'Kuvvetler Ayrılığı, hukuk devletinin temelidir'
Yapılan Açıklama şöyle;
KUVVETLER AYRILIĞINA İNANÇSIZLIK VE TAHAMMÜLSÜZLÜK; DEMOKRASİYİ, HUKUKİ DENETİMİ, MİLLİ EGEMENLİĞİ YOK SAYMAKTIR 

Geçtiğimiz günlerde Başbakanın, kuvvetler ayrılığını küçümseyen, yürütmenin önünde bir engel olarak gören açıklama ve yakınmaları Baromuzca hayret ve kaygı ile izlenmiştir. Beyanda kuvvetler ayrılığının yanı sıra, meclisteki muhalefetin de “engel” olarak nitelenmesi kaygımızı daha da artırmıştır.

Öncelikle belirtmek gerekir ki kuvvetler ayrılığı insanlığın baskıcı rejimlere ve diktatörlüklere karşı yüzyıllarca süren ortak mücadelesiyle ulaşılan bir aşamadır. Demokrasi ve özgürlüklerin teminatı olan kuvvetler ayrılığı anlayışı ve uygulaması çağdaş uygarlığın ortak mirası haline gelmiştir. Yasama, yürütme ve yargının tek elde toplanmasının adı denetimsizlik, keyfilik, yani diktatörlüktür. İnsanlık bunun acılarını yaşamış,  bu acıların ve mücadelelerin sonucunda kuvvetler ayrılığı bir güvence olarak ortaya çıkmıştır. Demokrasi bir denge ve denetim rejimidir. Demokrasiyi diktatörlükten ayıran temel ölçüt şeffaflık, hesap sorulabilirlik ve yargısal denetimdir. Bu da ancak kuvvetler ayrılığı ile mümkündür. Aksi halde toplumda hiçbir bireyin hukuk güvenliği kalmayacak, hak ve özgürlükler tamamen yürütmenin, hatta tek bir kişinin insaf ve keyfiyetine terk edilmiş olacaktır.

Tüm çağdaş demokrasilerde olduğu gibi seçimle bir siyasi iktidara verilen yetki sınırsız ve keyfi bir yetki olmayıp, millet adına denetim yapacak bağımsız yargının denetimine tabi şartlı bir yetkidir. Demokrasi sadece sandık ve meclisten ibaret olmayıp yargısal ve siyasal denetim olmazsa olmaz bir koşuldur. Şu halde demokrasi her istediğini yapabilmek, keyfilik anlamına gelmemekte, kuvvetler ayrılığı ve yargısal denetim keyfiliğe karşı bir güvence olmaktadır.

Eklemek gerekir ki demokrasilerde muhalefet vazgeçilmez bir kurum olup tıpkı iktidar gibi milleti ve milli egemenliği temsil etmektedir. Yargı iktidarı hukuki olarak denetlerken muhalefet de siyasi bir denetim yapmaktadır. Dolayısıyla yargıya ve muhalefete olan inançsızlık, tahammülsüzlük, aslında millete ve denetime olan inançsızlık ve tahammülsüzlüktür. Anılan beyan ile, demokrasiyi ağızlarından düşürmeyenlerin gerçek duygu ve düşünceleri, niyetleri açığa çıktığı gibi,  sınırlanamayan ve denetlenemeyen gücün ne tür tehlikeler yaratabileceği bir kez daha anlaşılmıştır.

Görüldüğü gibi kuvvetler ayrılığı, hukuk devletinin ve demokrasinin temeli ve teminatıdır.

Demokrasi ve çağdaş hukukun günümüzde ulaştığı aşamada halen kuvvetler ayrılığını sorgulamak, bundan yakınmak, demokrasiye, hukuk devletine ve özgürlüklere karşı inançsızlığın, diktatöryal arayış ve özlemlerin açık bir göstergesi olduğu kadar gelecek adına ibret ve endişe vericidir. Halkımızın bu açık beyan ve yaklaşımı gerektiği şekilde değerlendireceğine, kuvvetler ayrılığına, dolayısıyla demokrasiye, hukuk devletine, hak ve özgürlüklerine sahip çıkacağına inancımız tamdır.

İstanbul Barosu olarak hak ve özgürlüklerin, hukuk devletinin teminatı olan kuvvetler ayrılığı ilkesini sonuna kadar savunacağımızı, demokrasiyi ortadan kaldırmaya yönelik tüm çabalara, her türlü diktatörlük özlem ve girişimlerine kararlılıkla karşı duracağımızı kamuoyuna saygı ile duyururuz.

İSTANBUL BAROSU BAŞKANLIĞI



Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.