İstanbul Barosu'ndan SABAH yazarına kınama ve cevap

Basında yer alan bir köşe yazısında, avukata yönelik, bilgi ve ciddiyetten yoksun yaklaşımı kınıyoruz.

Geçtiğimiz günlerde bir köşe yazısında  “Ne demek avukatın üstü aranamaz ?” başlıklı, bilgiden ve bütünlükten yoksun, varsayımlarla ve çelişkilerle dolu, bir yazı yayımlanmıştır.

Hatırlatmak isteriz ki avukat, en kutsal hak olan savunma hakkını yerine getiren ve TCK 6.maddeye göre yargı görevi yapan kişidir. Avukat ile ilgili bir takım “farklı” düzenlemeler bir ayrıcalık olmayıp, savunma hakkının korkusuzca ve keyfi engellemeler olmaksızın yerine getirilmesini sağlamak içindir. Bir başka ifadeyle bu “farklı” düzenleme de aslında avukatın bizatihi kendisi için değil, savunma hakkını kullanabilmesi için vatandaşa getirilen bir güvencedir. Yoksa avukatların kendilerini ayrıcalıklı hissetmek gibi bir düşüncesi ve talebi bulunmamaktadır. Nitekim benzer düzenleme hâkim ve savcılarla ilgili mevzuatta da yer almaktadır.

Hal böyleyken, hiçbir bilgiyi yansıtmayan, bu yasal düzenlemeyi “abukluk” gibi garip ve düzeysiz bir ifade tarzı ile niteleyen yazı, gerçekleri yansıtmadığı gibi, savunma hakkının ve onu temsil eden avukatın önemi hakkında hiçbir fikrin bulunmadığını da göstermektedir. Avukatların üstünün aranamayacağı ile ilgili düzenleme “abukluk” olarak nitelenirken; “bir hâkimin ya da savcının bir avukatın canını yakmış olması(!) “,  “bir dava dolayısıyla maddeten ve manen çökmüş, bunalım girmiş, bu sebeple de intikam hırsı ile yanıp tutuşan bir avukatın intikam peşine düşmüş olması (!) “ gibi film senaryolarını yansıtan zorlama varsayımlara, Danıştay saldırısı gibi uç ve kötü bir örneğe dayanılması iyiniyet ve mantık kuralları ile bağdaşmamaktadır.

Hukuk ve fikir ürütmek ciddi bir iştir; bilgi ve entelektüel düzey gerektirir. Yazıdan öyle anlaşılmaktadır ki  “keşmekeşlik”,  anılan düzenlemede değil, bu yazıyı kaleme alan kişinin zihnindedir. Neyse ki ilgili kişi ve kurumlar, bu düzenlemenin “yasadan derhal çıkartılması” gibi ciddiyetsiz çağrılara kulak asmayacak kadar sağduyu sahibidirler.

Meslektaşlarımıza ve kamuoyuna saygı ile duyurulur.

İSTANBUL BAROSU BAŞKANLIĞI


İŞTE O YAZI

Sevilay YÜKSELİR - Ne demek, "Avukatın üstü aranamaz?"


Sitemizde yayınlanan Av. Zafer KAZAN'ın yazısı

Av. Zafer KAZAN - NE DEMEK “AVUKATIN ÜSTÜ PEKALA ARANABİLİR” DEMEK..!


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Avukat Hakları 6 yıl önce

Nihayet 2 günlük mahmurluğun ardından İstanbul Barosu açıklama yaptı... Darısı TBB ve diğer baroların başına.

Avatar
Av. Oktay 6 yıl önce

Baronun daha önceki arama açıklamasının linki.
Geçen yıl sitenizde yayınlanmış...
http://www.hukukihaber.net/mesleki-hukuk/sucustu-hali-yoksa-avukatin-ustu-aranamaz.htm

Lütfen mesleğe ve meslektaşlara sahip çıkalım.
Sitenizden Sabah yazarını ben de okudum ve yorum da yaptım.
Ama iki gündür kimse ses vermemişti.
Nihayet bir meslek örgütü ve bir meslektaş, Sakarya'dan Zafer Bey bu konu hakkında yazdı.
Yazıyı ve cevapları takip edip yayınladığınız için sitenizi ayrıca tebrik ederim. Savunma mseleğine sahip çıktığınız ve meslektaşlara köşelerinizi açtığınız için ayrı bir keyif aldım. Teşekkürler hukukihaber çalışanları.

Avatar
Yelvi DOĞAN 6 yıl önce

Sayın Yükselir,
Sizin gazetede kullandığınız üsluba yakın bir üslup kullanmak istiyorum,becerebildiğimce(!)…Malum bir gazeteci halkın her kesimine hitap etmekle yükümlüyse halk dili kullanması çok olağan bir durum,meslektaşlarımın bu konudaki eleştirilerine ve sizin bundan niçin rahatsız olduğunuza anlam veremedim.
Hakkınıza,hukukunuza bir halel geldiği vakit danışmayı aklınızdan geçirdiğiniz(!) kimlerdir ?? Bende size öncelikle bunu sorararak başlamak isterim,örneğin gecenin bir yarısı aracınız durdurulup aransa ve uyuşturucu ticaretine karıştığınız hususunda bir ihbar olduğu,savcıya ifade vermek üzere öncelikle kolluk kuvvetleri tarafından merkeze götürülmeniz gerektiği söylense ne yaparsanız merak ediyorum.Bu birbirine bağlantılı iki sorudan birinin içinde avukat kelimesi geçiyorsa,bu mesleğe inandığınıza inanacağım.
İkinci olarak şuna açıklık getirmek isterim ki Hakim-Savcı ve Avukat aynı fakülteden mezun,aynı hukuk teorisiyle donatılmış ve fakat yargının farklı alanlarında pratik yapmayı tercih etmiş meslektaşlardır,aralarında hiçbir hiyerarşik üstünlük söz konusu değildir.Yani hukuk adamı olarak avukatın cinnet geçirme,-suç işleme vs riski ile hakim-savcının riski tamamen aynıdır.Sizin verdiğiniz örnek üzerinden gidersek,avukat hakimin kararını beğenmeyerek kin tutuyor ve o hakimi vurmayı düşünecek kadar hasta ruhlu bir kimliğe bürünüyor,aynı şekilde kararını beğenmeyerek temyize gönderen ve kararın bozulması mesleki kariyeri açısından olumlu bir durum olmayan hakim, avukata kin besleyerek,adliyeye girdiği anda vurmayı düşünüyor(!)- Yargının olmazsa olmaz üç erki olan iddia-savunma ve yargılama makamını temsil eden meslektaşlar açısından bu felaket senaryosunu nasıl tasarladınız,nereden icap etti inanın anlamakta zorluk çekiyorum.Kimi neyle itham ettiğinizin ya da kimden ne ile şüphe duyduğunuzun farkında mısınız ? Danıştay saldırısını gerçekleştiren avukat konusuna gelelim;bu, yalan haber yazmış bir gazeteci üzerinden giderek tüm gazetecilere “yalancı,hitap ettiği tüm kitleyi yanlışa ve kaosa sürükleyen kişiler” demek gibi bir şey,bu derece dayanaksız ve talihsiz bir örnek maalesef…
Bir diğer husus ki siz yasalara değinmişsiniz ve hukuk bilgisiyle donatılmadığınızdan çok normal karşılıyorum ama hukuki açıdan çok yanlış yorumlar yapıyorsunuz,kabak gibi ortada dediğiniz kanunlar içerisinde Avukatlık kanunu da var,birde onu yorumlamanızı rica edeceğim.Kanun koyucunun Adalet Bakanlığı olmadığını da anektod olarak eklemek isterim.Bir gazeteci olarak,kitlelere hitap ederken en azından bir bilene danışmanızı tavsiye ederek,”bkz.Normlar Hiyerarşisi”diyorum.Hukuk normlarını yorumlarken temelden başlamanızda fayda olacağı kanaatindeyim.İddialarınızın ve eleştirilerinizin altının dolu dolu olması,bilgiye ve belgeye dayanması sanıyorum ki sizinde meslek etiğiniz açısından önemlidir. Sanıyorumki diyorum çünkü ben gazeteci değilim ve mesleğinizle ilgili kesin hükümlerle yorum yapmak istemem.Gazetecilere de ayrıcalıklar tanınsın diyorsunuz,işinizi yaparken bizimki kadar hayati doneleri elinizde bulundurduğunuza ve adalet kavramına hizmet ettiğinize inanıyorsanız,böyle bir talebiniz olduğu takdirde bence değerlendirmeye değer…Avukatlara yasalarla tanınan ayrıcalıklar, avukatın şahsi tatmini veya gururunun okşanması için değildir. “Biz ayrıcalıklı,üstün bir zümreyiz,halkın hukukçu olmayan kesimiyle aynı kapıdan geçmeyiz”kaprisi ve büyüklenmesi hiç değildir çünkü bir hukukçu eşitliğe en çok inanan bireyler arasında yer almalıdır ve ADALET BİZİM İÇİN KUTSALDIR.Avukatlara yasayla tanınmış imtiyaz sadece ve sadece yapılan görevin ve savunma kurumunun yeterince iyi işlemesi için olması gerekendir.
Alışveriş Merkezlerine bile girerken avukatlık kimliğini gösterip geçenlerden değiliz elbette.Çağlayan adliyesinde tanık olduğunuz serzeniş sadece kamu hizmeti verdiğim bir binaya hakim ve savcıların aksine şüpheli gibi aranarak girmenin, biz avukatları yargı alanının ayrıksı bir yerine konumlandırma çabasının bir tepkisidir. Avukatlarda o kocaaaa,uçsuz bucaksız binada Türkiye'nin en kritik davalarında, sürekli kelle koltukta savunma görevini yapıyorlar hanımefendi FARKINDA MISINIZ???