Öven hakimden söven hakime
Kamuoyu, ‘yeni Türkiye' anlayışını ortaya seren ‘partizan' yargı mensuplarını bu süreçte tanıdı. ‘Millet adına' değil ‘parti adına' hareket eden bu partizan hakim ve savcıların son örneği sosyal medyada muhalefet lideri ve gazetecilere küfreden tetkik hakimi Muhammed Feyzi Aygün. Adalet Bakanlığı Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü'nde tetkik hakimi olarak görev yaptığı ortaya çıkan Aygün, sosyal paylaşım sitesi Twitter'da Zaman Gazetesi yazarı Abdülhamit Bilici'ye yönelik ‘yavş.k'  hakaretinde bulundu. Aygün, ‘partizan hakim' olarak ilk değil ama küfreden tek hakim olarak tarihe geçti.

Partizan yargı mensuplarını ilk olarak 17-25 Aralık yolsuzluk ve rüşvet soruşturmalarının kapatılması sürecinde Reza Zarrab'ı tahliye eden İslam Çiçek'le tanıdık. Çiçek, sosyal paylaşım sitesi olan şahsi Facebook sayfasında, “Allah UZUN ömür versin UZUN adam” sayfasını beğenmesi nedeniyle tartışma konusu olmuştu. Çiçek'in, hakim olarak tarafsızlığına gölge düşüren bu durum, Meclis'e taşınmıştı. Ama Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nca, hakim Çiçek'e yönelik herhangi bir idari işlem yapılmadı. Hatta, daha sonra bizzat dönemin başbakanı Tayyip Erdoğan tarafından “Cadı avıysa biz bu cadı avını yapacağız.” diyerek bu amaçla kurulan sulh ceza hakimliklerinde görevlendirildi. Sonrasında ise Adana'da yasa dışı dinleme iddiaları ile ilgili 6 polis hakkında tutuklama kararı veren nöbetçi hâkim İbrahim Sağır da Facebook'ta Başbakan Erdoğan'a ‘Seni Seviyoruz' şeklinde iltifat içeren paylaşımlarıyla gündeme geldi.

Bu örnekler iktidar güdümündeki yeni yargının nasıl işlediğini göstermesi açısından dehşete düşürücü olsa da kamuoyu daha en kötüsüne şahit olmamıştı. Nitekim son olarak ‘troll hakim' Feyzi Aygün'ün, doğrudan hem muhalefet liderine hem gazeteciye küfrettiğine şahit olduk. Yeni Türkiye yargısı, böylece ‘öven hakim'den, ‘söven hakim'e geçiş yapmış oldu. 5614 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu, hukuk mezunu bir kişinin ‘hakim/savcı adayı' olabilmesi için ‘hâkimlik ve savcılık mesleğine yakışmayacak tutum ve davranışlarda bulunmamış olmak' şartını koşuyor. Mesleğe alınırken yapılan mülakatta ise, kanuna göre ‘bir konuyu kavrayıp özetleme ve ifade yeteneğinin', ‘genel ve fizikî görünümünün, davranış ve tepkilerinin mesleğe uygunluğunun ve liyakatinin' puan vermede dikkate alınacağı düzenleniyor.

Hakim Aygün için bu şartların dikkate alınıp alınmadığı ayrıca mera konusu. Kaldı ki aynı hakimin, 2014 yılında yargı mensuplarının ortak paylaşım sitesi olan adalet.org'da, tartıştığı meslektaşına meslek ciddiyetiyle bağdaşmayan ifadelerde bulunduğu da ortaya çıktı. Hakim Aygün, bu mesajlarından birinde meslektaşına, “Daha ayrıntılı açıklama yaparsak babam avukat mesleğe girmemi hiç istemedi hoş halen de istemiyor hakimliğe ne diye girdim neler gördüm meslekte de çok kalıcı değilim bi kaç seneye de dönüp giderim sayın meslektaşım hadi selametle.( 25.09.2014)” diye yazmış. Bir tarafta aylarını, yıllarını hakimlik/savcılık sınavına çalışarak geçiren hukuk mezunları bir tarafta da ‘bi kaç seneye giderim' diyen bir hakim. Bunu diyen birisi hangi motivasyonla o kadar zor olan sınava hazırlanmış ayrı bir tartışma konusu? Bu kişi hakimliğe gerçekten çalışarak, sınavı kazanarak mı girmiş, insan gerçekten merak ediyor! Ama sonuç olarak, şüphesiz ki haksız yere masum insanları tutuklayarak hapse atmak, delilsiz bir şekilde özgürlüğünden mahrum bırakmak, ‘sövmek' suçundan daha ağır bir suç. Ama, bu örnekler yeni Türkiye yargısına hakim olan zihniyeti göstermesi açısından oldukça önemli. (Kaynak: Zaman)

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.