banner697

Giriş

Anonim şirket, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu[1] madde 329 kapsamında, “sermayesi belirli ve paylara bölünmüş olan, borçlarından malvarlığıyla sorumlu bulunan şirket” olarak tanımlanmıştır. Yönetim kurulu, anonim şirket bünyesinde şirketin esas sözleşmesi ile atanan ya da şirket genel kurulu tarafından seçilen bir veya birden fazla kişiden oluşan bir organdır. 6102 sayılı kanunun madde 369 hükmü kapsamında, yönetim kurulu üyelerinin ve temsilci olarak atanmış olan yöneticilerin, özen ve bağlılık yükümlülüğü mevcuttur. YK üyelerinin, kanundan ve esas sözleşmeden doğan sorumluluklarını yerine getirirken kusurları ile şirkete ve üçüncü kişiler aleyhine herhangi bir zarara sebebiyet vermeleri halinde, sorumlulukları doğmakta olup, bu kapsamda söz konusu zararın tazmin edilmesi ile yükümlüdürler.

Anonim şirketin tüzel kişi sıfatını haiz olması sebebiyle, şirket tüzel kişiliği aleyhine cezai yaptırım uygulanmasının mümkün olup olmadığı hususu doktrinde tartışmalı olup, söz konusu hususta Türk Hukuk Sistemi kapsamında tüzel kişilerin cezai sorumluluğuna gidilmesi söz konusu değildir. Toplumsal düzenin sağlanması ve suç vasfının oluşumunun engellenmesi amacına hizmet etmesi açısından önemli bir olgu olmasına rağmen, ceza yasaları kapsamında tüzel kişilerin cezai sorumluluğu bulunmamaktadır[2]. Ceza hukuku kapsamında, tüzel kişilerin hak ve fiil ehliyetine sahip olmaları, suçun faili olmaları ve cezai sorumlulukları açısından gereken kusur ve eylem kabiliyetini haiz oldukları sonucunu doğurmamaktadır[3]. Tüzel kişilerin cezai sorumluluğunun kabul edildiği ülkeler İngiltere, Fransa ve İsviçre olmakla, Almanya ve İtalya’da tüzel kişilerin cezai sorumluluğuna yönelik idari para cezası uygulanmaktadır[4]. Türk Ceza Hukuku kapsamında tüzel kişiler aleyhine uygulanacak olan idari ceza hukuku araçları Almanya hukuk sisteminden etkilenerek düzenlenmiştir[5]. T.C. Anayasası’nın 38. Madde hükmü kapsamında, ceza sorumluluğunun şahsiliği ilkesi düzenlenmekte olup, 5237 sayılı TCK’nın 20/2. Madde hükmü gereğince, tüzel kişiler aleyhine cezai yaptırımının uygulanamayacağı hükme bağlanmıştır. İlgili kanun kapsamında, tüzel kişiler aleyhine güvenlik tedbirlerinin uygulanması öngörülmüş olup, söz konusu husus TCK m. 60[6] kapsamında hükme bağlanmıştır. İlgili hüküm kapsamında, tüzel kişiler aleyhine uygulanabilecek güvenlik tedbirleri, iznin iptali ve müsaderedir. Ayrıca, 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 43/A bendi[7] uyarınca tüzel kişiler aleyhine idari para cezasının uygulanabileceği hususu hükme bağlanmıştır. Tüzel kişiler aleyhine söz konusu güvenlik tedbirlerine hükmedilebilmesinin ön koşulu, kasti olarak işlenmiş bir suçun varlığıdır[8].

Anonim şirketin tüzel kişilik sıfatını haiz olması hasebiyle, cezai sorumluluğa sahip olmamasından ötürü şirketin yönetim faaliyetini yürütmekte olan yönetim kurulu üyelerinin cezai sorumluluğuna gidilmekte olup, söz konusu sorumluluk hallerine yönelik cezai yaptırımlar 6102 sayılı TTK, 5237 sayılı TCK, 2004 sayılı İcra İflas Kanunu, 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’nun yanı sıra bazı özel düzenleyici ve denetleyici kurum kanunlarında da yer almaktadır[9].

1. TTK Kapsamında Cezai Sorumluluk Halleri

Türk ceza hukuku sisteminin en önemli ilkelerinden olan suçta ve cezada kanunilik ilkesi gereğince, kanun kapsamında açık bir şekilde suç ve ceza öngörülmeyen haller açısından ticari teamüller ile cezai sorumluluk hallerinin ve yaptırımlarının düzenlenmesi söz konusu değildir[10].

6102 sayılı TTK kapsamında ticari şirket yöneticileri, gerçek ve tüzel kişi tacirler aleyhine düzenlenmiş çeşitli cezai sorumluluk halleri ve bu haller için öngörülen cezai yaptırımlar söz konusudur[11]. İlgili kanun kapsamında 30.12.2012 tarihli 6335 sayılı kanun kapsamında yapılan değişiklikler ile, bazı cezai hükümler değiştirilmiş, bazıları ise kaldırılmıştır[12]. 6335 sayılı kanunun 39/b (1). Madde hükmü kapsamında, 6102 sayılı kanunun 563. Maddesinde düzenlenmiş olan “suçların re’sen takip edileceğine dair” hüküm kaldırılmış olmasına rağmen, günümüzde söz konusu suçların re’sen takip uygulamasının devam etmesi söz konusudur[13].

6102 sayılı TTK kapsamında anonim şirket yöneticilerinin tüm ticari şirketler ve tacirlere yönelik düzenlenen cezai sorumluluk hallerinin yanı sıra, ilgili kanunun 562. Maddesinde[14] düzenlenen suçlar ve cezalar açısından da cezai sorumlulukları mevcuttur. TTK 562. Madde hükmü ve diğer cezai yaptırım içeren hükümler kapsamında tüm tacirler için öngörülen cezai hallerin ve yaptırımların, şirketin yönetim faaliyetini yürüten üyeleri açısından geçerli olduğu göz önünde bulundurulduğunda, kanunda bahsi geçen suçlar açısından anonim şirket yöneticilerinin bu suçların faili olabilmeleri sonucu doğurmaktadır[15].

TTK kapsamında düzenlenen suçlara yönelik uygulanacak cezai yaptırımlar, idari para cezası, adli para cezaları ve hapis cezaları şeklinde düzenlenmiştir. İlgili kanun kapsamında düzenlenen idari para cezaları, 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nda yer alan genel hükümler kapsamında düzenlenmekle birlikte, TTK m. 562/14. Fıkrası[16] kapsamında idari para cezalarına yönelik tekerrüre ilişkin hükme yer verilmiştir[17]. TTK kapsamında yer alan para cezalarına yönelik artırımlar, her sene T.C. Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından belirlenen yeniden değerleme oranı tutarında artırılarak uygulanmaktadır[18]. Kanun kapsamında düzenlenen hapis cezaları açısından bir değerlendirme yapılacak olursa, süreli hapis cezası ve seçimlik yaptırım olarak hapis cezası veya adli para cezası öngörülen cezai sorumluluk hallerinin mevcut olduğu söylenebilir[19].

Anonim şirket yöneticilerinin TTK 562. Maddede yer alan suçlardan herhangi birini işlemesi halinde, görevli mahkeme asliye ceza mahkemesi olmakla birlikte, yetkili mahkeme şirket yöneticilerinin suçu işlediği yer mahkemesidir[20].

Çalışmamızın bu bölümünde 6102 sayılı TTK kapsamında anonim şirket yöneticilerine yönelik cezai sorumluluk halleri ve müeyyideleri incelenecektir.

1. Tescil Edilmesi Zorunlu Hususlar Açısından Öngörülen Cezai Sorumluluk

TTK madde 33[21] kapsamında, şirket tarafından tescili zorunlu hususların kanunda öngörülen şekilde ve süresinde yapılmamış olması ya da tescil edilmesi gereken hususların gerçeğe aykırı[22], yanıltıcı ve kamu düzenine aykırı olması halinde, sicil müdürlüğü tarafından belirlenen süre içerisinde söz konusu tescil sorumluluğun yerine getirilmemesi halinde sicil müdürlüğünün talebi doğrultusunda, idari para cezası yaptırımı uygulanmaktadır. ÇALIŞKAN ve ÖMÜR tarafından belirtildiği üzere, tescili zorunlu hususlar yalnızca TTK kapsamında yer almamakla birlikte[23], Ticaret Sicil Yönetmeliği madde 29 hükmü kapsamında da tescili zorunlu hususlarda yapılacak değişikliklerin de tescil edilmesi zorunludur.

2. Ticaret Unvanı Açısından Öngörülen Cezai Sorumluluk

TTK madde 51[24] hükmü kapsamında, ticaret unvanının tescil edilmesi zorunluluğu mevcut olmakla birlikte bu husus kamu düzenindendir. TTK madde 39 hükmü gereğince, her tacirin ticaret unvanı kullanma zorunluluğu olmakla, ticaret unvanı bulunmayan ve söz konusu ticaret unvanının diğer herhangi bir ticaret unvanından ayırt edilmesi amacıyla gereken hallerde ekleme yapılmaması durumunda (TTK m. 45), idari para cezası yaptırımı uygulanmaktadır. Öte yandan, TTK 46. Maddede yer alan ticaret unvanına yapılacak ekler açısından hükmü ihlal edenlerin ve ticaret unvanının devrine ilişkin TTK madde 49 hükmünde öngörülen hususları ihlal edenler aleyhine de süreli hapis cezası veya adli para cezası yaptırımı uygulanmaktadır. KATOĞLU’na göre, TTK 46. Madde kapsamında belirtilen kamu düzenine aykırı olmama şartı açısından söz konusu maddenin sınırları belirsiz olmakla, söz konusu hususun cezai yaptırıma tabi tutulması kanunilik ilkesine aykırılık teşkil etmektedir[25]. Kanımızca da ticaret unvanına yapılacak eklemelerin kamu düzenine hangi şartlar altında aykırı olacağının tespiti sübjektif esaslara dayanmakta olup, bu durumda söz konusu hususa yönelik cezai müeyyide uygulanması kanuna aykırılık teşkil etmektedir.

3. Haksız Rekabet Açısından Öngörülen Cezai Sorumluluk

TTK madde 62 hükmü[26] kapsamında, dürüstlük kuralına aykırı davranışlarda bulunan ve haksız rekabet hallerinden[27] birini kasti olarak işleyenler ve madde hükmünde bahsi geçen diğer hallerden birini gerçekleştiren tacirler hakkında işlenen suçun daha ağır ceza verilmesini gerektirmemesi koşuluyla, hukuki sorumluluk davası açma hakkını haiz kişilerin şikâyet etmesi durumunda iki yıla kadar hapis cezası veya adli para cezasına hükmedilmektedir.

Bahsi geçen suçların tüzel kişi olan anonim şirket tüzel kişiliğinin faaliyeti sırasında işlenmesi durumunda, TTK madde 63 hükmü gereğince, anonim şirket adına hareket eden veya hareket etmesi gereken organ üyelerinin cezai sorumluluğuna gidilmekle, şirket tüzel kişiliği aleyhine de güvenlik tedbirine hükmedilebilmektedir.

4. Ticari Defter Tutma Yükümlülüğü Açısından Cezai Sorumluluk

TTK madde 562 hükmünün 1. Fıkrasının a bendi gereğince öngörülen cezai sorumluluk hali, TTK 64. Madde[28] hükmünün birinci fıkrasının ikinci veya üçüncü cümlesinde yer alan sorumlulukların ihlali durumunda söz konusu olmaktadır. İlgili kanun hükmü kapsamında, ticari defterlerin usule aykırı bir şekilde düzenlenmesi ya da işletme faaliyetleri hususunda eksik bilgiler içermesi halinde, idari para cezası yaptırımı uygulanmaktadır. Öte yandan TTK 562. Maddenin 1. Fıkrasının b bendi uyarınca, 64. Madde hükmünün ikinci fıkrasında[29] belirtilen belgelerin kopyasının sağlanmaması[30], 64. Maddenin üçüncü fıkrası[31] kapsamında gereken onayların yaptırılmaması, 65. Maddede belirtilen defter tutulmasına yönelik usul ve esaslara aykırı şekilde defterlerin tutulmaması, 66. Madde kapsamında usule aykırı envanter çıkarılması[32] ve 86. Madde kapsamında görüntü ve veri taşıyıcı belgelerin ibrazının yapılmaması halinde de dört bin TL idari para cezası uygulanmaktadır.

5. Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu Yetkisine Ayrılık Halinde Öngörülen Cezai Sorumluluk

TTK madde 562/2. Fıkra hükmü kapsamında, TTK 88. madde[33] hükmüne aykırı hareket edenler aleyhine dört bin TL idari para cezası uygulanmaktadır. ALTAŞ’a göre ilgili madde hükmünde öngörülen cezai yaptırım, düzenleyici ve denetleyici kurum ve kuruluşlar tarafından belirlenen kendilerine özgü standartların Türkiye Muhasebe Standartlarına aykırılık teşkil etmesi halinde de uygulanabilmesi mümkündür[34]. Dolayısıyla, ÇALIŞKAN ve ÖMÜR tarafından da belirtildiği üzere, SPK ve BDDK gibi düzenleme ve denetleme yetkisine sahip kurum ve kuruluşların Türkiye Muhasebe Standartlarına uygun şekilde düzenleme yapmaları gerekmektedir[35].

6. Bağlı ve Hakim Şirket Raporları Açısından Öngörülen Cezai Sorumluluk​​​​​​​

TTK madde 562/3. Fıkra hükmünde, 199/1. madde[36] ve 199/3. madde[37] hükümlerine aykırı hareket edilmesi halinde iki yüz günden az olmamak üzere, adli para cezası uygulanacağı hükme bağlanmıştır. Söz konusu madde hükümlerinde bahsi geçen yükümlülükleri ihlal eden ve dolayısıyla suçun faili konumunda olan kişilerin bağlı şirketin yönetim kurulu üyeleri ve hakim şirketin yönetim kurulu başkanı olması muhtemeldir[38]. İlgili madde hükmünde yer alan daha önceden yer alan hapis cezası müeyyidesi 6335 sayılı kanun ile değiştirilmiş olup, adli para cezasının uygulanması öngörülmüştür[39].

7. Denetim Faaliyetinde Bulanan Şahıslara Ticari Defter ve Belgelerin Teslim Edilmemesi Halinde Cezai Sorumluluk​​​​​​​

TTK madde 562/4. Fıkrası[40] kapsamında, ticari defterlerin ve şirkete ait belgelerin 210. Madde hükmü kapsamında denetime yetkili kişilere ibraz edilmemesi halinde cezai müeyyide olarak, adli para cezası uygulanacağı hükme bağlanmıştır.

8. TTK 562/5. Madde Hükmü Kapsamında Cezai Sorumluluk​​​​​​​

TTK 562/5. madde[41] hükmü kapsamında, TTK madde 358 hükmü kapsamında pay sahiplerinin şirkete borçlanma yasağına rağmen pay sahiplerine ya da TTK madde 395 kapsamında pay sahibi olmayan yönetim kurulu üyelerine borç verilmesi, kefalet, garanti veya teminat verilmesi, bu kişilere sorumluluk yüklenmesi, borçlarının devralınması yasaklanmış olup, bu yükümlülüklerin ihlali halinde, adli para cezası müeyyidesine hükmedilmektedir. Anılan madde hükmü, eksik ceza normu olmamakla, emir, yasak ve müeyyide madde hükmünde belirtilmiştir[42]. İlgili kanun hükmü kapsamında, borç verme yetkisini haiz olmayan kişilerin söz konusu ihlal eylemini gerçekleştirmeleri durumunda suçun faili olmaları söz konusu değildir[43].

TTK 358. Madde hükmü kapsamında bahsi geçen koşulların şirket ortağı tarafından sağlanmamasına rağmen, yönetim kurulunca borç verilmesi halinde başkası adına zilyet konumunda olan yönetim kurulunun zilyetliğin devrinin amacı dışında tasarrufta bulunması anlamına gelmektedir[44]. TTK kapsamında yer alan bu düzenlemenin şirkete borçlanmış olan pay sahipleri aleyhine cezai yaptırım içermesi durumuna çözüm olarak, 1.7.2012 tarihinden önce şirkete borçlanan pay sahiplerinin 1.7.2015 tarihine kadar nakdi ödeme gerçekleştirmek suretiyle tasfiye etme yükümlülüğünden kurtulmaları öngörülmüştür[45]. Öte yandan, TTK 395/2 kapsamında yapılan değişiklik ile, pay sahibi olmayan yönetim kurulu üyeleri ve yönetim kurulu üyelerinin pay sahibi olmayan TTK 393. Madde hükmünde belirtilen yakınlarına karşı borçlanma yasağı getirilmiş olup[46], söz konusu suç kapsamında belirtilmeyen kişilerin şirkete borçlanmaları halinde, ilgili suçun faili olarak nitelendirilmeleri söz konusu değildir[47].

9. Ticari Defterlerin Mevcut Olmaması veya Kayıt İçermemesine Yönelik Cezai Sorumluluk​​​​​​​

TTK madde 562/6. Madde hükmü[48] gereğince, 64. Madde hükmünde belirtilen ticari defterlerin mevcut olmaması veya kayıt içermemesi durumunda, süreli hapis cezası müeyyidesi uygulanmaktadır. İlgili kanun hükmü kapsamında, elektronik olarak tutulması öngörülen defterler de söz konusu müeyyideye tabiidir[49]. Ayrıca, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu kapsamında da defter tutma yükümlülüğünün ihlal edilmesi halinde idari para cezası yaptırımı uygulanmakta olup, 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 15/3. Madde hükmü kapsamında bahse konu suça yönelik TTK hükmünün uygulanması söz konusudur[50]. KATOĞLU tarafından belirtildiği üzere, TTK 562/6. Madde hükmünde ticari defterlerde oldukça az bir kayda yer verilmesi durumunda, söz konusu cezai müeyyidenin uygulanması mümkün olmayacaktır[51].

10. Sır Saklama Yükümlülüğü Açısından Cezai Sorumluluk​​​​​​​

TTK 562/7. Fıkra[52] hükmü kapsamında TTK madde 527’de öngörülen sır saklama yükümlülüğünü ihlal edenler aleyhine, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 239. Maddesi gereğince, ticari sır, bankacılık sırrı veya müşteri sırrı niteliğindeki bilgi veya belgelerin açıklanması suçu kapsamında bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasına ek olarak beş bin güne kadar adli para cezası müeyyidesi öngörülmüştür. Söz konusu suça yönelik soruşturma ve kovuşturma yapılması şikâyete tabi olmakla, bahse konu belgeleri hukuk dışı yollardan edinen şahıslar aleyhine de ilgili müeyyidenin uygulanması söz konusudur[53]. Bu hususta cezai sorumluluğun yanı sıra, yönetim kurulu üyelerinin anonim şirketin doğrudan uğradığı zararın tazmini hususunda hukuki sorumluluğu da mevcuttur[54].

11. Belgelerin ve Beyanların Kanuna Aykırı Olması Durumunda Cezai Sorumluluk​​​​​​​

TTK madde 562/8. fıkra[55] hükmü kapsamında, TTK madde 549[56] hükmünde belirtilen belgelerin ve beyanların kanuna aykırı olması durumunda süreli hapis cezası müeyyidesi uygulanmaktadır. TTK m. 549 kapsamında öngörülen sorumluluk hukuki sorumluluk olmakla[57] birlikte, bahsi geçen belgeleri düzenleyenlerin ve beyanda bulunanlar açısından kusurun varlığı aranmaz[58].

12. Sermaye Hakkında Yanlış Bilgi Verilmesine Yönelik Cezai Sorumluluk​​​​​​​

TTK 562/9. Fıkra kapsamında, 550. madde[59] hükmünde öngörülen sermaye hakkında yanlış beyanlarda bulunulması ve sermaye taahhüdünde bulunanların ödeme yeterliliği mevcut olmamasına rağmen onay verenler aleyhine, üç aydan iki yıla kadar hapis cezası veya adli para cezası müeyyidesi öngörülmüştür. Söz konusu müeyyide, anonim şirkete hâkim olan sermayenin korunması ilkesi[60] kapsamında uygulanmaktadır. SAYMAN tarafından da belirtildiği üzere, hükmün amacı, şirkete ait esas sermayenin korunması ile pay sahiplerinin ve alacaklarının da menfaatinin gözetilmesidir[61].

13. Değer Biçilmesinde Yolsuzluğa Yönelik Cezai Sorumluluk​​​​​​​

TTK 562/10. Fıkra hükmü kapsamında, TTK madde 551[62] hükmünde öngörülen ayni sermayeye değer biçilmesinde yolsuzluk yapılması durumunda, doksan günden az olmamak üzere adli para cezası müeyyidesi öngörülmüştür. ALTAŞ tarafından belirtildiği üzere, bahse konu yolsuzluğa ilişkin eylemler hem hukuki hem de cezai sorumluluğa tabidir[63]. TTK 551. Madde hükmünde bahsi geçen haller tahdidi olmamakla birlikte, 562/10. Fıkra hükmünde yer almamasına rağmen, KATOĞLU’na göre 551. Maddede belirtilen “başka bir şekilde yolsuzluk yapılması” ibaresi, cezai sorumluluk açısından net olmayan bir hükümdür. Kanımızca da suçta ve cezada kanunilik ilkesi açısından söz konusu hüküm aykırılık teşkil etmektedir.

14. Halktan Para Toplanması Hususunda Cezai Sorumluluk

TTK 562/11. Fıkra hükmü kapsamında, TTK madde 552[64] hükmünde öngörülen halktan para toplama yasağına aykırılık halinde, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası müeyyidesi öngörülmüştür. Dolayısıyla, 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu kapsamında halktan para toplanmasına yönelik yer alan koşulların yerine getirilmeyerek para toplama faaliyetini yürüten kişiler hakkında hapis cezası uygulanmaktadır[65]. DOĞRUSÖZ KOŞUT tarafından belirtildiği üzere, Sermaye Piyasası Kurulu’ndan izin alınmayarak halktan para toplayan kişiler, söz konusu durum hakkında bilgi sahibi olan kurumlar, anonim şirket YK üyeleri ve girişimcilerin toplanan meblağı Kurul tarafından belirlenen bankaya yatırılması hususunda müteselsil sorumluluğa sahiptirler[66].

15. İnternet Sitesi Oluşturulmaması Hususunda Cezai Sorumluluk​​​​​​​

TTK 562/12. Fıkra[67] hükmü kapsamında, TTK madde 1524 hükmünde öngörülen internet sitesi oluşturulması zorunluluğuna aykırı hareket eden YK üyeleri aleyhine yüz günden üç yüz güne kadar adli para cezası müeyyidesi uygulanmakla, internet sitesinde bulundurulması zorunlu hususların[68] usule aykırı bir şekilde konulmaması halinde ise yüz güne kadar adli para cezası müeyyidesi öngörülmüştür. İlgili kanun hükmünde, suçun faili olarak yönetim kurulu üyeleri belirtilmiş olup, madde kapsamında belirtilen internet sitesi bulundurma zorunluluğunu yerine getirmeyen YK üyelerinin cezai sorumlulukları mevcuttur[69].

-------------------

[1] RG, 13.1.2011, 27846.

[2] Yasin Aslan, Türk Hukukunda Tüzel Kişilerin Ceza Sorumluluğu, Ankara Barosu Dergisi, 2, 2010, ss. 244, https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/397696, (ET. 16.12.2021); Tuğrul Katoğlu, Yeni Türk Ticaret Kanunu’na Göre Anonim ve Limited Şirket Yöneticilerinin Ceza Sorumluluğu, Banka Hukuk Dergisi, 5, 2013, ss. 16, http://repository.bilkent.edu.tr/bitstream/handle/11693/49027/Yeni_T%C3%BCrk_Ticaret_kanunu%27na_g%C3%B6re_anonim_ve_limited_%C5%9Firket_yoneticilerinin_ceza_sorumlulu%C4%9Fu.pdf?sequence=1&isAllowed=y, (ET. 16.12.2021)

[3] Aslan, a.g.e., ss. 244

[4] Nur Centel, Ceza Hukukunda Tüzel Kişilerin Sorumluluğu- Şirketler Hakkında Yaptırım Uygulanması, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 65, 4, 2016, ss. 3316, https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/621810, (ET. 11.12.2021)

[5] Devrim Aydın, Tüzel Kişilerin Ceza Sorumluluğu Tartışmaları, Uyuşmazlık Mahkemesi Dergisi, 10, 2017, ss. 107, https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/394221, (ET. 11.12.2021)

[6] 5237 sayılı kanun m. 60: “Bir kamu kurumunun verdiği izne dayalı olarak faaliyette bulunan özel hukuk tüzel kişisinin organ veya temsilcilerinin iştirakiyle ve bu iznin verdiği yetkinin kötüye kullanılması suretiyle tüzel kişi yararına işlenen kasıtlı suçlardan mahkûmiyet halinde, iznin iptaline karar verilir.

(2) Müsadere hükümleri, yararına işlenen suçlarda özel hukuk tüzel kişileri hakkında da uygulanır.

(3) Yukarıdaki fıkralar hükümlerinin uygulanmasının işlenen fiile nazaran daha ağır sonuçlar ortaya çıkarabileceği durumlarda, hakim bu tedbirlere hükmetmeyebilir.

(4) Bu madde hükümleri kanunun ayrıca belirttiği hallerde uygulanır.”

[7] 5326 sayılı kanun m. 43/A: “(Ek: 26/6/2009-5918/9 md.)

(1) Daha ağır idarî para cezasını gerektiren bir kabahat oluşturmadığı hallerde, bir özel

hukuk tüzel kişisinin organ veya temsilcisi ya da organ veya temsilci olmamakla birlikte bu tüzel

kişinin faaliyeti çerçevesinde görev üstlenen bir kişi tarafından;

a) 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun;

1) 157 nci ve 158 inci maddelerinde tanımlanan dolandırıcılık suçunun,

2) (Ek:27/12/2020-7262/19 md.) 188 inci maddesinde tanımlanan uyuşturucu veya

uyarıcı madde imal ve ticareti suçunun,

3) 235 inci maddesinde tanımlanan ihaleye fesat karıştırma suçunun,

4) 236 ncı maddesinde tanımlanan edimin ifasına fesat karıştırma suçunun,

5) 252 nci maddesinde tanımlanan rüşvet suçunun,

6) 282 nci maddesinde tanımlanan suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama

suçunun,

b) 19/10/2005 tarihli ve 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 160 ıncı maddesinde

tanımlanan zimmet suçunun,

c) 21/3/2007 tarihli ve 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanununda tanımlanan

kaçakçılık suçlarının,

ç) 4/12/2003 tarihli ve 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanununun Ek 5 inci maddesinde

tanımlanan suçun,

d) (Değişik:27/12/2020-7262/19 md.) 7/2/2013 tarihli ve 6415 sayılı Terörizmin

Finansmanının Önlenmesi Hakkında Kanunun 4 üncü maddesinde tanımlanan terörizmin

finansmanı suçunun,

tüzel kişinin yararına olarak işlenmesi halinde, ayrıca bu tüzel kişiye onbin Türk

Lirasından elli milyon Türk Lirasına kadar idarî para cezası verilir. (Ek cümle:27/12/2020-

7262/19 md.) Ancak idari para cezası, işleme veya eyleme konu menfaatin iki katından az olamaz.”

[8] Centel, a.g.e., ss. 3317

[9] Rahmi Can Ömür, Merdan Çalışkan, Anonim Şirketlerde Yönetim Kurulu, Adalet Yayınevi, Ankara, 2020, ss. 186

[10] Emrullah Kervankıran, “Türk Ticaret Kanunu’nda Düzenlenen Suçlar ve Kabahatler ile Bunlar İçin Öngörülen Cezai Yaptırımların Hukuki Niteliği- I”, İstanbul Medeniyet Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 6, 10, 2021, ss. 178, https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/2005698, (ET. 10.12.2021)

[11] Kervankıran, a.g.e., ss. 181

[12] Soner Altaş, Uygulamalı Anonim Şirketler Hukuku (Güncellenmiş ve Gözden Geçirilmiş 2. Baskı), Seçkin Yayıncılık, Ankara, 2021, ss. 500; Çalışkan, Ömür, a.g.e., ss. 186

[13] Ender Dedeağaç, Oğuzhan Sapan, Anonim Şirketlerde Yönetim Kurulu ve Sorumluluğu, Ankara Barosu Yayınları, Ankara, 2013, ss. 103

[14] Kervankıran tarafından da belirtildiği üzere söz konusu maddede düzenlenen cezai müeyyidelerin amacının “kanunun temel felsefesini oluşturan şeffaflığın sağlanması ve kamunun aydınlatılması, şirket malvarlığının korunması, sermaye şirketlerinde kurumsallaşmayı sağlama, şirketler topluluğu düzeninin kurulması ile Kanunun öngörmüş olduğu yeni düzenin uygulanması, korunması ve kötüye kullanımının engellenmesine yönelik olduğu söylenebilir.”

[15] Katoğlu, a.g.e., ss. 18

[16] TTK m. 562/14: “Bu Kanunda tanımlanan kabahatlerden birinin idari yaptırım kararı verilinceye kadar birden çok işlenmesi hâlinde, ilgili gerçek veya tüzel kişiye bir idari para cezası verilir ve ilgili hükme göre verilecek ceza iki kat artırılır. Ancak, bu kabahatin işlenmesi suretiyle bir menfaat temin edilmesi veya zarara sebebiyet verilmesi hâlinde verilecek idari para cezasının miktarı bu menfaat veya zararın üç katından az olamaz.”

[17] Çalışkan, Ömür, a.g.e., ss. 187

[18] Altaş, Uygulamalı Anonim Şirketler Hukuku, ss. 511

[19] Kervankıran, a.g.e., ss. 183

[20] Kervankıran, a.g.e., ss. 196

[21] TTK m. 33: “(1) Tescili zorunlu olup da kanuni şekilde ve süresi içinde tescili istenmemiş olan veya 32 nci maddenin üçüncü fıkrasındaki şartlara uymayan bir hususu haber alan sicil müdürü, ilgilileri, belirleyeceği uygun bir süre içinde kanuni zorunluluklarını yerine getirmeye veya o hususun tescilini gerektiren sebeplerin bulunmadığını ispat etmeye çağırır.

(2) (Değişik: 26/6/2012-6335/4 md.) Sicil müdürünce verilen süre içinde tescil isteminde bulunmayan ve kaçınma sebeplerini de bildirmeyen kişi, sicil müdürünün teklifi üzerine mahallin en büyük mülki amiri tarafından bin Türk Lirası idari para cezasıyla cezalandırılır.

(3) Süresi içinde kaçınma sebepleri bildirildiği takdirde, sicilin bulunduğu yerde ticari davalara bakmakla görevli asliye ticaret mahkemesi, dosya üzerinde inceleme yaparak tescili gerekli olan bir hususun bulunduğu sonucuna varırsa, bunun tescilini sicil müdürüne emreder, aksi takdirde tescil istemini reddeder. Süresi içinde tescil isteminde bulunmayan veya kaçınma sebeplerini bildirmeyen kişinin ikinci fıkradaki cezayla cezalandırılması bu fıkra hükmünün uygulanmasına engel oluşturmaz.”

[22] Kötü niyetle gerçeğe aykırı tescilde bulunanlar hususunda TTK madde 38 hükmü kapsamında ayrıca idari para cezası öngörülmüştür. Gerçeğe aykırı tescil sebebiyle üçüncü kişiler aleyhine herhangi bir zarara sebebiyet verilmesi halinde, zarara uğrayanların tazminat hakları mevcuttur.

[23] Tescili zorunlu hususlar hakkında ayrıntılı bilgi için bkz. Çalışkan, Ömür, a.g.e., ss. 188 vd.

[24] TTK m. 51: (1) “Bütün mahkemeler, memurlar, ticaret ve sanayi odaları, noterler ve Türk Patent Enstitüsü görevlerini yaparlarken bir ticaret unvanının tescil edilmediğini, kanun hükümlerine aykırı olarak tescil edildiğini veya kullanıldığını öğrenirlerse durumu yetkili makamlara bildirmek zorundadırlar.”

(2) (Değişik: 26/6/2012-6335/7 md.) 39 ilâ 45 inci veya 48 inci maddeleri ihlal edenler, ikibin Türk Lirası idari para cezasıyla cezalandırılır.

(3) (Ek: 26/6/2012-6335/7 md.) 46 ncı maddeyi ihlal edenler veya 49 uncu maddeye aykırı olarak ticaret unvanını devredenlerle devralan ve kullananlar, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezasıyla cezalandırılır.”

[25] Katoğlu, a.g.e., ss. 37

[26] TTK m. 62: “(1)

a) 55 inci maddede yazılı haksız rekabet fiillerinden birini kasten işleyenler,

b) Kendi icap ve tekliflerinin rakiplerininkine tercih edilmesi için kişisel durumu, ürünleri, iş ürünleri, ticari faaliyeti ve işleri hakkında kasten yanlış veya yanıltıcı bilgi verenler,

c) Çalışanları, vekilleri veya diğer yardımcı kimseleri, çalıştıranın veya müvekkillerinin üretim veya ticaret sırlarını ele geçirmelerini sağlamak için aldatanlar,

d) Çalıştıranlar veya müvekkillerden, işçilerinin veya çalışanlarının ya da vekillerinin, işlerini gördükleri sırada cezayı gerektiren bir haksız rekabet fiilini işlediklerini öğrenip de bu fiili önlemeyenler veya gerçeğe aykırı beyanları düzeltmeyenler, fiil daha ağır cezayı gerektiren başka bir suç oluşturmadığı takdirde, 56 ncı madde gereğince hukuk davasını açma hakkını haiz bulunanlardan birinin şikâyeti üzerine, her bir bent kapsamına giren fiiller dolayısıyla iki yıla kadar hapis veya adli para cezasıyla cezalandırılırlar.”

[27] Haksız rekabet halleri için ayrıntılı bilgi için bkz. Çalışkan, Ömür, a.g.e., ss. 196 vd.

[28] TTK m. 64/1: “Her tacir, ticari defterleri tutmak ve defterlerinde, ticari işlemleriyle ticari işletmesinin iktisadi ve mali durumunu, borç ve alacak ilişkilerini ve her hesap dönemi içinde elde edilen neticeleri, bu Kanuna göre açıkça görülebilir bir şekilde ortaya koymak zorundadır. Defterler, üçüncü kişi uzmanlara, makul bir süre içinde yapacakları incelemede işletmenin faaliyetleri ve finansal durumu hakkında fikir verebilecek şekilde tutulur. İşletme faaliyetlerinin oluşumu ve gelişmesi defterlerden izlenebilmelidir.”

[29] TTK m. 64/2: “Tacir, işletmesiyle ilgili olarak gönderilmiş bulunan her türlü belgenin, fotokopi, karbonlu kopya, mikrofiş, bilgisayar kaydı veya benzer şekildeki bir kopyasını, yazılı, görsel veya elektronik ortamda saklamakla yükümlüdür.”

[30] ALTAŞ’a göre, TTK 562/1 (b) bendi kapsamında “sağlanmaması” olarak yazılmış olan kelimenin “saklanmaması” olması gerekmekte olup, ilgili bentte gönderme yapılan 64. Maddenin 2. Fıkrasında söz konusu ticari belgelerin kopyalarının saklanması hususuna değinildiğinden, kanun maddesinde sehven yazılan yanlışın düzeltilmesi gerekmektedir, Uygulamalı Anonim Şirketler Hukuku, ss. 505

[31] TTK m. 64/3: Fiziki ortamda tutulan yevmiye defteri, defteri kebir ve envanter defteri ile dördüncü fıkrada sayılan defterlerin açılış onayları, kuruluş sırasında ve kullanılmaya başlanmadan önce noter tarafından yapılır. Bu defterlerin izleyen faaliyet dönemlerindeki açılış onayları, defterlerin kullanılacağı faaliyet döneminin ilk ayından önceki ayın sonuna kadar notere yaptırılır. Pay defteri ile genel kurul toplantı ve müzakere defteri yeterli yaprakları bulunmak kaydıyla izleyen faaliyet dönemlerinde de açılış onayı yaptırılmaksızın kullanılmaya devam edilebilir. (Değişik dördüncü cümle: 28/3/2013-6455/78 md.) Yevmiye defterinin kapanış onayı, izleyen faaliyet döneminin altıncı ayının sonuna kadar, yönetim kurulu karar defterinin kapanış onayı ise izleyen faaliyet döneminin birinci ayının sonuna kadar notere yaptırılır. Ticaret şirketlerinin ticaret siciline tescili sırasında defterlerin açılışı ticaret sicili müdürlükleri tarafından da onaylanabilir. Açılış onayının noter tarafından yapıldığı hâllerde noter, ticaret sicili tasdiknamesini aramak zorundadır. Ticari defterlerin elektronik ortamda tutulması hâlinde bu defterlerin açılışlarında ve yevmiye defteri ile yönetim kurulu karar defterinin kapanışında noter onayı aranmaz. Fiziki ortamda veya elektronik ortamda tutulan ticari defterlerin nasıl tutulacağı, defterlere kayıt zamanı, onay yenileme ile açılış ve kapanış onaylarının şekli ve esasları Gümrük ve Ticaret Bakanlığı ile Maliye Bakanlığınca müştereken çıkarılan tebliğle belirlenir.”

[32] 6335 sayılı kanun ile TTK 562/1 (e) bendi “66. Maddesindeki usule aykırı olarak envanter çıkaranlar” şeklinde değiştirilmiş olup, “hileli” ibaresi bentten çıkarılmış ve bu hükme aykırılık için öngörülen adli para cezası idari para cezasına dönüştürülmüştür, söz konusu husus için bkz. Soner Altaş, Türk Ticaret Kanunu’na Göre Anonim Şirketler (Güncellenmiş ve Genişletilmiş 9. Baskı), Seçkin Yayıncılık, Ankara, 2019, ss. 950

[33] TTK m. 88: “(1) 64 ilâ 88 inci madde hükümlerine tabi gerçek ve tüzel kişiler münferit ve konsolide finansal tablolarını düzenlerken, Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu tarafından yayımlanan, Türkiye Muhasebe Standartlarına, kavramsal çerçevede yer alan muhasebe ilkelerine ve bunların ayrılmaz parçası olan yorumlara uymak ve bunları uygulamak zorundadır. 514 ilâ 528 inci maddeler ile bu Kanunun ilgili diğer hükümleri saklıdır.

(2) Bu düzenlemeler, uygulamada birliği sağlamak ve finansal tablolara milletlerarası pazarlarda geçerlilik kazandırmak amacıyla, uluslararası standartlara uyumlu olacak şekilde, yalnız Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu tarafından belirlenir ve yayımlanır.

(3) Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu, değişik işletme büyüklükleri, sektörler ve kâr amacı gütmeyen kuruluşlar için özel ve istisnai standartlar koymaya ve farklı düzenlemeler yapmaya yetkilidir. Bu standart ve düzenlemeler, Türkiye Muhasebe Standartlarının cüz’ü addolunur.

(4) Kanunlarla, belirli alanları düzenlemek ve denetlemek üzere kurulmuş bulunan kurum ve kurullar, Türkiye

Muhasebe Standartlarına uygun olmak şartıyla, kendi alanları için geçerli olacak standartlar ile ilgili olarak ayrıntıya ilişkin sınırlı düzenlemeleri yapabilirler.

(5) Türkiye Muhasebe Standartlarında hüküm bulunmayan hâllerde, ilgili oldukları alan dikkate alınarak, dördüncü fıkrada belirtilen ayrıntıya ilişkin düzenleme, ilgili düzenlemede de hüküm bulunmadığı takdirde milletlerarası uygulamada genel kabul gören muhasebe ilkeleri uygulanır.”

[34] Altaş, Türk Ticaret Kanunu’na Göre Anonim Şirketler, ss. 954

[35] Çalışkan, Ömür, a.g.e., ss. 204

[36] TTK m. 199/1:Bağlı şirketin yönetim kurulu, faaliyet yılının ilk üç ayı içinde, şirketin hâkim ve bağlı şirketlerle ilişkileri hakkında bir rapor düzenler. Raporda, şirketin geçmiş faaliyet yılında hâkim şirketle, hâkim şirkete bağlı bir şirketle, hâkim şirketin yönlendirmesiyle onun ya da ona bağlı bir şirketin yararına yaptığı tüm hukuki işlemlerin ve geçmiş faaliyet yılında hâkim şirketin ya da ona bağlı bir şirketin yararına alınan veya alınmasından kaçınılan tüm diğer önlemlerin açıklaması yapılır. Hukuki işlemlerde edimler ve karşı edimler, önlemlerde, önlemin sebebi ve şirket yönünden yarar ve zararları belirtilir. Zarar denkleştirilmişse, bunun faaliyet yılı içinde fiilen nasıl gerçekleştiği veya şirketin sağladığı hangi menfaatlere ilişkin olarak bir istem hakkı tanındığı ayrıca bildirilir.”

[37] TTK m. 199/3: “Yönetim kurulu raporun sonunda şirketin, hukuki işlemin yapıldığı veya önlemin alındığı veya alınmasından kaçınıldığı anda kendilerince bilinen hâl ve şartlara göre, her bir hukuki işlemde uygun bir karşı edim sağlanıp sağlanmadığını ve alınan veya alınmasından kaçınılan önlemin şirketi zarara uğratıp uğratmadığını açıklar. Şirket zarara uğramışsa, yönetim kurulu ayrıca zararın denkleştirilip denkleştirilmediğini de belirtir. Bu açıklama sadece yıllık faaliyet raporunda yer alır.”

[38] Çalışkan, Ömür, a.g.e., ss. 205

[39] Katoğlu, a.g.e., ss. 22

[40] TTK m. 562/4: “Bu Kanun hükümlerine göre tutulmakla veya muhafaza edilmekle yükümlü olunan defter, kayıt ve belgeler ile bunlara ilişkin bilgileri, denetime tabi tutulan gerçek veya tüzel kişiye ait olup olmadığına bakılmaksızın, 210 uncu maddenin birinci fıkrasına göre denetime yetkili olanlarca istenmesine rağmen vermeyenler veya eksik verenler ya da bu denetim elemanlarının görevlerini yapmalarını engelleyenler, fiilleri daha ağır cezayı gerektiren başka bir suç oluşturmadığı takdirde üçyüz günden az olmamak üzere adli para cezasıyla cezalandırılır.”

[41] TTK m. 562/5: “Bu Kanunun;

a) 349 uncu maddesine aykırı beyanda bulunan kurucular,

b) 358 inci maddesine aykırı olarak pay sahiplerine borç verenler,

c) 395 inci maddesinin ikinci fıkrasının birinci veya ikinci cümlesi hükümlerini ihlal edenler,

üçyüz günden az olmamak üzere adli para cezasıyla cezalandırılır.”

[42] Katoğlu, a.g.e., ss. 23

[43] Serdar Hızır, Duygu Merki, Anonim Şirketlerde Borçlanma Yasağına Aykırılık Teşkil Eden Fiillerin Cezai Sonuçları, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 63, 4, 2014, ss. 784, https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/622634, (ET. 10.12.2021)

[44] Rasim Can Çakır, Anonim Şirket Yönetim Kurulu Üyelerinin Güveni Kötüye Kullanma Suçundan Doğan Sorumlulukları, Vedat Kitapçılık, İstanbul, 2016, ss. 66

[45] Altaş, Türk Ticaret Kanunu’na Göre Anonim Şirketler, ss. 959

[46] Hızır, Merki, a.g.e., ss. 783

[47] Hızır, Merki, a.g.e., ss. 8003

[48] TTK m. 562/6: “Ticari defterlerin mevcut olmaması veya hiçbir kayıt içermemesi yahut bu Kanuna uygun saklanmaması hâllerinde, sorumlular üçyüz günden az olmamak üzere adli para cezasıyla cezalandırılır.”

[49] Çalışkan, Ömür, a.g.e., ss. 208

[50] Çalışkan, Ömür, a.g.e., ss. 208

[51] Katoğlu, a.g.e., ss. 28

[52] TTK m. 562/7: “527 nci maddeye aykırı hareket edenler, Türk Ceza Kanununun 239 uncu maddesi hükümlerine göre cezalandırılır.”

[53] Katoğlu, a.g.e., ss. 28

[54] Çalışkan, Ömür, a.g.e., ss. 208

[55] TTK m. 562/8: “549 uncu maddede belirtilen belgeleri sahte olarak düzenleyenler ile ticari defterlere kasıtlı olarak gerçeğe aykırı kayıt yapanlar bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır.”

[56] TTK m. 549: “Şirketin kuruluşu, sermayesinin artırılması ve azaltılması ile birleşme, bölünme, tür değiştirme ve menkul kıymet çıkarma gibi işlemlerle ilgili belgelerin, izahnamelerin, taahhütlerin, beyanların ve garantilerin yanlış, hileli, sahte, gerçeğe aykırı olmasından, gerçeğin saklanmış bulunmasından ve diğer kanuna aykırılıklardan doğan zararlardan, belgeleri düzenleyenler veya beyanları yapanlar ile kusurlarının varlığı hâlinde bunlara katılanlar sorumludur.”

[57] Altaş, Türk Ticaret Kanunu’na Göre Anonim Şirketler, ss. 965

[58] Seda Sayman, Anonim Şirket Yönetim Kurulu ve Yönetim Kurulu Üyelerinin Sorumluluğu, Adalet Yayınevi, Ankara, 2020, ss. 162

[59] TTK m. 550: “1) Sermaye tamamıyla taahhüt olunmamış veya karşılığı kanun veya esas sözleşme hükümleri gereğince ödenmemişken, taahhüt edilmiş veya ödenmiş gibi gösterenler ile kusurlu olmaları şartıyla, şirket yetkilileri, bu payları üstlenmiş kabul edilirler ve payların karşılıkları ile zararı faiziyle birlikte müteselsilen öderler.

(2) Sermaye taahhüdünde bulunanların ödeme yeterliliğinin bulunmadığını bilen ve buna onay verenler, söz konusu borcun ödenmemesinden doğan zarardan sorumludurlar.”

[60] Hanife Doğrusöz Koşut, Anonim Ortaklık Yöneticilerinin ve Denetçilerinin Hukuki ve Cezai Sorumluluğu (TTK m. 549-563), Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Hukuk Araştırmaları Dergisi, 18, 2, ss. 685, https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/802572, (ET. 10.12.2021)

[61] Sayman, a.g.e., ss. 165

[62] TTK m. 551: “Ayni sermayenin veya devralınacak işletme ile ayınların değerlemesinde emsaline oranla yüksek fiyat biçenler, işletme ve aynın niteliğini veya durumunu farklı gösterenler ya da başka bir şekilde yolsuzluk yapanlar, bundan doğan zarardan sorumludur.”

[63] Altaş, Türk Ticaret Kanunu’na Göre Anonim Şirketler, ss. 966

[64] TTK m. 552: “Sermaye Piyasası Kanunu hükümleri saklı kalmak kaydıyla, bir şirket kurmak veya şirketin sermayesini artırmak amacıyla yahut vaadiyle halka her türlü yoldan çağrıda bulunularak para toplanması yasaktır.”

[65] Çalışkan, Ömür, a.g.e., ss. 210

[66] Doğrusöz Koşut, a.g.e., ss. 688

[67] TTK m. 562/12: “1524 üncü maddede öngörülen internet sitesini oluşturmayan şirketlerin yönetim organı üyeleri, yüz günden üçyüz güne kadar adli para cezasıyla ve aynı madde uyarınca internet sitesine konulması gereken içeriği usulüne uygun bir şekilde koymayan bu fıkrada sayılan failler yüz güne kadar adli para cezasıyla cezalandırılır.

[68] İnternet sitesinde bulundurulması zorunlu hususlar hakkında ayrıntılı bilgi için bkz. Çalışkan, Ömür, a.g.e., ss. 214 vd.

[69] Katoğlu, a.g.e., ss. 34

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.