ETA'nın en kanlı saldırıları yeni anayasa sürecinde oldu
AHMET DÖNMEZ
Bu sorunu İspanya nasıl çözdüyse Türkiye'nin de çözebileceğine olan inancını ifade etti. Bunun için en önemli argümanı ise yeni anayasaydı. Madrid'in, ETA'ya karşı öncelikle anayasadan kaynaklanan engelleri ortadan kaldırdığını anlattı. İspanya'nın terörle mücadelesi ve ETA pratiği, Türkiye'de sık sık gündeme gelen bir konu. Arada ciddi benzerlikler olduğu gibi her ülkenin kendine has dinamikleri nedeniyle uyuşmayan noktalar da var. Çiçek'in gündeme getirdiği İspanya'nın yeni anayasa süreci ise diktatör Franco'nun 1975'te hayatını kaybedip yerine Juan Carlos'un gelmesiyle başlayan 'demokrasiye geçiş dönemi'nin en önemli parçasıydı. Önce 1977'de bir genel af ilan edildi. Bir yıl sonra yeni anayasa hazırlandı ve 1979 yılında da referandumla kabul edilerek yürürlüğe girdi. Yeni anayasanın en önemli sonucu, 'bölgelerin ve milliyetlerin özerklik hakkının tanınması' oldu. İspanya'da 17 ayrı özerk bölge oluşturuldu. 

İspanya'nın anayasa süreci, oldukça sancılı geçti. Öncelikle, terör örgütünün şiddet eylemlerinin zirveye çıktığı bir dönem oldu. Taleplerini en üst düzeyde kabul ettirmek, kendini muhatap haline getirebilmek ve zemin kaybetme korkusu nedeniyle ETA'nın, kanlı eylemlerine hız verdiği görüldü. Polis Akademisi Uluslararası Terörizm ve Sınıraşan Suçlar Araştırma Merkezi'nin 2010 yılında hazırladığı 'İspanya'nın Terörle Mücadelesi' başlıklı raporda, bununla ilgili ayrıntılı bilgilere yer veriliyor. Terör örgütü, oluşan bu iklim sayesinde 'bağımsızlık' ilan edebilmek için terör saldırılarını tırmandırdı. Öyle ki, ETA'nın 1960'tan itibaren şiddeti bir yöntem olarak benimsemesinin nedeni olan Franco dönemini 15 kat aşan eylemlere imza atıldı. Franco döneminde ETA eylemlerinde 62 kişi ölürken, sonrasında bu sayı 850'yi buldu. Özerkliğin kabulünün hemen ertesi yılı, 1980'de ETA en kanlı saldırılarını düzenledi ve 92 kişi öldü. 

12 Ocak 1988'de ise başta Bask bölgesi siyasi partileri olmak üzere toplumun bütün kesimlerinin teröre karşı ortak hareket etmesini öngören bir anlaşma imzalandı. İmzanın atıldığı sarayın adından hareketle 'Ajura Enea Paktı' olarak anılan pakta, ETA'nın siyasi uzantısı Herri Batasuna hariç bütün partiler imza koydu. Anlaşmaya göre, 'Tam demokratik, temel hak ve özgürlüklere saygılı, demokratik hukuk devletini oluşturmuş bir anayasa', 'Özerklik sistemine dayalı bir anayasa', 'Silah bırakan teröristlere belirli kurallar çerçevesinde demokratik yollardan kendi görüşlerini savunmak üzere siyaset yapma imkanı', 'Teröre karşı caydırıcı polisiye önlemler ve uluslararası işbirliği', 'Ayrılıkçılar dahil teröre karşı olan herkesin birleşerek teröristler üzerinde toplumsal baskı uygulaması' gibi hususlar benimsendi. Bu geniş tabanlı uzlaşı, ETA'nın izolasyon sürecini hızlandırdı. Nitekim bu süreçte Bask halkının ETA'ya olan desteği kırıldı. ETA eylemlerini kınamak amacıyla Basklıların da yoğun olarak katıldığı gösteriler, yürüyüşler düzenlendi. Sonuçta Lizarra Bildirisi ile bütün Bask partileri ve sivil toplum kuruluşları ETA'nın muhatap alınmasını istedi. Aznar'dan sonra Zapatero iktidarı döneminde 'müzakere ve diyalog' süreci başladı. Bu süreç de ETA'nın 30 Aralık 2006'da Madrid Havaalanı'nın bombalamasıyla son buldu. Ancak çözüm sürecini inatla sürdüren İspanya, geçtiğimiz yıl ETA'nın 'süresiz olarak' silah bıraktığını açıklaması ile ayrılıkçı terörü büyük ölçüde hayatından çıkardı. (zaman)



Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.