Maden işçileri, iki asgari ücret için yargıya gidiyor
GMİS Genel Başkanı Eyüp Alabaş, şirketin Ereğli ve Amasra'daki maden ocaklarında dün en az iki asgari ücret üzerinden ödeme yapılmadığı gerekçesiyle iş bırakan maden işçilerinin, şirket ile yaptıkları görüşmeler sonunda yeniden ocaklarda çalışmaya başladığını belirtti. Alabaş, Soma faciasının ardından aceleyle çıkarılan Torba Yasa'da yer alan 'madenciye en az iki asgari ücret' düzenlemesinin kömür işletmeleri tarafından farklı yorumlandığına dikkat çekti.

'HERKES YASAYI KENDİNE GÖRE ANLIYOR'

 Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı bürokratlarının, iki asgari ücretin başlangıç ücreti olarak algılanması gerektiğini söylediklerine vurgu yapan Alabaş, "Buna rağmen başta Türkiye Taşkömürü Kurumu (TTK) ve bazı işletmeler böyle olmadığını söylüyor. Bir düzenleme yapılıyor herkes yasayı kendine göre anlıyor. Yoruma açık bir yasayı ilk defa bu süreçte gördüm. Eğer bir yasa çıkıyorsa o yasadan herkes aynı şeyi anlamalı" dedi.

'DAVA AÇACAĞIZ'

İki asgari ücretin temel ücret olarak alınması gerektiğini, ancak TTK'nın da düzenlemeyi farklı yorumlayıp işçiye eksik ödeme yaptığını, bu yüzden geçen ay kurum hakkında dava açtıklarını hatırlatan Alabaş, şimdi Hema Endüstri A.Ş.'ye karşı da aynı davayı açacaklarını kaydetti. Şirketin geçen ay işçiye iki asgari ücret üzerinden ödeme yaptığını, bu ay ise bu uygulamadan vazgeçip, geçen ay ödedikleri ücreti işçiden kestiğini hatırlatan Alabaş, şöyle konuştu:
 "Dolayısıyla arkadaşlarımız 20, 40, 60 ve 90 lira gibi çok komik ücretlerle karşılaşınca isyan ederek eylem yaptılar. Biz yaptığımız görüşmelerde en azından geçen ay iki asgari ücret üzerinden yapılan ödemenin kesilmemesini sağladık. Şirket yaptığı kesintiyi işçilerin hesabına yatıracak. Ancak bundan sonra işçiye eski ücretleri üzerinden ödeme yapmaya devam edecek. Biz olayı yargıya taşıyacağız. Alacaklı bir kaç arkadaşımızın üzerinden alacak davası açacağız. Biz haklı olduğumuzu düşünüyoruz."

'TORBA YASA, SOMA KAZASINDA TEPKİLERİ AZALTMAK İÇİNDİ'

Torba Yasa düzenlemesini de eleştiren Alabaş, "Soma faciasından yaklaşık 15 gün sonra o olayın duygusallığı içinde, sektörün temsilcilerine danışılmadan, kimin teklifi olduğu belli olmayan bir düzenleme şeklinde geldi. Çalışma hayatını düzenleyen sektörün temsilcileriyle iş güvenliği odaklı geniş çaplı bir çalıştay sonrası bir yasal düzenleme beklerken, Soma kazasının tepkilerini azaltmak için böyle bir yola gidildi. Başta Soma'da ölen işçilerin ailelerine bazı haklar verilmesi, 2008'de Sosyal Güvenlik Yasası ile elinden alınan hakların madenciye geri verilmesi gibi bir kaç düzenlemeyle olayın tepkisi azaltılmaya çalışıldı. Ama madenci cinayetleri devam ediyor. 'Biz size daha fazla para verelim, siz ölmeye devam edin' gibi bir yaklaşım oldu. İş güvenliği odaklı bir yasal düzenleme olmadığı için, iş güvenliği kurallarının alınmadığı, mühendislik faaliyetinin tam olarak yerine getirilmediği maden ocakları öldürmeye devam ediyor" dedi.

 Alabaş, en az iki asgari ücret uygulamasından taviz verilmeden iş güvenliği odaklı yeni bir yasal düzenleme yapılmasını beklediklerini söyledi.

'TAŞERONLAŞMA VE ÖZELLEŞTİRME ÖLÜM ORANINI ARTIRDI'

 2004'te Maden Kanunu'nda yapılan değişiklikle taşeronlaşmanın ve özelleştirmenin sektörde yaygınlaştırılmasından sonra maden kazalarının arttığına dikkat çeken Alabaş, "Son 5 yılda 7 büyük ölümlü maden kazası oldu. Bugün taşeronlaşma ve özelleştirmeler bu sektördeki ölümlü kazaların artmasında birinci neden. Hayatında kömürü görmemiş ya da kömürü sobada görmüş insanlara kömür üretme ruhsatı verirseniz ya da inşaat şirketlerine kömür üretme yetkisi verirseniz, bilgisi, birikimi, tecrübesi olmayan işletmelere ruhsat verirseniz olacağı budur. Madencilik sektörü aşırı kar hırsıyla yapılabilecek bir üretim sektörü değildir. Bu sektör özellikle derin kotlarda devlet eliyle yapılması gereken bir sektördür. Taşeronlaşma ve özelleştirme bu sektördeki ölüm oranlarını son yıllarda artırmıştır" diye konuştu. DHA

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.