banner590
banner589

GİRİŞ

Uyuşturucu ve uyarıcı maddeler, yüzyıllar boyunca devletlerin mücadele ettiği suç türlerinin başında gelmektedir. Uyuşturucu ve uyarıcı maddeler insan iradesini etkisi altına alarak bireyin sağlıklı düşünme yetisini engelleyip bireyi kendisine bağımlı kılarak yaşamak zorunda bırakmaktadır. Bu maddeler yalnızca bireyi değil, kullanımının yaygınlaşması ile birlikte toplumların da sağlığını etkilemektedir. Sağlıklı nesillerin gelişmesini engelleyen bu maddeler zamanla sosyal ve ekonomik yıkımlara da sebep olmaktadır.

Bu sebeple devletler, toplum sağlığının korunduğu, sosyal ve ekonomik olarak düzenli bir toplum oluşturabilmek adına uyuşturucu ve uyarıcı maddelerin izinsiz imalini, ticaretini ve kullanımını yasaklamaktadır. Bu doğrultuda ulusal kanunların yanı sıra uluslararası da pek çok anlaşmalar yürürlüğe konulmaktadır. Nitekim Türkiye’de uyuşturucu ve uyarıcı maddelerle mücadele kapsamında uluslararası alanda 1961 Tarihli Uyuşturucu Maddeler TEK Sözleşmesi,1971 Tarihli Psikotrop Maddeler Sözleşmesi, 1988 Tarihli Uyuşturucu ve Psikotrop Maddelerin Kaçakçılığına Karşı Birleşmiş Milletler Sözleşmesi ve Uyuşturucu İmalinde Sıkça Kullanılan Ara Maddelerin Denetimi Anlaşmasına taraf olmuştur. Türkiye uluslararası anlaşmaların yanı sıra ulusal alanda da 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu, 2313 Sayılı Uyuşturucu Maddelerin Murakabesine İlişkin Kanun ve 3298 Sayılı Uyuşturucu Maddelerle İlgili Kanun başta olmak üzere pek çok yasal düzenlemelerle uyuşturucu ve uyarıcı maddelere ilişkin cezalara ve bu maddelerin belirli izinler dahilinde üretimi ve satımına ilişkin esasları belirlemiştir. Kanuni düzenlemelerin yanı sıra Uyuşturucu ile Mücadele Ulusal Strateji Belgesi ve Eylem Planı oluşturulmuş, 2014/19 sayılı Başbakanlık Genelgesi ile Uyuşturucu ile Mücadele Yüksek Kurulu kurulmuştur. Bu doğrultuda uyuşturucu ve uyarıcı maddelerin imal, ithal, ihraç ve sokaklara kadar inen ticaretinin engellenmesi ve bu sayede bağımlılığın önlenmesi amaçlanmaktadır. Bu amaçla devletin bakanlıklar, kurum ve kuruluşlar, belediyeler, sivil toplum örgütleri, basın ve daha pek çok kuruluşla birlikte topluma temas ederek bu maddelerin zararlarının halka aşılanarak uzak durulmasını, satımının önlenmesi ve bu suçlardan dolayı hüküm giyen insanların bu suçlara bulaşmadan tekrar topluma kazandırılmasına çalışılmaktadır.

I-Genel Olarak

1961 Tarihli TEK Sözleşmesi’nin 1. Maddesine göre; “«Uyuşturucu madde» deyimi: Doğal veya sentetik olsun, I ve II numaralı cetvellerde anılan maddeleri ifade eder” ifadesi ile uyuşturucu maddeleri Sözleşme’nin I ve II numaralı cetvellerinde saymak suretiyle belirtmiştir.

1988 Tarihli Uyuşturucu ve Psikotrop Maddelerin Kaçakçılığına Karşı Birleşmiş Milletler Sözleşmesi’ne göre; “ ‘Uyuşturucu madde’, 1961 tarihli Uyuşturucu Maddeler Tek Sözleşmesinin ve 1961 Uyuşturucu Maddeler Tek Sözleşmesinde Değişiklik Yapan 1972 Protokolü ile Değiştirilmiş 1961 tarihli Uyuşturucu Maddeler Sözleşmesinin I ve II numaralı Cetvellerinde yer alan doğal veya yapay her türlü madde demektir . ” Yine bu sözleşme hükmünde de uyuşturucu maddeler sözleşmede yer alan I ve II numaralı cetvellerde sayılmak suretiyle belirtilmiştir.

Uyuşturucu veya uyarıcı maddenin ruhsatsız veya ruhsata aykırı olarak imal, ithal veya ihracı 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 188. Maddesinin 1. Fıkrasında düzenlenmiştir. Bu madde fıkrasının hükmüne göre;

“Uyuşturucu veya uyarıcı maddeleri ruhsatsız veya ruhsata aykırı olarak imal, ithal veya ihraç eden kişi, yirmi yıldan otuz yıla kadar hapis ve ikibin günden yirmibin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.”

TCK’nın 188.maddesinin 1. Fıkrasında yer alan bu düzenlemeye göre ruhsatsız veya ruhsata aykırı olarak uyuşturucu veya uyarıcı maddenin imal, ithal ve ihracı seçimlik hareketli tek suç olarak düzenlendiği görülmektedir.

TCK’nın 188. Maddesinin 6. Fıkrasında uyuşturucu veya uyarıcı madde etkisi doğuran her türlü maddenin izinsiz olarak imal, ithal, ihraç, ticareti ve izinsiz kullanımı yasaklandığı gibi 7. Fıkrasında da Uyuşturucu veya uyarıcı etki doğurmamakla birlikte, uyuşturucu veya uyarıcı madde üretiminde kullanılan ve ithal veya imali resmi makamların iznine bağlı olan maddenin ithali, imali, ticareti, satın alınması, sevk edilmesi, nakledilmesi, depolanması veya ihraç edilmesi yasaklanmıştır.

Türk Ceza Kanunu’nun 1961 tarihli TEK Sözleşmesi, 1988 Tarihli Uyuşturucu ve Psikotrop Maddelerin Kaçakçılığına Karşı Birleşmiş Milletler Sözleşmesi’nden farklı olarak uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin hangileri olduğunu kanunda liste halinde belirtmemiştir.

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nda uyuşturucu madde imal ve ticareti suçlarının ağır ceza yaptırımlarına bağlandığı, ayrıca 6545 sayılı Kanun ve 7078 sayılı Kanun ile de TCK’NIN 188. Maddesinde düzenlenen uyuşturucu madde imal ve ticareti suçlarının işlenmesi halinde daha ağır cezalar kararlaştırılmıştır. Ayrıca Devlet, kurumları vasıtası ile yalnızca uyuşturucu ve uyarıcı maddelerin imal, ticaret ve kullanımının önlenmesi için uluslar arası ve ülkesel düzeyde pek çok uygulamayı hayata geçirmeye çalışmaktadır. Bu kapsamda TUBİM Erken Uyarı Sistemi (EWS: Early Warning System) Ulusal Çalışma Grubu aracılığıyla yeni psikoaktif maddeler ile mücadele etmektedir. 2008 yılından bugüne kadar Erken Uyarı Sistemi çerçevesinde toplam 772 yeni psikoaktif madde kanun kapsamına alınmıştır. Bu maddelerden 426 tanesi tek tek sayma usulü ile 346 tanesi ise Jenerik Sınıflandırmayla yasa kapsamına dahil edilmiştir. Uyuşturucuya ulaşılabilirliğin engellenmesi amacıyla 17 Mart 2017 tarihinde renkli reçete sistemine geçilmiş, 01 Şubat 2018 tarihinden itibaren ise normal reçete ile verilmesi gereken izlemeye tabi tüm ilaçlar Renkli Reçete Sistemi’ne alınmıştır.[1] Ancak alınan önlemlere rağmen uyuşturucu suçlarında artış söz konusudur. Nitekim Emniyet Genel Müdürlüğü’nün hazırlamış olduğu “Türkiye Uyuşturucu Raporu”nda Türkiye genelinde 2017 yılında toplam 118.482 uyuşturucu olayı görülmüşken, 2018 yılında % 22,23 artış göstererek 144.819 olay meydana gelmiştir.[2]

II-KORUNAN HUKUKİ DEĞER

Uyuşturucu madde suçlarında korunan hukuki değer kamu sağlığıdır. Uyuşturucu ve uyarıcı maddeler bireyden topluma yayılan sağlıksız nesillerin oluşmasına sebep olarak toplumun sağlığını etkilemektedir. Nitekim Türk Ceza Kanunu’nda uyuşturucu ve uyarıcı madde suçları “Kamu Sağlığına Karşı Suçlar” başlığı altında düzenlenmiştir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 22.10.1990 Tarih, 1990/5-231 E. 1990/250 K. Sayılı ilamında; “…korunmak istenen hukuki değerin "Genel Sağlığı Koruma" veya "Kamunun Esenliği" olduğunu kabul etmek gerekir.

Yasa koyucu uyuşturucu maddelere ilişkin suçları cezalandırmakla; bireyi uyuşturucu maddenin etkisinden korumak ve sonuçta toplumu uyuşturucu madde kullanımının dolaylı etkilerine karşı koruma altında tutmak amaçlarını gütmüştür.

Kısaca diyebiliriz ki uyuşturucu maddeye ilişkin suçlarda, hukuken korunmak istenen değer, bireyin ve toplumun esenliği olduğu kadar, ulusal sınırları da aşan tehlike ile savaşmak zorunluluğudur.”beyanları ile uyuşturucu suçlarında korunmak istenen hukuki değerin toplum sağlığı olduğunu ortaya koymuştur.

SUÇUN MADDİ UNSURLARI

a) Suçun Hukuki Konusu

TCK’NIN 188. Maddesinin 1. Ve 3. Fıkralarındaki suçun hukuki konusu uyuşturucu veya uyarıcı maddelerdir. TCK’NIN 188. Maddesinin 7. Fıkrasındaki suçun hukuki konusu ise uyuşturucu veya uyarıcı etki doğurmamakla birlikte, uyuşturucu veya uyarıcı madde üretiminde kullanılan madde oluşturmaktadır.

Bununla birlikte uyuşturucu veya uyarıcı maddenin imal ve ticareti suçu kapsamında cezanın daha hafif görüldüğü TCK m.188/6’daki düzenleme dikkate alındığında, uyuşturucu veya uyarıcı madde olmamakla birlikte, üretimi izne veya satışı reçeteye bağlı olan ve uyuşturucu veya uyarıcı madde etkisi doğuran her türlü madde de m.TCK 188/1 ve TCK m.188/3’de düzenlenen suçların konusunu oluşturur.[3]

1961 Tarihli TEK Sözleşmesi, 1988 Tarihli Uyuşturucu ve Psikotrop Maddelerin Kaçakçılığına Karşı Birleşmiş Milletler Sözleşmesi’nde ve 5237 sayılı TCK’da uyuşturucu madde tanımı yapılmasından bilinçli olarak kaçınılmaktadır. Zira zaman içerisinde uyuşturucu maddelerin türlerinin artması yapılan uyuşturucu tanımlarının yeterli olmasını engellemektedir. 1961 Tarihli TEK Sözleşmesi, 1988 Tarihli Uyuşturucu ve Psikotrop Maddelerin Kaçakçılığına Karşı Birleşmiş Milletler Sözleşmesi’nde ve karşılaştırmalı hukukta Alman Uyuşturucu Maddelerle İştigal Hakkında Kanun’da uyuşturucu madde tanımı yapılmaktan kaçınılmış olsa da uyuşturucu maddeler sayma yoluyla belirtilmiştir. Ancak Türk Ceza Kanunu’nda uyuşturucu maddeler sayma suretiyle belirtilmeyerek kanunilik ilkesine aykırı düzenleme yapılmıştır. Bunun sebebi ise Türk Ceza Kanunu’nun gerekçesinde şu ifadelerle belirtilmiştir: “Burada uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin nelerden ibaret bulunduğu tanımlanmadığı gibi, bunların teker teker gösterilmesi yoluna da gidilmemiştir. Bunun nedeni, uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin ve aynı etkiyi yapan ilâç ve sentetiklerin kötüye kullanılmalarının yaptırım altına alınarak güçlü bir sosyal savunma­nın sağlanmasıdır. Böylece, psikotrop madde olarak, uyuşturucu veya uya­rıcı etkisi yapan ve kişilerde bağımlılık meydana getiren bütün maddelerin, bu suçun konusunu oluşturacağı kabul edilmiştir.

b) Fail ve Mağdur

TCK’nın 188. Maddesinde düzenlenen uyuşturucu madde imal ve ticareti suçları kapsamında fail herkes olabilir. Ancak TCK. m. 188/8’de belirtildiği üzere uyuşturucu madde imal ve ticareti suçlarının tabip, diş tabibi, eczacı, kimyager, veteriner, sağlık memuru, laborant, ebe, hemşire, diş teknisyeni, hastabakıcı, sağlık hizmeti veren, kimyacılıkla veya ecza ticareti ile iştigal eden kişi tarafından işlenmesi halinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır. Bu madde fıkrasına göre uyuşturucu madde imal ve ticareti suçunun ağırlaştırıcı halinin işlenebilmesi için failin kimliği önem arz etmektedir.

TCK’nın 188. Maddesi kapsamında düzenlenen suçların mağduru toplumdur. Burada toplum kavramı içerisinde o toplumu oluşturan her bir bireyin sağlığı da aynı şekle göz önünde bulundurulduğunda, daha açık bir ifade ile o toplumu oluşturan herkes bu suçun mağdurudur denilebilir.[4]

c) Eylem

Türk Ceza Kanunu’nun 188. Maddesinin ilk fıkrasında; “Uyuşturucu veya uyarıcı maddeleri ruhsatsız veya ruhsata aykırı olarak imal, ithal veya ihraç eden kişi, yirmi yıldan otuz yıla kadar hapis ve ikibin günden yirmibin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.” İfadesine yer verilerek uyuşturucu ve uyarıcı maddelerin ruhsata aykırı olarak imal edilmesi cezalandırılmıştır. 1961 Tarihli TEK Sözleşmesinin 1. Maddesinin m. bendine göre imal deyimi; istihsal hariç, uyuşturucu madde elde edilmesini mümkün kılan bütün işlemleri ifade eder ve uyuşturucu maddelerin arıtılması ve diğer uyuşturucu maddelere dönüştürülmesi işlemlerini kapsar. İstihsalın tanımına yine 1961 tarihli TEK Sözleşmesi’nde yer verilmiştir. Buna göre istihsal; afyon, koka yaprağı, kenevir ve kenevir reçinesini veren bitkilerden bunların toplanması işlemlerini ifade eder. Buna göre istihsal tanımı içerisinde kalan fiiller imal kapsamına girmemektedir. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nda ve Kanun gerekçesinde ise imal kavramının tanımına yer verilmemiştir.

Öğretide ise bir uyuşturucu veya uyarıcı maddenin imal edilmesinden anlaşılması gereken, doğal veya sentetik bir hammaddenin değişik yöntemlerle işlenerek, hammaddeden tamamen ayrılabilecek nitelikte bir uyuşturucu veya uyarıcı maddenin ortaya çıkarılmasıdır. Burada önem arz eden temel husus, hammadde ile hammaddeden üretilen uyuşturucu veya uyarıcı maddenin birbirlerinden ayrılabilir olmasıdır.[5] Öğretide imal fiilinin üç şekilde ortaya çıkabileceği kabul edilmektedir. İlki, uyuşturucu madde olmayan iki veya daha fazla maddenin işlenmesi sonucunda ortaya uyuşturucu veya uyarıcı niteliği olan mamul maddenin çıkması; ikincisi, yapay veya bitkilerden doğal olarak elde edilen uyuşturucu maddenin işlenerek uyuşturucu veya uyarıcı maddeye dönüştürülmesi üçüncüsü, uyuşturucu maddenin herhangi bir fenni yolla işlenerek içerisindeki yabancı madde­lerin artırılarak uyuşturucu madde elde edilmesidir.[6]

Basit işlemler imal kavramına girmemektedir. Örneğin Yargıtay kararında da belirtildiği üzere; kenevir bitkisinin sapçık ve yapraklarının kurtulup ufalanarak toz esrar haline getirilmesi teknik yöntemi gerektirmeyen basit bir işlem olduğu gibi maddenin kimyasal yapısında değişiklik de sağlamadığından esrar imal etme sayılamaz.[7]

İmal suçu kapsamında TCK m. 188/7’de ise Uyuşturucu veya uyarıcı etki doğurmamakla birlikte, uyuşturucu veya uyarıcı madde üretiminde kullanılan ve ithal veya imali resmi makamların iznine bağlı olan maddeyi imal edenlerin sekiz yıldan az olmamak üzere hapis ve bin günden yirmibin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılacağı belirtilmiştir. Burada m.188/1’den farklı olarak suçun konusu uyuşturucu veya uyarıcı maddeler olmayıp uyuşturucu veya uyarıcı madde üretiminde kullanılan ve ithal veya imali resmi makamların iznine bağlı olan maddeler oluşturmaktadır.

SUÇUN MANEVİ UNSURLARI

Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal edilmesi suçu kasten işlenebilen suç olup, taksirle işlenmesi mümkün değildir.

UYUŞTURUCU MADDE İMALİ SUÇUNDA ETKİN PİŞMANLIK

5237 sayılı TCK’da “etkin pişmanlık” başlığı altında yapılan düzenlemede, eylem suç olmaktan çıkmamakta, duyulan pişmanlık ve eylemin sonuçlarının bir kısmının bertaraf edilmesi nedeniyle faile ceza verilmemek veya verilecek cezadan indirim yapılmak suretiyle cezayı kaldıran ya da azaltan bir durum söz konusu olmaktadır.[8]

Uyuşturucu veya uyarıcı madde imali suçlarında etkin pişmanlık hükümleri Türk Ceza Kanunu’nun 192. Maddesinde belirtilmiştir. Bu maddeye göre Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçlarına iştirak etmiş olan kişi, resmi makamlar tarafından haber alınmadan önce, diğer suç ortaklarını ve uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin saklandığı veya imal edildiği yerleri merciine haber verirse, verilen bilginin suç ortaklarının yakalanmasını veya uyuşturucu veya uyarıcı maddenin ele geçirilmesini sağlaması halinde, hakkında cezaya hükmolunmaz.Ancak bu suç haber alındıktan sonra gönüllü olarak, suçun meydana çıkmasına ve fail veya diğer suç ortaklarının yakalanmasına hizmet ve yardım eden kişi hakkında verilecek ceza, yardımın niteliğine göre dörtte birden yarısına kadarı indirilir.

Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal suçunun resmi makamlar tarafından haber alındıktan sonra failin etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanabilmesi için Yargıtay Ceza Genel Kurulu tarafından bir takım şartlar oluşturulmuştur.[9] Bu şartlar şu şekildedir:

1- Fail 5237 sayılı TCK'nın 188 ve 191. maddelerinde düzenlenen suçlardan birini işlemiş olmalıdır.

2- Hizmet ve yardım bizzat fail tarafından yapılmalıdır.

3- Hizmet ve yardım soruşturma ya da kovuşturma makamlarına yapılmalıdır.

4- Hizmet ve yardım, suçun resmi makamlar tarafından haber alınmasından sonra, ancak mahkemece hüküm verilmeden önce gerçekleşmelidir. 5271 sayılı CMK’nın 158. maddesinde gösterilen, bir suç hakkında soruşturma yapmakla yetkili olan adli ve idari merciler, Adalet ve İçişleri Bakanlıkları, savcılıklar, emniyet ve jandarma teşkilatı, suçları savcılıklara iletmekle yükümlü olan vali ve kaymakamlıklar, elçilikler ve konsolosluklar resmi makamlar kapsamında değerlendirilmelidir.

5- Fail kendi suçunun ya da bir başkasının suçunun ortaya çıkmasına önemli ölçüde katkı sağlamalı, bilgi aktarımı ile suçun meydana çıkmasına ya da diğer suç ortaklarının yakalanmasına hizmet ve yardım etmelidir.

6- Failin verdiği bilgiler doğru, yapılan hizmet ve yardım sonuca etkili ve yararlı olmalıdır.

Yargıtay yukarıda geliştirmiş olduğu kriterlerde belirtilen suç ortakları kavramının geniş yorumlanması gerektiğini, suç ortakları ifadesinden sadece TCK'nın 37, 38 ve 39. maddeleri anlamında suça iştirak edenler değil, uyuşturucu madde suçuna katılan ya da başka bir uyuşturucu madde ile ilgili suç işleyen herhangi bir kimse olarak anlaşılması gerektiği kanaatindedir.

SONUÇ

Uyuşturucu ve uyarıcı maddeler insanı ve insanlığı zehirleyen olumsuz etkileri sebebiyle yüzlerce yıldır birçok devletin ve toplumun mücadele ettiği suçların başında gelmektedir. Son yüzyılda dünyanın giderek küreselleşmesi, ulaşım ve teknolojide yaşanan büyük atılımlar sayesinde uyuşturucu ve uyarıcı maddeler ve bu maddeler ile mücadele küresel ölçeğe yayılmıştır. Bu sebeple devletler kendi iç kanunları ile bu maddeleri yasakladıkları gibi uluslararası sözleşmeler ile de bu maddelere karşı etkin bir şekilde mücadele etmeye çalışmaktadırlar. Türkiye de Asya ile Avrupa arasında geçiş güzergahı arasında jeopolitik öneme sahip olan bir ülke konumunda olması sebebiyle uyuşturucu ve uyarıcı maddelerle en aktif mücadele etmek zorunda olan ülkelerden birisidir. Bu sebeple Türkiye 1961 Tarihli Uyuşturucu Maddeler TEK Sözleşmesi,1971 Tarihli Psikotrop Maddeler Sözleşmesi, 1988 Tarihli Uyuşturucu ve Psikotrop Maddelerin Kaçakçılığına Karşı Birleşmiş Milletler Sözleşmesi ve Uyuşturucu İmalinde Sıkça Kullanılan Ara Maddelerin Denetimi Anlaşmasına taraf olduğu gibi kendi iç hukukunda da Türk Ceza Kanunu, 2313 Sayılı Uyuşturucu Maddelerin Murakabesine İlişkin Kanun ve 3298 Sayılı Uyuşturucu Maddelerle İlgili Kanun ile de uyuşturucu ve uyarıcı maddelerin ruhsatsız veya ruhsata aykırı olarak imalini, ithalini, ihracını, satış, satışa arz edilmesini, sevk edilmesini, depolanmasını, satın alınmasını, kabul edilmesini; kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alınmasını, kabul edilmesini, bulundurmasını ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını suç olarak kabul etmiştir.

Bu yazımızda uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin ruhsatsız veya ruhsata aykırı olarak imal edilmesini Türk Ceza Kanunu bağlamında ele alarak, Yargıtay kararları ve akademik eserler ışığında inceledik. Ayrıca uyuşturucu madde imal ve ticareti suçunda sanığın etkin pişmanlıktan yararlanabilmesi için Yargıtay’ın belirlemiş olduğu kriterlere değinerek yazımızı tamamladık.

KAYNAKÇA

1 Türkiye Uyuşturucu Raporu, T.C. İçişleri Bakanlığı Emniyet Genel Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı, Ankara 2019, s.20

Türkiye Uyuşturucu Raporu, T.C. İçişleri Bakanlığı Emniyet Genel Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı, Ankara 2019, s.20

3 Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler, Prof. Dr. Handan YOKUŞ SEVÜK, s.357, Adalet Yayınevi, Genişletilmiş ve Güncellenmiş 2. Baskı, Ankara-2019,

4Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler, Prof. Dr. Veli Özer ÖZBEK, Yrd. Doç. Dr. Mehmet Nihat KANBUR, Yrd. Doç. Dr. Koray DOĞAN, s.754, Seçkin Yayıncılık, 9. Baskı, Ankara-2015

5 Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler, Prof. Dr. Veli Özer ÖZBEK, Yrd. Doç. Dr. Pınar BACAKSIZ, Yrd. Doç. Dr. Koray DOĞAN, s.764, Seçkin Yayıncılık, 10. Baskı, Ankara-2016

6 Türk Ceza Kanunu Kapsamında Uyuşturucu Veya Uyarıcı Madde İmal Ve Ticareti Suçu, Sibel CAN, Legal Hukuk Dergisi, Yayın Sayısı:181, Yayın Tarihi 01.01.2018

Yargıtay 10. Ceza Dairesi, 21.05.1992 Tarih, 1992/5557 E. 1992/6015 K. Sayılı ilamı

8 Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2017/973 E. 2019/54 K. Sayılı İlamı

Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2017/973 E. 2019/54 K. Sayılı İlamı


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
İbrahim 2 ay önce

Çok basarili bir yazı olmus tebrikler.