Danıştay'dan basına 'emniyet' vizesi
İstanbul Barosu'ndan yapılan açıklamaya göre; Basın mensuplarının Emniyet bina ve eklentilerine girişlerine izin verilmemesi, merkez ve taşra birimlerinde basın mensuplarına tahsis edilen odaların iptal edilmesine dair Emniyet Genel Müdürlüğü’nün İl Valiliklerine gönderdiği 22.12.2013 tarihli işlemin iptali ile yürütmesinin durdurulması istemli olarak İstanbul Barosu Başkanlığınca açılan davada Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, 05.03.2015 gün ve 2015/202 YD İtiraz no’lu kararı ile Danıştay 10. Dairesinin 08.01.2015 gün ve 2014/3364 E. no’lu yürütmenin durdurulması isteminin reddine dair kararına yapılan itirazı kabul ederek genelgenin dava konusu edilen kısımlarının yürütülmesinin durdurulmasına karar vermiştir. 

Öncelikli olarak İstanbul Barosunun bu davayı açmakta menfaati bulunmadığı yönündeki savunmalar değerlendirilerek üç üyenin Baronun sübjektif ehliyetinin bulunmadığı yönündeki oylarına karşılık 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 4667 sayılı 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 4667 sayılı Yasa ile değişik 76. maddesinde; Barolar, ...... hukukun üstünlüğünü, insan haklarını savunmak ve korumak, ..........., amacıyla çalışmalarını demokratik ilkelere göre sürdüren kamu kurumu niteliğinde meslek kurulusu olarak tanımlanmış olup, dava konusu Genelge ile anayasal bir temel hak olan ifade özgürlüğü, basının bilgi ve halkın haber alma hakkına ilişkin doğrudan bir düzenleme yapıldığından, Baro'nun, bu düzenlemeyi dava konusu etmekte ehliyetinin bulunduğuna oyçokluğu ile karar verilerek isin esasının incelenmesine geçilmiştir.

Kararın esasında; Anayasanın 22. maddesinde düzenlenen haberleşme hürriyetinden, 26. maddesinde yer alan düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetinden, 28. maddesinde düzenlenen basın hürriyetinden, Basın Kanununun 3. maddesinden bahsedilmiştir. Basın özgürlüğünün kısıtlanmasının koşulları açıklanmış, Anayasanın sadece düşünce ve kanaatleri değil, ifadelerin biçimleri ve araçlarını da güvence altına aldığı, düşünceyi açıklama ve yayma özgürlüğünün insanın serbestçe haber ve bilgilere, başkalarının fikirlerine ulaşabilmesini de kapsadığı, basının, düşünceyi açıklama ve yayma özgürlüğünün kullanım biçimlerinden birisi olduğu, basın özgürlüğünün Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin ifade özgürlüğü kapsamında yer aldığı, yalnız düşünce ve kanaatlerin içeriği değil iletme biçimlerini de içerecek şekilde koruma altına alındığı, düşünceyi açıklama ve yayma özgürlüğü ile basın özgürlüğünün demokrasinin işleyişi açısından hayati bir öneme sahip olduğu, basın özgürlüğünün bir yönünün halkı ilgilendiren haber ve görüşleri iletme özgürlüğü, diğer yönünün halkın bu bilgi ve görüşleri alma hakkı olduğu, halk adına kamunun gözcülüğü işlevini gören basının işlevini yerine getirebilmesinin özgür olmasına bağlı olduğu, bu özgürlüğün herkes için geçerli ve hayati olduğu, basın özgürlüğünün demokratik bir toplumun yararı dikkate alınarak sınırlandırılabileceği, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarında bilgi edinme hakkının geniş yorumlanmaya başladığı, bu hakkın sınırlandırılmasının zorlayıcı bir ihtiyacın karşılanması ya da giderilebilecek son çare değilse demokratik toplum düzeninin gereklerine uygunluğundan bahsedilemeyeceği, gazetecilik mesleğini yapma konusunda getirilen bir sınırlamanın ancak çok istisnai koşullarda meşru görülebileceği, çünkü haberin çok hızlı ve eskiyen bir ürün olduğu ve kısa bir süre için dahi olsa onun yayınlanmasının geciktirilmesinin tüm önemini ve yararını ortadan kaldırma riski taşıyacağı, zorunlu olmadıkça ifadenin açıklanmasının ve yayılmasının yasaklanmaması ve bunun yaptırımlara tabi tutulmaması gerektiği, sadece Devletin alınmasına imkan tanıdığı sınırlı alandaki haberlerin alınabilmesi yerine Devletin hiçbir sınırlama ya da müdahale olmaksızın basın tarafından haber niteliğinde görülen tüm bilgilere herhangi bir engelle karşılaşmadan alınabilmesiyle basın özgürlüğünün sağlanabileceği, aksi yaklaşımın sınırlama konusunda Devlete tanınan yetkinin kötüye kullanılması anlamına geleceği, Kurum internet sitesinin “Duyurular” bölümünden sadece idarenin belirlediği haber ve bilgilerin paylaşılıyor olmasının basının bilgi alma, halkın da haber alma hakkına yönelik müdahalenin hukuka aykırılığı sonucunu değiştirmeyeceği, basının birer kamu kurumu olan emniyet binalarına girişinin doğrudan yasaklanmasının demokratik bir toplumda gerekli olmadığı, hakkın özüne dokunduğu, hukuken kabul edilebilir bir zorlayıcı sebebe dayanmadığı, ölçüsüz olduğu; düzenlemenin masumiyet karinesinin ihlal edilmesinin önlenmesi amacıyla yapıldığı savunması ile ilgili olarak da mevzuatta kişilerin ceza yargılaması sürerken masumiyet karinesinin ihlal edilmemesi için ceza soruşturma ve kovuşturmasının gizliliği esasının benimsendiği, soruşturma evresindeki usul işlemlerinin gizli olduğunun hükme bağlandığı, gizliliğin ihlalinin suç olarak yaptırıma tabi kılındığı, soruşturma hakkında genel bir yayın yasağının konulmasının çok daha geniş kapsamlı ve çok daha sınırlayıcı bir önlem olduğu, soruşturmanın gizliliğine riayet edilmek suretiyle haber yapılabileceği, soruşturmanın gizliliğini ihlal etmeksizin yapılacak yayınlar hakkında da yasak getirilmesi amacıyla basın mensuplarının Emniyet binalarına girişinin yasaklanmasının geniş bir alanda ifade, basın ve haber alma özgürlüğünün kısıtlanması sonucunu doğuracağı, diğer yandan Emniyet binalarında yürütülen hizmetlerin sadece suç ve suçlularla mücadeleden ibaret olmayacağı, bir ayırım yapılmaksızın toptancı bir yaklaşımla Emniyet binalarının tüm kısımlarına girişin yasaklanmasının meşru amaç ve ölçülülük yönüyle hukuka aykırı olduğu, kaldı ki Hukuk Devletinde idarece yapılması gerekenin genel nitelikte "yasaklamalar" getirilerek kamu hizmetlerinin yürütülmesi veya kişi güvenliğinin sağlanmaya çalışılması yerine özgürlüklerin önündeki engellerin kaldırılarak kişilerin özgürlük alanlarının genişletilmesi, bu kapsamda kişilerin masumiyet karinelerinin ihlaline yol açabilecek olumsuzluklara karşı da gerekli önlemlerin alınması gerektiği, mevzuatta idareye düzenleme yetkisi çerçevesinde tanınan takdir yetkisinin kullanımının "keyfilik"ten ziyade kamu yararı ve hizmet gereklerine uygun olmak zorunda olduğu, İl Emniyet Müdürlükleri Basın ve Halkla İlişkiler Şube Müdürlüğü / Büro Amirliği Kuruluş, Görev ve Çalışma Yönetmeligi'nin dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte olan 18. maddesinde Emniyet binalarında basın mensuplarına oda tahsisi konusunda idareye bir takdir yetkisi tanındığı ve buna bağlı olarak oda tahsisi yoluna gidildiği, ancak bu tahsisin kaldırılmasını gerektirecek nitelikte dayanağı üst hukuk kurallarında bir değişiklik yapılmaması veya kamu hizmetinin yürütülmesi açısından zorunluluk veya gereklilik bulunduğuna ilişkin herhangi bir sebebin ortaya konulmaması karsında düzenlemede sebep unsuru yönüyle de hukuka uyarlık bulunmadığı, Genelge'nin dava konusu edilen kısımlarının Anayasa'da ve Avrupa İnsan Hakları Sözlesmesi'nde öngörülen temel bir hakkı ihlal eder nitelikte ve Basın Kanunu'na açıkça aykırı olması yanında, 2577 sayılı Yasanın 2. maddesinde düzenlenen "sebep" unsuru yönünden de hukuka aykırı olduğu, ayrıca açıkça hukuka aykırı olan Genelge'nin uygulanması halinde, basın mensuplarının halkı ilgilendiren emniyet hizmetlerine ilişkin haberlere ulaşması engellenecek olup, basının bilgi alma, halkın da basın aracılığıyla bilgi alma ve habere ulaşma hakkı yönünden telafisi güç veya imkansız sonuçlar ortaya çıkabilecektir denilerek İstanbul Barosunun itirazının kabulüne, Danıştay 10. Dairesinin 08.01.2015 gün ve 2014/3364 E. sayılı kararın kaldırılmasına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 27. maddesinde öngörülen koşulların gerçekleşmiş olması nedeniyle Genelgenin dava konusu edilen kısımlarının yürütmesinin durdurulmasına karar verilmiştir.

Kararın tam metnini görmek için tıklayınız.

Hukuki Haber

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.