banner697

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m.91/3’de toplu suçlarda gözaltı süresi; ana süre 24 saat ve uzatması da her defasında 1 günü geçmemek kaydıyla 3 gün, yani 4 gün olarak belirlenmiştir. Bu süreye; şüphelinin, yakalama yerine en yakın hakime veya mahkemeye gönderilmesi için gerek duyulan azami 12 saat süre de eklenmelidir (CMK m.91/1’in son cümlesi). İşlendiği iddia edilen bir veya birkaç suç ile ilgili başlatılan soruşturmada şüpheli sayısının bir veya iki olduğu durumda ise gözaltı süresi 24 saattir (CMK m.91/1).

Belirtmeliyiz ki; gerek iki veya bir şüphelinin bulunduğu ve gerekse de üç veya daha fazla şüphelinin bulunduğu suçlarda gözaltı sürelerinin sonuna kadar mutlaka kullanılması gerekmemekte, yani gözaltı süreleri cumhuriyet savcısı ve kolluk için bir hak ve yetki olarak kabul edilmemektedir.

Fail sayısının üçten az olduğu durumda gözaltı süresi, yakalama anından itibaren 24 saati geçemez. Bu süreye; şüphelinin, hakime veya mahkemeye gönderilmesi için geçecek süre ayrıca eklenmelidir, fakat bu yol süresi de 12 saati geçemez.

Gözaltına alma, bu tedbirin soruşturma yönünden zorunlu olmasına ve kişinin bir suçu işlediği şüphesini gösteren somut delillerin varlığına bağlıdır (CMK m.91/2). Toplu olarak işlenen suçlarda; delillerin toplanma güçlüğü veya şüpheli sayısının çokluğu sebebi, gözaltı süresinin uzatılmasının dayanağı olarak kullanılabilmektedir. Üçten az şüphelinin olduğu durumda uzatma süresi öngörülmemiştir. Her ne kadar yol süresinin CMK m.91/1’de fail sayısı üçten az suçlar için öngörüldüğü düşünülse de, bu süre toplu suçlar için de geçerlidir. Tüm bu sürelerin sonuna kadar gözaltında bulunan şüphelinin hakim veya mahkeme önüne çıkarılması veya en azından şüpheli sayısı kalabalıksa herhangi bir başka işlem yapılmaksızın hakimin veya mahkemenin kapısında hazır bulundurulması, yani tutukluluğa veya adli kontrole sevk edilmişse sorgu sürecinin başlaması gerekir.

Uygulamada; adli kontrole sevklerde sorgunun yapılmadığı, dosya üzerinden karar verildiği görülmektedir, bizce bu uygulama doğru değildir, çünkü adli kontrol de kişi hürriyetine ve güvenliğine sınırlandırma getiren ve tutuklama tedbiri ile aynı şartlara sahip olduğundan, burada da şüpheliye sorgu hakkının tanınması zorunludur.

Gözaltına alma kararını cumhuriyet savcısı verse de, CMK m.91/4’e eklenen bir hükümle suçüstü halleri ile sınırlı olmak üzere 24 saat ve toplu olarak işlenen suçlarda da 48 saatlik kolluk gözaltısı mümkün kılınmıştır. Güvenlik amaçlı olarak kanuna eklendiği anlaşılan ve ayrıntıları CMK m.91/4’de düzenlenen ve bir katalog halinde hangi suçların bu kapsama girdiği gösterilen hükümden dolayı kolluk gözaltısı yapıldığında, burada geçen 24 ve 48 saatlik sürelerde işlemlerin tamamlanması ibaresinden neyin anlaşılması gerektiğinin hükümde açıklanmadığı görülmektedir. Kanun metninde sadece gözaltına alma nedeninin ortadan kalkması halinde veya işlemlerin tamamlanması üzerine, en geç de belirtilen sürelerde cumhuriyet savcısına yapılan işlemler hakkında bilgi verileceği ve kolluğun cumhuriyet savcısının talimatı doğrultusunda hareket edeceği ifade edilmiştir. Kişi serbest bırakılmazsa CMK m.91’in ilk üç fıkrasının uygulanacağı da söylenmiştir.

Bu durumda CMK m.91’in ilk ve üçüncü fıkralarında belirtilen süreler tam olarak mı uygulanacak, yoksa kolluk tarafından gözaltında geçen süre mahsup edilecek midir?

Dar yorumlayıp kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı aleyhine düşündüğünüzde, CMK m.91’in 1 ve 3. fıkralarında gösterilen sürelerin yeniden işleyeceği anlaşılmaktadır. Kanun koyucu bu sorunu çözmüştür. Şöyle ki; CMK m.91/4’ün dördüncü cümlesine göre, kolluk gözaltısının hangi kolluk amirinin yapacağını tespit yetkisine sahip olan mülki amirin belirleyeceği kolluk amirleri tarafından gözaltına alınan şüphelinin 4. fıkrada gösterilen sürede serbest bırakılmadığı durumda, en geç 48 saat ve toplu olarak işlenen suçlarda da 4 güne kadar hakim önüne çıkarılacağı belirtilmiştir. Buna göre; kolluk gözaltısında geçen sürenin ayrıca mahsubu olmayacak, çünkü kanun koyucu kolluk gözaltısının tatbik edildiği durumlarla ilgili azami süreleri göstermiştir. Kolluk gözaltısında en geç 48 saat ve toplu olarak işlenen suçlarda 4 günlük sürenin azami gözaltı süresi olduğu, ayrıca mahsuba gerek olmaksızın şüphelinin veya şüphelilerin bu sürelerden daha fazla gözaltında tutulamayacağı ve hakim önüne çıkarılması gerektiği anlaşılmaktadır. Bu nedenle, CMK m.91/4’ün ilk cümlesinde gösterilen kolluk gözaltısı süresinin ayrıca mahsubuna gerek bulunmamaktadır. Bu sürelere yakalama yerine şüphelinin, en yakın hakime veya mahkemeye gönderilmesine ilişkin 12 saatlik süre dahil değildir. Kanaatimizce, 12 saatlik yol süresi tüm gözaltılar bakımından tatbik edilmelidir.

Tekrar belirtmeliyiz ki; yakalama, gözaltına alma ve gözaltı süresinin uzatılması tedbirleri keyfi uygulanamaz. Tüm bunlara karşı etkili hukuk yolu olmadığı yönünde şikayetler sıklıkla yapılsa da ilgilinin bu tedbire itiraz hakkı bulunmaktadır. İtiraz hakkı CMK m.91/5’de düzenlenmiştir.

CMK m.91/4e göre gözaltına alınan kişinin ifadesi alınabilir mi? İfadenin alınması veya alınmaması yönünde bir ibarenin CMK m.91/4’de yer almadığı, ancak işlemlerin tamamlanması kavramına yer verildiği, buna göre CMK m.148/4 dikkate alınarak, kolluk tarafından gözaltına alınan şüphelinin ifadesinin alınabileceği anlaşılmaktadır. Gerçi ortada CMK m.161/1’e göre cumhuriyet savcısı tarafından başlatılmış bir soruşturma, yani suçlama olmadığı ileri sürülebilir, fakat bu hükme göre özel nitelikli olan CMK m.91/4’de bir katalog halinde suçlar ayrıldığından, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkını kısıtlayan gözaltı tedbiri de keyfi uygulanamayacağından ortada bir suçlamanın olduğu ve susma hakkını kullanmayan şüphelilerin de ifadenin sıhhatine halel gelmemesi için, avukat eşliğinde CMK m.91/4’e göre ifadesinin alınmasında bir engel bulunmamaktadır.

CMK m.91/4’e göre yapılan gözaltılarda da CMK m.147 ve m.148 aynen geçerlidir. CMK m.154/2 hariç olmak üzere şüpheliyle müdafinin görüşmesi CMK m.91/4 kapsamına giren gözaltılarda da engellenemez. Bu süreçte “suçüstü” kavramına zaten CMK m.91/4’de yer verildiğinden, ilgili suç yönünden delil toplanması da mümkündür. Daha sonra tüm bu işlemler hakkında ilgili cumhuriyet savcısına bilgi verilmeli ve savcının talimatı doğrultusunda kolluk hareket etmelidir. Esasen CMK m.160/1’de ve CMK m.91’in ilk şeklinden taviz verilmemesi ve cumhuriyet savcısı olmaksızın adli kolluk vazifesi gören kolluğa bu şekilde bir yetkinin tanınmaması gerekirdi. Uygulamada sıkça kullanılmadığını bildiğimiz CMK m.91/4’ün bir istisnai ve nev’i şahsına münhasır hüküm olduğu tartışmasızdır. “Suçüstü” hali olarak CMK m.2/1-j’de ve m.90/1’de tanımlanan hallerle sınırlı uygulanacak ve CMK m.91/4’de sayılan katalog suçlarda uygulanacak bu yöntem, maalesef adli kolluğun ve soruşturmanın amiri kabul edilen cumhuriyet savcısının görev ve yetkilerinin daraltılması anlamına gelmektedir. Ancak uygulamada CMK m.91/4’ün, bazen toplum düzenini ciddi şekilde bozduğu düşünülen suçlar hariç olmak üzere sıkça kullanılmadığı bilinmektedir.

Gözaltına alma tedbiri ile ilgili gündeme gelebilecek bir diğer husus ise, faaliyet suçu olmaksızın TCK m.220/1-2 kapsamında gözaltına alınan örgütün yöneticisi veya üyesi gözaltı süresinin ne kadar olacağıdır? Esasen suç örgütü kurma, yönetme, örgüt üyeliği suçlamaları tipik birer çok failli toplu suçtur, çünkü fail sayısı yönüyle bakıldığında üç ve üçten fazladır. Bu durumda dar ve kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı aleyhine yorum yapıldığında, örgütü yönetmekle veya üyelikle suçlanan başka bir toplu suçla suçlanmayan şüpheli hakkında da yine CMK m.91/3’de öngörülen toplu suçlarda gözaltı süresi tatbik edilmelidir. Örgüt suçunun bir toplu suç olması, bu tür suçlarda delil toplama güçlüğü veya şüpheli sayısının çokluğu sebebiyle, şüphelinin ifade vermesi, gerek hakkında bilgi temini ve gerekse örgütün çözülmesi, eylem ve mensupları bakımından gerekli bilgilere ulaşılmasında, gözaltı süresinde CMK m.91/3’ün uygulanacağı söylenebilir.

Ancak tekrar belirtmek isteriz ki, gözaltı süreleri amacı dışında ve keyfi olarak sonuna kadar kullanılabilecek sürelerden değildir. Gözaltına alma tedbiri ve bu sırada geçecek süre, CMK m.91/1-2’ye göre kullanılmalıdır. Bir diğer görüş ise; kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı lehine yorumla yalnızca örgüt yöneticiliği veya üyeliği ile suçlanıp, örgütün amacı kapsamına faaliyet suçu veya suçlarıyla suçlanmayan, şüphelinin gözaltı süresinin CMK m.91/1’e göre hesaplanması gerektiğini savunmaktadır.

Burada mantık şudur; her ne kadar suç örgütü kurma, yönetme veya örgüt üyeliği suçu fail sayısı itibariyle toplu suç sayılsa da, ortada toplu olarak işlendiği iddia edilen başka bir suç yoksa bireysel suç sayılmalı ve gözaltına alma süresi yol süresi hariç 24 saati geçmemelidir. Belki niteliği ve belki de gözaltına alınma anının bireyselliği bakımından benimsenebilecek kişi lehine bu düşünce, gerek suçun üçten fazla kişi tarafından işlenmesi ve gerekse de örgütlü yapının karmaşıklığı ve çözüm güçlüğü nedeniyle, aynı anda değil de ayrı ayrı ve bireysel olarak gözaltına alınan suç örgütü yöneticiliği veya üyeliği iddialarında da gözaltı süresinin toplam 4 gün olarak uygulanması, ancak bu süresinin keyfi olarak ve amacı dışında kullanılmaması, CMK m.92 kapsamında gözaltı işlemlerinin denetiminin etkin şekilde yapılması, yine m.91/5’e göre kullanılacak itiraz yolunun da etkin şekilde kullanılması ile mümkündür. Ancak ülkemiz şartlarında gözaltı denetimi ve itirazın etkin yapılmasına dair düşünce bir temenniden öteye geçememektedir. Herkes kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına getirilen kısıtlama konusunda lehe ve aleyhe birçok gerekçe ortaya koymaktadır. Bizce doğru olan; Anayasanın, kanunun ve uluslararası sözleşmelerin somut olayın özellikleri ilişkin tatbiki ile mümkündür, gerekçesizlik en büyük sorun olarak gözükmektedir, oysa kişi hürriyetine sınırlama getiren her tedbirde gerekçeler her kişi tarafından ayrıca kararda gösterilmelidir.

“Gözaltı” başlıklı m.91/6-7’de “İfade alma ve sorguda yasak usuller” CMK m.148/5’de, gözaltına alma tedbiri ile ilgili çok önemli dört hükme yer verilmiştir. Bunlar;

1- Gözaltına alınan kişi, serbest bırakıldıktan sonra, ancak yeni ve yeterli delil elde edilmek ve cumhuriyet savcısının tekrar kararı ile yakalanabilir.

2- Gözaltına alınan kişi bırakılmazsa en geç bu sürelerin sonunda sulh ceza hakimi önünde sorguya çekilir ve sorguda müdafii hazır bulunur.

3- Müdafii hazır bulunmaksızın kollukça alınan ifade daha sonra şüpheli veya sanık tarafından mahkeme önünde kabul edilmedikçe hükme esas alınmaz.

4- Şüphelinin aynı olayla ilgili yeniden ifadesinin alınması gereği doğarsa bu işlem yalnızca cumhuriyet savcısı tarafından yapılabilir, aksi halde alınan ifade ve o ifadeden elde edilen deliller hukuka aykırı delil sayılır.

(Bu köşe yazısı, sayın Prof. Dr. Ersan ŞEN tarafından www.hukukihaber.net sitesinde yayınlanması için kaleme alınmıştır. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısının tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısının bir bölümü, aktif link verilerek kullanılabilir. Yazarı ve kaynağı gösterilmeden kısmen ya da tamamen yayınlanması şahsi haklara ve fikri haklara aykırılık teşkil eder.)

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.