Anayasa internette halka sorulabilir

Türkiye Bilişim Derneği (TBD) Hukuk Müşaviri Mehmet Ali Köksal, yeni anayasanın hazırlanması sürecine, internet üzerinden vatandaşların da katılımının sağlanabileceğini, bilişim altyapısının böyle bir projeye hazır olduğunu söyledi.

Köksal, uzun süredir tartışılan anayasa değişikliği çalışmalarına, vatandaşların doğrudan destek verebileceğini bildirdi.

Demokrasi gereği vatandaşların oy kullanarak kendisini temsil etmesi için milletvekili seçtiğini ancak söz konusu milletvekilinin gerektiği durumlarda ''parti disiplini/kararı'' doğrultusunda vatandaşın istediği düzenlemelere karar veremeyebileceğini ifade eden Köksal, referandum mantığıyla dijital bir platform oluşturularak vatandaşlara ''Sizin görüşünüz ne?'' diye sorulabileceğini belirtti.

Yeni anayasa çalışmaları kapsamında, Uzlaşma Komisyonu'nun bir metin oluşturacağını ve vatandaşların referandumla bu metnin tamamına ''Evet'' ya da ''Hayır'' diyeceğini belirten Köksal, şunları kaydetti:

''Siyasi irade meclistir ve dünyanın her yerinde meclisler karar verir, nihai oylama da referandum ile yapılır. Mecliste bizim seçtiğimiz kişiler oy kullanıyor ama gerçekten bizim görüşlerimizi mi yansıtıyor yoksa başka şeylerle mi hareket ediyorlar diye sorabiliriz ki bunlardan biri parti disiplinidir. Her zaman için parti disiplini, parlamenter demokrasinin olmazsa olmazıdır ama öbür taraftan da parti disiplini vatandaşın lehine olmayan şeyleri de evet demek anlamına geliyor. Örneğin parti bir karar almıştır, o karar, ilgili milletvekilinin seçildiği bölgenin aleyhinedir. Milletvekili kendi seçmeninin istemediği bir şeye, parti disiplinine uymak suretiyle 'Evet' demek zorunda kalabilir. O anlamda bakıldığında parti içi özgürlüklerin olmadığı ve parti disiplinin yoğun olduğu ülkemizde, bu anlamda vatandaşın görüşü yansımıyor.

Benim olabileceğine işaret ettiğim sistemde nasıl bir anayasa istedikleri, e-Devlet kapısı gibi bir portal üzerinden vatandaşlara sorulabilir. Milyonlarca kullanıcının görüşünü tek tek tasnif etmek zaman ve emek alacağı için bir platform oluşturulduktan sonra tüm kesimlerle görüşen Uzlaşma Komisyonu, ortaya çıkan veriler doğrultusunda her madde için 'çoktan seçmeli' alternatifleri yaratır ve vatandaşlar da TC kimlik numaraları ile gireceği bu platformda beğendiği seçeneği işaretleyebilir. Belki beklediğini bulamazsa alternatif fikrini de yazabilir.''

'AKIL AKILDAN ÜSTÜNDÜR'
''Akıl akıldan üstündür. Meclistekilerin aklına gelmeyen bir çözüm, bir vatandaştan çıkabilir'' diyen avukat Mehmet Ali Köksal, ''Böyle bir projeyi hayata geçirmek için Türkiye'nin bilişim altyapısı hazır'' görüşünü dile getirdi.

Köksal, ''Anayasayı mutlaka bir yılda değiştirmemiz gerekmiyor, bir yıl iki ay da olabilir. Gerçekten topluma daha faydalı olacaksa, çok daha katılımcı bir anayasa yapacaksak bunu iki ay ötelemek hiç kimsenin karşı çıkacağı bir şey değil'' dedi.

Bu konunun düşünülmesi ve dillendirilmesi gerektiğine işaret eden Köksal, bunu da TBD'nin yaptığını, konunun da Bilişim 2011 Kurultayı kapsamındaki ''Anayasa'' konulu panelde ele alınacağını bildirdi.

'YEREL YÖNETİMLER DE KULLANABİLİR'
Köksal, bir çeşit ''dijital referandum'' olan projenin sadece anayasa değişikliği için değil yerel yönetim kararları için de kullanılabileceğine işaret etti.

Kentlerde belediyelerin yapmak istediği düzenlemeleri internet ortamında vergi veren dolayısıyla söz söyleme hakkı olan vatandaşlara sorabileceğini anlatan Köksal, gerçek ve katılımcı demokrasinin bu şekilde sağlanabileceğini ifade etti.

Estonya ve Litvanya gibi bilgisayar kullananların sayısının, nüfusun yüzde 80-90'ına yaklaştığı ülkelerde benzer projelerin yapıldığını anlatan Köksal, Türkiye'de ise bu oranın yüzde 40 seviyesinde olduğuna dikkati çekti. Köksal, ''üç yıl sonra kullanıcı sayısı artar'' mantığıyla işlerin yürümemesi gerektiğini, fikrin ve o fikri hayata geçirecek altyapının şimdiden kurulması gerektiğini söyledi.

Köksal, ''Vatandaş gerçekten karar mekanizmalarına katılsın ki devletine sahip çıksın, ne kadar katılırsa, yönetimde ne kadar söz sahibi olursa o kadar sahip çıkarsın'' dedi.(AA)


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
BURHAN İŞCAN 6 yıl önce

EZBERLERİ BOZMAK GEREK. EZBERLERİ BOZMADAN YOL ALINMAZ.
Ülkemiz uzun yıllar askerin vesayeti altında yaşamıştır. O dönemlerde genel beklenti demokrasiye, sivil vesayete geçme arzusu idi. Sivil iktidarlar dönemlerinde ise; koalisyonlar genellikle istikrarsızlığı davet eder ve koalisyon dönemlerinde tek parti yönetimlerini özleriz. Ancak, tepeden tırnağa demokrasiyi genlerine indirememiş ülkemizde tek parti iktidarı dönemlerinde de sivil vesayet arayışı başlar. Güçlü iktidar dönemleri hep bu arayışın peşinden koşmuştur. Ülkemizde uygulanan demokrasi sisteminde; yürütme, yasama ve yargı erklerinin birbirinden bağımsız hareket etmesi gerekir. Böylece, mutlak çoğunluğu ele geçirenin sivil vesayetini önleyecek temel garantör denetleme ve dengeleme görevini oluşur. Ancak, ülkemizde parlamenter demokrasi en azından şeklen var olduğu için, seçimi tek başına Hükümet'i kurabilecek güçte kazanan parti genellikle yasamaya da hakim olur. Bu durum hemen hemen tüm tek parti iktidarı dönemlerinde yaşanır. Ülkemizde tek parti dönemlerinde yasamanın yürütmeden bağımsızlığını tartışmak abestir. Tek parti yönetimleri yargıyı ele geçirme noktasına geldiklerinde ise zorlanma başlar. İçinde bulunduğumuz dönemde yasama ile yargının çekişmesi şahikasına çıkmıştır,yargının zaptı ile sonuçlanmıştır. HÜKÜMETİN YARGIYI ZAYIFLATMA VE ZAPTETME POLİTİKASI YOLSUZLUK EKONOMİSİ POLİTİKALARININ BEKASI İÇİNDİR. KUVVETLER AYRILIĞI PRENSİBİNİ YIKMAK DEVLETE HAKİM OLMAK. Yargılanmamak veya yargı tarafından aklandığını göstermek için. Görülmüştür yolsuzluklar AKP içindeyse AK olur, yandaşlar arasında ise sadece şaibe olur. Maallesef yukarda bahsettiğim demokrasi sistemimiz, ya da başka deyimle 1982 Anayasası devlet yürütme sistemi, DEVLET POLİTİKASI oluşmasının önüne geçmiştir. Parti politikaları devlet politikası yerine gösterilmiştir. Dolayısıyla politikada süreklilik olmamıştır. Partilerin politika ve vizyonlarının olmaması, gün geçirmek adına yapılan kısır çekişmeler, bizi daha da borçlandırmış ve dışa bağımlı yapmıştır. Dış mihrakların baskıcı lobileri parlamenter yapımız üzerinde devamlı olarak etkili olmuş, yararlarına yasaların çıkması için çalışmıştır. Bu günkü parlementer sistemimiz iflas etmiştir. Sistem içindeki partilerin birbirinden hiç farkı yoktur. Tek farkları istismar ettikleri değerler. Kimi milliyetciliği, kimi dini istismar ederek seçkin olur. Bu parlamento zayıf olduğu için dış mihrakların egemenliğine teslim olmaktadır. Örneğin son zamanlarda ekonomiyi ilgilendiren tüm yasalarda Bankalar egemen olmuştur. Parlamentomuzun bir tek politikası vardır. "yolsuzluk ekonomisi politikası" . tüm partiler bundan nemalanma yarışında ülke zenginliklerini israf etmekte, toplum dayatma suç teorileri ile köleleştirilmektedir.
Mayınlı arazilerin temizlenmesi olayında olduğu gibi yasaların çıkmasında ve milletvekillerinin yemin törenlerinde yaşanan tatsız birçok olay, Türk Demokrasisinin artık tek meclisli sistemle yetinemeyeceğini; TBMM’nin onayladığı yasaların bir üst meclis olarak görev yapacak Senato ya da başka isimli bir üst mecliste seçilmişlerce incelenerek denetime alınması gerekliliğini ortaya çıkardı. Görülüyor ki Batılı demokrasilerin kullandığı iki meclisli sistem artık Türkiye için de ihtiyaçtır. İki meclisli sistemde tek parti hükümetinin mecliste Millet Vekili çoğunluğuna dayanarak rahatlıkla onaylatacağı yasalar, denetlenmek üzere bir üst meclis olan Senato'ya, senatörler tarafından denetlenmeye gidecektir. Bu denetleme sonucu meclisin onayladığı bazı yasalar yürürlüğe girerken, bazı diğerleri düzeltilmesi ya da iptali için meclise geri gönderilecektir. İkinci meclisin görevi ve faydası, mecliste çoğunluğu ele geçiren tek parti iktidarının, bu çoğunluğa dayanarak tek parti hükümranlığını önleyecek olmasıdır. İkinci meclis hayata geçirilebilirse meclisteki kavgalar bitecek, tüm ülke vatandaşlarının temsil edilebildiği sistemde hayata geçirilecek olan yasalar üzerinde bütün toplumun tereddütsüz olarak uzlaşabilmesi sağlanacaktır. Bununla birlikte demokrasilerin olmazsa olmazlarından olan seçmen bana göre asla edilgen yapıda tutulmamalıdır. Seçmen etken olarak demokrasiye tamamen katılmalı ve ülke yönetimi üzerinde rol oynamalıdır. YARI DOĞRUDAN DEMOKRASİ Halkın temsilcilerinin yanı sıra, bazı konularda halkoyuna da başvurulmasını öngören bir sistemdir. Halk üç şekilde egemenliğin kullanılmasına katılabilir: Referandumla (halkoyuna başvurma), halkın vetosu ve halkın kanun teklifi. Referandum, yasama organının yaptığı bir yasayı halkın evet ya da hayır şeklinde oylamasıdır. Halkın vetosu ise referandum yapılması için halkın girişimde bulunmasıdır. Halkın isteğiyle yapılan oylama sonucu yasa ya kabul edilecek ya da reddedilecektir. Yarıdoğrudan demokrasilerde halka kanun teklif etme yetkisi de tanınmıştır. Ülkemizde sadece Anayasa değişikliklerinde, TBMM üyelerinin beşte üçü ile veya üçte ikisinden az çoğunlukla kabul edilen Anayasa değişikliklerinin halkoyuna sunulması zorunludur. Bunun üzerinde bir çoğunlukla yapılan Anayasa değişikliğini halkoyuna sunmak Cumhurbaşkanının takdirine bırakılmıştır. Yarıdoğrudan demokrasi, halka yönetime daha etkili katılma imkanı tanıdığı için özgürlükler lehine bir avantaj sağlamaktadır. Ayrıca, halkın temel sorunlarda karar vermesi, yönetenlerin politikaları ile kamuoyu arasındaki uyumsuzluk ya da anlaşmazlıkları ortadan kaldıracaktır. Bu yararlı yönlerine karşılık, halkın oylamaya sunulan önemli ve karmaşık konuları değerlendirebilmedeki yeteneksizliği; genellikle evet- hayır şeklinde yapılan halk oylamalarında ayrıntıların gözden kaçabilmesi ve nihayet sık sık halk oylamasına başvurulmasının egemenliğin kullanılmasında isteksizlik, ilgisizlik , çekimserlik yaratması, yarıdoğrudan demokrasinin önemli sakıncaları arasındadır. E- DEVLET SİSTEMİ VE HIZLI BİLGİYE ERİŞİMLE bu sakıncalar yok edilebilir.
70 Cente muhtaç olduğumuz dönemlerde, Rahmetli Turgut Özal yurt dışına para dilenmeye çıktığında; Başta AB. ve DÜNYA BANKASI, IMF olmak üzere batı kendisine, nasılsa uygulayamazlar cinsinden fakat gerçekci önerilerde bulundu.Türkiye Dinamiklerini harekete geçirmek. Öncelikle AB. ne girmek için uyum yasaları çıkarmak, BİLGİ TOPLUMU oluşturmak için telekomünikasyonu üst seviyeye çıkarmak, serbest piyasa ekonomisine geçmek ve yolsuzlukların oluşmaması için bunu e-devlet şeffaflığı birlikteliğinde yapmak. Rahmetli bir sene içinde bunları oluşturacağı sözünü vererek dış kredi sağladı. Nitekim telekomünikasyon konusunda hızla adımlar atıldı. Siyah beyaz ve tek kanal TV devri sonlandı. @ -devlet içinde Mernis Projesi harekete geçirildi. Bu durum ABD. nin işine gelmedi. BİLGİ TOPLUMU olmak SÜRÜ ZİHNİYETİ ni yok edeceği için; önce Özal’ın, sonra projelerin akibeti hazırlandı. Özal sonrası koalisyonlar döneminde de şimdiki işgalin ilk adımları atıldı.
Yolsuzluk ekonomisi politikalarının kalbi bankalar, beyni din simsarı belamlardır. Bunların karşısında durmak sistem mağduru olmamak için bilinçli toplum olmak gerekir.
Niçin bilgi toplu olma çabamız yetersiz? Sivil Toplum Örgütleri niçindir? Halkı bilinçlendirmek için değil mi? belli sürelerde pekala bilinçlenme temin edilir. Sular aktıkca mezrasını bulmaktadır. İnsanlar interneti kullandıkca yavaş da olsa bilgi toplumu oluşuyor. Bu durumda sizce halkın veya halktan bir gurubun yasa teklif etmesi ve bu yasanın tartışılarak kabul edilmesi fikri ÜTOPİK midir.
İşte yukardaki yazı bunun ütopya olmadığını, gerekce olduğunu anlatıyor. Yazıyı şu cümleyle özetlemek mümkündür. İktidar olmak muktedir olmak da değildir, muktedirlik çoğulcu katılımcı efkar ürünüdür.
Gerçek demokrasi, seçmeni edilgen yapıdan etken yapıya çeviren, çoğulcu katılımcı yapıda YARI DOĞRUDAN DEMOKRASİ UYGULAMALARI dır. Bu sistem artık bilgisayar interaktifliği ortamında ve @-devlet uygulamaları içinde rahatca uygulanabilir.
EZBERLERİ BOZMAK GEREK, EZBERLERİ BOZMADAN YOL ALINMAZ.
“YANLIŞI BAŞKA BİR YANLIŞLA DÜZELTMEK KABİL DEĞİLDİR. İKİ YANLIŞTAN BİR DOĞRU ÇIKMAZ. DOĞRU YANLIŞLIKLAR İÇİNDE BULUNMAZ”
BU YÜZDEN EZBERLERİ BOZMAK GEREKİR. BİR ŞEYLER YANLIŞ GİDİYORSA BU YANLIŞA DUR DEMEK GEREKİR.
TÜRKİYENİN BU GÜNKÜ TEK İHTİYACI SİSTEMİN DEĞİŞMESİDİR. YENİ BİR ANAYASA, YENİ SİSTEM İÇİN GEREKİR.
AKP YANLIŞI DÜZELTECEĞİM DİYE BAŞKA BİR YANLIŞIN OLUŞMASINA ZEMİN HAZIRLAMAKTADIR. AKP SEÇMENİ, POLİTİKALARI YARGILANMAYACAK BAŞKANLIK SİSTEMİ GİBİ YANLIŞIN HAYAT BULMASI İÇİN DE EVET OYU KULLANACAKTIR.
YANLIŞ OLAN SİSTEMSE, SİSTEMİN TÜMÜ DEĞİŞMELİDİR. ÖLÜMCÜL HASTALIĞA TUTULMUŞ BİR BEDENE, HANGİ ELBİSEYİ GİYDİRİRSENİZ GİYDİRİN KEFEN DEN FARKI YOKTUR.
Yeni çıplak krallarla Amerika'yı yeniden keşefetme gafletinden kurtulmak için; BİLİNÇLENME VE BİLİNÇLENDİRME kesinlikle şarttır.
Bilgi en büyük hazinedir. Bilgiler paylaşıldıkca büyür. İnsanlığı bu hazineden mahrum etmeye kimsenin hakkı yoktur.
Burhan İŞCAN