Yazımızda, “TENZİLAT (YÜZDE) KONKORDATOSU” ve “VADE KONKORDATOSU” kavramları ile bu iki konkordatonun birlikte talep edildiği “KARMA KONKORDATO” kavramlarını irdeleyerek; yargı uygulamalarına göre hangi durumlarda  (konusuna göre) hangi konkordato türünün talep edilebileceğini, konkordatoya müracaat edilirken bu yönüyle dikkat edilmesi gereken hususları incelemeye çalışacağız. 

15 Mart 2018 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7101 Sayılı İcra Ve İflas Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun” ile iflas ertelemesi kurumu tamamen kaldırılmış ve konkordato uygulamasının kapsamı ise genişletilmiştir.

Bu çerçevede Konkordato Talebinin düzenlediği İİK 285. Maddesi metninde de değişikliğe gidilmiştir.

Ancak konkordato talebine ilişkin önceki hükme paralel bir düzenleme yapılmıştır.

“Vade konkordatosu” ve “tenzilat konkordatosu” kavramları; “Borçlarını, vadesi geldiği hâlde ödeyemeyen veya vadesinde ödeyememe tehlikesi altında bulunan herhangi bir borçlu, VADE VERİLMEK VEYA TENZİLAT YAPILMAK SURETİYLE borçlarını ödeyebilmek veya muhtemel bir iflâstan kurtulmak için konkordato talep edebilir.” şeklindeki İİK m. 285 f. 1 hükmüne dayanmaktadır.

“ADLİ KONKORDATO” – “ÖZEL KONKORDATO” AYRIMI

İİK’da düzenlenmiş konkordato, “ADLİ (RESMİ, MAHKEME İÇİ) KONKORDATODUR”.

TBK’da ise “ÖZEL (MAHKEME DIŞI) KONKORDATO” şekli düzenlenmiştir. TBK m.132 ve m. 133’e dayanan özel konkordato, alacaklılar ile borçlu arasındaki bir sözleşmeyle oluşur ve sözleşmeyi imzalamayan alacaklıları bağlamadığı gibi, bu uygulamada  İİK’daki koruma tedbirleri söz konusu değildir.

YAPILDIĞI ZAMANA GÖRE KONKORDATO AYRIMI

Yapıldığı zamana göre, adli (mahkeme içi / resmi) konkordato; “ADİ (İFLAS DIŞI) KONKORDATO” ve “İFLAS İÇİ (İFLASTAN SONRA) KONKORDATO” olarak ikiye ayrılır.

KONUSUNA GÖRE KONKORDATO AYRIMI

İçeriğine yani konusuna göre ise adli konkordato; “TENZİLAT (YÜZDE) KONKORDATOSU”, “VADE KONKORDATOSU” ve “MALVARLIĞININ TERKİ SURETİYLE KONKORDATO” olmak üzere üçe ayrılmaktadır. (Tunç Yücel, Öztek – Konkordato Şerhi, 1. Bası, Ankara, Öztek, m. 285, syf. 106-107)

Uygulamada, Ticaret Mahkemeleri ve Yargıtay, adli konkordatoyu konusuna göre üçe ayıran bu ayrımdan ilk ikisi olan vade ve tenzilat konkordatosu ile bu iki türün birlikte talep edildiği karma konkordato türlerini dikkatle irdelemektedir.

Önce vade, tenzilat veya karma konkordato türlerini kavram olarak irdeleyelim. Devamında hangi hallerde hangi konkordato türünün tatbik edilmesi gerektiğini inceleyerek, konkordatoya müracaat edilirken bu yönüyle dikkat edilmesi gereken hususları uygulama ışığında incelemeye başlayalım.

TENZİLAT KONKORDATOSU

Uygulamada “YÜZDE KONKORDATOSU” olarak da ifade edilen tenzilat konkordatosunda alacaklılar, borçlu tarafından alacaklarının belirli bir yüzdesinin ödenmesiyle yetinirler.

Diğer bir deyişle, bu konkordato türünde konkordatoya tabi alacaklılar, borçluya karşı, alacaklarının belirli bir yüzdesinden feragat ederler ve borçlu, borçlarının konkordato yargılaması sonucunda kabul edilen yüzdesini ödemek suretiyle borçlarının tamamından kurtulur.  (Tunç Yücel, Öztek – Konkordato Şerhi, 1. Bası, Ankara, Öztek, m. 285, syf. 107, dipnot 1)

VADE KONKORDATOSU

Borcun tamamının ödenmesi isteniyor ve vade talep ediliyorsa vade konkordatosu söz konusu olacaktır.

Vade konkordatosunda alacaklılar, borçluya, alacaklarının TAMAMEN ÖDENMESİ İÇİN BİR VADE VERİRLER, yani alacaklarının ödenmesini belli bir süre  ertelerler.

Uygulamada seyrek olarak rastlanan vade konkordatosu 2018 değişikliğine kadar İİK’da açıkça düzenlenmemiş, ancak 2018 değişikliğiyle birlikte bir konkordato türü olarak İİK’da yer almıştır.

Hemen belirtelim ki, vade konkordatosunda alacaklıların alacaklarının belli bir yüzdesinden feragat etmeleri söz konusu değildir; VADE SONUNDA ALACAKLAR, İŞLEMİŞ FAİZİYLE BİRLİKTE TAM OLARAK ÖDENECEKTİR.

Bu açıdan bakıldığında, borçluya vade tanıyan ve fakat belli bir tarihten, örneğin konkordato mühleti verilmesinden ya da konkordatonun tasdiki tarihinden itibaren faiz ödenmemesine yönelik olan bir konkordato teklifi, vade konkordatosu olmayıp hem vade hem de tenzilat konkordatosu (karma konkordato) olarak nitelendirmek gerekir. (Tunç Yücel, Öztek – Konkordato Şerhi, 1. Bası, Ankara, Öztek, m. 285, syf. 107, dipnot 2,  bkz. bu yönde Baki Kuru, İflas ve Konkordato Hukuku, Ankara 1971, s. 405, dipnot 4, Süha Tanrıver/Adnan Deynekli, Konkordatonun Tasdiki, Ankara 1996, s. 41)

Faiz yönünden konkordatonun türünü nitelendiren İsviçreli bazı yazarlar; İsviçre İİK m.297, f.7’ye (İİK m.294, f.3) yollama yaparak; tasdik edilen konkordato projesi aksine hüküm içermediği takdirde, mühletin verilmesi anında mevcut ana para ile işlemiş faizin belli vadelerde ödenmesini ve fakat mühletin verilmesinden itibaren faiz işlememesini öngören bir konkordato teklifinin vade konkordatosu olarak kabul edilmesi gerektiğini savunmaktadırlar. (Tunç Yücel, Öztek – Konkordato Şerhi, 1. Bası, Ankara, Öztek, m. 285, syf. 107, dipnot 2 )

KARMA KONKORDATO

Ülkemizdeki konkordato uygulamasında çoğu zaman borçlu alacaklılarından hem vade ve hem de tenzilat istemekte ve böylece karma konkordato teklif etmektedir.

Türk uygulamasında vade konkordatosu ile tenzilat konkordatosu genellikle birlikte talep edilmekte ve birlikte gerçekleştirilmektedir. Böylece borçlu, hem borçlarını ödemek için vade verilmesini hem de hem de borçlarında indirim yapılmasını karma konkordato şeklinde talep etmektedir.

Borçlu, tenzilat konkordatosu ile malvarlığının terki sureti ile konkordatoyu birleştirerek de karma konkordato teklif edebilir. (Tunç Yücel, Öztek – Konkordato Şerhi, 1. Bası, Ankara, Öztek, m. 285, syf. 108, dipnot 6 )

Borçlunun belli bir asgari ödemeyi yapmayı teklif edip aynı zamanda malvarlığının bir kısmını alacaklılara terk etmesinde, adi konkordato söz konusu olacaktır. (Bu görüş için bkz: Sema Taşpınar Ayvaz, İcra İflas Hukukunda Yeniden Yapılandırma, Ankara 2005, s.257 ve yarıca bkz. Ercan, Malvarlığının Terki, S. 59-50)-(Tunç Yücel, Öztek, age. syf. 108, dipnot 6 )

KONKORDATO TÜRÜ SONRADAN DEĞİŞTİRİLEBİLİR Mİ? 

İsviçre öğretisinde borçlunun konkordato ön projesinde vade veya tenzilat ya da malvarlığının terki suretiyle konkordatoyu tercih etmiş olmasının, onun, konkordato sürecinde, başlangıçta öngördüğünden başka bir konkordato türü teklif etmesine engel olmadığı ileri sürülmektedir.

Bu görüşe göre, borçlunun konkordato ön projesindeki tercihi kesin bir niteliğe sahip değildir. Ancak bu değişiklik talebi öncelikle komisere bildirilmeli, bütün alacaklılar değişiklikten haberdar edilmeli ve komiserce değişikliğe dair gerekli ilan da yapılmalıdır.  (Tunç Yücel, Öztek, age. syf. 108-109 ve dipnot 7)

İİK 285. MADDE GEREKÇESİNDE, KONUSUNA GÖRE KONKORDATO TÜRLERİ HAKKINDAKİ AÇIKLAMA ŞÖYLEDİR:

Bilindiği gibi, konkordato; vade konkordatosu ve tenzilat konkordatosu olarak ikiye ayrılmaktadır. Bu ayırım İcra ve İflas Kanununda yer almamakla birlikte öğretide genellikle kabul edilen bir ayırımdır. Tenzilat konkordatosunda alacaklılar, borçluya karşı, alacaklarının belirli bir yüzdesini tahsil etmekten vazgeçerler ve borçlu borçlarının konkordatoda kabul edilen kısmını (yüzdesini) ödemek suretiyle borçlarının tamamından kurtulur. Vade konkordatosunda ise borçlu borcunun tamamını ödemek için alacaklılarından bir vade ister veya borçlarını taksitlendirir. Ülkemiz uygulamasında çok kere borçlu alacaklılarından hem vade ve hem de tenzilat istemekte ve böylece karma konkordato teklif etmektedir.

Borca batık olmamakla birlikte borç ödemeden aciz halinde bulunan bir borçlunun vade konkordatosu istemesi mümkündür. Diğer bir deyişle, mevcudu borçlarının tamamını ödeyebilecek durumda olan bir borçlunun mallarını o anda satarak vadesi gelmiş bütün borçlarını ödemesi mümkün değilse, o zaman borçlu borçlarını yüzde yüz, yani tamamen ödeme taahhüdünde bulunarak alacaklılarından kendisine bir mühlet verilmesini isteyebilir (vade konkordatosu).

Bu durumdaki bir borçlunun normal olarak tenzilat konkordatosu isteyebilmesi mümkün olmamak gerekir, zira böyle bir teklif, ödenmesi “teklif edilen meblağın borçlunun kaynakları ile orantılı olması” şartına uygun düşmez. Fakat, hazırlık çalışmaları sırasında, mahkemelerin somut olayın özelliklerine göre değerlendirme yapabilmeleri yolunu açık tutmak gerektiği ileri sürüldüğünden, madde metnine bu yönde bir sınırlama getirilmesinden kaçınılmıştır.”

VADE VE TENZİLAT KONKORDATOSUNUN HANGİ DURUMDA HANGİSİ TALEP EDİLEBİLİLİR? HANGİ DURUMDA BİRLİKTE TALEP EDİLEBİLİR?

Tenzilat konkordatosuna sadece borca batık borçluların başvurabilecekleri; bu şart yerine gelmediği takdirde borçlunun ancak “vade konkordatosu”  isteyebileceği, “tenzilat konkordatosu” isteyemeyeceği anlaşılmaktadır. (İİK m. 305, f.1, b uyarınca)

Borç ödemeden aciz hali ve borca batıklık hali de gerekçe olarak gösterilebilecektir. Bu gerekçeler gösterildiğinde ise borçlu aynı anda hem “tenzilat konkordatosu” hem de “vade konkordatosu” talep edebilecektir.

Borca batık olmayan, yani alacakları ve varlıkları borçlarını karşılayan bir borçlunun “tenzilat konkordatosu” istemesi halinde bu teklif, bir taraftan teklif edilen tutarın borçlunun iflası halinde alacaklıların eline geçebilecek muhtemel miktardan fazla olması şartı (İİK m. 305, f.1, b (a) uyarınca) diğer taraftan da teklif edilen tutarın borçlunun kaynakları (mevcudu) ile orantılı olması (İİK m. 305, f.1, b (b) uyarınca) şartı yerine gelmediğinden tasdik edilmeyecektir.

Örneğin, alacak ve varlıkları borçlarının tamamını karşılayan bir borçlu “vade konkordatosu” talep etmek yerine, “tenzilat konkordatosu” talep ederek; borçlarının yüzde doksanını ödemeyi teklif etse dahi, bu teklif mahkemece kabul edilmeyecek ve konkordato talebi reddedilecektir. Zira bu teklif, borçlunun mevcudu ile orantılı olmayacak ve teklif anında borçlunun iflas etmiş olması ihtimalinde alacaklıların eline geçebilecek muhtemel miktar teklif uyarınca ellerine geçecek tutardan fazla olacağından “tenzilat konkordatosu” başvurusu reddedilecektir. (Tunç Yücel, Öztek – Konkordato Şerhi, 1. Bası, Ankara, m. 285 syf. 123)

Borçlunun malvarlığı borçlarının tamamını karşılayabilecek durumdaysa ve borçlu mevcudunun bir kısmını satmakla vadesi gelmiş borçlarını ödeme ihtimali var olmasına rağmen çeşitli sebeplerle malların o anda satılması mümkün olmayabilir.

Böyle bir ihtimalde de borçlu, alacaklılara borçlarının yüzde yüzünü yani tamamını ödemeyi ancak kendisine belirli bir vade vermelerini isteyebilecektir. Bu ihtimalde “vade konkordatosu” yerine “tenzilat konkordatosu” istemek veya hem vade hem tenzilat konkordatosunu birlikte istemek ret sebebi olarak görülecektir. (Tunç Yücel, Öztek Age. syf. 124)

Bu durumdaki bir borçlu mutlaka borçlarında indirim yapılmasını istiyorsa konkordato yerine (bir sermaye şirketi veya kooperatif olmak kaydıyla) İİK m. 309 vd düzenlenen borçların uzlaşma yoluyla yeniden yapılandırılması yöntemine başvurmalıdır.

Borca batık olmamakla birlikte borç ödemeden aciz halinde bulunan bir borçlunun “vade konkordatosu” istemesi mümkündür. Diğer bir deyişle, mevcudu borçlarının tamamını ödeyebilecek durumda olan bir borçlunun mallarını o anda satarak vadesi gelmiş bütün borçlarını ödemesi mümkün değilse, o zaman borçlu borçlarını yüzde yüz, yani tamamen ödeme taahhüdünde bulunarak alacaklılarından kendisine bir mühlet verilmesini isteyebilir (vade konkordatosu). Bu durumdaki bir borçlunun normal olarak “tenzilat konkordatosu” isteyebilmesi mümkün olmamak gerekir, zira böyle bir teklif, ödenmesi ‘teklif edilen meblağın borçlunun kaynakları ile orantılı olması’ şartına uygun düşmez. Fakat, hazırlık çalışmaları sırasında, mahkemelerin somut olayın özelliklerine göre değerlendirme yapabilmeleri yolunu açık tutmak gerektiği ileri sürüldüğünden, madde metnine bu yönde bir sınırlama getirilmesinden kaçınılmıştır.” (İİK’daki konkordato hükümlerinin tamamen revize edildiği 7101 s. Kanundaki 12. madde  gerekçesinden. Bknz: Muşul T., İflas ve Konkordato Hukuku – Uzlaşma Yoluyla Yeniden Yapılandırma, 1. Bası, Ankara, Ekim 2018, syf. 679)

Madde gerekçesinde; malvarlığı borçlarını ödemeye yeten borçlunun, “tenzilat konkordatosu” talep edemeyeceği ve sadece “vade konkordatosu” talep edebileceği açıkça ifade edilmiştir. Bu hususta doktrinde de  görüş birliği vardır.

ALACAKLI TARAFINDAN BORÇLU HAKKINDA KONKORDATO İŞLEMLERİNİN BAŞLATILMASININ İSTENMESİ HALİNDE HANGİ KONKORDATO İÇİN İSTEMDE BULUNULACAKTIR?

İİK m.285, f. 2 uyarınca, iflas talebinde bulunabilecek her alacaklı da, gerekçeli bir dilekçe ile borçlu hakkında konkordato işlemlerinin başlatılmasını isteyebilecektir.

Burada alacaklının vasfı ve konumu önem arz etmektedir.

Maddede “iflas talebinde bulunabilecek her alacaklı” dendiğine göre alacaklının iflas talebinde bulunabilecek aşamaya gelmesi gerektiği anlaşılmalıdır.

Yani, borçlu hakkında konkordato talebinde bulunmak isteyen alacaklının en azından borçluya adi iflas yolu ya da kambiyo senetlerine mahsus iflas yolu ile takibe özgü ödeme emri göndermiş ve bundan dolayı bir sonuç alamamış olması lazımdır.

Alacaklı, borçlunun durumu hakkında tam bilgi sahibi olamayacağı için, mahkemeye sadece elindeki bilgileri ve belgeleri vermekle yetinebilir.   

Alacaklı, konkordato projesi vermek ve özellikle “tenzilat konkordatosu” mu, “vade konkordatosu” mu, “malvarlığının terki suretiyle konkordato” mu talep ettiğini açıklamak zorunda değildir.  (Tunç Yücel Öztek, Age, syf. 218)

Bu sebeple Mahkeme, borca batık olmayan borçlunun konkordato talebini sadece tenzilat konkordatosu talep etmesi sebebiyle reddetme gerekçesini burada uygulamayacaktır.

Alacaklının borçlu hakkında yaptığı konkordato talebini alan mahkeme, HMK m. 382 f.2, b. Ve m.385, f.2 deki re’sen araştırma ilkesine uygun olarak, borçluya İİK 286 da belirtilen belgeleri ve kayıtları eksiksiz olarak mahkemeye sunmaya davet ederek bunları sunması için makul bir süre verir. (İİK m. 287, f.2)  (Tunç Yücel Öztek, Age, syf. 218)

Alacaklı, borçlunun geliri ile orantılı olmayacak şekilde basiretsizce davranarak ödeme gücünü aşacak şekilde borç edindiğini ileri sürerek bu gerekçeyle de borçlu hakkında konkordato işlemlerine başlanılmasını isteyebilir.

Alacaklı İİK m. 332 deki borçlunun “aczine kendi fiiliyle sebebiyet verme veya vaziyetinin fenalığını bilerek ağırlaştırma” suçlarını gerekçe olarak göstererek de borçlu hakkında konkordato işlemlerine başlanılmasını isteyebilmelidir.

İFLASTAN SONRA (İFLAS İÇİ) KONKORDATO TALEBİ, HANGİ KONKORDATO KAPSAMINDA DEĞERLENDİRLECEKTİR?

İflası açılmış ve iflas tasfiyesi devam eden bir borçlu iflas sürecinde dahi konkordato talebinde bulunabilecektir.

İİK m. 309 çerçevesinde, iflas edenlerin de bir defaya mahsus olmak üzere konkordato talep etme hakkı vardır.

İflasına hükmedilmiş ve iflas tasfiyesi devam eden bir borçlu kendisi hakkında konkordato talep edebileceği gibi, borçlunun alacaklarından biri de konkordato işlemlerinin başlatılmasını isteyebilir.

Alacaklılar da İİK m. 309 hükmü uyarınca  İİK m. 285, m. 286 vs hükümler çerçevesinde ve yukarıdaki gerekçeleri kullanarak müflis borçlu hakkında iflas içi konkordato işlemlerinin başlatılmasını isteyebilir.

İflas içi konkordatoda;  Malların satışının iflas yolu ile tasfiye süreciyle satılarak paraya çevrilmesi halinde alacaklıların alacaklarına daha az kavuşacağı, hatta bazı alacakların alacağına hiç kavuşamayacağı, malların konkordato projesindeki usulde satılması halinde borçların daha büyük oranda ödeneceği ve alacaklıların da daha büyük oranda alacaklarına kavuşacakları gerekçesi ileri sürülecektir.

İflastan sonra bir konkordato talep edilmiş olduğu için burada esasen borca batık borçluların başvurabileceği “tenzilat konkordatosu” kurumu uygulanacaktır. Ancak iflas halinin yani borca batıklık halinin borç ödemeden aciz halini de kapsaması sebebiyle, iflas içi konkordato başvurusu hem “tenzilat konkordatosu” hem de “vade konkordatosu” yani “karma konkordato” kapsamında değerlendirilmelidir.

Yıllar süren iflas süreci sonrasında malvarlığındaki değer artışları vs sebebiyle malvarlığının satışı halinde borçların tamamını ödeyebileceğinin ortaya çıkması halinde ise talebin “vade konkordatosu” kapsamında değerlendirilmesi gerekir kanaatindeyiz.

Yani bu durumda, karma konkordato uyarınca, alacaklılarca müflis borçluya hem vade verilmesi hem de tenzilat yapılması suretiyle borçların ödenmesine son bir imkan tanınmış olacaktır.

.

.

(Bu köşe yazısı, sayın Av. İlknur ÇELİK ORUÇ tarafından www.hukukihaber.net sitesinde yayınlanması için kaleme alınmıştır. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısının tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısının bir bölümü, aktif link verilerek kullanılabilir. Yazarı ve kaynağı gösterilmeden kısmen ya da tamamen yayınlanması şahsi haklara ve fikri haklara aykırılık teşkil eder.)

 Faydalanılan kaynaklar:

  • Tunç Yücel, Öztek – Konkordato Şerhi, 1. Bası, Ankara, Eylül 2018, Adalet Yayınevi

  • Muşul T., İflas ve Konkordato Hukuku – Uzlaşma Yoluyla Yeniden Yapılandırma, 1. Bası, Ankara, Ekim 2018, Adalet Yayınevi

  • 7101 S. Yasa madde gerekçeleri

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Varlıbaş 2 yıl önce

Dimyattaki pirince giderken eldeki bulgurdan olmamak lazım. Konkordato o kadar basit bir şey değilmiş. Yazı için teşekkürler.

Avatar
Canan 2 yıl önce

Hep duyduğumuz ama detaylı açıklanmayan bir hususu kaleme almışsınız. Kaynak olarak faydalanılacak bir makale olmuş. Elinize emeğinize sağlık üstadım.