Sağlıkçıların iş bırakması yasal mı?

İstanbul Tabip Odası'ndan da 19- 20 Nisan'da yapılacak iş bırakma eylemine ilişkin bir açıklama geldi. Yapılan açıklamada şunlar kaydedildi: "Hekimler, hemşireler, diş hekimleri, ebeler, eczacılar, laborantlar, radyoloji teknisyenleri, fizyoterapistler, diyetisyenler, sağlık teknisyenleri, sağlık memurları, psikologlar, biyologlar, paramedikler, hastabakıcılar, taşeron sağlık işçileri, kısacası bütün sağlık çalışanları, 19-20 Nisan günleri bütün Türkiye’de görevdeyiz. Tıpkı hafta sonlarında olduğu gibi, Tıpkı dokuz günlük bayram tatillerinde olduğu gibi, yatan hastalar ve acil servisler dışında sağlık hizmeti sunmayacağız"

Sağlık Bakanı Recep Akdağ'ın iş bırakma eylemi hakkında "TTB’nin 19-20 Nisan’da yaptığı çağrı üzerine hekimler ve sağlık çalışanlarının Türkiye genelinde gideceği iş bırakma eyleminde, bir tek vatandaş bile mağdur olursa, ben TTB’yi savcılığa şikâyet edeceğim" sözleri akıllara, sağlık çalışanlarının iş bırakması yasal mı değil mi sorularını getirdi.

Türk Tabipler Birliği Hukuk Bürosu bunun üzerine bir açıklamada bulundu. İşte o açıklama:

"Ülkemizin yönetim biçimine ilişkin temel kuralların belirlendiği Anayasa’da, Türkiye Cumhuriyetinin nitelikleri arasında, demokratik bir hukuku devleti olduğu da belirtilmiştir. Devletin demokratik niteliği, anayasal kurumların yanı sıra toplumun en geniş kesimlerinin yönetime etkin olarak katılabilmesini ifade eder.

Akdağ: "Sağlık sisteminde geriye dönüş yok"

Türk Tabipleri Birliği, Anayasa’nın 135. maddesine dayalı olarak yasa ile kurulmuş; yetki ve görevleri bu yasada tanımlanmış kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşudur.  Hekimlerin karşı karşıya kaldıkları sorunlar ve bunların sağlık hizmetlerine yansımalarını toplumla paylaşmak, bu sorunların çözümüne yönelik önerileri gündeme taşımak Türk Tabipleri Birliğine yasa ile verilen görevler arasındadır.

Türk Tabipleri Birliği’nin, diğer bir çok sağlık meslek örgütü ile birlikte yaptığı çağrı, çalışanların haklarını ve toplumun nitelikli sağlık hizmetine ücretsiz erişim hakkını savunmak adına düzenlenecek toplantılara sağlık çalışanlarının katılacağını duyurarak toplumun belirtilen tarihlerde acil hizmetler dışında sağlık kurumlarına başvurmaması talebidir.

Bu çerçevede yapılacak olan GöREV sebebiyle çalışanların suçlanması iç hukuk düzenlemelerinin yanı sıra ülkemizin de imzası bulunan başta Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi olmak üzere uluslar arası sözleşmelere de aykırı olacaktır.

Nitekim,  Eski Türk Ceza Kanununda iş bırakma eylemi, herhangi bir zarara yol açıp açmadığından bağımsız olarak suç olarak tanımlanmış ve hapis ve para cezasının yanı sıra memuriyetten geçici veya kalıcı olarak men edilme yaptırımına bağlanmış; ayrıca, iş bırakma eyleminin meslek kuruluşu kararıyla gerçekleştirilmesi durumunda ilgili meslek kuruluşu yöneticilerinin de hapis cezasıyla cezalandırılması ve ömür boyu memuriyetten men cezasını gerektirmekte iken 2005 yılında yürürlüğe girmiş olan (5237 sayılı) yeni Türk Ceza Yasasında, kamu görevlilerinin mesleki ve sosyal hakları ile ilgili olarak, hizmeti aksatmayacak biçimde, geçici ve kısa süreli iş bırakmaları veya yavaşlatmaları halinde hiç ceza verilmeyebileceği belirtilmiştir."

Türk Tabipler Birliği Hukuk Bürosu açıklamasına şöyle devam etti: "13 Şubat 2011 tarihinde kabul edilen 6111 sayılı Kanun ile 657 sayılı Devlet Memurları Yasasında bir takım değişiklikler yapılmıştır. Bunlar arasında, kamu çalışanlarının başka kurum ve kuruluşlarda geçici olarak görevlendirilebilmesine ilişkin düzenleme de bulunmaktadır. Buna göre, geçici görevlendirme yapılmasına muvafakat eden kamu görevlileri, geçici görevlendirme yapmak isteyen kurumun talebi ve çalıştıkları kurumun izni ile diğer kamu kurum ve kuruluşlarında, bir yılda altı ayı geçmeyecek şekilde geçici olarak görevlendirilebilirler. Bu görevlendirmenin memurun göreviyle ilgili olması da şarttır.

Her ne kadar söz konusu maddenin ikinci fıkrasında "Birinci fıkrada belirtilen hâller dışında memurlar, kamu yararı ve hizmet gerekleri sebebiyle  ihtiyaç  duyulması  hâlinde  kurumlarınca,  Devlet  Personel  Başkanlığının   uygun görüşü alınarak diğer kamu kurum ve kuruluşlarında altı aya kadar geçici süreli olarak görevlendirilebilir” hükmüne yer verilmiş ise de bu düzenlemeyle birinci fıkrada belirtilen koşullar mevcut olmaksızın memurun keyfi biçimde geçici görevlendirilmesi değil; birinci fıkrada geçici görevlendirme yapılabilmesini mümkün kılan gereksinimin ikinci fıkrada  “…kamu yararı ve hizmet gerekleri sebebiyle ihtiyaç  duyulması…” şeklinde genişletilmesi söz konusudur.

Geçici görevlendirme, herhangi bir şekilde memurun cezalandırılması aracı değildir;   idarenin yürüttüğü hizmetin bir gereği olarak ortaya çıkan ihtiyaç üzerine, maddede belirtilen koşulların yerine getirilmesiyle, yapılabilir.

Bu çerçevede, GÖREV yapan hekimlerin, bu sebebe dayalı olarak, başka kurum ve kuruluşlarda görevlendirilmeleri, muvafakatları olmaksızın söz konusu değildir."

BİRAZ KEYFİYET, BİRAZ HAK ARAMA
Demokrat Hukukçular Derneği Genel Başkanı Avukat Halil Doğan, sağlıkçıların iş bırakma eyleminde biraz hak aramanın mevcut olduğunu ama yanında da biraz keyfiyetin söz konusu olduğunu bildirdi. HABERTURK.COM'a konulan Av. Doğan şunları söyledi: "Burada sağlık çalışanları hakkını arıyor ama hakkın da kötüye kullanılması sağlıkçılar açısından etik değil. En azından sağlık mensubuna yakışmaz. Kişileri mağdur etmeden hak arayışı yapılmalıdır. Yapacakları grevi düzgün kullanmaları gerekiyor. Bayram tatillerinde nasıl hizmet veriliyorsa öyle olacak deniyor. Ama bayram tatillerinde de vatandaşlar mağdur oluyor sadece bayram diye mağduriyet kabul ediliyor. Bayramdan önceki gün ve bayram tatilinden sonraki gün hastaneler dolup taşıyor, yoğunluktan geçilmiyor. Burada hak var ama biraz da keyfiyet söz konusu. Bu da pek doğru değil" dedi.




BEGÜM ÇELİKKOL- HABERTURK.COM
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.