İNŞAAT YAPIMINDA RAHATSIZLIK VERİLMESİ, MANEVİ TAZMİNAT
T.C.
YARGITAY
HUKUK GENEL KURULU
ESAS NO : 2013/4-363
KARAR NO : 2013/1596

Y A R G I T A Y  İ L A M I

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Ankara 10. Asliye Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 06/12/2012
NUMARASI : 2012/495-2012/517
DAVACILAR : Ahsen ve diğerleri vekili Av.Fennur
DAVALILAR : 1-Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı
2-K. Adi Ortaklığı Ortaklarından U. İnşaat Hafriyat Gıda Turizm San. ve Tic.Ltd.şti.
3-K Adi Ortaklığı Ortaklarından K. Toplu Konut İnşaat Ltd.Şti.vekili


Taraflar arasındaki “manevi tazminat” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Ankara 10. Asliye Hukuk Mahkemesi'nce davanın kısmen kabulüne dair verilen 29.04.2010 gün ve 2008/501 E., 2010/151 K. sayılı kararın incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 16.01.2012 gün ve 2010/11199 E., 2012/265 K. sayılı ilamı ile bozulmuş; daha sonra davacılar vekilinin karar düzeltme istemi üzerine Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 20.06.2012 gün ve 2012/7232 E., 2012/10932 K. sayılı ilamı ile;
(…1-Temyiz ilamında bildirilen gerektirici nedenler karşısında Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun değişik 440. maddesinde sayılan nedenlerden hiç birine uygun olmayan davacıların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan karar düzeltme istekleri reddedilmelidir.
2-Davacıların diğer karar düzeltme isteklerine gelince;
Dava, haksız eylem nedeniyle uğranılan manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hükmün taraflarca temyizi üzerine, karar Dairemizce bozulmuştur. Davacılar vekili tarafından kararın düzeltilmesi talep edilmiştir.
Davacılar, davalılardan Ankara Büyükşehir Belediyesi Başkanlığının mülkiyetinde, diğer davalı K. U. Adi Ortaklıklarından U. İnşaat Hafriyat Gıda Tic. Ltd Şti tarafından yapılan inşaat çalışmasının gece gündüz devam etmesi nedeniyle yapılan gürültüden rahatsız olduklarını, manevi olarak zarara uğradıklarını belirterek manevi tazminat talebinde bulunmuşlardır.
Davalılardan Ankara Büyükşehir Belediyesi Başkanlığı, inşaatın diğer davalı ortaklığa verildiğini bu nedenle kendileri açısından davanın reddini gerektiğini, diğer davalı ortaklık ise; gürültünün kendilerinden kaynaklanmadığını ileri sürerek davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, davalıların uzun süre gürültü ve kontrol yönetmeliğinde öngörülen sınırların üzerinde ses çıkaran iş makinaları ile çalışmalar yaptıkları tespit edildiğinden davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, Dairemizce; davalılardan Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı yönünden yargı yolu bakımından red kararı verilmesi gerekirken işin esasının çözülmesi doğru bulunmamış, diğer davalıların temyiz itirazları yönünden ise; her bir davacı yararına Borçlar Kanunu 49. maddesi gereğince takdir edilen manevi tazminat tutarı fazla olduğundan daha alt düzeyde manevi tazminat takdir edilmek üzere bozma kararı verilmiştir.
Dosya kapsamından davalı Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığının arsa maliki olduğu ve diğer davalılar ile kat karşılığı inşaat sözleşmesi imzaladığı anlaşılmaktadır. Davanın inşaat çalışmaları sırasında yapılan gürültü nedeniyle uğranılan manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkin olduğu gözetildiğinde; davalı Belediyenin kamu tüzel kişiliği sıfatıyla hizmet kusuruna değil, malik sıfatıyla sorumluluğuna dayanıldığından Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı hakkındaki davanın esasına girilerek karar verilmesi doğru olmuştur. Bu nedenle dairemizin 16.01.2010 günlü 2010/11199 esas, 2012/265 sayılı bozma kararının (2-a) bendi kaldırılarak, diğer davalılarla ilgili manevi tazminatın miktarına yönelik bozma kararının davalı Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığına teşmil edilmesi gerekmiştir …)
gerekçesiyle davalı Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı yönünden bozma nedeni değiştirilmek suretiyle hüküm yeniden bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

TEMYİZ EDEN: Davalılar vekili

HUKUK GENEL KURULU KARARI

Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Dava, haksız fiil nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkindir.

Mahkemenin, davanın kısmen kabulü ile “her bir davacı için 7.500,00 TL den toplam 22.500,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsiline” dair verdiği karar, taraf vekillerinin temyizi üzerine, Özel Daire'ce davalı Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı yönünden, dava konusu eylemin idarenin hizmet kusurundan kaynaklanması nedeniyle yargı yolu bakımından görevsizlik kararı verilmesi gerekirken işin esasına girilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu, diğer davalılar yönünden ise manevi tazminat miktarının fazla olduğu gerekçesiyle bozulmuş; daha sora davacılar vekilinin karar düzeltme istemi üzerine Özel Dairece; davalı Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı’nın arsa sahibi olarak diğer davalılar ile kat karşılığı inşaat sözleşmesi imzaladığı, davanın davalı Belediyenin kamu tüzel kişiliği sıfatı ile hizmet kusuruna değil, malik sıfatıyla sorumluluğuna dayanıldığından işin esasına girilmesi gerektiği, diğer davalılar hakkında tazminat miktarının fazla olduğu şeklindeki bozma kararının davalı Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığına da teşmili gerektiği gerekçesiyle Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı yönünden bozma gerekçesinin değiştirilmesine karar verilmiştir.

Yerel mahkemece, takdir edilen tazminat miktarının fahiş olmadığı gerekçesiyle önceki kararda direnilmiştir.

Direnme hükmünü davalılar vekili temyiz etmiştir.

Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu'nun önüne gelen uyuşmazlık; Yerel Mahkemece hükmedilen manevi tazminat miktarının somut olayın gerçekleşme biçimine, hak ve nesafet kurallarına göre uygun olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.

Öncelikle konuya ilişkin yasal düzenleme ve ilkelerin ortaya konulmasında yarar vardır:
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK)'nun 24. maddesinde;
“Hukuka aykırı olarak kişilik hakkına saldırılan kimse, hakimden, saldırıda bulunanlara karşı korunmasını isteyebilir.
Kişilik hakkı zedelenen kimsenin rızası, daha üstün nitelikte özel veya kamusal yarar yada kanunun verdiği yetkinin kullanılması sebeplerinden biriyle haklı kılınmadıkça, kişilik haklarına yapılan her saldırı hukuka aykırıdır.”
Mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu (BK)'nun 49. maddesinde de;
“Şahsiyet hakkı hukuka aykırı bir şekilde tecavüze uğrayan kişi, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat namıyla bir miktar para ödenmesini dava edebilir.
Hakim, manevi tazminatın miktarını tayin ederken, tarafların sıfatını, işgal ettikleri makamı ve diğer sosyal ve ekonomik durumlarını da dikkate alır.
Hakim, bu tazminatın ödenmesi yerine, diğer bir tazmin sureti ikame veya ilave edebileceği gibi tecavüzü kınayan bir karar vermekle yetinebilir ve bu kararın basın yolu ile ilanına da hükmedebilir.”
hükümleri yer almaktadır.
TMK’nun 24. ve BK’nun 49. maddesinde belirlenen kişisel çıkarlar, kişilik haklarıdır. Kişilik hakları ise, kişisel varlıkların korunmasıyla ilgilidir. Kişisel varlıklar, bedensel ve ruhsal tamlık ve yaşam ile nesep gibi insanın, insan olmasından güç alan varlıklar ya da kişinin adı, onuru ve sır alanı gibi dolaylı varlıklar olarak iki kesimlidir.
Görüldüğü üzere, BK'nun 49. maddesi gereğince kişisel hakları zarara uğrayanların manevi tazminat isteme hakları vardır.
Burada kural olarak; doğrudan doğruya zarar görme koşulu söz konusudur. Ancak, kişilik değerlerinin kapsam ve çerçevesi; hayatın olağan akışına, yerleşik değer yargılarına ve yaşam deneyimine bağlı olarak belirlenmelidir. BK'nun 49. maddesi genel bir düzenleme olup, öngördüğü koşullar gerçekleştiğinde, ruhsal uyum dengesi sarsılanın, kişilik değerlerine saldırı nedeniyle manevi tazminat isteyebilmesi olanağı vardır.
Öte yandan, 22.6.1966 tarih ve 1966/7 Esas 1966/7 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’nda BK’nun 47. (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu(TBK)’nun 56.) maddesinde düzenlenen manevi tazminatta kusurun gerekmediği, ancak manevi tazminatın takdirinde etkili olabileceği hususları açıkça vurgulanmıştır. Bu kararın gerekçesinde de taktir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar açıkça gösterilmiştir. Bunlar, her olaya göre değişebileceğinden, hâkim bu konuda taktir hakkını kullanırken, ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Yine BK 47 (TBK 56). maddesi hükmüne göre; hâkimin özel halleri göz önünde tutarak, manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği tutar adalete uygun olmalıdır. Bu para tutarı, aslında ne tazminat ne de cezadır. Çünkü mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını amaç edinmediği gibi, kusurlu olana yalnız hukukun ihlalinden dolayı yapılan bir kötülük de değildir. Aksine, zarara uğrayanda bir huzur duygusu uyandırmayı, aynı zamanda ruhi ızdırabın dindirilmesini amaç edindiğinden, tazminata benzer bir fonksiyonu da vardır. O halde bu tazminatın sınırı, onun amacına göre belirlenmelidir. Taktir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır.

Manevi tazminatın miktarının belirlenmesinde kişilik haklarına yapılan saldırının niteliği ve tarafların ekonomik - sosyal durumu da dikkate alınmalıdır (Kılıçoğlu, Mustafa: Tazminat Hukuku, Legal Yayıncılık, İstanbul 2010, s.1053.; Reisoğlu, Safa: Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Beta Basım, İstanbul 1998, s.197-198; Oğuzman/Dural: Aile Hukuku, Filiz Kitabevi, İstanbul 1994, s.655; Hukuk Genel Kurulu'nun 14.04.2010 gün ve E:2010/2-203, K:2010/220; 06.03.2013 gün ve 2012/2-707 E., 2013/303 K. sayılı ilamları).
Somut olayda, dava konusu inşaatta gece yapılan çalışmalar nedeniyle davacıların kişilik haklarının saldırıya uğradığı konusunda Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlık hükmedilen tazminatın miktarı konusundadır.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere ve özellikle tarafların ekonomik durumlarına, manevi tazminatın taraflar için zenginleşme aracı olmamasına, paranın alım gücü dikkate alındığında hükmedilen manevi tazminat miktarının fazla olduğunun anlaşılmasına göre, Hukuk Genel Kurulu’nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.


Hukuk Genel Kurulu'ndaki görüşmeler sırasında bir kısım üyelerce, hükmedilen manevi tazminat miktarının yerinde olduğu belirtilmişse de bu görüş Hukuk Genel Kurulu'nun çoğunluğunca yukarıda açıklanan nedenlerle yerinde görülmemiştir.
Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.


S O N U Ç : Davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının bozma ilamında ve yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı 6217 sayılı Kanunun 30. maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na eklenen “Geçici Madde 3” atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, aynı Kanunun 440. maddesi uyarınca, karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 27.11.2013 gününde oyçokluğuyla karar verildi.


kararara.com
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.