İçinde bulunduğumuz ekosistem canlı cansız bütün varlıklara hizmet etmektedir. Söz konusu bu durumda insanların olduğu kadar bitkilerin, hayvanların, doğanın da bu ekosistem içerisinde korunma hakları mevcuttur. Bu hakların içerisinde hayvan hakları insan haklarının yerleşmesinden sonra doğmuştur. Hayvan hakları, hayvanların ekosistem içerisinde hayatlarını sağlıklı bir şekilde ve sosyal dengenin korunması yoluyla sürdürebilmeleridir. Hayvanlar da insanlar gibi duygu ve hislere; insanlar kadar ayrıntılı ve derinlemesine sahip olmasalar dahi, sahiptirler. Onlar da hisseder, düşünür ve acı çekerler. Ayrıca onlar da insanlarla aynı coğrafyayı paylaşıp, her bir canlının temel hakkı olan yaşama hakkına sahiptirler.

İnsanların doğduklarından itibaren bazı temel hak ve özgürlükleri nasıl ki kendilerine sunulmaktaysa; hayvanların da mevcut olan özelliklerinden dolayı korunma ve barınma hakları gibi bir takım hakları kendilerine sunulmalıdır. Özellikle bu haklar; en gelişmiş varlık olarak nitelendirilen ama hayvan hakları konusunda özellikle ülkemizde büyük ihlallere sebep olan insanlar tarafından, aynı coğrafyayı paylaştıkları hayvanlara karşı yerine getirmeleri gereken sorumluluklardandır. Bu sorumluluklar hayvanların iyi koşullarda yaşamlarını sürdürmelerinin sağlanması noktasında özellikle önem arz etmektedir.

Bakıldığı zaman hayvanların da insan haklarında olduğu gibi haklarının güvence altına alınması için bir takım düzenlemeler gerçekleştirilmiştir. Bunun başlıca örneğini 15 Ekim 1978’de Paris UNESCO evinde ilan edilen ve 14 maddeden oluşan Hayvan Hakları Evrensel Bildirisi oluşturmaktadır. Bu bildiri sayesinde yaşanılan toplumda hayvanların da bir takım haklarının olduğu ve bu hakların korunmasının önemi belirtilmiştir.Türkiye’nin taraf olduğu bu bildirinin yanı sıra Anayasamızda da bu konuda yer alan düzenlemeler mevcuttur.

Türkiye’de hayvan hakları konusundaki ihlaller noktasında iyileştirici güç olması adına yapılan düzenleme 5199 sayılı “Hayvanları Koruma Kanunu ”dur.

Hayvanların da insanlarda olduğu gibi haklarını güvence altına almak amacıyla 2004 yılında çıkarılan 5199 Sayılı Hayvanları Koruma Kanunu; hayvanların eşit ve kanun hükümleri çerçevesinde yaşam hakkına sahip olduklarını düzenleme altına almıştır. Söz konusu olan bu kanun çerçevesinde, hayvanlarla ilgili olarak gerçekleştirilen veya gerçekleştirilme ihtimali olabilecek ihlal durumlarının güvence altına alınması ve bu durumların sonuçlarından dolayı verilecek cezaların belirlenmesine çalışılması amaçlanmıştır. Ancak bakıldığı zaman ülkemizdeki hayvan hakları ihlalleri noktasında, ortaya çıkarılan bu kanunun yeterli ve nitelikli bir koruma sağlamadığı açıkça görülmektedir. İnsan haklarının bile henüz olması gereken boyut ve aşamada olmadığı bir yer olan ülkemizde hayvan hakları ihlallerinin boyutunun bu denli büyük olmasına da şaşırmamak gerekir.

Hayvan hakları denildiği zaman ülkemizde akla gelen ilk şey “evcil hayvanlar” olmaktadır. Ancak söz konusu durumda “hayvan” tanımı bütün hayvanları kapsamaktadır. Bu hayvanların yaşadığımız alan içerisinde beslenme, barınma, korunma ihtiyaçları aynı insanlarda olduğu gibi temel ihtiyaç ve haklarıdır. Bu konuda oluşabilecek olumsuz durumlar veya vicdan yoksunu, kendini bilmez insanlar yüzünden ortaya çıkabilecek haksız ve zarar doğuracak sonuçlar hayvan haklarının ihlali noktasını oluşturmaktadır. Bu noktada söz konusu olan hayvan haklarına gösterilmesi gereken hassasiyet de sayılan tüm bu nedenlerle yasayla güvence altına alınmaya çalışılmıştır.

Bakıldığı zaman diğer ülkelerde hayvan haklarındaki kanun veya diğer düzenlemeler ile ülkemizdeki söz konusu düzenlemeler arasında gerek hayvanların “statüsü”, gerek hayvanlara sağlanan imkânlar gerekse ortaya çıkan ihlaller sonucunda hükmedilen cezanın oran, miktar ve caydırıcılığı noktasında büyük farklılıklar bulunmaktadır.

İnsanlar tarafından, özellikle günümüzde hayvanlara “mal” gözüyle bakılmakta, bu sebeple hayvanlar işkence ve kötü muameleye maruz kalmaktadırlar. Bakıldığı zaman birçok hayvan işkence görmüş, genellikle çocuklar tarafından ebeveynlerine zorla aldırılıp daha sonra sokağa atılmışveya ölüme terkedilmişlerdir. Bu noktada devreye girmesi gereken ve bu tarz hayvan hakları ihlalleri konusunda etkili çözüm sunması beklenen düzenleme, yasalar ve ilgili mevzuatlardır. Ancak ülkemizde çıkarılan 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu bu konuda yetersiz kalmakta; söz konusu ihlaller halinde verilecek cezaların miktarları bakımından caydırıcı bir imkân sağlamamaktadır. Açıkça eksiklikleri olan bu kanun için gereken düzenlemelerin uzunca bir süredir ısrarla gerçekleştirilmiyor oluşu ülkemizde hayvan haklarına verilen önemi ortaya koymaktadır. Söz konusu yönetenler, ülkemizdeki hayvan hakları konusundaki bu olumsuz durumu ve kamuoyunun vicdanını hiçe sayarak yıllardır ortada olan, kendilerine ulaşan tepki ve çağrıları görmezden gelmektedirler.

Verilere bakıldığı zaman ülkemiz, hayvan türlerinin sayısı bakımından Avrupa kıtasına nazaran 1.5 kat hayvan çeşidine sahip bir ülkedir. Ancak bu duruma rağmen zaman içerisinde yaşanan hayvan hakları ihlalleri nedeniyle bazı hayvan türlerin nesli tükenmeyle karşı karşıyadır. Bunların sebebi;

- Aşırı avlanma faaliyetleri (nesli tükenen ve avlanması yasak hayvanların dahi bilerek katledilmesi)

- Doğal seleksiyonun insanlar tarafından harap edilmesi

- İnsanların kullanmaları gerekmeyen ancak güzellik ve estetik konularında ihtiyaç duyulan ürünlerin hayvanlar üzerinde denenmesi ve bu deney sonucunda denek hayvanlarının acı ve ızdırap içerisinde ölmesi (söz konusu olan bu deney merkezlerinin sayısı günümüzde gözle görülür bir biçimde artmış durumdadır)

- Hayvanat bahçeleri gibi hayvanların doğal alanlarından koparılıp, yapay ortamlarda sırf insanların moral bulup eğlenmeleri için sağlanan ortamlarda yaşamaya zorlanmaları

- Sirk gibi hayvanlara işkence yapılarak, zorla, doğalarına aykırı olarak belirli bazı hareketleri yapmaya zorlandıkları yerlerin revaçta olması

- İnsanların yunusları sevmek ve görmek istemeleri nedeniyle “yunus park”larının açılması, bu parklardaki yunusların kendi yaşam alanlarından koparılmasının yanı sıra, söz konusu parklarda kendilerini sevmek isteyenlere zarar vermelerini önlemek amacıyla bütün dişlerinin sökülmesi

- Sırf insanların merak edip görmek istedikleri yerleridaha kolay ve eğlenceli şekilde görebilmelerini sağlamak amacıyla fayton seferlerinin gerçekleştirilerek, söz konusu o atların aç, susuz ve saatlerce ayakta bırakılmak suretiyle işkenceye maruz kalmalarına göz yumulması ve bunun sonucunda birçok atın yollarda acı çekerek ölmesi

- İnsanlara daha rahat ve gösterişli bir hayat sunmak amacıyla özellikle kaz tüylerinin elde edilmesinde hayvanların canlı canlı yolunması ve bu yüzünden bir sürü hayvanın işkenceyle katledilmesi

- Toplumdaki insanların kendi güçsüzlüklerini tatmin etmek amacıyla, sahiplendikleri hayvanların (özellikle horoz ve köpeklerin) birbirleri ile dövüştürülmesi ve bu dövüş sonrasında genel olarak hayvanlardan birinin, bazen ikisinin de acı çekerek ölmesi veya ağır yaralar alması

- Özellikle evcil hayvanların sokağa atılarak ölüme terk edilmesi, insanlar tarafından neden olmaksızın zehirlenmesi veya yine bu hayvanların bulundukları belediyeler tarafından uyutulmaları

ve daha sayılmayan ancak ülkemiz içerisinde insanlar ve yönetim tarafından acımasız ve vicdansızca her çeşit hayvana karşı gerçekleştirilen kötü muamele ve işkencedir.

Maddeler halinde ifade edilen bu durumlarda hayvanların temel hakkı olan yaşam hakkının ihlalinin yanı sıra, beden dokunulmazlığının ihlali, özgürlüklerinin kısıtlanması suçları meydana gelmektedir. Sayılan bütün bu ihlal ve kısıtlama durumları hayvanların hak ve özgürlüklerinin ellerinden alındığının acı ama açık bir kanıtıdır.

Sözü edilen bu ihlaller konusunda aslında her bireyin yapması gereken; kendisini savunamayan, şiddete ve işkenceye sesleri çıkamayan bu hayvanların haklarının ve özgürlüklerinin korunması noktasında işbirliği içerisinde ve sistematik olarak eylemler gerçekleştirmesidir.Esaret altında tutulan, kendilerine has yaşam alanlarından alınarak insanlık adına ve yararına olması bahanesiyle kötü şartlara maruz bırakılan hayvanların hakları konusunda özellikle ülkemizde yapılması gerekenler gerçekleştirilmemektedir.

Türkiye’nin tarafı olduğu birçok hayvan haklarıyla ilgili uluslararası sözleşmeler mevcut olmakla birlikte; ülkedeki ihlaller hakkında verilen cezalar konusunda caydırıcı bir yaptırım ortaya konulamamaktadır. Bu durumun sebebi; Türkiye birçok uluslararası sözleşmelere taraf olmuş olsa da, diğer ülkelerde hayvanlar ile ülkemizdeki hayvanların statüleri, yaşam kalitesi ve insanların bakış açıları arasında farklılıklar olmasıdır. Ayrıca ülkemizde hayvan hakları denildiği zaman akla ya “evcil hayvanlar” gelmekte ya da insanların sahipli mal olarak gördüğü hayvanların ne gibi haklarının olabileceği gibi bir düşüncenin ülkemizde hakim olması durumu yaşanmaktadır. Bu sebeple ortaya çıkan, ülkemiz açısından gelişmemiş ülke statüsü yaratan ve toplum vicdanında büyük bir yara oluşturan bu düşünce ve işleyiş ancak “hak” kavramının ülkemizde ne anlama geldiğinin bilinmesi ile gerçekleşebilecektir.

Tüm bu durumlarda hayvan haklarının savunulmasının amacı; insan ve hayvanların eşitliğini yaratmak değil, hayvanların kendilerine has yaşam ortamlarında temel hak ve özgürlüklerini sağlamak, acı ve işkence çekmelerini, aç kalmalarını, özellikle insanlar tarafından nedensizce katledilmelerinin önüne geçilmesini sağlamaktır. Çünkü unutmamak gerekir ki insanlar, hayvanlarla aynı coğrafyayı paylaşan, temel hak ve özgürlüklere sahip canlılardır. Bu nedenle özellikle kendini savunamayan, seslerini çıkaramayan bu canlıların haklarını korumak durumundadır.

Hayvan hakları ihlalleri konusunda öne çıkan durumlar hakkında toplumdaki insanlara bilgilerin verilmesi; söz konusu olan ihlaller ve bu ihlaller dolayısıyla ortaya çıkan ve ülkemiz açısından hiç de hoş olmayan, vicdanları derinlemesine etkileyen bu olayların bir an önce son bulması özellikle ülkemiz açısından büyük bir gerekliliktir.

Av. Murat Turgut MİNAR

Stj. Av. Sabahat Öykü KARAAĞAÇ

KAYNAKÇA

- Anononim1 http://milliyet.com.tr/2000/11/01/yasam/yas01.html (10.12.2003)

- 2016 Yılının Hayvan Hakları İhlali Raporu

https://www.hukukihaber.net/makale/hayvan-haklarina-iliskin-turkiyenin-taraf-oldugu-uluslararasi-sozlesmeler-h85313.html

- https://www.haytap.org/tr/11-soruda-hayvan-haklar-kitab-roeportaj


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
FUNDA ADAMHASAN 13 ay önce

EMEĞİNİZE SAĞLIK MESLEKTAŞIM .

Avatar
Figen Karabacak 2 ay önce

Türk kültürü,inandığımız ve yaşamaya çalıştığımız İslam dini ve evrensel değerler hayvanları koruma konusunda bu kadar hassas iken kanunların bu konuya niçin bu kadar duyarsız kaldığına bir anlam veremiyorum.Sorumlular BİR GÜN bundan dolayı hesap vereceklerini bilmiyorlar mı acaba?