Yeni Ticaret Kanunu bol bir elbise oldu!
Ece CEYHUN

KPMG Türkiye’nin yaklaşık 2.000 müşterisi, 750 çalışanı var. Şirket bağımsız denetim, vergi danışmanlığı ve denetimi ile yönetim danışmanlığı olarak ayırabileceğimiz 3 ana başlıkta hizmet veriyor. Yani hem bir taraftan işin kanun, mevzuat, standart tarafında işletmelerin uyum kapasitelerini geliştirmelerine yardımcı oluyor hem de iş süreçlerinin optimum bir iş başarısı için geliştirilmesi için risk yönetimi, bilişim teknolojisi, adli muhasebe, muhasebe ve raporlama, finansal yönetim, satın alma birleşme gibi alanlarda danışmanlık hizmetleri sunuyor.

KPMG Türkiye Başkanı Ferruh Tunç ile konuşurken her konu başlığına biraz değindik. İşin sosyal boyutunu da konuştuk, formal yapılarını da. Daha önce TMSF’de Başkan Yardımcılığı da yapan Ferruh Tunç, henüz iş dünyasının yeni Türk Ticaret Kanunu’nun getirdiği elbiseye alışamadığını söylüyor. Özellikle yeni TTK ile şirketlerin kurumsallaşma süreçlerinde yaşanması beklenen kabuk değişiminin istenen ölçüde gerçekleşemediği tespitini yapıyor.

“Yeni TTK şimdiki haliyle bol bir elbise görünümünde. Provası yapılmadan mı dikilmiş, prova sırasında kesimi mi bozulmuş, elbiseyi bir başkası mı giymiş… Rivayet muhtelif! Durumu gözden geçirmeli, iş dünyasının bu hukuki giysisi içinde iyi ve kendisi gibi görünmesine, rahat hareket etmesine imkan sağlamalıyız diyen Ferruh Tunç, “TTK kendisinden beklenen değişimi yaratmadı. AB uyum sürecinin olumlu bir dönüşüm adımı idi; fakat bizim birçok alanda olduğu gibi, yasayı değiştirerek hayatı değiştireceğimiz i sanma kurnazlığımızı değilse safl ığımızı bir kere daha teyit etti. Yasalaşma sürecini geriye doğru ziyaret ettiğimizde yasanın amacının yeterince gündemde olduğuna, kapsadığı alana dair bir anlayış değişikliği içinde olunduğuna dair yeterli kanıtlar yok elimizde. Yasanın amacını destekleyen başka dönüşümler ve düzenlemeler, yasanın özünü öne çıkaran yetkin ve kararlı bir uygulama yoksa, yeni giysiler eski ve uygunsuz adamın üstünde manzarası ile karşılaşıyoruz. İçerik değişmiyor. Kanunlar kendi başına yükseltici platformlar değildir. Anlayış değişimi lazım. Ona olan ihtiyacın ‘yakıcı’ olması lazım” değerlendirmesini yapıyor.

Ferruh Tunç bu değerlendirmenin de hemen arkasından da “Kayıt dışılığa tolerans gösterilmemesi lazım” uyarısını yaparak, “kayıt dışılığı hoş görerek yeni Ticaret Kanunun öngördüğü işletmeler dünyasını kuramazsınız. Bugün işletmeler dünyası bireylerin yetkinlikleri, kapasiteleri, değerleri bakımından yüksek seviyelere ulaşması açısından aileler kadar önemli. Özü sözü doğru işletmeler dünyası olmadan, değerli bir toplum; değerli çalışanları olmadan değerli işletmeler bekleyemeyiz. Özellikle orta ölçekli iş dünyasında bu konular rekabetçi yapımızı da olumsuz etkiliyor” dedi.

İş dünyası elini taşın altına daha fazla koymalı

Ferruh Tunç, ekonominin ve siyasetin her halükarda birbiriyle ilişkili olduğunu, gelişmiş ülkelerin, bir diğerinin özerk alanına saygılı kalmasını sağlayarak bu ikiliyi iyi harmonize edebildiklerini söyleyerek “Ülkemizde bu alanları kapsayan yeni bir anlayışa ve seviye yükseltilmesine şiddetle ihtiyaç var. Siyaset ile ekonomi arasındaki ilişki, bir vizyon birliğini içerecek şekilde daha üst seviyeye taşınmalı. 2023 Türkiye vizyonu, siyasi bir  manifesto olmaktan çok her kesimiyle toplum çoğunluğunun hayali olabilmeli” dedi.

Hikayeyi yeniden kurgulamanın tam zamanı

Ferruh Tunç’a göre 2013 aslında fena geçmedi de sorun 2014’ün nasıl geçeceğinde. Hele hele içinde bulunduğumuz dönem tam anlamıyla bir geçiş dönemi. Yüksek büyümeler, hızla akan yabancı sermaye, düşük kur ve faiz dönemi artık yerini yumuşak iniş, makul büyüme, hatta cari açık yaratmadan büyüme, biraz daha yüksek bir kur ve faiz seviyesine bırakıyor. Bir dönem unuttuğumuz sıcak siyasi gündem ise bu senenin gündemine yine girdi. Her dönem kendi içinde riskleri de fırsatları da barındırırken Ferruh Tunç, “Bu dönemde ev ödevlerini iyi çıkartıp yapmak lazım” diyor.

2014’ün Türkiye açısından ekonomik ajanda olarak bakıldığında çok kötü bir manzara göstermediğini düşünen Ferruh Tunç, daha az cari açık üreten, ihracat ve daha yüksek katma değer odaklı, kontrollü büyüme modelini içeren yeni bir platoya sıçrama imkânının hâlâ var olduğunu düşünüyor. 2014’ü nitelerken ‘zor bir yıl olacak’ tanımlamasını yapmak gerektiğini de vurgulayan Tunç “Geçmiş 10 yıl çok farklıydı ve geride kaldı. Gelecek 10 yıl için herkes kendini iyi konumlamalı. Belki bazı kapılar açıkken girmeyi başaramadık. Ama tren hiçbir zaman tümüyle kaçmaz. Farklı yollardan yakın istasyonlarda yakalanabilir. Her dönemi sadece kötü yanıyla görmeyi alışkanlık haline getirmemek lazım” dedi.

Ferruh Tunç, içinde bulunduğumuz ortama daha geniş pencerelerden bakmak gerektiğine inanırken şu değerlendirmeyi yaptı: “Ekonomik ve siyasi dalgalanmalar her zaman belli bir yere gelir. Bakış ve değerlendirmelerimize kalıcı bir kötümserliğin sinmemesi lazım. Her düşüş aslında yeni bir yükselişin hazırlığının yapıldığı süreçtir. Bu dönem, orta ölçekli ve gelecekte kendisine yeni ortaklar arayan, büyümek için başka şirketlerle birleşmeyi düşünen, satın alma/ alınma fırsatlarını yakalamak isteyen işletmeler için gerçek hikâyelerini yazmak için bir dönüşüm zamanıdır. Bu tür dönemler tahkim dönemleridir. Arkanızdan kovalayan yoksa durup duvarlarınızı sağlamlaştırıp iç yapınızı güzelleştirip hikâyenizi belirginleştirmeniz gereken zamanlardır. Karlılık, maliyet planların gözden geçirilmesi, performansın artırılması, orta vadeli stratejilerin yeni döneme uygun şekillendirilmesi, rakiplerle kıyaslamalar yapılması için iyi zamanlardayız.”

İşletmeler dünyasının içinde yaşadığımız koşulların analizini, Türkiye’nin nasıl bir konjonktürden gelip nereye doğru gittiği geniş perspektifinden yapması gerektiğini vurgulayan Tunç, “Yeni bir büyüme modeli platformuna geçilmek zorunda olunduğunu ve bu şartlara uygun davranılması gerektiğini iyi anlamak gerekiyor. İşletmelerin yeni girilen bu görece yavaş ekonomi döneminde kendilerini güçlendirecek alanlara yatırım yapmaları lazım. Ekonomik hayatımızın paydaşlarının bir bütün olarak ev ödevlerini iyi yapıp, sınavlara iyi çalışması lazım” diye konuştu.

İnişte türbülansa girmişsen gideceğin kulübü düşünmezsin

Ferruh Tunç, iş dünyasının kontrollü bir büyümeye geçiş işaretleri olmaktan ibaret olarak yorumlanmayacak kur ve faizde dalgalanmaları ile sosyal ve siyasi çalkantılar karşısında bazı yatırımlarını kısa bir süre için askıya almasını ya da ‘dur bakalım’ demesini makul karşılıyor. “İnişe geçen bir uçak bir de türbülansa girmişse yolcu, geceyi hangi kulüpte geçireceğini ya düşünmez. Sağ salim bir ineyim hele der. ‘Yemeğe geç mi? kaldım’ demez” yorumunu yapıyor.

Ferruh Tunç, Türkiye’nin geçmiş 10 yıla göre farklı dinamiklerden geçtiğini anlatırken de “Türkiye’de dalgalanma ilk defa olmuyor. Hiçbir türbülans ebedi değil. Kabinde pilot varsa, yazılımı iyiyse, uçak metal yorgunu değilse bir yerde duruyor. Hiç kimse kâhin değil. Bugünlerde verilecek iş kararları elbette belli bir risk içerecek. İyimserliği, mizahı elden bırakmayalım. Üstümüze düşeni yapalım. 10 yıldır, yüksek büyüme, düşük enfl asyon hızlı bir yabancı sermaye girişi ile yaşadık. Bu durumun önümüzdeki dönem için değişeceği aşikâr. Yeni denge noktasını herkes kendi sektörü için iyi ölçmeli. Cari açığı daha sürdürülebilir seviyelere düşürecek olan ‘yumuşak iniş’ modeli bizlere şimdiden ‘yüksek talep olmayacak’ sinyali veriyor. Bundan az talepli piyasalara alışmak lazım” yorumunu yaptı.

Türkiye’nin bir taraftan yumuşak inişi başarırken diğer taraftan belli büyüme performansını da göstermek zorunda olan çok genç bir nüfusa sahip ülke olduğunu da aktarırken “Türkiye karşılaştırmalı üstünlüğünün nerelerde olduğuna bu dönemeçte çok iyi karar vermesi ve kararını hızla uygulamaya geçirmesi lazım” tespitini de yaptı.

Denetim şirketi ‘ortaklık’ prensibiyle çalışmalı

KPMG Türkiye Başkanı Ferruh Tunç, bağımsız denetim firmalarının Türkiye’de anonim şirket statüsünde çalıştıklarını ama bu yapının gelişmiş ülkelerdeki örneklerine uymadığını da söyledi. “Bizim sektörümüzde hukuki formun ‘sınırlı sorumlu adi ortaklık’ haline dönüşebilmesi lazım” diyen Ferruh Tunç şöyle devam etti: "Bu şirkletler, ancak bu yolla bir iktisadi işletme olma yanında kişilerin ve grupların hakim ortaklıklar edinemediği ekonomik ve sosyal güven müesseseleri olma hallerini güçlendirebilirler. Biz de uluslararası emsallerimiz gibi başarılı her çalışanımızın ortak olabileceği bir prensiple çalışıyoruz; şirketimizin sahipleri belirli kıdemde ve başarıda şirket çalışanlarından oluşan ortaklarıdır; bu ortaklar hisselerini satamazlar, miras yolu ile devredemezler; ancak yeni yetişen ortaklara devrederler. Ancak, ilgili yerel mevzuattan gelen uygulama güçlüklerimiz var. Çözülmesini bekliyoruz." Tunç, ayrıca fazla mesai mahsuplaşmasının da 2 aydan 4 aya çıkartılması gerektiğini düşünüyor. Tunç, “Biz aslında sezonluk iş yapıyoruz. Kışın çok yoğun çalışıyoruz, yazın da tam aksi. Yoğun dönemlerde yapılan mesainin yoğun olmayan dönemlerle mahsuplaşabilmesini istiyoruz. Mevcut iş kanununda 2 ay yapabiliyorsunuz” dedi.

DÜNYA

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.