Rizeli ‘Çay Kanunu’ istiyor
EKİN KOÇ / KENAN DURSUN

RİZE - Her gün bir yudum alarak güne başladığımız çayın yüzde 66’sı Rize’de üretiliyor. Kent için çay adeta hayat kaynağı durumunda. Rizeli artık çayın hikâyesini yeniden yazmak için ürüne ‘kanun’  istiyor. Türkiye çay sektörü 200 bini aşkın üreticisi ve 300 işletmesi ile dünyada çay üreten ülkeler arasında 5’inci büyüklükte. Son yıllarda çay sektöründe verim ve kalitenin düşmesi ile birlikte maliyetlerin yükselmesi, Türk çayını dünya piyasalarında fiyat rekabeti açısından güçsüz kılıyor. Yaşanan sorunlar ve çözüm önerileri konusunda ortak paydada buluşuluyor olması çay sektörünün geleceği açısından umut veriyor.

Sektör, Bir yandan atılması gereken adımlar ele alınırken diğer yandan mevcut markaların Türkiye ve Dünya piyasasında tanıtımına ve tüketiciye ulaşmasına yönelik çalışmalarda hızla devam ediyor. Türk çayını Dünya Markası yapmak adına bilimselliğin ön planda tutulacağı ifade ediliyor. Rize Ticaret ve Sanayi Odası (TSO) ile Rize Ticaret Borsası’nın ortaklaşa yürütmekte olduğu Çay Araştırma ve Geliştirme Merkezi Projesi arzu edilen bilimsel çalışmaların sürekliliğini sağlayacak önemli bir adım olarak görülüyor. Bir yıl içerisinde faaliyete başlaması planlanan merkezde siyah, yeşil ve organik çay üretim üniteleri, paketleme tesisi ve laboratuarın yer alacağı bildiriliyor. Merkezin amacının topraktan bardağa kadar çayın iyileştirilmesi için çalışmalar yapılıp çay üretiminde ve tadındaki eksikliklerin giderilmesi olduğu dile getiriliyor.

Müstahsili, sanayiciyi, bölgeyi ve ürünü koruyan çay kanunun çıkarılması gerektiği de sektör temsilcileri tarafından vurgulanıyor. Arazi toplulaştırması ve toprak reformu ile çaylıkların ıslahı çalışmaları çayda verim ve kalitenin artırılması için sektörün acil ihtiyaçları arasında olduğu belirtiliyor.

Rizeli çaycılar, bugüne kadar münferit hareketlerle yapılan çalışmaların sonuçlarından ders almış olarak, devlet dâhil sektörün tüm bileşenlerinin bütünleşik bir yapı ile hareket etmesini istiyor. Sektör böylece Türk çayında yeni bir tarih başlatacak. Bunun içinde tüm kesimler bir ‘Çay Kanunu’ talep ediyor. Son yıllarda çayı özellikle Gürcü işlerin toplaması da, çaydan kazanılan paranın kente yeniden dönmemesine neden oluyor. Diğer bir sıkıntı ücretlerin işçilere miktar bazında ödenmesi. Amaç daha çok çay toplamak olunca çay dalı, budağı ile toplanıyor. Bu durum kalitesiz yaş çay toplanmasına neden oluyor. Çay sektörü kanunun tüm sorunlarının önüne geçeceği düşüncesinde.  DÜNYA Gazetesi “Üreten Kentler Anlatıyor” yazı dizisi ile, Anadolu’nun üretim merkezlerinin nabzını tutmaya devam ediyor.  Yazı dizisi kapsamında bugüne kadar 19 kentte incelemelerde bulunuldu. DÜNYA ekibinin mercek altına aldığı 20’nci şehir ise Rize. Yapılan inceleme kapsamında Rizeli iş adamları ile görüş alışverişinde bulunuldu, kentteki fabrikalar, tesisler gezildi.

Cevahir: Ovit ve Lojistik Merkez kalkınma sağlar

Rize TSO Başkan Vekili Şükrü Cevahir, il genelinde yaklaşık 350 bin, il merkezinde yaklaşık 100 bin kişinin yaşadığı Rize’de orta sınıfı oluşturan iş gruplarını, çay ziraatçısı, emekli, işçi-memur ve işveren olarak tanımladı. Oda olarak 2 bin 760 üyeye sahip olduklarının bilgisini veren Cevahir, Rize’nin en büyük ekonomisini çay tarımının oluşturduğunu belirterek, “Çay geçim Kaynağı olarak görülmese de geçim kaynağıdır. Rize için olmazsa olmazdır” dedi. Cevahir Rize’nin gelişim gündemindeki önemli konuları şu şekilde özetledi:  “Ülke ortalamasına göre geri kaldık. Ancak son dönemde kentimizde önemli projelere imza atılıyor. Ovit Tuneli ile Rize- Mardin sevgi yolunun hayata geçirilmesi Rize’yi ekonomik ve sosyal yönden kalkındıracak. Bunun yanı sıra İyidere mevkiinde lojistik merkez kurulması için proje çalışmaları devam ediyor” diye konuştu.

OSB’de imalat sektörüne öncelik verilecek

Altyapı çalışmaları devam eden, 2014 yılının ikinci yarısında arazi tahsislerine başlanması planlanan Rize Organize Sanayi Bölgesi (OSB) hakkında bilgi veren Cevahir, 550 dönüm arazi üzerine kurulan sanayi bölgesinin 37 parselden oluştuğunu ve 450 dönüm ilave alana da sahip olunduğunu bildirdi. Cevahir, OSB’ye başvuruların devam ettiğini, önceliğin istihdamı artıracak firmalara verileceğini belirtti.

Ayder ve İkizdere yurtdışında tanıtılmalı

İlin gelişim potansiyeli açısından turizmin çaydan sonra gelen sektör olduğunu ifade eden Cevahir, “Turizm’de otelcilik ve teleferik hizmetleri üzerine projeler var. Ayder ve İkizdere’nin uluslararası alanda tanıtılması ve turizmin geliştirilmesi gerekir. Sahil ve yayla kesimlerinde turizmi geliştirmek istiyoruz. Turizmin gelişmesi önündeki en önemli sorunumuz Konaklama kapasitemizin az oluşudur. Bunun için otel yatırımları yapmamız gereklidir. Uygun araziler ve yatırımcılara ihtiyaç duymaktayız.” şeklinde konuştu.



BÖLGE İŞ DÜNYASI NE DİYOR?

RESUL OKUMUŞ / RİZE TİCARET BORSASI MECLİS BAŞKANI:

TARLADAN BARDAĞA BİLİMSEL UYGULAMA ŞART

Türk çayının üretim serüvenin 1930’ların sonunda başladığını 1960’lara kadar gelişim gösteremediğini anlatan Resul Okumuş, “1970’lerde gelir bakımından cazip hale gelince disiplinsiz bahçeleşmeye gidildi. Bu yapı sorunları günümüze kadar getirdi” diye konuştu. Okumuş, “Çayımız renkten ziyade aromatik ve tat yapısı yüksek olan çay. Dünyada pahalı satılan çaylar aromatik oranı yüksek olan çaylar. Aromatik yapısı muhafaza edildiğinde Türk çayı dünyada satılan en kaliteli çaylardan biri” dedi. Okumuş, şöyle devam etti: “Tarladan bardağa kadar çayın her aşamasında bilimsel yöntemlerin uygulamasını yönlendirecek bağımsız bir kuruluşa ihtiyaç var. Çaykur bünyesinde bulunan Çay Araştırma Enstitüsü’nün hızlı bir şekilde bağımsızlaştırılarak özel sektöre de hizmet verir hale gelmesi gerek.”

MUHAMMET KARAOĞLU / RİZE TICARET BORSASI BAŞKAN VEKİLİ:

MÜSTAHSİLLER FARKLI KENTLERDE YAŞIYOR

Tarladaki ürünün kalitesinin nihai ürünün kalitesini etkilediğini söyleyen Muhammet Karaoğlu, çayla ilgili iyileştirmelerin tarladan ve müstahsilden başlaması gerektiğini ifade etti. Karaoğlu, müstahsillerin farklı şehirlerde yaşamayı tercih etmesinin tarlaların bakımsız kalmasına neden olduğunu söyledi. ‘Desteklenmesi gereken sektör bileşeni çay üreticisidir’ ifadelerini kullanan Karaoğlu, üretici odaklı sistem geliştirildiğinde kanunda yazan 2,5 yaprak kalitedeki çayın toplanması sağlanabileceğini belirtti. Karaoğlu, bunun yanı sıra kalitesinin korunması için çay alım yerlerinde anlık alımlar yapılması gerektiğinin altını çizdi.

MÜFİT AKMAN / TÜRKIYE ZIRAATÇILAR DERNEĞİ RİZE ŞUBE BAŞKANI:

MÜSTAHSİLİN KORUNMASINA YÖNELİK TEDBİR ALINMALI

RİZE çayının en önemli özelliğinin üzerine kar yağması ve kimyasal ilaç kullanılmaması olduğunun altını çizen Müfit Akman, bu özelliği ile çayın organik tarıma geçişinin ve ticari değer artışının kolay olduğunu söyledi.  Bölge coğrafyası nedeniyle yüzde 20 ila yüzde 85 eğimli arazilerde çaylıkların tesis edildiğinin bilgisini veren Akman, “Bu koşullarda başka bir ürüne geçme olasılığımız zor. Ancak çaylıkların yenilenerek sürgün sürelerini uzatmak mümkün” diye konuştu. Akman, müstahsilin korunması adına Çaykurve özel sektördeki fiyat farklılıklarını giderecek standart bir taban fiyatın kanuni olarak belirlenmesi gerektiği düşüncesinde olduklarını ifade etti.

NEVZAT PALİÇ / RİZE ZİRAAT ODASI VE RİZE KİVİ BİRLİĞİ BAŞKANI:

KAÇAK ÇAYA CEZAİ YAPTIRIM UYGULANMALI

Nevzat Paliç, çay tarımındaki değişiklikleri  “Eskiden taze sürgün çayların elle toplanması ile verim ve kalite yüksekti. Çayın getirisi düşünce makaslı budama ile daha çok toplanmaya başlandı bu da çayın içine dalın budağın karışarak kalitesinin düşmesine neden oldu” diyerek anlattı. Getirinin düşmesiyle göçün arttığını dile getiren Paliç, çaylıkların bakımsız kaldığını da anlattı. Paliç, “Çay üreticisi diğer ülkelerle kıyaslama yaparsak onlar yılda yaklaşık 10 kez hasat yapıp, işçiliği 2 dolara mal ediyor. Bizde yılda 3 sürgün var, işçilik maliyeti 50 dolar. Rekabet şansımız düşük” diyerek,  şunları kaydetti: “Türk çayının dünya piyasalarında rekabet gücünün artırılması için çay kanunu çıkartılmalı. Çay kaçakçılığına cezai yaptırımlar uygulanmalı”  dedi. Kentte 24 yıldır kivi yetiştirildiğini de anlatan Paliç, Kalkınma Bakanlığı’ndan 6 milyon lira destek alarak soğuk hava deposu yapacaklarını söyledi.

MUHAMMED PERTEK / ZİRAAT MÜHENDİSLERİ ODASI RİZE ŞUBE BAŞKANI: 

SÜRDÜRÜLEBİLİR ÜRETİM İÇİN ÇAYLIKLAR YENİLENMELİ

Çayın bölgede toplum hayatına yön veren bir rolü olduğunu belirten Muhammet Pertek, çay fidanının yaklaşık 6 yıl içerisinde verime ulaştığı, ancak 60 yıldan sonra verimliliğin düştüğünü belirterek, şunları dile getirdi: “Çay bitkisinin bir özelliği de toprağın asitliğini değiştirmesi. Toprak yapısı değişince farklı bir ürüne geçiş için toprağın yaklaşık 20 yıl ıslah edilmesi gerekir. Bu nedenle çayda sürdürülebilir tarımın oluşturulması gerekir. RİZE’de çay tarımı küçük aile işletmeleri şeklinde yapıldığından tarım stratejilerinin buradan hareketle belirlenmesi ve çaylıkların yenilenmesi konusunda uygulamalar gerekir.”

SADULLAH AFACANLAR / ÇAYKUR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ İŞLETME  VE ÜRETİM DAİRE BAŞKANI : 

MÜSTAHSİL BAHÇE İLE BARIŞTIRILMALI

Çayda köklü bir değişim için çaylıkların ıslah edilmesi gerektiğini dile getiren Sadullah Afacanlar, müstahsili, sanayiciyi, çayın kalitesini ve bölgeyi korumakla birlikte denetimleri sıklaştıracak çay kanunu çıkması gerektiğini ifade etti. Tüketicinin çay alışkanlığını sürdürebilmesi için kaliteli çay üretimine gereksinim olduğunu söyleyen Afacanlar, çaylıkların bakımlarının, gübrelenmesinin, hasadın ve fabrikalarda işlenmesinin standartlara uygun yapılmasının önemini vurguladı. Afacanlar, müstahsilin bahçe ile barıştırılarak tarımın iyileştirilmesi ve taze sürgünlerin toplanması anlamında da Çaykur ile özel sektörün işbirliği yapmasının kaliteyi yükselteceğini sözlerine ekledi.

İSMAİL KOCAMAN / RİZE TICARET BORSASI GENEL SEKRETERİ:  

İHTISAS BORSASI KURULMASI GEREK

İsmail Kocaman, çay sektörünün sorunlarına yönelik çözümün kapsamlı bir çay kanunun çıkarılması ile mümkün olacağını belirterek, şunları söyledi: “Özel sektör ile Çaykur’u karlı hale getirerek ürün değerini ortaya koyacak ihtisas borsası kurulması gerek. Çay uygulamalarını denetleyecek bir üst kurula ihtiyaç var. Bunların yanı sıra kuru çay için lisanlı depolar hayata geçirilmeli.”

Kocaman, Devletin Çaykur’a verdiği sübvansiyonları özel sektöre de vermesi gerektiğini de savundu.

RAMİZ ÇOLAK / ÇAY SANAYİCİLERİ DERNEĞİ BAŞKANI: 

ARAZİLERİN TOPLULAŞTIRILMASI ÖNEMLİ

Ramiz Çolak, sektörün düzene girmesi için sektörde her kesimin kazançlı olması gerektiğini söyledi. Çaylık verimliliklerinin iyi tespit edilmesinin önemli olduğunu belirten Çolak, bunun için üreticilerin bilinçlendirilmesi gerektiğini, bilinçli tarımla da kazanç sağlanacağını ifade etti. Sektör olarak ancak bütüncül hareketin etkili olacağını ifade eden Çolak, üreticinin desteklenmesi, arazilerin toplulaştırılması, hizmetlerin birleştirilmesi gerektiğini vurguladı.

HASAN ÇEBİ / ÇAYKUR KALİTE KONTROL ŞUBE MÜDÜRÜ:

KALİTEYİ HASADIN ŞEKLİ BELİRLİYOR

Çay kanunun Türkiye’de aslında var olduğunu ancak çaydaki asıl sorunun hasatta yaşandığını ileri süren Hasan Çebi, “ Mevcut çay kanunu hasadın 2.5 yaprak yapılmasını kurala bağlamış. Ancak bu kural uygulanmayınca kötü hasadın sonucu yüzde 30 oranında çay olmayan ürünler imalata alınarak çayın ekstraktının kaybolmasına neden oluyor. Yüzde 33-34 oranında olması gereken ekstraktta yüzde 5’lik kayıplar yaşanıyor. Buda verim ve kaliteyi düşürüyor” dedi. Çebi, çayın pazarlamasından satışına kadar ticari bir kanunun olması gerektiğini de belirtti.

TAHSİN KARABULUT / ER-EM YEŞİLÇAY GIDA VE MAK. SAN YÖNETİM KURULU BAŞKANI:

TÜRKİYE’DE ÇAY MAKİNESİ PAZARI 4 MİLYON DOLAR 

Türkiye’nin çay işlemede dünyanın en ileri teknolojilerini kullandığını anlatan Tahsin Karabulut, 1984’den beri sektöre makineler yapmakla birlikte, çay üzerine Ar-Ge yaptıklarını da vurguladı. Makine sanayi bölümünde 5 firma olduğunu bildiren Karabulut, sektörde çay tarımına bağlı yenileşme ile birlikte çay sanayisinin daha ileri gidebileceğini söyledi. Karabulut, Türkiye çay sektöründe yılda yaklaşık 4 milyon dolarlık makine pazarı olduğunu, çay tarımının 2 milyar doları aşkın ekonomiye sahip olduğunu dile getirerek, 2011’de TÜBİTAK destekli bir Ar-Ge projesi ile enerji tasarrufu sağlayacak, demleme süresini yarıya indirecek bir teknoloji geliştirdiklerini ve 2014 yılında uygulamaya geçeceklerini bildirdi.

AVNİ PINARBAŞ / DOĞUŞ ÇAY TEMSİLCİSİ:

İŞÇİLİK KİLO BAŞINA ÖDENİYOR, KALİTE DÜŞÜYOR

Siyasetin sektöre bakış açısının değişmesi gerektiğini dile getiren Avni Pınarbaş,  üretici ve özel sektörü içine alacak şekilde bir çay sektörü oluşturulması gerektiğini ifade etti. Pınarbaş, çay hasadında işçilik bedelinin kilo başına ödeniyor olmasının, işçilik maliyetlerini yükseltmekle birlikte kalite ve verimi düşürdüğünü ifade etti. Pınarbaş, organik tarımın planlamasının detaylı çalışma isteyen bir iş olduğunu bitkiyi büyütecek gübrenin bile özel olarak tespit edilmesi gerektiğini savundu.

HAŞİM GÜNER / ORAL EDFA TURİZM MÜDÜRÜ:

KÜLTÜRÜMÜZÜ TANITACAK TURİZM YAPMALIYIZ

RİZE’de 24 yıldır turizm sektöründe faaliyet gösterdiklerini anlatan Haşim Güner Oral, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından düzenlenen ‘Yeşil tur’ programı ile bölgeye olan ilginin arttığını ve otel yatırımlarının kazandırıldığını söyledi. İlde turizmin gelişmesi için yapılması gerekenleri aktaran Kılıç, “Turizmi her mevsime yayacak projeler yapılması, alternatif turizm alanlarının artırılması, kış turizminin canlandırılması gerek. Tüm yaylaları kapsayan bir safari güzergâhı düzenlenmeli“ dedi. Kılıç, bölgenin eko turizmin gelişmesine müsait olduğunu da sözlerine ekledi.

NURİ OKUTAN / KARALİ ÇAY FABRİKA MÜDÜRÜ:

ÇAY HASADINDA GELİR YURTDIŞINA KAÇIYOR

Çayın bölgenin geçim kaynağı olmaktan çıktığını vurgulayan Nuri Okutan, “Son yıllarda çay Gürcü işçiler tarafından toplanıyor. Bu şekilde para kentimize dönmüyor. Son yıllarda işçilerin bedelleri toplanan çay üzerinden veriliyor. Amaç daha çok çay toplamak olunca da dalı ile budağı ile çay toplanıyor. Bu durum kalitesiz yaş çay toplanmasını getiriyor” diye konuştu. Diğer ülkelerle rekabet edebilmek için bu duruma yönelik düzen oluşturulması gerektiğini belirten Okutan, bunun için Çaykur ve özel sektörün birlikte çalışması gerektiğini vurguladı.

MÜHİTTİN KALKAVAN / ÜÇEL HELVA ORTAKLARINDAN:

HELVANIN SUSAMI İÇİN JAPONLARLA REKABET

Ardahan’da kavurmacılık yapan babalarının İstanbul’da helva üretme makinesini görmesi ile başlayan serüvenlerini 1958 yılında RİZE’de tesis açarak taçlandırdıklarını anlatan Mühittin Kalkavan, “2’nci kuşağız. 3 ortaklı olarak faaliyet gösteriyoruz toplamda 55 kişiye istihdam sağlıyoruz” dedi. Kalkavan, Doğu Karadeniz, Doğu Anadolu ve İstanbul’a ürün yolladıklarını anlattı. Kalkavan, istedikleri kalitedeki helvanın Türkiye’deki susamdan elde edildiğini, ancak yerli susam almakta Japonlarla rekabet etmek durumun da kaldıklarını söyledi.

İSMAİL OĞUZ / OĞUZ SU ÜRÜNLERİ YÖNETİM KURULU BAŞKANI:

AVLANABİLİR HAMSİ BOYU TÜM KARADENİZ’DE AYNI OLMALI

1965’ten beri babamdan aldığım bayrağı taşıyorum diyerek, sözlerine başlayan İsmail Oğuz,  “3 teknem var. 1 teknede 70-80 çalışana iş veriyorum. İstanbul’dan Hopa’ya kadar avlanma yapıyoruz. Şoklanmış, dökme ve canlı olarak satışlarımız mevcut. Bunların yanı sıra İzmir’de orkinos çiftliğimizden Uzakdoğuya ihracat yapıyoruz” şeklinde işlerini kısaca özetledi. Oğuz, hamsi avının kasım ayında başlaması, deniz ve çevre kirliliğinin giderilmesi, hamsinin avlanabilir boy uzunluğunun tüm Karadeniz de standartlaştırılması halinde hamsi avcılığında gelişme olabileceğini ifade etti. Oğuz, bu konuda Karadeniz sahilindeki devletlerin tümünün bir araya gelerek anlaşma yapması gerektiği görüşünde olduğunu vurguladı.

MEHMET KOPUZ / KOPUZ İNŞAAT SAHİBİ:

ŞEHİR PLANLAMASI ACİLEN ELE ALINMALI

İnşaat malzemeleri sektöründe faaliyet gösterdiklerini anlatan Mehmet Kopuz, RİZE’de inşaat sektöründe arazi sıkıntısı nedeni ile büyük projelerin hayata geçirilemediğini söyledi.Kopuz, “RİZE’de inşaat arzı fazlası var. İşi bilmeyen insanlar sektörün içinde. RİZE gibi yukarı doğru dağların kapladığı illerde sahil koridorunun açılması gerek. Şehir planlaması acilenele alınmalı” diye konuştu.

RİZE’nin yeni hikayelere ihtiyacı var

GÖZLEM / TALİP AKTAŞ

Görece geri kalmış, ancak esasen sahip olduğu değerler itibarıyla turizm ve tarım alanlarında gerçek anlamda büyük potansiyele sahip ender kentlerden biri RİZE… Olağanüstü doğasının yarattığı büyük bir turizm ponsiyeli değerlendirilmeyi bekliyor. Belki birçoğumuz bilmiyordur, hatırlatalım; Kanada, Alaska, Himalayalar ve Kafkaslar’la birlikte dünyanın en önemli beş heliski merkezinden biri Kaçkarlar… Karlarla kaplı dağların zirvesine helikopterlerle bırakılan kayakçıların, yüksek eğimli yerlerden aşağılara doğru kaydıkları bir spor türü heliski… Yani macera ve kayak tutkunları için müthiş ama oldukça pahalı bir turizm aktivitesi… İsviçreli bir firma, kaliteli karı ve düşük nem oranı dolayısıyla tercih ettiği İkizdere ve Ayder’de 2005 yılından itibaren bu turizmi başlattı. Ayder, tartışmalı bir gerekçeyle iki yıl önce bu turizme kapatıldı. Oysa, heliski alternatif turizmde en pahalı aktivitelerden biri… İki günlük programlar 3 bin eurodan, bölge otellerinde bir haftalık konaklamayı da içeren tur fiyatları ise 7 bin euro’dan başlıyor. Daha doğrusu “başlıyordu” demek gerek. Zira, yabancı helikopterlerin operasyon fiyatlarının artırılması, bürokratik engeller ve Ayder’in kapatılması gibi gerekçelerle zengin turiste hitap eden bu alternatif turizmin Türkiye’deki macerası da fazla uzun sürmedi… Birçok ülke turizm gelirlerini artırmak ve değerlerini tanıtmak için milyarlarca dolar harcarken, Türkiye bu potansiyelini elinin tersiyle itti. Kaçkarlar’daki heliski etkinliklerinin, 160 ülkede izlendiği ve 200’den fazla televizyon kanalında gösterildiği belirtiliyor. Alın size tanıtım ve de sonuç… Turizmcilere göre bu potansiyelin değerlendirilmesi için hala bir umut var; elverişli yerlere teleferik kurulmasıyla, bu bölgeler kısa sürede zirve kayakçılığında dünyanın sayılı merkezlerinden biri haline gelebilir…

Ve çay…

“Üreten Kentler Anlatıyor” etkinliğimiz çerçevesinde RİZE’de gerçekleştirdiğimiz toplantının odak noktasını doğal olarak “çay” konusu oluşturdu. İsmi çay ile özdeşleşen RİZE de, adı kömürle özdeşleşen Zonguldak’la bir bakıma aynı kaderi paylaşıyor. Zonguldak ekonomisinin omurgası olan kömürde olduğu gibi, RİZE’nin omurgası çay da artık dik duramıyor. Diğer bir deyişle artık karın doyurmuyor. Toprak artık asitlenmiş, çay bitkisi yaşlanmış, geliri azalınca toplama disiplini bozulmuş, kalite düşmüş… Çayda devlet tekeli kalktıktan sonra birçok tesis faaliyete geçmiş. Denetim sorunları ve tabii dolayısıyla da haksız rekabet sorunu ortaya çıkmış. Dahası günümüzde ağırlıklı üretim düşük gelirli ülkelerde yapıldığı için, dünya fiyatları da oldukça düşük ve Türkiye’nin bu fiyatlarla rekabet etmesi artık mümkün değil… Nitekim, en iyi çaylardan biri olarak kabul edilen Kenya çayının kg fiyatı 2,5-3 dolar iken RİZE’nin çay maliyeti 5-6 dolar...

Tablo bu iken, RİZE’nin çay üretimini bugünden yarına gözden çıkarmasını beklemek mümkün değil. Gizli, açık sübvansiyonlarla desteklenmesi dolayısıyla tarımda “dünya fiyatları” kavramı içi boş ve anlamsız bir piyasa terimi olduğu içindir ki, Türkiye’nin bu kavrama sığınmadan “çayın hikayesi”ni yeniden yazmasına ihtiyaç var. Bölgede gelişme gösteren kivi ve likapa gibi ürünlerin üretiminin teşvik edilmesine ihtiyaç var… Gelişmiş gelişmemiş, tarımını ve ekonomisini gerçekten dert edinen ülkelerin yaptığı gibi, özelikle çay tarımını etkili biçimde destekleyecek, dahası RİZE’den dünya çapında markalar çıkarabilecek şekilde, başta yeni bir çay kanunu olmak üzere çay ekonomisini samimiyetle yeniden oluşturmasının zamanı geldi de geçiyor bile…

Zararın neresinden dönülse: Çay...

ANALİZ / RÜŞTÜ BOZKURT

“Üreten Kentler: RİZE” çalışması nedeniyle çok sayıda sivil toplum örgütü yöneticisi, kurum temsilcisi, uzman, girişimci ve kentle ilgili söyleyecek sözü olan insanla görüştük. Toplu değerlendirmeler kadar teke tek görüşmelerden bazı genellemelere ulaştık.

RİZEli, Ovit Tüneli ile Anadolu’nun derinliklerine bağlanmanın yaratacağı ekonomik hareketlenme günlerini bekliyor…

RİZEli, Karadeniz’in zor koşullarında hayata taşınması için yıllardır çabalanan Organize Sanayi Bölgesi’nin bir an önce bitirilmesi, üretim tesislerinin devreye girmesi, kentteki istihdamın artması ve kent orta sınıfının güçlenmesi umuduyla yaşıyor...

RİZEli, turizm potansiyellerinin değerlendirilmesi için konaklama altyapısına yapılacak yatırımların önemini kavramış, sermayesi olan hemşeriler kadar turizm alanında uzmanlaşmış yabancı sermayenin de potansiyelini değerlendirmeye yönelik yatırımlarını görmeyi arzuluyor.

RİZEli, Cumhuriyet Döneminde 1938-1947 arasında yaygınlaşan çay üretiminin yüzde 80’i 5 dönüm altında olan, ortalama büyüklüğü ise 3 dönüm olan sahipli topraklarda ve  yüksek eğimli  yerlerinde yetiştirilen, yöre insanlarını  düzenli gelirle tanıştıran, piyasa  ilişkileri  nedeniyle   zihinsel olarak da farklılaştıran, hala bugün  yörede yaşayan  orta sınıf insanların büyük çoğunluğunun geçim  kaynağı olan  çay konusunun  net  bilgilere, tasarlanmış ve  tanımlanmış ulusal stratejiye dayalı gelişme bekliyor...

RİZEli, gelişmeler karşısında boş durmuyor; “kivi”  gibi alternatif ürünlerin yetiştirilmesine ilişkin denemelerini sürdürüyor…

RİZEli, “nikapa” ile topraklarını zenginleştirecek yeni bir pencere açabilmenin olanak ve kısıtlarına kafa yoruyor.

Fırtına Vadisi konaklarından, tur operatörlerinin ilgisine; Ayder’ de helikopter destekli kayak olanaklarından kış sporlarına; İkizdere Vadisi potansiyellerinden ekoturizm potansiyellerine; denizyolu, karayolu ve havayolu bağlantı olanaklarının gelişmesinden, balıkçılığın hak ettiği yere getirilmesine kadar bir dizi potansiyel alanda ayağı yere basan beklentileri olsun istiyor.

RİZEli, ünlü bezlerini geliştirilerek, hem geleneği yaşatma hem de geleceği inşa etme konusunda destek verilmesini bekliyor.

Zaman içinde RİZEli’nin korkularını, umutlarını, beklentilerini ve çabalarını ayrı yazıların konusu yapabiliriz... Bugün  “Zararın neresinden dönülse: Çay!” diyelim.. Dün, zenginlik kaynağı olan, bugün farklı bileşenlerle ve bağlamlarıyla değerlendirilmesi halinde zenginlik kaynağı olabileceği umudunu diri tutulan çay üretimiyle ilgili gözlemlerimizi paylaşalım. Çay dendiğinde, ekim alanlarının belirlenmesinden toprak analizine; toprakların hizmette birleştirilmesinden yeni dikim alanları belirlenmesine; toprak ıslahından, dikim aralıklarına; tekniğine uygun fidan dikim yapılmasından, çay toplama işçiliğindeki alternatif çözüm önerilerine; çay işleme tesislerinin kapasite ve teknik olanaklarından, kalite yaratma ve marka oluşturmanın gerektirdiği işbirliğine dayalı sorumluluklara; çaya kolektif kaynaklardan sağlanacak desteğin ciddi bir fayda-maliyet analizine dayalı temel ilkelerle ufuk aşmasına bir dizi işlemin birlikte ele alınması gerek var. Sözün diğer yarısını da yarın söylemeye çalışalım.

DÜNYA

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.