JİTEM davasında Aygan'a gıyabi tutuklama

Diyarbakır'da hakkında birleştirilme kararı verilen 11 sanıklı ''JİTEM'' davası ile aralarında ''Yeşil'' kod adlı Mahmut Yıldırım ve itirafçı Abdulkadir Aygan'ın da bulunduğu 5 sanıklı davanın duruşmasına 6. Ağır Ceza Mahkemesinde devam edildi.

Duruşmaya İçişleri Bakanlığınca güvenlik gerekçesiyle kimlikleri değiştirilen tutuksuz sanıklardan Recep Erkal, Erhan Berak, Hüseyin Tilki, Hayrettin Toka, Faysal Şanlı ve başka bir suçtan tutuklu bulunan Adil Timurtaş katıldı.

Duruşmada yapılan kimlik tespiti esnasında sanıklardan Erhan Berak, ev adresini güvenlik gerekçesiyle veremeyeceğini bildirdi. Mahkemenin ''yazışmalar için gerekli'' uyarısı üzerine Berak, ''Jandarma Bölge Komutanlığı'' adresini gösterdi.

Sanıklardan Hüseyin Tilki savunmasında, JİTEM ismini basından duyduğunu, Diyarbakır'da görev yaparken duymadığını belirterek, jandarma istihbarat timlerini resmi bir kuruluş olması nedeniyle bildiğini anlattı.

Terör örgütü PKK'ye üyelikten yargılandığını ve Pişmanlık Yasası'ndan yararlanarak tahliye olduğunu ifade eden Hüseyin Tilki, ''Suçlamaların hepsi uydurmadır. Benimle ilgili çok iddialar çıktı. O tarihte Pişmanlık Yasası'ndan yararlanıp devlete sığındığım için PKK, 'Bakın işte Hüseyin Tilki'yi de öldürdük, devletin yanında yer alanları yaşatmayız' şeklinde bir ortam yarattı. Benim adımı sık sık kullandı. Benim Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) ile ilişkim askerliğim sırasındadır. Onun dışında hiçbir ilişkim olmamıştır'' dedi.

Diyarbakır'ın Silvan ilçesinde askerlik yaptığı sırada sanıklardan kardeşi olan Ali Ozansoy, Abdulkadir Aygan ve Fethi Çetin ile birlikte bulunduğunu kaydeden Hüseyin Tilki, ''Onlarda askerlik görevlerini yapıyorlardı. Hayrettin Toka'yı da PKK terör örgütü üyeliğinden cezaevinde yatarken tanıdım'' diye konuştu.

Yurt dışında bulunan itirafçı Abdulkadir Aygan'ın TSK görevlilerini karalayan ifadelerde bulunduğunu belirten Tilki, terör örgütü PKK'nin 40 bin dolar harcayarak Aygan'ı yurt dışına çıkartıp, masraflarını karşıladığını ileri sürdü.

"Hanefi Avcı ile tanıştım"

Müdahil avukatlardan Tahir Elçi'nin sorusu üzerine, herhangi bir çete şeklinde cürüm işlemek için teşekkül oluşturmadıklarını, adam öldürmediklerini kaydeden Tilki, şöyle konuştu:
''Ben TSK'nın bir eri ne görev yapıyorsa ben de onu yapıyordum, onun dışında yaptığım bir şey yoktur. Ben 1985 yılında gözaltına alındım ve Diyarbakır Emniyet Müdürlüğünde 4-5 gün kadar tutuldum bu süre zarfında kendisi hemşehrim olması nedeniyle Hanefi Avcı ile tanıştım. Kendisi sosyal ve cana yakın bir insandı. Ben askerlikten terhis olduktan sonra İstanbul'da ikamet ettiğim için ve Hanefi Avcı da İstanbul Emniyet Müdürlüğünde şube müdürü olarak görev yaptığı için ara sıra kendisi ile görüşme yapmak üzere gitmekteydim. Avcı, İstanbul'dan ayrıldıktan sonra yaklaşık 13 yıldır kendisi ile görüşmüyorum. Diyarbakır'da askerlik yaptığım süre içerisinde askerlik görevim nedeniyle Hanefi Avcı ile hiç görüşmedim. Benim OHAL Valiliğine bağlı olarak faaliyet yürüten herhangi bir birimde görev almam söz konusu değildir.''


"Kimliğim değişti"

Terör örgütüne yakın basın organları tarafından o tarihte öldürüldüğü yönünde haberlerin yapıldığını ve toplumda bu yönde bir hava oluşturulduğunu anlatan Tilki, ''Hatta Kayseri Cezaevine nakledildiğimde cezaevi müdürü beni gerçek ismimle cezaevine almak istemedi. Bana, 'senin güvenliğini sağlayamam' dedi. Bunun üzerine ben kendisine 'o zaman başka bir isimle kaydet' dedim oda beni Doğan Dağ ismiyle kaydederek aldı. Ben yasa uyarınca kimliğimin değiştirilmesi teklifini kabul ettim ve bu şekilde kimliğim değiştirilmiş oldu. Ayrıca yasada herhangi bir kamu kurum kuruluşlarında istihdam edileceğime dair hüküm bulunmasına rağmen ben bunu kabul etmedim. Benim kimliğimin değiştirilmesi tamamen terör örgütü tarafından hedef haline getirilmiş olmamdan kaynaklıdır. Yasa gereği kimliğim gizlenmiş olduğundan 'Ben bu kişiyim' diyerek gelip davaya katılma gibi bir lüksüm yoktu ve ben bu nedenle davaya da katılmış değilim'' dedi.

"PKK ailemi yok etti"

Sanıklardan köy korucusu Faysal Şanlı da atılı suçlamaları kabul etmediğini ifade ederek, terör örgütünce 1987 tarihinde köylerine yapılan baskında 12 vatandaşın öldüğü 9 kişinin de yaralandığını anlattı.

Ölenlerin arasında annesi, babası ve henüz ismini koymadığı bir çocuğunun bulunduğunu kaydeden Şanlı, ''Ben PKK terör örgütü tarafından mağdur edilmiş birisiyim. PKK ailemi yok etti. Bu olaydan bir yıl kadar sonra da korucu oldum. Mayına bastığım için emekliye ayrıldım. Benim bu olaylarla bir ilgim yoktur'' diye konuştu.

"Örgütün çekirdek kadrosu linç edilmeye çalışılmaktadır"

Sanıklardan Hayrettin Toka da 2005 yılından bu yana davayı takip ettiğini, güvenlik ve ekonomik nedenlerden dolayı bazı duruşmalara katılamadığını belirtti.

Terör örgütü PKK'ye 1977 yılında katıldığını ve 1981 yılında örgütten pişmanlık duyarak ayrıldığını anlatan Toka, şunları söyledi:
''1981 yılında Pişmanlık Yasası çıkmadan ve hiçbir güvencem olmadığı halde güvenlik güçlerine teslim oldum. Güvenlik güçlerine yardımcı oldum ve pek çok olayın aydınlatılması için katkıda bulundum. Yasadan yararlanmak suretiyle tahliye oldum. Silvan'da askerliğime başladım. Aynı bölükte daha önceden örgüt içerisinde ve ayrıca cezaevinde farklı koğuşlarda kaldığım için tanıdığım Recep Erkal da bulunmaktaydı. Kendisi ile aynı mahkemede yargılanmış ve hüküm giymiştik. Ayrıca farklı tabur ve bölüklerde Ali Ozansoy, Adil Timurtaş ve Abdulkadir Aygan da askerlik yapmaktaydı. İddia edildiği şekilde örgütlü veya bireysel olarak yasadışı hiçbir eyleme katılmadım, eğer katılmış olsaydım bunu açık yüreklilikle ifade ederdim. Çünkü ben PKK terör örgütü içerisinde üzerime atılı bu suçlamaların daha ağırını işledim. Bu suçlamalar o suçlamalara göre daha basit kalmaktadır. 1985 ve 1995 yılları arasında örgütün çekirdek kadrosu içerisinde yer alıp da daha sonradan örgütten ayrılan kişiler linç edilmeye çalışılmaktadır.''

Sanık Recep Erkal da savunmasında 1977'li yıllardan itibaren terör örgütü PKK içerisinde faaliyette bulunduğunu söyledi.

1980 ihtilalinden sonra yakalandığın ve terör örgütü üyeliğinden cezalandırıldığını anlatan Recep Erkal, tahliye olduktan sonra yeniden örgüte katıldığını ifade etti.

Örgütte 1 yıl kaldıktan sonra fikri ayrılıklar nedeniyle Batman Emniyet Müdürlüğüne teslim olduğunu kaydeden Erkal, ''Hakkımda mahkeme tarafından ceza verilmesine yer olmadığına karar verildi. Askere gitmek için müracaat ettim. Silvan'daki askeri birliğe gönderildim. Orada bulunduğum sırada Adil Timurtaş, Abdulkadir Aygan ve Hayrettin Toka da söz konusu alay komutanlığında asker idiler. Ancak bu kişilerle aynı bölükte olup olmadığımı hatırlamıyorum. Eski bir PKK'lı olmam nedeniyle bana güvensizlik duydukları için silah vermediler. Mutfak temizliği, çevre temizliği ve benzeri işlerde çalışmak suretiyle askerliğimi yaptım. Benim JİTEM olarak adlandırılan ve var olup olmadığı bugün dahi tartışılan kurumla hiçbir ilgim olmadı ve bu kurum içerisinde görev almadım, ayrıca kanun dışı olarak herhangi bir yapı içerisinde de bulunmadım'' dedi.

Terör örgütü PKK'den şiddetten kurtulmak amacıyla ayrıldığını ileri süren sanık, ''Eğer şiddete devam edecek olsaydım PKK terör örgütü içerisinde kalır ve orada şiddete devam ederdim'' diye konuştu.

"Aygan ile yüzleşelim"

Sanık Recep Erkal, yurt dışında bulunan itirafçı Abdulkadir Aygan'ın beyanlarına itibar edilmesinin mümkün olmadığını belirterek, ''Mahkeme iadesini talep etsin. Buraya gelsin. Nüfus kaydı şehitlik nedeniyle kapalı olan Abdulkadir Aygan ile yüzleşmek istiyoruz. Eğer Abdulkadir Aygan, A.T. isimli kişi ise ben bu kişiyi de tanımıyorum. Ben mahkemeden bunu talep ediyorum'' dedi.

Askerden terhis olduktan sonra Jandarma Genel Komutanlığı emrinde temizlik işçisi olarak çalıştığını anlatan Erkal, bulunduğu lojmandan Aygan'ın dilekçesi yüzünden çıkarıldığını ifade etti.

Aygan'ın JİTEM'in BDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş'a yüklü miktarda para gönderdiğini ileri sürdüğünü anlatan Erkal, ''Bana göre bu mümkün değildir. Tüm bu beyanlar Abdulkadir Aygan'ın ne kadar tutarsız beyanlarda bulunduğunu göstermektedir. Kimse bu davayı siyasi emelleri için kullanmasın. Devletin, PKK'nın, Ahmet Türk'ün veya Abdullah Öcalan'ın bana ihtiyacı bulunmamaktadır'' diye konuştu.

Müdahil avukatlardan Tahir Elçi, Abdulkadir Aygan'ın ''İtirafçı'' adlı kitabında yer alan bazı fotoğrafları sanığa göstererek, ''bunları tanıyor musun?'' diye sordu.

Sanık Erkal, kendisinin de aralarında bulunduğu bazı kişileri tanıdığını belirterek, ''Fotoğraflardan birisi Aygan, birisi Halit Çelik. Diğer kişileri gözümdeki rahatsızlıktan dolayı teşhis edemiyorum. Yakın gözlüğümün olması durumunda söz konusu fotoğraflarla ilgili teşhislerde bulunabilirim. Bu fotoğraf bir aile ortamında yapılan bir düğünde çekilmiştir'' dedi.

"JİTEM varsa kuranlar da burada yargılansın"

Sanık avukatlarından Ayhan Tayar, sanıklara atılı olayların itirafçı Abdulkadir Aygan'ın ifadelerinin bulunduğu ''İtirafçı'' adlı kitaba dayandırıldığını savundu.

Kitabin objektif olduğunu ve tüm doğruları yansıttığını düşünmediğini ifade eden Tayar, şöyle dedi:
''Çünkü Abdulkadir Aygan yalnızca 18 ay askerlik yaptığı kurumu yıpratmaya yönelik olarak bu süreye ilişkin anlatımlarda bulunmuştur. Eğer samimi olsaydı çok daha uzun süre kalmış olduğu terör örgütü içerisindeki yaptıklarını da anlatması ve ayrıca buradaki sanıklar gibi buraya gelip kendini aklaması gerekirdi. Müvekkilim ile diğer bir kısım sanıklar askerde er olarak görev almış kişilerdir. Eğer iddia edildiği gibi adı JİTEM başkaca ne olursa olsun yasadışı bir örgüt var ise ve bu örgüt yasadışı bir takım faaliyetlerde bulunmuş ise bu örgütün emir verenleri olarak komuta kademesindeki kişiler ile siyasi görevlilerinde burada yargılanmaları gerekir. Bu nedenle biz suç tarihlerindeki söz konusu görevlilerle ilgili de gereğinin taktir ve ifası için suç duyurusunda bulunuyoruz.''

Müdahil avukatlardan Tahir Elçi de emir veren ve bu yapının üst kademelerinde yer alan kişilerin yargılanması gerektiğini anlatarak, ''Bu yapı içerisinde yer alan Arif Doğan, Cem Ersever, Şaban Doğan ve Hikmet Köksal'ın da yargılanmaları gerektiğini çeşitli defalar ifade ettik ancak bu konuda Genelkurmay Başkanlığı, Cumhuriyet savcıları ve mahkemeler bir girişimde bulunmadı'' dedi.

Sanıklardan Erhan Berak ve başka bir suçtan tutuklu bulunan Adil Timurtaş, avukatları bulunmadığı gerekçesiyle savunma yapmadı.

Aygan'a gıyabi tutuklama kararı

Mahkeme verdiği kısa bir aranın ardından sanıklardan Abdulkadir Aygan hakkında gıyabi tutuklama kararı verdi.

Müdahil avukatların, sanıkların tutuklanması yönündeki talebin reddine karar veren mahkeme duruşmayı erteledi.

İstenen cezalar

Görevsizlik kararıyla 3. Ağır Ceza Mahkemesinden Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilerek birleştirilen ve aralarında ''Yeşil'' kod adlı Mahmut Yıldırım ve itirafçı Abdulkadir Aygan'ın da aralarında bulunduğu sanıklar hakkında ''cürüm işlemek için teşekkül oluşturmak'' ve ''birden fazla kişiyi öldürmek'' suçlarından ağırlaştırılmış müebbet ile 15'er yıl arasında değişen hapis cezası isteniyor.



AA


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.