'Seçime giden Meclis anayasa yapmaz'
 


Özlem AKARSU ÇELİK

Türkiye'nin en genç profesörü, ünlü anayasa hukukçusu, eski bakan ve başbakan yardımcısı Turhan Feyzioğlu'nun torunu Metin Feyzioğlu, CHP liderinin senato önerisinden, türban çözümüne, Cem Garipoğlu'nun babasının avukatlığını üstlenmesine kadar merak edilen tüm soruları yanıtladı. Ancak açıklamalarına geçmeden önce nasıl bir akademisyen ve avukatla karşı karşıya olduğunuzu bilmeniz gerek! Feyzioğlu'nun hitabet gücü, Ekşi Sözlük'te bile yazıyor. Tane tane konuşan, sıralı-bağlı uzun cümlelerinin yüklemini hiç şaşırmayan, siz 'leb' demeden soruyu yanıtlamaya başlayan, tez canlı, bir o kadar da kontrollü biri Metin Feyzioğlu...


- Referandumdan sonra ne değişti Türkiye'de? Demokrasi, iktidarın söylediği gibi 'Daha ileri bir demokrasi' mi oldu?
Anayasa değişikliği amaçlandığı gibi uygulanırsa üzülerek söylüyorum, Türkiye'nin daha da geriye gittiğini göreceğiz. Muhalefet sağlam durur gerekli uyarıları zamanında yaparsa, toplum başını magazin programlarından kaldırıp ülkemde ne oluyor diye bakarsa, sivil toplum kuruluşları, demokratik kitle örgütleri her antidemokratik, faşizan uygulama teşebbüsüne gerektiği gibi anayasal tepki koyarsa Türkiye geriye gitmez. İleri demokrasi öncelikle zihinlerde ileri demokratik bir kültür gerektirir. İktidarın ve muhalefetin önemli kararlar alırken oy çokluğunu değil oy birliğini hedeflemesi beklenir.

BAKAN ACABA NE İSTEYECEK 
- Muhalefet, anayasa değişikliklerini uygulatmasın mı diyorsunuz?
Hayır. Örneğin Anayasa Mahkemesi'ne üye seçilecek. İktidarla muhalefet, hak eden hakim o koltuğa otursun deseler işte bu, basit çoğunlukla Meclis'in üye seçme yetkisi tanınmasına rağmen uygulamada bir demokrasi modeline dönüşür. Bunu umut ediyorum. HSYK üyelikleri için şimdiden tartışma başladı. İlk derece hakimlerine ayrılan kontenjandan Adalet Bakanlığı'nın bürokratı hakimler aday olmak istiyor...

Adalet Bakanlığı'nda bürokrat olarak görev yapanların burada seçime girmesi anayasanın ruhuna aykırı olur. HSYK'da ilk derece hakimlerin üye olmasına imkan tanınmasını olumlu karşılıyorum. Müsteşar ve bakan dışındaki kurul üyelerinin tamamının yüksek yargıdan gelmesini hiçbir zaman doğru bulmadım. Ancak sayı eşit olabilirdi. İlk dereceden gelenler 10, yüksek yargı ve daha kıdemli hakimlerin sayısı 5... Bunun sebebi maalesef, ilk derece hakimler yoluyla HSYK'nın, iktidarın lehine çalışacağı öngörüsüdür. HSYK'nın yüksek hakim sıfatlı üyeleri tam bir güvenceyle masaya oturuyorlar. Haklarında soruşturma açılmasına izin verme yetkisi Adalet Bakanı'nda değil, görev süreleri olan 4 yılın sonunda Yargıtay'daki, Danıştay'daki görevlerine geri dönecekler. Kurulda görev yapacak ilk derece hakimlerin ise, haklarında soruşturma açılmasına izin verme yetkisi bakanda, 4 yılın sonunda Türkiye'nin hangi ilinden seçilip geldiler ise o ile dönecekler. Ankara'da kalabilmeleri için formül var anayasada; Adalet Bakanı bir hakimi, onun rızası varsa bakanlık teşkilatında görevlendirebilir. Bu isteği karşısında bakan o üyeden acaba ne isteyecektir?


AKLA GELEN BAŞA GELMESİN 
- HSYK üyeliği için hakimlerin
www.adalet.org sitesi üzerinden yarışmasını nasıl buluyorsunuz?
İlk derece hakimlerin kendilerini meslektaşlarına nasıl tanıtacakları belirlenmeden, yangından mal kaçırır gibi seçime gidiliyor. Umarım aklımıza gelen sakıncalar başımıza gelmez.


- Kamu denetçiliği- ombudsmanlık nasıl uygulanacak?
Norveç'te işliyor ama 70 milyonu aşkın bir ülkede işlevsel olacağını sanmıyorum. İleri demokrasiye bizi ombudsman taşımaz.

- Anayasa Mahkemesi'ne bireysel başvuru hakkı ne getirecek?
Umuyorum AİHM, Türkiye'den kendisine gelen ve onu kilitleyecek kadar ağır olan iş yükünü ötelemek için 'Anayasa Mahkemesi'ne bireysel başvuru hakkı çıkmıştır, onu da kullanın öyle gelin' demez. Yargıtay ve Danıştay'ın üzerine bir yüksek mahkeme yaratıldığında hukuk kaosu yaşanabilir. Anayasa Mahkemesi'ne başvurunun sonucu için çok uzun yıllar gerekebilir.

-   AİHM'in başka türlü bir değerlendirme yapması mümkün mü?
Davaların çok uzun süreceği düşünüldüğünde AİHM bunu etkili bir iç hukuk yolu saymayabilir.


MECLİS'TE REKORLAR KIRILDI 
- Türkiye'de çalışanların çoğu sendikasızken 'Birden fazla sendikaya üye olma hakkı' ne kadar gerçekçi?
Hiç gerçekçi değil. Bir işçinin birden çok sendikaya üye olması durumunda sendikalar, işçinin hakkının korunması için topu birbirine atmaya başlayacaktır. Top yerine konulan işçi, kendini savunacak sendika bulamayacaktır. Bu düzenleme sendikal örgütlenmeyi güçlendirmek yerine işçiyi sermaye karşısında daha zor duruma sokacaktır.

-  CHP lideri Kılıçdaroğlu'nun 'Senato' önerisini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Senato Türkiye'de denendi. Başlangıçta faydaları görülmekle birlikte kanun yapma sürecini çok geciktirdiği için parlamentonun toplumsal gelişmeler karşısında hızlı hareket etmesini zorlaştırdı. Bugün parlamentomuz hız konusunda dünya rekorları kırıyor, gece yarısı maratonlarıyla kimsenin haberi olmadan onlarca kanun değişiveriyor. Senato, bu özensizliği kuşkusuz giderecek bir formüldür ama daha kolayı parlamentonun varlık sebebi olan demokrasiye inanmasıdır.

- Yeni anayasa nasıl olmalı? Muhalefetin aceleci davranması doğru mu?
Seçime giden bir Meclis yeni anayasa yapamaz. Yenilenmek ve güven tazelemek zorundadır. Gerçekçi olmayan söylemlerle Türkiye vakit kaybetmemelidir. Türkiye'nin baştan sona değişecek bir anayasa ihtiyacı vardır. İlk değişmesi gereken maddeler de referandumda değiştirilen maddeler olmalıdır. Tophane'de, sergiyi taşlayıp sanatçıları dövenler, Türk halkının ileri demokrasi istediği için kabul ettiği söylenen anayasa değişikliğine 'Evet' diyenler miydi? 'Evet' diyenler adam döver demiyorum ama 'Evet' diyen herkesin neye 'Evet' dediğini bilerek ve ileri demokrasi isteyerek sandığa gittiğini de lütfen kimse iddia etmesin.

ADALETE GÜVENMEK TEK ÇARE   
- Dedeniz Turhan Feyzioğlu'yla aynı siyasi çizgide misiniz yoksa siz daha mı soldasınız?
Her devrin kendine göre özellikleri var. Çok büyük bir hukukçu ve devlet adamıydı. Ona layık olmaya çalışıyorum.

- Bir ceza hukukçusu olarak Hanefi Avcı'nın tutuklanmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Kitabı ilgiyle okudum, gelişmeleri de takip ediyorum. Üzüldüğüm, Türkiye'de yargı bağımsızlığının bir türlü sağlanamaması ve ileriye gideceğimize maalesef evrensel standartların da gerisine düşmemiz. Ancak adaletin tecelli edeceğine güvenmekten başka çaremiz yok.

- Cem Garipoğlu'nun babası Nida Garipoğlu'nun avukatlığını üstlenmenize meslektaşlarınız ne dedi?
Bir avukat bir başka avukatı savunduğu dava nedeniyle kınarsa kendi varlığını ve mesleğini inkar eder. Önemli olan kimi savunduğunuz değil savunurken hukuka ve ahlaka uygun davranıp davranmadığınızdır.

Ne mutlu ileri demokrasiye geçtik!
-  Referandum sonucu, herkes kendisiyle ilgili kişisel verilerin korunmasını isteme hakkına sahip. Yayınlanan ses ve görüntü kayıtları ne olacak peki?
Bu maddeye itirazım yok ancak anayasada daha önce 'Kişileri fişleyiniz, onların yatak odalarına giriniz, sivrilen herkesin telefonunu dinleyiniz ve bir gün ihtiyaç olursa diye CD kayıtlarını arşivleyiniz' şeklinde bir hüküm olduğunu da sanmıyorum. Anayasanın bu maddesi değiştirilmeden önce birileri fişleme yapıyorduysa umuyorum Resmi Gazete'de anayasayı okuduktan sonra ellerini kişilerin yatak odalarından ve telefonlarından çekerler, çünkü ne mutlu ileri demokrasiye geçtik!

Darbeyi yargılamak mümkün değil
- 12 Eylül darbesinin sorumluları hakkında suç duyuruları yapılıyor. Yargılanmaları mümkün olacak mı?
Geçici 15. maddenin hala anayasada yer alması Türk demokrasisi için bir ayıptı, kaldırılması yerinde oldu. Ancak bu madde, cezai sorumsuzluk maddesiydi. Tıpkı kürsüden konuşan bir milletvekilinin, konuştukları sebebiyle sorumsuz olması gibi. Kürsü sorumsuzluğunu kaldırdığımızda, geçmişteki konuşmalarından dolayı milletvekilini nasıl yargılayamazsak aynı şekilde bu maddenin kaldırılmasını da geçmişe uygulamak, ceza hukuk tekniğine ve anayasaya göre mümkün değil.

Başkanlık sistemi diktatör yarattı
- Başkanlık önerisi her defasında 'Tek adam diktatörlüğü ve hükümdarlık' tartışmasını alevlendiriyor, neden?
Tek adam yönetimleri, onu denetleyecek güçlü ve bağımlı olmayan bir parlamentonun olmadığı, bilimsel idari mali özerkliğe sahip üniversitelerin bulunmadığı, hukukun üstünlüğünün güvencesi olan baroların etkin bir şekilde çalışmadığı, demokratik kitle örgütlerinin oluşturulmadığı toplumlarda diktatörlüğe yol açar. ABD'nin başkanlık sistemi bu sebeplerle ihraç edildiği bütün ülkelerde başta Latin Amerika olmak üzere mutlak diktatörlükler yaratmıştır.

Çözüm, üniversiteye özel türban çalışması
- Türban sorunu nasıl çözülebilir?
Toplumun bütününü tatmin edecek ve her dünya görüşünden insanların haklarını güvenceye alacak şekilde yapılırsa kimse itiraz etmez. Uzlaşırsanız hukuken de mümkün. Başını örtmek istemeyen kişilere de hiçbir şekilde fiili zorlama, teşvik veya herhangi bir yolla ikna denemelerinin yapılmayacağını temin etmek gerekiyor. Hiçbir şekilde kamu görevi gören kişilerin dini simge taşımasına da izin verilemez. Hakim, avukat, devlet memuru herhangi bir dini simge taşıyamaz çünkü devlet memurlarının herkese eşit işlem yapma ve yaptığını da gösterme zorunluluğu vardır. Hizmet alan konumundaki üniversite öğrencileriyle sınırlı kalınmak kaydıyla bir çalışma yapılabilir. Ancak bu yapılırken devletin, ihtiyacı olan her üniversite öğrencisine yurt ve kredi temin etmesi de aynı anda gerçekleşmelidir. Yani yurt bulamadığı ve aç kaldığı için başını örtmesi yolundaki telkinlere uymak zorunda bırakılmamalıdır gençler. (Akşam)


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.