Yargıtay'dan kritik 'arama' kararı!
Yargıtay, güvenlik güçlerinin şüphe üzerine gerçekleştirdikleri arama işlemlerine ilişkin kritik bir karara imza attı. Mahkeme, üzerinde 321 gram esrar ele geçirilen sanığı mahkûm eden yerel mahkemenin kararını bozarak, “Arama kararı olmadan bulunan deliller hukuka aykırıdır” dedi

İzmir ’de 2008 yılında İzmir Otogarı’nda görevli polisler, şüphelendikleri bir şahsı durdurarak arama yaptı. L.E. adındaki şahsın üzerinde 321 gram esrar ele geçirildi. Gözaltına alınan L.E. tutuklanarak cezaevine gönderildi. İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı, L.E. hakkında “kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, bulundurmak” suçlarından dava açtı. İddianamede, L.E.’nin 2 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılması istendi. İzmir 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde hâkim karşısına çıkan L.E., suçlamaları reddederek, “İçiciyim, üzerimde ele geçirilen esrar kendim içindir” dedi. Mahkeme, bu beyana rağmen sanık L.E.’nin cezalandırılmasına karar verdi. Karar, sanık L.E. tarafından temyiz edildi. Temyiz istemini görüşen Yargıtay 20. Ceza Dairesi, yerel mahkemenin kararını bozdu.

‘SANIK BERAAT ETTİRİLMELİ’
Adli arama kararı alınmadan sanık üzerinde arama yapıldığı belirtilen Yargıtay kararında, şu ifadeler yer aldı: “Somut bir suçun işlendiği şüphesi varsa, şüphelinin veya sanığın yakalanması ya da suç delillerinin elde edilmesi için adli arama yapılabilir. Adli arama kararı alınmasını gerektiren olayda karar alınmadan arama yapılması hukuka aykırıdır. Böyle bir arama sonucu bulunan ve suçun maddi konusunu oluşturan deliller hukuka aykırı yöntemlerle elde edilmiş olacağından, ikrar bulunsa bile bu deliller hükme esas alınarak mahkûmiyet kararı verilemeyeceği gözetilmelidir.” Kararda, sanığın beraat ettirilmesi  gerektiği de vurgulandı.

‘KARAR DOĞRU’
Ceza hukukçusu Prof. Dr. Ersan Şen: Önleme araması ile adli arama arasında ince bir çizgi vardır. Önleme araması güvenlik amacını taşır ve suçun işlenmeden önüne geçilmesine hizmet eder. Adli aramada ise işlendiği iddia edilen bir suç veya suça teşebbüs vardır, suç delillerinin elde edilmesi maksadıyla özel hayatın gizliliği ve korunması hakkına sınırlama getirilir. Bu kapsamda kişinin üstü, yanında taşıdığı çanta, arabası, evi, işyeri özel hayatın gizliliği ve korunması hakkı kapsamına giren yerlerden olup usulüne uygun idari veya adli arama kararı olmadıkça kimsenin özeline dokunulamaz. Özel hayatın gizliliği hakkı ihlal edildiğinde, arama sonucunda elde edilen delillerin hukuka aykırılığı gündeme gelir. Söz konusu olayda, adli karar gerektiren bir durumda önleme araması kararına dayanılarak yapılan arama hukuka aykırıdır. Bu şekilde bir aramada elde edilen deliller hükme esas alınamaz. Yargıtay’ın kararı doğru.



Fevzi ÇAKIR / GAZETE HABERTÜRK
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.