Cumhuriyet kutlamalarında iki lider tokalaşmadı

Anıtkabir'deki törenin ardından Meclise gelen Gül'ü, TBMM Başkanı Cemil Çiçek, askeri törenle karşıladı. Tören kıtasını selamlayan Gül, tebrikleri kabul etmek üzere Tören Salonuna geçti. Gül, kutlamaları kabul ettiği salonda, bir süre TBMM Başkanı Cemil Çiçek ile sohbet etti.

Törene ilk gelen Başbakan Recep Tayyip Erdoğan oldu. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, salonda Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç ile tokalaşırken, karşısında bulunan Bakanlar Kurulu üyelerini başıyla selamladı, Erdoğan ile tokalaşmadı.

Başbakan Erdoğan, Gül'ün kutlamaları kabul etmesini beklerken Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ ve Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer ile ayaküstü sohbet etti.

Salona en son Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necdet Özel ve kuvvet komutanları geldi. Bakanlar, kuvvet komutanlarıyla ele sıkışarak kısa süre sohbet etti.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ile BDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş törene katılmadı. MHP'yi Grup Başkanvekilleri Mehmet Şandır ile Oktay Vural, BDP'yi ise Grup Başkanvekili Hasip Kaplan temsil etti.

-Vietnam ve Hırvatistan büyükelçileri unuttu-

Cumhurbaşkanı Gül'ün yerini almasının ardından, İstiklal Marşı okundu. Gül, daha sonra kutlamaları kabul etti. TBMM Başkanı Çiçek, Başbakan Erdoğan, CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Özel, Anayasa Mahkemesi Başkanı Kılıç, Yargıtay Başkanı Nazmi Kaynak, Danıştay Başkanı Hüseyin Hüsnü Karakullukçu, Bakanlar Kurulu üyeleri, kuvvet komutanları, TBMM Başkanvekili Mehmet Sağlam, YÖK Başkanı Yusuf Ziya Özcan, milletvekilleri, Ankara Valisi Alaaddin Yüksel, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek, Anadolu Ajansı Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Kemal Öztürk, bürokratlar ile yabancı misyon şefleri, Gül'e tebriklerini iletti.

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, aralarında ABD ve İsrail maslahatgüzarlarının da bulunduğu yabancı misyon şeflerinin kutlamalarını kabul ettikten sonra gazetecilerin de bayramını kutladı.

Vietnam ve Hırvatistan büyükelçilerinin Gül'ü kutlamayı unutarak önünden geçmesi, salonda gülüşmelere neden oldu. Büyükelçiler, Gül'ün uyarısı üzerine, durumu fark ederek kendisine tebriklerini sundu.

Öte yandan eski Milletvekili Mustafa Karadağ, yabancı misyon şeflerinin tebriklerini sunduğu sırada araya girerek Cumhurbaşkanı Gül'ü kutladı.


AA
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
BURHAN İŞCAN 6 yıl önce

Türkiye'de bütün sorunların kaynağı, yalnızca yolsuzluk ekonomisi politikaları üreten ve bu politikayla bu ülkeyi müstemleke ülkesi yapan SÖZDE TBMM; yani parlamentomuzdur. Bu parlamento içinde bütün partiler tek bir gayenin menfaatinden nemalanma gayretinde birbirinden farksızdır. Özgürlüklerin olmadığı yerde, beyinler ölüdür. Ölü beyinlerden yapıcılık beklemek beyhudedir. Benim seçtiğim milletvekili üzerinde parti başkanının ipoteği varsa, özgürlük te yapıcılık da demokrasi de yok demektir. Tek bir gaye nin varlığı ortadadır. Bir fikri bir bilgi meydana getirir. Fikirlerin çürütülmesi daha sağlam bilgilerle olur. İnsan ZALİMDİR, çünkü o çok cahil bulunmakta diyor Yüce YARATAN Ahzab suresinde. İnsanın cahilliği yaratılış gayesinden gafil olmasıdır. Araf Suresi 179. ayette Allah bu gafilleri hayvanlardan daha aşağılık olarak tanıtmaktadır. Önemli olan bilgi değil, ilgidir. Belamlarımız gibi kitap yüklü eşekler olmamaktır."Ben insanı en şerefli bir görev takviminde, bu görevi en güzel şeki,lde yapabilecek biçimde yarattım da sonra o kendi kendini red ederek sefiller sefili oldu" meali Tin Suresindendir. "Cinleri ve insanları ancak bana ibadet etsinler diye yarattım" ayetinde ibadeti Mevlana'ya sormuşlar; bilmek cevabını tekrarlamış. Yunus Emre bunu, kendin bilmek ve tanış olmak olarak yorumlamış. Siyasete katılmayan aydınlar cahiller tarafından yönetilmeye mahkumdur demiş platon. Oysa bizler kendinle tanışmamış cahiller tarafından yönetilmekteyiz. Bu kader değildir. Bunun nedeni bizim de kendimizle tanışmamamızdır. Kendimize saygımızın yokluğudur. Peki nereye kadar?