Halk, nasıl Anayasa yapar?

Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Dr. Levent Gönenç Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın anayasa konusundaki son açıklamasından yola çıkarak yaptığı değerlendirmede, ilgili aktörlerin katılım ve katkılarıyla iyi tasarlanacak bir anayasa yapım sürecinin, Türkiye'nin anayasa sorununu çözmek için yeni ve kaçırılamayacak bir fırsata dönüştürülebileceğini açıkladı.

TEPAV "Anayasa Çalışmaları" çerçevesinde, Doç. Dr. Levent Gönenç'in "Türkiye'de Katılımlı Anayasa Yapımına Doğru" başlıklı politika notunu yayımladı. Gönenç çalışmasında, Başbakan Erdoğan'ın "Bu anayasayı, anayasacılar yapmayacak. Toplumun geniş katmanları yapacak. STK'lar, gençlik ve kadın kuruluşları, sendikalar, ekonomistler ve sosyal bilimciler bu anayasayı yapacak. En geniş anlamda katılım sağlayacağız. Anayasacılardan son aşamada teknik yönden istifade edeceğiz. Toplumun anayasayı anlamak için tercümana ihtiyacı olmayacak. Seçimden sonra bunu gerçekleştirebileceğimiz bir Meclis tablosu arzu ediyoruz. Şu anda STK'larda başlayan çalışmalar var. Bundan gurur duyuyoruz ve teşvik ediyoruz. Kısa, öz ve ileri demokrasiyi hedefleyen, özgürlükleri ve temel hakları teminat altına alan, anlaşılabilir bir metin hayal ediyorum" şeklindeki açıklamasından yola çıkarak bir değerlendirme yaptı. TEPAV'ın kamuoyu araştırması sonuçlarına göre, vatandaşların yüzde 49.5'inin mevcut anayasayı beğenmediğine, yüzde 43.5'inin ise yeni bir anayasaya ihtiyaç olduğunu düşündüğüne dikkat çeken Gönenç, çalışmasında şu ifadelere yer verdi:
"Türkiye'de bugün geldiğimiz noktada anayasa yapımı açısından hayati önem taşıyan konu anayasa yapım sürecinde güvenin tesis edilmesidir. Tespit ettiğimiz bu güven sorunun çözülmesi öncelikle halkın ve onu temsil eden sosyal ve siyasal aktörlerin anayasa yapım sürecini sahiplenmelerine ve bu sürece "gönüllü' ve "gönülden' katılmalarına bağlıdır. Geniş toplum kesimleri tarafından kabul görecek bir anayasa yapılmasının ön koşulu budur. Başbakan'ın açıklamasında yer verdiği anayasanın halk tarafından yapılacağına ilişkin ifadeyi de bu bağlamda değerlendirmek yerinde olur."

-HALK NASIL ANAYASA YAPAR?-

Gönenç, çağdaş anayasa yapım tekniğinde tüm halkın katılımıyla anayasa yapılmasının sadece bir "ideal" olduğuna, milyonlarca vatandaşın bir araya gelip anayasayı tartışması, hazırlaması, kaleme almasının fiziken mümkün olmadığına dikkat çekti. Tüm vatandaşların anayasal ilke ve kurumlar hakkında sürece katkıda bulunabilecek ölçüde bilgi sahibi olmasını beklemenin de gerçekçi olmayacağını ifade eden Gönenç, "Öyleyse, halkın anayasa yapması ile kastedilen; halkı düzenli ve örgütlü biçimde temsil eden sosyal ve siyasal aktörlerin olabildiğince geniş ve etkin katılımıyla anayasa yapım sürecinin tasarlanması ve halkın doğrudan ve bir bütün olarak bu sürece ancak belli aşamalarda, özellikle anayasanın kabulü aşamasında dahil edilmesidir" dedi.

-ANAYASA YAPIM SÜRECİNDE "KUM SAATİ" FORMÜLÜ-

Doç. Dr. Levent Gönenç, anayasa yapım sürecini "kum saati"ne benzettiği değerlendirmesinde şu görüşlere yer verdi:
""Kum Saati Formülü' esas olarak iki unsura işaret etmektedir: Birincisi, anayasa yapım süreci zamana yayılacaktır; yani önceden hazırlanan metinlerin kamuoyuna açıklanması yerine, anayasa aşama aşama olgunlaştırılacak ve kamuoyu anayasa hazırlıklarının her aşamasında bilgi sahibi olacaktır. İkincisi, sürecin şematik görünümü de bir kum saatine benzeyecektir. Süreç sayıca en fazla aktör olan "halk" ile başlayacak ve bu aşamada ağırlıklı olarak soyut ilkeler üzerinde tartışılacak ve anayasal talep ve beklentiler tespit edilecektir. Kum saatinin gövdesi daraldıkça tartışılan konular somutlaşacak ve sürece katılan aktörlerin sayısı azalacaktır. Süreç soyut ilkerlerden somut hükümlere, halktan sivil toplum kuruluşları ve siyasal partilere doğru ilerledikçe, kum saatinin gövdesinin en dar yerine ulaşılacak ve anayasa metni parlamentoda kabul edilecektir. Metnin parlamentoda kabulünün ardından kum saatinin gövdesi tekrar genişleyecek, sayıca en fazla olan aktöre yine devreye girecek ve anayasanın nihai olarak onaylanması için halka gidilecektir."

-YÜZDE 10 SEÇİM BARAJI ÖNEMLİ-

Gönenç, sürecin parlamento aşamasında altı çizilmesi gereken en önemli noktanın, yeni anayasayı tartışacak ve kabul edecek parlamentoda mutlaka toplumdaki önemli siyasal güç ve grupların temsil edilmesi olduğunu bildirdi. Bu bağlamda sosyal ve siyasal tabloyu en iyi şekilde yansıtmaya, deyim yerindeyse sandıktan toplumun küçük bir kopyasını çıkarmaya imkan verecek bir seçim mekanizmasının tasarlanması gerektiğine dikkat çeken Gönenç, "Söz konusu tasarımda çözülmesi gereken öncelikli sorun, halen parlamento seçimlerinde uygulanmakta olan yüzde 10 seçim barajının yukarıda açıkladığımız katılımlı anayasa yapım süreci için uygun olup olmadığıdır. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın konuşmasında yer verdiği "Seçimden sonra bunu gerçekleştirebileceğimiz bir Meclis tablosu arzu ediyoruz.' ifadesi, iktidar partisinin bu konuyu tartışmayı arzu ettiği, en azından böyle bir tartışmaya kayıtsız kalmayacağı şeklinde yorumlanabilir" dedi.

-SİVİL TOPLUM HAZIR-

Gönenç, 2007'de 83 sivil toplum ve meslek örgütünün katılımıyla, Ankara'da TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi'nde gerçekleştirilen "Anayasa Platformu Ulusal Çalıştayı"nda, hemen hemen oybirliğiyle, sivil toplumun "katkısı" ve "katılımı" olmaksızın "meşruiyeti" yüksek bir anayasanın yapılamayacağı sonucuna ulaşıldığına, varılan sonuçların sivil toplum kuruluşlarının bu süreçte görev üstlenmeye istekli ve hazır olduğunu gösterdiğine dikkat çekti.(ANKA)
(EBR/ÖMR)


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.