Yılmaz'dan adalet ve yargı vurgusu
Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TÜSİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Muharrem Yılmaz, Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) tarafından düzenlenen "Ekonomiye Değer Katanlar 2013" ödül töreninde yaptığı konuşmada, Türkiye'nin, yakın ve yakınlaşmış olduğu Avrupa Birliği (AB) entegrasyon sürecini kararlılıkla devam ettirmesinin, hem demokrasi alanında hem refah alanında standartları yükseltmek konusunda çok önemli bir yönelim olacağını söyledi. Muharrem Yılmaz, şunları kaydetti:

"Aslında AB hedefimizden biraz uzaklaştığımız, kimi zaman AB'deki dostlarımızın yaklaşımları nedeniyle kimi zaman içeride bizlerin bu konuyu biraz ihmali nedeniyle uzaklaştığımızda, ülkemizdeki sıkıntıların da biraz arttığını aslında gözlemlemiyor muyuz? Ben buna da biraz kafa yorulması gerektiğini düşünüyorum. 

Hele mesela bugünlerde, ülke olarak zor bir dönemden geçiyoruz. Bu sınavı, demokratik kazanımlarımıza, hukukun üstünlüğüne, yargı bağımsızlığına zarar vermeden ve siyasete ve adalete olan inancımızı sarsmadan inşallah atlatmalıyız. Demokraside bugüne kadar katettiğimiz mesafenin, inşa ettiğimiz kurumların üzerine titrememiz gerekiyor. Onları koruyup geliştirmemiz gerekiyor ve ancak bu şekilde kalkınma hedeflerimize ulaşabileceğimizi hepimiz sanıyorum çok iyi biliyoruz."

Türkiye'nin bu süreçte dikkatli olması gerektiğini ifade eden Yılmaz, "Gelişmiş ülkelerin krizi aşmasıyla dünya ekonomisinde bir yeniden toparlanmayla birlikte kendi ekonomilerimiz için daha iyimser bir havaya girmemiz gerekirken, maalesef bu kriz finansal bir kriz olduğu için ve biz bu finansal kriz döneminin aşılması için yaratılan parasal genişlemeden yararlanarak ekonomimizi finanse ettiğimiz için bu gelişmeler bizim için aynı zamanda parasal daralmayı ve ekonomimizin ihtiyacı olan kaynakları bulmakta biraz daha zahmet biraz daha yüksek maliyet anlamına geliyor. Tabii bu bakımdan bizim tedbirli ve dikkati olmamız lazım" diye konuştu.

Yılmaz, Türkiye'nin potansiyeli bakımından son yıllarda gerçekleştirdiği gibi önemli bir büyümeyi devam ettirebilme umudunu da paylaşmak istediğini ifade ederek şöyle devam etti:

"Bu yılı aşağı yukarı 4,2-4,3 civarında büyüme ile tamamlayacağız. Önümüzdeki yılı da maalesef tabii 'Türkiye'nin potansiyel büyümesi' dediğimiz 4'ler seviyesinde gerçekleştirebileceğimizi hesaplıyoruz. Bu, Türkiye için yeterli bir büyüme değil. Ancak dünya ekonomisinin bu konjonktüründe yüzde 4 büyümeyi çok da küçümsemiyorum. Ancak unutmayalım Türkiye son 10-11 yılda, eksi 4'lerde büyüme yaptığımız 2009 yılını çıkartırsak Türkiye ortalama 5,9 civarında bir büyümeyi gerçekleştirdi. Yani Türkiye, yüzde 4 potansiyel büyümesine rağmen, yüzde 6'lara kadar bir büyümeyi sürdürebilirdi. Ancak bu yüzde 6'lık büyümenin devam edebilmesi için geçtiğimiz dönemden almış olmamız gereken önemli dersler var. Bunların en başında biraz iştahını yitirdiğimiz, biraz durakladığımız yapısal reformlar var. Yapısal reformların en önünde de çarpan gibi duran, yapısal reformların hepsine değer katmasını beklediğimiz eğitim meselesi var."

Eğitimin Türkiye'nin en önde gelen meselesi olduğunu vurgulayan Yılmaz, eğer gelecek teknoloji üretenlerin, inovasyon yapanların geleceği ise Türkiye'nin eğitim seviyesini yükseltmeden, bu yarışta var olmasının mümkün olmadığını, herkesin eğitim konusuna özel bir önem vermesi gerektiğini, bu anlamda ticaret ve sanayi odalarından, borsalardan eğitim konusunda öncelik beklediğini anlattı. 

"Türkiye'nin çözüm sürecini başarıyla devam ettirmesi lazım"

Yılmaz, 2014 yılının, seçimlerin yaratabileceği bir belirsizlik ortamıyla beraber bizleri beklediğini ifade ederek, konuşmasını şöyle sürdürdü: 

"Ekonomik istikrarın devamı bakımından seçimlerin demokratik olgunluk içinde geçmesini hepimiz bekliyoruz. Ekonomi açısından da büyük önem arz ettiğini hepimiz biliyoruz. Bu, seçim dönemi olmasına rağmen sağlamamız gereken bu istikrarın aynı zamanda Türkiye'de sosyal konularda da çözümler üreten çözüm yolunda bizi ilerleten bir istikrar olması lazım. Yani Türkiye'nin çözüm sürecini başarıyla devam ettirmesi lazım. Türkiye'nin ihtiyacı olan yüzde 6'lık büyümenin bir puanının, Türkiye'de bölgesel gelişmişlik farklarının ortadan kaldırılması için yapılacak çalışmalarla gerçekleştirileceğini düşünüyoruz. Türkiye'nin doğu, güneydoğusundaki yaklaşık 3 bin dolarlar seviyesindeki geliri, Yozgat, Kırşehir yani Orta Anadolu'nun daha mütevazi seviyesindeki şehirlerinin gereğine çıkartırsak Türkiye'nin büyümesinin yüzde 25 artması, yani yüzde 4'ten 5'e çıkması lazım. Yapısal reformlarla ilgili eğitim başta olmak üzere diye başladığım reformların da getireceği bir ile yüzde 6'yı temin edebiliriz ve bu bizim için sürdürülebilir, istikrarlı bir büyümenin temel ayaklarını da oluşturur. O bakımdan hem demokrasi sınavı hem Türkiye'nin bütün sosyal sorunlarını çözmek konusunda beceri gösterdiği bir 2014 yılı diliyorum."

Türkiye'yi terör ve şiddet ortamından tümüyle arındırmayı hedefleyen bu sürecin, aslında herkes için yatırım ortamının gerektirdiği güven ortamı anlamına geldiğini dile getiren Yılmaz, "İnşallah bu güven ortamıyla birlikte hem batıdaki iş dünyamızın hem de uluslararası iş dünyasının Türkiye'ye önemli bir ivme kazandıracak doğu ve güneydoğudaki yatırımlara daha sıcak bakacağını, motive olacağını ümit ediyorum. Bu alanda biraz da destekleme yapmak hepimizin görevi. Çözüme, yatırım yapmaya hep birlikte sorumluluk bilinciyle yönelmemiz lazım" değerlendirmesinde bulundu. 

"Hala dünyadaki en yüksek enflasyona sahip ülkelerden biriyiz"

Yılmaz, 2014 yılında yapılması gereken önemli sorunlardan birinin de enflasyonda yaşanan "hedef kayması"nın düzeltilmesi olduğunu vurgulayarak enflasyonun ekonominin çok temel parametrelerinden birisi olduğuna dikkati çekti.

Bu alanda önemli başarılar sağlandığını hatırlatan Yılmaz, "Hala dünyadaki en yüksek enflasyona sahip ülkelerden biriyiz ve enflasyon riski 'Demokles'in kılıcı' gibi en önemli risklerimizden biridir. İş dünyası olarak bu konudaki duyarlılığımızı mutlaka en yüksek seviyede tutmamız lazım. Merkez Bankasının da bütün konsantrasyonuyla fiyat istikrarına yönelik politikalara öncelik vermesi gerektiğini düşünüyorum" değerlendirmesinde bulundu.

"Demokrasi alanında standartlarımızı yükseltmek için..."

Yılmaz, refahın sürdürülebilir olmasının en temel koşulunun, demokratik standartların da paralel olarak yükselmesinden geçtiğini vurgulayarak şunları kaydetti: 

"Dünyanın gelişmiş 25 ekonomisine baktığımızda, biliyorsunuz dünyada çeşitli kalkınmışlık endeksleri takip ediliyor. Bunları incelediğimizde ilk 25'teki ülkeler, dünyanın hem ekonomik olarak en gelişmiş ülkeleri hem de demokrasi alanındaki en gelişmiş ülkeleri. Bunun bir tesadüf olmadığını hepimiz biliyoruz. Dolayısıyla demokrasi alanında da standartlarımızı yükseltmek için gayretlerimize devam etmemiz lazım. Refah ve demokrasi standartlarının seviyesinin yükseltilmesi dediğim zaman bu ikisini beraber gerçekleştirmiş ülkeler örneğinin, bize en yakını olarak AB'yi görüyorum. AB bir yandan cumhuriyetimizin kuruluş felsefesinden gelen Batı'ya doğru yönelişin Osmanlı'dan yani 150 yıllık geçmişimizden gelen Batı'ya yönelimin de adresi. Aynı zamanda dünyada demokrasi ve reformu birlikte gerçekleştirmenin en önemli örneklerini içinde barındıran ve bunu birlik halinde getiren örnek. Biz AB konusunda da ülkemizin kararlı yürüyüşünün destekçileri, hatta biraz da öncüleri olmalıyız."

Yılmaz, AB sürecinde, bölgesel kalkınma politikalarının ele alınacağı müzakere başlığının açılmış olmasını önemsediğini ifade etti. 

Bursa Valisi Münir Karaloğlu da son gelişmelere değinerek "Kimden gelirse gelsin vesayeti kabul etmemek lazım. Bu ülke, vesayetten çok çekti " ifadesini kullandı. 

BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay da dünya ekonomisinin 2013 yılında, 2012'nin de altında yüzde 2,3 büyüdüğünü anımsattı. 

Türkiye'nin ise daha iyi bir performans sergilediğini ifade eden Burkay, "Türkiye'miz tüm küresel etkilere rağmen üçüncü çeyrekte beklentilerin üstünde bir performans göstererek yüzde 4,4 büyümüştür. Bu rakam bize yıl sonu büyümemizin yüzde 4 civarında gerçekleşeceğini göstermesi açısından umut kaynağı olmuştur" diye konuştu. 

Daha sonra, 2012 yılında en fazla gelir vergisi ödeyen, en fazla kurumlar vergisi veren, en fazla ihracat yapan, Ar-Ge ve inovasyona en çok yatırım yapan, Bursa içinden çok yatırım taahhüdünde bulunan ilk 10 firmaya ödülleri verildi.

Ayrıca KOSGEB KOBİ ve Girişimcilik Ödülleri'nde finale kalan ve "Türkiye'nin en hızlı büyüyen 100 firması" listesine girerek kentin gururu olan şirketlere de başarı beratı sunuldu. 

Törene, Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Altepe de katıldı.


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.