Yargıtay'dan tüketiciye şok karar
AYSEL ALP

Kimi Trabzon’dan kimi İstanbul’dan, kimisi Ankara’dan, İzmir’den yüzlerce insan ‘sıfır araba aldım, boyalı çıktı’ şikayetleriyle yazdı forum sitelerine. Dünya devi araba markalarının sıfır araç, diye sattıkları arabalarının ‘ayıplı’ ürün olduğunu anladıklarında, tüm kapıların yüzlerine kapandığını anlattılar çaresizce. Ne seslerini duyan oldu ne de zararlarını ‘tazmin’ eden. Ancak Edebiyat Öğretmeni Selcan Çelik’in açtığı dava, tüm mağdurlar için ‘emsal’ teşkil etti. Çelik’in Tüketici Mahkemesi’nde kazandığı dava, Yargıtay 13. Hukuk Dairesi tarafından da onanınca, araba üreticileri için ‘kabus’, tüketiciler için ‘umut’ oldu. Gümrük ve Ticaret Bakanlığı Tüketici Hakları Genel Müdürlüğü de mücadelesi için Selcan Öğretmeni, ‘yılın tüketici ödülüyle’ taçlandırdı.

2 YIL ARADAN SONRA... AYNI DAİRE FARKLI KARAR

Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, 2011 yılında Ankara 7. Tüketici Mahkemesi’nin ‘ayıplı otonun davalıya iadesine’ kararını onadı. Kararda, “Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre yerinde olmayan bütün temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olan hükmün onanmasına oybirliğiyle karar verildi” denildi.

Aracı ‘boyalı’ çıkan yüzlerce kişiden biri de Mersin’den Umut Gökçe Çelik oldu. 31 Aralık 2010 tarihinde aldığı ve 4 Ocak 2011 tarihinde kendisine teslim edilen sıfır aracın boyalı olduğunu fark eden Umut Gökçe Çelik, önce aracının boyalı olduğuna dair mahkemede tespit kararı aldırdı. Ardından Mersin Tüketici Mahkemesi’ne başvurarak, Tüketici Hakları Kanunu’nun 4. Maddesi gereği ürünün ayıplı olması nedeniyle ‘cayma hakkını kullanmak’ istemiyle başvurdu.

Ancak otomobil firması, araçta ayıp olmadığını, boya kalınlığının standart ölçülerde olduğunu dolayısıyla davanın ‘reddini’ istedi. Mahkemenin istemi üzerine, inceleme yapan ilk bilirkişi, Mayıs tarihli raporunda sağ arka çamurluk, sağ orta direk, sağ taban yan sacı ve sağ kapıda fitilin takılı olduğu bölgelerde, aracın orijinal boyası dışında sonradan ikinci kez boyalı olduğu, aracın değerinde 4 bin lira azalma olacağı tespiti yer aldı.

“FİRMA KENDİSİ BOYAMIŞ, GİZLİ AYIP”

İkinci kez yapılan bilirkişi incelemesi raporunda da araç kaportası üzerine üretici firma tarafından atılan ikinci bir boya işlemi olduğu, bunun da gizli ayıp olarak değerlendirileceği, kaporta boyasının kullanıcı hatasından kaynaklanmadığı vurgulandı.

Talimat Mahkemesi olan Adana Tüketici Mahkemesi’nin istemiyle Çukurova Üniversitesi Otomobil Bölümünden iki öğretim görevlisinin incelemesi de 10 Nisan 2012 tarihli rapor olarak mahkemeye sunuldu. Raporda, sağ arka çamurluktaki boyanın genel boya kalınlığının üzerinde olduğu, sağ arka kapı direğinde boya kabarması nedeniyle yeniden boya gerektiği, bunda kullanıcı kusuru bulunmadığı, üretimden kaynaklanan imalat hatası olduğu ve ‘gizli ayıp’ niteliği taşıdığı, aracın kullanımına engel teşkil etmediği ancak aracın değerinde 1740 lira kayıp oluşturduğu, kapı ve direğin boyanması için 500 lira masraf gerektiği belirtildi.

Tüm bu tespitlerden sonra Mersin Tüketici Mahkemesi, Çelik’e satılan araçtaki boya kalınlığını bilirkişi raporları doğrultusunda ‘gizli ayıp’ kabul etti ve 26 bin liralık araç bedeliyle birlikte mahkeme masraflarının iadesine karar verdi.

Mahkemenin bu kararı üzerine, ‘boya kalınlığının normal değerlerde olduğu’ iddiasından vazgeçmeyen firma, karara itiraz edince dava Yargıtay’a taşındı.

“AYIP VAR AMA…”

Yargıtay 13. Hukuk Dairesi yaptığı yargılama sonucunda 18 Nisan 2013 tarihli kararında, “Kanun gereğince tüketici, ayıplı malın ayıpsız misli ile değiştirilmesi, bedel iadesi, ayıp oranında bedel indirimi veya ücretsiz onarım isteme haklarına da sahiptir. Verilen kararın hak ve menfaatler dengesini aşırı ölçüde bozması halinde ayıp oranında bedel indirimi veya ücretsiz onarım isteme hakkının da değerlendirilmesi gerekecektir. Somut olayda da iadesine hükmedilen araç bedeli ile ayıp nedeniyle doğan değer kaybı dikkate alındığında mahkemenin ayıp oranında hakkaniyet gereği bedel indirimi seçeneğini değerlendirmemesi usul ve yasaya aykırı olup, hükmün bozulmasını gerektirir” denildi.

“TÜKETİCİ KANUNU ÇOK AÇIK”

Davacı Avukatı Özgür Özbek, dosyalarına Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin, iki yıl önceki Selcan Çelik kararını da koyduklarını belirterek, “Tüketici Kanunu’nun 4. Maddesi çok açık. Eğer tüketiciye bilgisi dışında ayıplı bir ürün satılmışsa ve bu ortaya çıkmışsa tüketici bu ürünün ayıpsız misli ile değiştirilmesini, bedelin iadesini, ayıp oranında indirim yapılmasını veya ücretsiz onarılmasını isteyebiliyor. Biz de kanunun bu maddesine dayanarak bedel iadesi istedik. Elimizde yine bizim davaya bakan, Yargıtay 13. Hukuk Dairesi’nin iki yıl önceki kararı da vardı. Ancak Daire, mahkemenin iade yönündeki kararını bozdu. Biz de çok şaşırdık” dedi.

Özbek, Mersin Tüketici Mahkemesi’nin dosyayı yeniden inceleyeceğini, kendi kararında ısrar etmesi halinde davanın Yargıtay Genel Kurulu’na taşınacağını anlattı. Ancak mahkeme, 13. Daire’nin kararına uyarsa müvekkiline 1.740 lira değer kaybı ve 500 lira onarım gideri verileceğini söyledi.

“TÜKETİCİ KANUNU, GÜÇLÜYE KARŞI ZAYIFI KORUMAK İÇİN VAR”

Yargıtay’ın kararı üzerine konuştuğumuz Gümrük ve Ticaret Bakanlığı yetkilileri de ‘şaşkın’ olduklarını belirtirken, “Tüketici Kanunu, güçlüye karşı zayıfın korunması için çıkarılmış bir kanun. Tüketicinin bir otomotiv üreticisi firmadan daha güçlü olması mümkün değil. Bu nedenle de ‘ayıplı bir ürün’ durumunda, kanun çok açık bir şekilde tüketiciye seçme hakkını veriyor. Eğer tüketici, bu ayıp karşısında bedelin iadesini isterse, firmanın mutlaka ödeme yapması gerekiyor” dediler.



Hürriyet

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.