tabidir. Doping ihlallerinde soruşturma zamanaşımı, Dopingle Mücadele Talimatı hükümlerine tabidir.

(3) Müsabaka sonucunu etkileme şeklindeki disiplin ihlallerinin soruşturması zamanaşımına tabi değildir”.

Tam da bu noktada ceza hukuku ile disiplin hukuku ayrımına değinmek büyük önem taşımaktadır. Disiplin hukuku ceza hukukundan farklıdır. Disiplin kavramı, hukuksal olarak, istenilmeyen veya yanlış olan bir fiilin sonucu olarak uygulanan yaptırım anlamına gelir. Disiplin hukuku, bir kuruma dâhil olan kişilerin o kurumun kurallarına ve iç düzenine, kurumun çıkarları gereği uymasını ve bu kurallara uygun düşmeyen davranışların cezalandırılmasını öngören kuralları ifade etmektedir.[11]

Yukarıda metni verilen 14.madde, Talimat’ın 56.maddesinde sayılı fiiller için uygulanacaktır. Talimatname hükmü açıktır: Aşağıdaki maddede sayılmış disiplin hukukuna aykırı fiiller hakkında madde 14 dolayısıyla müsabaka sonucunu etkileme şeklindeki disiplin ihlallerinin soruşturması zamanaşımına tabi olmayacaktır. “Müsabakayı etkileme” başlıklı 56.madde metninin ilgili hükümleri aynen şöyledir;

“(1) Müsabakanın sonucunu veya sürecini hukuka veya spor ahlakına aykırı şekilde etkilemek yasaktır. Teşvik primi verilmesi de bu kapsamdadır.

(a) Yukarıda belirtilen ihlalleri gerçekleştiren kişilere sürekli hak mahrumiyeti cezası verilir,

(b) Yukarıda belirtilen ihlallerin kulüp yöneticileri tarafından gerçekleştirilmiş olması durumunda ilgili kulüplere bir alt lige düşürme cezası verilir.

(c) İhlalde sorumluluğu bulunan kişilere ayrıca para cezası verilebilir.

(2) 1. fıkrada belirtilen ihlallere teşebbüs etmek yasaktır.

(a) Teşebbüs halinde, ilgili kişilere 1 yıldan 3 yıla kadar müsabakadan men veya hak mahrumiyeti cezası verilir.

(b) Teşebbüs halinde ilgili kişinin yöneticisi olduğu kulübe bu talimatta öngörülen disiplin cezaları uygulanabilir. Ağır ihlal hallerinde kulübe en az 12 puan indirme cezası verilir. İhlalin ağırlığı kurul tarafından somut olayın niteliğine göre serbestçe karar verilir ancak eylemin ilgili yöneticinin kendisinin veya üçüncü kişilerin bahis oyunlarından menfaat elde etmesi amacına matuf olduğunun tespit edilmesi halinde ihlal, mutlaka ağır ihlal kabul edilir.

(3) İhlal veya ihlale teşebbüsün hakemler tarafından meydana getirilmesi halinde sürekli hak mahrumiyeti cezası verilir.

(4) Hukuka ve spor ahlakına aykırı şekilde müsabaka sonucunu veya sürecini etkilemek için kendisi ile irtibata geçilen veya futboldaki görevi nedeniyle herhangi bir şekilde bu tür bir eylemden haberdar olan bu talimat kapsamındaki kişiler derhal TFF’ye bu hususta bildirimde bulunmakla yükümlüdür.

(5) Kişilerin, futboldaki görevleri nedeniyle elde ettikleri ve kamuya açıklanmayan bilgileri, bir müsabakanın dürüstlüğüne halel getirir veya getirebilecek şekilde kullanmaları veya üçüncü kişilerle paylaşmaları yasaktır.”

Kanaatimizce ceza hukuku açısından dahi soruşturmanın açılması mümkün olsa da, disiplin hukuku açısından soruşturmanın açılması ve sonuçlanmasının önünde hiçbir engel yoktur. TFF Disiplin Talimatının 56. ve 14.maddesi gereğince Beşiktaş-Denizlispor maçında Denizlispor yönetici ve futbolcularına verilen teşvik primi ve ayrıca Denizlispor futbolcularının doping kullanması hususunun soruşturulmasına başlanması Futbol Federasyonu’nun görev ve yükümlülüğüdür.

Yıllar Önceki Bir Olayın İspatı Sorunu

Doping kullanımı sadece kan testi ile kanıtlanmaz yahut teşvik primi verilmesi ve alınmasının ispatı sadece suçüstü ile tespit edilmez; bunun başkaca yöntemleri de vardır. Futbol Federasyonu kendi kurumsal yükümlülüğüne ve Uluslararası Futbol Federasyonu üyeliğinden doğan görev ve yükümlülüklerine uygun olarak ivedi şekilde soruşturma açmalıdır. Bu soruşturmada örneğin, olay konusu maç ile ilgili olarak, Mesut Bakkal başta olmak üzere kitapta adı geçen herkesi ve başkaca tespit ettiği kişileri ifadeye çağırmalıdır. Türk Hava Yollarının 1987 yılı Mayıs ayı uçuş sefer kayıtları bulunmalı ve kitapta anlatılan İzmir ve İstanbul uçuşlarının örtüşüp örtüşmediği kontrol edilmelidir. Denizlispor takımının Dedeman Otelde kalıp kalmadığı ve bu otelin Ergun Gürsoy’un bürosuyla karşı karşıya olup olmadığı araştırılmalıdır. Teşvik primi aldığı iddia edilen kişilerin o dönemdeki banka hesap hareketlerine ulaşmaya çalışarak, gerçekten de 2 milyon TL civarı bir artış olup olmadığına bakılmalıdır. Söz konusu kişilerin o dönemde araba yahut ev gibi mal artışları olup olmadığı incelenmelidir. Hatta maç kaydı varsa, Çingene Erhan ile Mesut’un aralarında bir konuşma geçip geçmediği, bunun kameralara yansıyıp yansımadığına bakılabilir.

Sonuç Olarak

Eğer Futbol Federasyonu sportmenlik dışı ve spor hukukuna aykırı somut olayın üzerine gitmek istiyorsa her türlü incelemeyi başlatabilir ve seneler de geçse mevcut delilleri araştırarak bir sonuca ulaşabilir. Sonucu ne olursa olsun, Futbol Federasyonu ve Türk Futbolu büyük bir samimiyet testinden geçmektedir.

Hukuk açısından, ister şimdiki ceza ve disiplin kurallarını uygulasınlar, isterlerse o dönemki kuralları uygulasınlar, Futbol Federasyonu bu hukuk ve sportmenlik dışı olayı araştırarak bir sonuca bağlamalıdır. Burada öncelikle olayın gerçek olup olmadığı konusunda Federasyon soruşturma başlatmalı ve sonuçlandırmalıdır. Olayın gerçekliği tespit edilirse, ama ceza hukuku açısından bir dava zamanaşımının mevcut olduğu sonucuna varılırsa, en azından Federasyon disiplin kurallarını işleterek sonuca varmalıdır. Yani Federasyon demelidir ki; “biz Beşiktaş-Denizlispor maçında sportmenlik ve hukuk dışı olayı tespit ettik; Denizlispor takım/futbolcuları teşvik primi almıştır, doping de yapmıştır, bu nedenle Denizlispor’u hükmen yenik sayıyoruz”. Yahut diyecektir ki, “biz araştırdık bir şey bulamadık, deliller yeterli değildi vs.”. Sonucu ne olursa olsun, Futbol Federasyonunun soruşturma açmasında hukuki anlamda bir engel olmadığını değerlendiriyorum. Ancak tüm bu değerlendirmelere rağmen Türkiye Futbol Federasyonu 26.06.2020 tarihli yazılı açıklaması ile Beşiktaş’ın talebinin reddine karar vermiş bulunmaktadır. Yazımızın içeriğinde ayrıntılı belirtmiş olduğumuz hukuki gerekçeler sebebiyle Tahkim yoluna gidilmesi ve hatta UEFA’nın da hukuki süreç içerisinde ileride değerlendirilmesi gerektiği görüşündeyim.

------------------------------------

[1] https://m.haber7.com/amphtml/super-lig/haber/2951350-yillar-sonra-sike-itirafi-gsaraydan-2ser-milyon-aldik Haber Girişi: 11.3.2020; “Duvar Gazetesi, 11.3.2020.

[2] https://m.haber7.com/amphtml/galatasaray/haber/2952534-gsaraydan-besiktasa-sampiyonluk-cevabi Haber Girişi: 14.3.2020.

[3] https://m.haber7.com/amphtml/futbol/haber/2951541-mesut-bakkaldan-tesvik-primi-savunmasi Haber Girişi: 11.3.2020; www.gazeteduvar.com.tr/spor/2020/03/11/mesut-bakkaldan-tesvik-primi-savunmasi-o-donem-suc-degildi/

[4] https://m.haber7.com/amphtml/besiktas/haber/2952266-besiktastan-tffye-sampiyonluk-talebi (Giriş: 07.06.2020)

[5] https://skor.sozcu.com.tr/2020/04/11/besiktastan-flas-basvuru-1986-87-sampiyonu-besiktastir-deyip-ozur-dileyebilirler-1474886/ Haber girişi: 11.04.2020, Erişim: 7.6.2020).

[6] https://www.gundembesiktas.com/besiktas-dernek-ve-olusumlarindan-tffye-cagri/ Giriş: 03.06.2020, Erişim: 7.6.2020; Bildiriyi imzalayan dernekler: Büyük Beşiktaş Platformu; 1903 Giresun Beşiktaşlılar Derneği; 1903 Isparta Beşiktaşlılar Derneği; 1965 Beşiktaşlılar Cemiyeti Derneği; 1903 Derneği; Asrın Beşiktaşlılar Derneği; Bakırköy Beşiktaşlılar Derneği; Başiskele Beşiktaşlılar Derneği; Bayrampaşa Beşiktaşlılar Derneği; Beşiktaşlı Amatör Sporcular Ve Boksörler Derneği; Beşiktaş Karadeniz Ereğli Derneği; Beşiktaş Usa Beşiktaşlı Sanayici Ve İş Adamları Derneği; Bolu Beşiktaşlılar Derneği; Çankırı Beşiktaşlılar Derneği; Çarşı Bolu; Çorlu Beşiktaşlılar Derneği; Edirne Beşiktaşlılar Derneği; Gaziantep Beşiktaşlı Taraftarlar Derneği; Hayrabolu Beşiktaşlılar Derneği; Kabataşlı Beşiktaşlılar Derneği; Kapalıçarşı Beşiktaşlılar Derneği; Karamürsel Beşiktaşlılar Derneği; Kemerburgaz Süleyman Seba Beşiktaşlılar Derneği; Kktc Beşiktaşlılar Derneği; Malkara Beşiktaşlılar Derneği; Orhaneli Beşiktaşlılar Derneği; Perpa Beşiktaşlılar Derneği; Silivri Beşiktaşlılar Derneği; Şarköy Beşiktaşlılar Derneği; Tekirdağ Beşiktaşlılar Derneği; Uzunköprü Beşiktaşlılar Derneği; Van Beşiktaşlılar Derneği; 1903 Cemiyeti; Moda Kartalları; 1903 Fuat Balkan Platformu; Çarşı Londra”

[7] https://www.galatasaray.org/haber/kulup/zorunlu-aciklama/46657 Giriş: 01.06.2020, Erişim: 07.06.2020.

[8] Haber Kaynağı: bjk.com.tr” (https://ortacizgi.com/besiktastan-galatasaraya-flas-cevap Haber Girişi: 3.6.2020, Erişim: 07.06.2020).

[9] https://www.gercekgundem.com/spor/164867/ergun-gursoy-tesvik-primi-iddilarina-yanit-verdi-boyle-bir-sey-yok (13.03.2020, Giriş: 9.6.2020)

[10] Farklı tanımlamalar için bkz.: Özen, Muharrem/ Yılmaz, Sait: Şike ve Teşvik Primi Suçları, Ankara Barosu Dergisi, 2012/2, s.30-31.

[11] Yılmaz, Abdulhalim: Disiplin Hukuku Hakkında Temel Bilgiler, https://andishukuk.com/disiplin-hukuku-hakkinda-temel-bilgiler/#:~:text=Disiplin%20hukuku%2C%20bir%20kuruma%20d%C3%A2hil,birlikte%2C%20yar%C4%B1%20kamusal%20nitelikli%20kurulu%C5%9Flar (Giriş: 23.06.2020).

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.