Uygulamada karşımıza sıklıkla çıkan uyuşturucu madde imal ve ticareti suçu TCK’nın 188. maddesinde seçimlik hareketli bir suç şeklinde düzenlenmiştir. Uyuşturucu madde ticareti suçu, uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin imali, ithali, ihracı, ülke içinde satılması, satışa arz edilmesi, başkalarına verilmesi, sevk edilmesi, depolanması veya ticari amaçla satın alınması, kabul edilmesi gibi çeşitli şekillerde işlenebilir.

Ülkemizde en çok rastlanılan hareket şekli ülke içinde satılması, satışa arz edilmesi, başkalarına verilmesi ve sevk edilmesidir. Bu yazımızda ülke içinde satılması hareketli uyuşturucu madde ticareti suçu üzerinde durulacaktır.

Türk Ceza Kanunu md. 188 f. 3’e göre; Uyuşturucu veya uyarıcı maddeleri ruhsatsız veya ruhsata aykırı olarak ülke içinde satan, satışa arz eden, başkalarına veren, sevk eden, nakleden, depolayan, satın alan, kabul eden, bulunduran kişi, on yıldan az olmamak üzere hapis ve bin günden yirmi bin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır. Ancak uyuşturucu veya uyarıcı madde verilen veya satılan kişinin çocuk olması hâlinde, veren veya satan kişiye verilecek hapis cezası on beş yıldan az olamaz.” Görüldüğü gibi kanunun ilgili hükmünde uyuşturucu maddenin miktarı hakkında bir ölçü belirlenmemiştir. Yasal mevzuat uyuşturucu ticareti suçunun işlenebilmesi için belli bir miktar öngörmemiş ve miktar farkı olmadan ticaret amacıyla hareket edilmesi halinde 10 yıldan aşağı olmamak üzere hapis cezasına hükmedilmesi gerektiğini belirtmiştir. Suçun oluşabilmesi için 1 gram uyuşturucu maddenin satılması dahi yeterlidir. Burada önem arz eden husus uyuşturucu maddenin satılmak için bulundurulmasıdır.

Uygulamada bu durum birçok karışıklığa sebebiyet verebilmektedir. Genelde uyuşturucu madde ile yakalanan kişilerin bunu satmak için mi yoksa kullanmak için mi bulundurdukları tam olarak belirlenememektedir. Kanun maddesi tek başına bu konuda yeterince aydınlatıcı değildir. Yargıtay’ın konuya ilişkin oluşturduğu içtihatlara göre somut olayın özelliklerine bakılmalıdır. Uyuşturucu maddenin miktarı, bulundurulma şekli, paketlenme şekli, şüphelinin davranışları ve durumu hepsi göz önüne alınarak karar verilmelidir.

Uyuşturucu maddenin miktarı:

İlk derece mahkemelerinin yürüttüğü yargılama sırasında göz önüne alınan en önemli ölçüt yakalanan uyuşturucu maddenin miktarıdır. Sanığın kişisel ihtiyaç sınırını aşacak miktarda uyuşturucu madde bulundurması, uyuşturucu maddeyi kişisel kullanım amacı dışında bulundurduğunun göstergesidir. Sanığın kişisel kullanım sınırının net bir şekilde belirlenebilmesi mümkün değildir. Sanığın yaşı, cinsiyeti, fiziksel durumu, uyuşturucu maddenin cinsi bu sınırın belirlenmesinde kullanılan ölçütlerdir. Adli tıp kurumuna göre, bir kimse öğün başı 1.5 grama kadar olmak üzere, günde 3 öğün esrar tüketebilmektedir. Bu miktarın yıllık kullanım sınırının aşılması uyuşturucu ticareti suçu için güçlü bir karine oluşturacaktır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2017 tarihinde 40 adet “MDMA” etken maddesi içeren tablet ile 5 parça halinde net 250,95 gram esrarın kullanım sınırında olduğuna karar verilmiştir. Kısaca belirtmek gerekirse uyuşturucu madde miktarının belirlenmesinde net bir ölçütün bulunmadığını söylemek mümkündür.

Uyuşturucu maddenin bulundurulma şekli:

Kullanmak için uyuşturucu madde bulunduran kimse, söz konusu maddeyi kolay ulaşabileceği yerde saklar.” Bu düşünce günümüz yargılamalarında sıklıkla kullanılan bir ölçüttür. Kolluk kuvvetleri tarafından yapılan operasyon sırasında uyuşturucu maddenin nerede yakalandığı büyük önem arz etmektedir. Eğer kolayca ulaşılabilecek yerde örneğin; montun cebinde, arabanın torpido gözünde, evin dolabında yakalanmış ise söz konusu eylemi uyuşturucu madde kullanma şeklinde yorumlamak mümkündür. Fakat yakalanan madde gizlenmiş, zula yapılmış ise uyuşturucu madde ticareti suçundan söz edilebilir.

Uyuşturucu maddenin paketlenme şekli:

Yakalanan uyuşturucu maddenin küçük ve eşit miktarda paketler içinde bulunması, miktarların hassas terazi ile belirlenmiş ve ayrılmış olması uyuşturucu maddenin kullanım dışında bulundurulduğunu gösterir güçlü bir karinedir. Uygulamada sıklıkla karşılaşılan bu durumda yargılama mercileri ticaret suçundan hüküm kurmaktadır. Fakat bu durumda uyuşturucu madde kullanma şeklinde hüküm verildiği de görülmüştür.

Şüphelinin davranışları ve durumu:

Şüphelinin uyuşturucu maddeyi satma şeklindeki eylemi ve şüpheliye atılı suçlamada bulunan ihbar eden/tanık ifadelerinin şüphelinin satma fiilini işlediğini gösterir nitelikte olması durumunda uyuşturucu ticareti suçunun işlendiğine ilişkin kuvvetli şüphe oluşturduğunu söylemek mümkündür.  Uyuşturucu imal ve ticareti suçunda yargılamaların büyük bir bölümü ihbar üzerine başlatılan soruşturmalar hakkındadır. Burada ihbar eden, tanık veya şüpheli sıfatı ile dinlenen kişinin durumu da önem arz etmektedir. Örneğin üzerine TCK md. 191’de düzenlenen uyuşturucu madde kullanma suçu atılı olan bir kişi, uyuşturucu maddeyi kimden nasıl satın aldığını soruşturma makamına ifade ediyorsa,  kişi hakkında uyuşturucu ticareti suçundan soruşturma başlatılması kuvvetle muhtemeldir.

Yargıtay’ın belirlediği bu ölçütler olaya özel olarak uygulanmalı ve amaç belirlenmelidir. Yukarıda sayılan ölçütler kullanıldıktan sonra amacın ticaret olduğuna dair kuvvetli şüphe oluşur ve uyuşturucu maddenin miktarı  1 gram dahi olması önem arz etmez. TCK md.188’e göre ticaret suçunun oluşması halinde verilecek ceza 10 yıldan aşağı olmayacaktır. Bu konuda hakime takdir yetkisi tanındığını söylemek mümkündür. Hakim takdir yetkisini kullanırken uyuşturucu maddenin miktarını göz önüne alacaktır. Uygulamada uyuşturucu maddenin az olması durumunda alt sınırdan ceza verilmektedir. Aksi halde verilen kararlar üst mahkeme tarafından bozulabilmektedir.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2012/10-1335 Esas 2013/423 Karar 22.10.2013 Tarihli kararında 345,510 gram esrarın kullanma sınırında kaldığını kabul etmiştir.

TCK md. 188 f.4 ele geçirilen uyuşturucu maddenin cinsinin önemini vurgulamıştır. Söz konusu maddeye göre: Yukarıdaki fıkralarda belirtilen uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin eroin, kokain, morfin, sentetik kannabinoid ve türevleri veya bazmorfin olması…  hâlinde verilecek ceza yarı oranında artırılır.  Görüldüğü üzere uyuşturucu maddenin madde içeriğinde sayılan türden olması halinde cezanın yarı oranında arttırılacağı şeklinde bir emredici hüküm vardır. Aynı zamanda söz konusu suçun 3 ve daha fazla kişi tarafından işlenmesi veya örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde de ceza arttırılmaktadır. Tüm bu hususların bir arada bulunması halinde ortaya ciddi bir hapis cezasının çıkacağı kesindir.

Uyuşturucu imal ve ticareti suçunun tutuklanmaya etkisi:

Tutuklama kararı verilebilmesi için Ceza Muhakemesi Kanunu Madde 100’e göre belli nedenlerin bulunması gerekir. Bu nedenleri şu şekilde sayabiliriz;

1) şüphelinin kaçma şüphesi,

2) şüphelinin delilleri karartma şüphesi

3) şüphelinin tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapacağı şüphesi.

Sayılan bu nedenlerden birinin bulunması halinde tutuklama kararı verilebilmektedir. İlgili maddenin devamında Sulh Ceza Hakimliğine geniş bir takdir yetkisi verilmiştir. Bu yetkiye göre kanunda sayılan bazı suçların işlenmiş olduğu yönünde kuvvetli şüphenin bulunması halinde hakim tutuklama kararı verebilmektedir. Sayılan suçlar içerisinde TCK md.188 kapsamında Uyuşturucu Madde İmal Ve Ticareti suçu da bulunmaktadır. Uygulamada uyuşturucu ticareti suçunda tutuklama tedbirine sık başvurulduğu görülmektedir. Tutuklama kararı verilebilmesi için yukarıdaki şartların varlığı gerekse bile hakimler sık sık tutuklama kararı vermektedirler. Hakkında sadece yakalanan kişilerin beyanlarının bulunması ve başkaca delil bulunmaması durumunda bile kişi hakkında tutuklama kararı verildiği görülmektedir. Bu sebeple  soruşturma mercilerinin bu suç konusunda tutucu olduklarını söylemek mümkündür. Soruşturma aşamasında uyuşturucu madde ticareti suçu ve uyuşturucu madde kullanma suçu ayrımı en çok kendini burada göstermektedir. Eğer şüpheli üzerine atılı suçlamayı uyuşturucu madde kullanma kapsamına çekebilir ise kuvvetle ihtimal tutuklanmayacaktır. Bu sebeple iki suç arasındaki ayrım iyice belirlenmeli, özümsenmeli  ve soruşturma aşamasında ileri sürülmelidir.

Uyuşturucu madde imal ve ticareti suçunda görevli mahkeme ağız ceza mahkemeleridir. Cezanın alt sınırının 10 yıl olması sebebiyle yargılamayı ağır ceza mahkemeleri yapmaktadır. Esasen bu bile aslında suç vasfının ne derece ağır olduğunun kanıtı niteliğindedir. Günümüzde oldukça yaygın şekilde kullanılan uyuşturucu maddenin olağanlaşması, genç nüfusun kullanmak ve satmak konusunda çekinmemesi suçun ehemmiyetini azaltmamaktadır. Bu suçu işleyen kişiler alt sınırı 10 yıldan az olmayan bir ceza ile ağır ceza mahkemelerinde yargılanmaktadırlar.

Av. SEDAT OKUDUCU

BİTLİS BAROSU

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Metin 4 ay önce

Çok faydalı bir makale olmuş. Okurken

Avatar
Avk. Sedat D. 4 ay önce

Üstadım çalıştığım bir dosyada yazınızdan istifade ettim. Emeğinize sağlık.

Avatar
Av Mehmet G. 4 ay önce

Değerli meslektaşım,
Yazınız ülkedeki uygulama hakkında gayet bilgilendirici olmuş. Özellikle tutuklama kararları yönünden isabetli bir tespitte bulunmuşsunuz. Ne yazık ki sulh ceza hakimlerinin takdir yetkileri oldukça geniş ve bu yetkilerini uyuşturucu ticareti şüphesi gördüklerinde gayet sert bir şekilde kullanıyorlar. Başarılarınızın devamını dilerim.

Avatar
yalçın 4 ay önce

üzerinde uyuşturucu yakalatan birisi yeğenimin ismimi vererek işin içinde onun da olduğunu belirtmiş. Hakkında soruşturma başlatıldı. Yakalatan kişi tutuklandı. Bizim tarafımızdan dava sonucu ne olabilir?

Avatar
.... 4 ay önce

ATIF-DİPNOT NEDİR, NASIL VE NE İÇİN KULLANILIR

Avatar
Selim 4 ay önce

Çalakalem bir bilgilendirme notu gibi bir yazı.. Atıfsız dipnotsuz...