“İstiklal Mahkemeleri sağlıklı bir şekilde tartışılmalı“
Hakimler Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) Başkan Vekili İbrahim Okur, İstiklal Mahkemeleri'nin rejimi ayakta tutmak için kurulan olağanüstü mahkemeler olduğunu, bu mahkemelerin yeniden tartışılması gerektiğini söyledi. Okur, "O gün yargıya böyle bir görev verilmişti. Yargı hala bu görevi üzerinde tutmaya devam ediyor. Rejimi kollamak, devleti kollamak gibi bir görevi üstlenmiş bir vaziyette. Oysa yargı tarafsız olmak zorunda." dedi. HSYK Başkan Vekili İbrahim Okur, Hasan Kalyoncu Üniversitesi (HKÜ) Hukuk Fakültesi tarafından düzenlenen 'HSYK'nın Oluşum Yapısı ve Yargı Bağımsızlığı' konulu programa katıldı. Söyleşi sonrası soruları cevaplayan İbrahim Okur, Zaman gazetesinin din alimlerinin geçmişte İstiklal Mahkemeleri'nde idam edildiği konusunda yaptığı haberlerle ilgili olarak, İstiklal Mahkemeleri'nin yeniden sağlıklı bir şekilde tartışılması gerektiğini belirtti. Okur, "Ben geçmişte verilen kararın doğru ya da yanlış olduğunu, kalkıp kalkmaması gerektiğini söyleyemem. Ama İstiklal Mahkemeleri süreci Türkiye'de sağlıklı bir şekilde tartışılmalı. Gerekli miydi, değil miydi, yapılanlar doğru muydu, yanlış mıydı, Türkiye'nin tabularından bir tanesiydi. Bu tabunun yıkılıp konuşulmasını istiyorum. İade-i itibar olur mu, olmaz mı, gerekli mi değil mi, bu mahkemeler gerçekten nasıl çalıştılar, belki geleceğe de dönük olarak Türkiye açısından ışık tutması açısından tartışılmalı, değerlendirilmeli." diye ifade etti. İstiklal Mahkemeleri'nin rejimi ayakta tutmak için kurulan olağanüstü mahkemeler olduğunu söyleyen HSYK Başkan Vekili Okur, bu mahkemelerin yeniden tartışılması gerektiğini, idam edilen kişilere iade-i itibar kararının Parlamento tarafından verileceğini dile getirdi. Okur, "Bu mahkemelerin verdiği kararlarla iade itibar sağlanır mı, sağlanmaz mı bu tamamen Parlamento'nun kararı ile şekillenecek. Türkiye'nin belki tartışılması gereken, üzerinde durulması gereken, konuşulması gereken bir süreci, devletçi dediğimiz gelenek aslında İstiklal Mahkemeleri'nden geliyor. O gün yargıya böyle bir görev verilmişti. Yargı hala bu görevi üzerinde tutmaya devam ediyor. Rejimi kollamak, devleti kollamak gibi bir görevi üstlenmiş bir vaziyette. Oysa yargı tarafsız olmak zorunda. Bu tamamen siyasi iradenin karar vermesi gerekir." diye konuştu. 

"TÜRKİYE YENİ ANAYASA YAPMAK ZORUNDA" 

Türkiye'nin mutlaka yeni anayasa yapmak zorunda olduğunun altını çizen İbrahim Okur, sözlerine şöyle devam etti: "Yönetmelik maddeleri gibi maddelerimiz var. Anayasa sadece temel ilkeler koymalı, geri kalanını kanunlarla düzenlemeliyiz. Bizim Anayasamıza bakarsanız her alanı düzenlemeye çalışan, çok ayrıntılı düzenlemeleri olan bir Anayasa. Artık çağımızda böyle bir Anayasa yok. Türkiye mutlaka bunu değiştirmek zorunda. İlk defa bu kadar önemli konsensüs var. Umarım başarılı olur. Onu temenni etmekten başka bizim söyleyebileceğimiz bir şey yok." 

ERGENEKON SÜRECİ İLE SAVCILIK MESLEĞİ TANINIR HALE GELDİ 

Ergenekon davasına ilişkin yorum yapmak istemediğini kaydeden Okur, süreçte sona gelindiğini açıkladı. Ergenekon ile birlikte cesaret edilemeyenlerin cesaret edilir hale geldiğini vurgulayan Okur, şunları kaydetti: "Türkiye bu süreçle birlikte, dün cesaret edilemeyenler yargı adına cesaret edilir hale geldi. Okan Üniversitesi'nde bu konuyla ilgili savcılığın prestij kazandığını söyledim. Bu konuda bazı eleştiriler aldım. 2006 yılında 150 tane savcı ihtiyacımız vardı, 34 aday savcı olmak istemiş. Geriye kalan 116 tanesini kura ile zorunlu olarak savcı yapmışız. Bu yıl ise 179 kişi savcı olmak istemiş ve kuraya tabi olmadan hepsi savcı oldu. Eskiden savcı adaylarından hakimliğe geçmek için başvurulurdu. Şimdi bu yıl 90 aday hakim adaylığından savcı adaylığına geçmek için dilekçe vermiş." 2006'dan bu yana savcılık mesleğinin giderek talep alan bir meslek haline geldiğini dile getiren Okur, bunda yaşanan süreçlerin etkisi olduğunu aktardı. 'Bu ülkenin yargısının sorunu var' diyen Okur, her vatandaşın mutlaka yargı ile işi olduğunu ve mutlu ayrılan insan sayısını az olduğunu dile getirdi. Okur, "Bir an gözlerinizi kapatın memleketinize gidin bir yakınınızın yargıda işi olmuştur. Yargıya bir şekilde yolu düşmüştür. Memnun ayrılmışlar mıdır? Yoksa sızlanarak mı geldiler? Genelde sızlanarak geliyoruz. Bu Türkiye'de sadece yargının konusu değil. Kamu genelinde böyle bir şikayetimiz var. Müşteri memnuniyeti dediğimiz, vatandaş odaklı düşünmüyoruz. Bizde devleti koruma, devletten yana tavır alma yetkili, etkili olduğumuz alanlarda, vatandaşa yukarıdan bakma gibi anlayış var." şeklinde konuştu. Kendi başından geçen bir olayı da anlatan Okur, aracının muayenesini yaptırmak için yaklaşık 12 saat mücadele verdiğini, ancak yine de amacına ulaşamadığını kaydetti. Türkiye'de Bilgi Üniversitesi'nin 2008 yılında yaptığı ankette yargıya duyulan güvenin yüzde 42 olduğunu, 2010 yılında bu oranın yüzde 63-64'e kadar çıktığını aktaran Okur, "2008'den 2010'e Türkiye'de ne değişti diye bakıyoruz. Yargıda hızlanma mı oldu, hayır. Mahkemeler daha seri kararlar mı veriyor, hayır. 2008'in Türkiye'si neyse 2010'un Türkiye'si de aynı. Değişen bir şey var, vatandaşta farkındalık arttı. HSYK tartışıldı, referandum yapıldı." ifadelerini kullandı. 

TÜRKİYE'DE 6 MİLYON DAVA DOSYASI VAR 

12 bin hakim, savcıyla görüştüklerini belirten Okur, yargıdaki iş yükünü hafifletmek için tedbirler aldıklarını kaydetti. Türkiye'de yargının birçok sorunu olduğunu söyleyen Okur şu bilgileri verdi: "Şu anda Türkiye'de 6 milyon dava dosyası var. Bunu 5 bin 300 hakim yapıyor. Avrupa ortalamalarıyla kıyasladığınız zaman korkun bir rakam. Hakim başına ortalama binin üzerinde dosya düşüyor. Küçük ilçede 200 dosya bakan hakim var, Gaziantep'te 2 bin dosya var. İstanbul'da 3 bin dosya bakan. Ben ortalamadan bahsediyorum. Ortalamamız neredeyse bin 300-bin 400 hakim başı. Savcılarda durum farklı mı hayır. 6 milyon soruşturma evrakına da 4 bin savcı bakıyor. Savcı başına da ortalama bin 500 dosya düşüyor. Yargıya intikal etmemesi gereken pek çok iş yargıya intikal ediyor." Avrupa'da, Amerika'da alternatif uyuşmazlık yolları geliştirildiğini açıklayan Okur, yargıya intikal etmeden sorunun hallolduğunu ifade etti. "Avrupa'da yargı en son başvurulacak yer. Oysa bizim sistemimizde yargı, ilk koşulacak yer. Hakem heyetlerimiz yok, arabuluculuk hayata geçirilmedi, onun için uğraşıyoruz." dedi. Okur, "Bir ceza davası 6 -8 yılda Yargıtay'dan dönüyorsa, burada adaletin tecelli ettiğinden bahsedebilir misiniz?" diye sözlerine ekledi.

CHA

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.