Adaletin tesisi için kadının ölmesi mi gerek?
Evde Ayşe'ye bira içiriyor, sonra üstüne çullanıp zorla giysilerini çıkarıyor ve ona tecavüz ediyor. Ayşe, adamın elinden kurtulmak için direndikçe zulüm artıyor. Ayşe'nin ayak parmağının tırnağı kopuyor; sırtı, göğüs bölgesi morluklarla doluyor.

Ardından Cem, arkadaşı Kadir'e mesaj atıyor. Kadir geliyor ve bu kez de o Ayşe'ye tecavüz ediyor. Sonra yarı baygın Ayşe'yi Kadir'in kamyonuna bindirip Mudanya yolundaki McDonald's'a gidiyorlar. Buradan hamburger alıp aracın içinde yiyorlar. MOBESE kayıtlarında görüntüler var. Sonrasında aracı Mudanya yolunda tenha bir araziye çekiyorlar ve aracın içinde sırayla Ayşe'ye yine tecavüz ediyorlar. Bu olaydan kimseye bahsetmemesini tembihliyor, hatta İnegöl'de bir kız çocuğunu öldürdüklerini söylüyor, "Seni de öldürürüz" diye tehdit ediyorlar. 

Eve gelmeyen Ayşe'yi annesi merak edip karakolu ararken, Kadir onları Cem'in evine bırakıyor. Cem sabah Ayşe'yi serbest bırakıyor. Ayşe yürüyerek anneannesinin evine gidiyor. 
Annesi geliyor; teyzesiyle birlikte Ayşe'yi yıkıyorlar. Annesi "Babası duyarsa önce Ayşe'yi öldürür, sonra bizi öldürür, sonra da gider adamları öldürür. Konuyu kapatalım" diyor. Teyzesi "Yapanların yanına kâr kalmasın" diyor. Sonuçta Ayşe'yi karakola götürüyorlar. 

CMK'yla Ayşe'nin avukatı olarak Murat Emre Kızılgedik görevlendiriliyor. 

Dosya Bursa Başsavcılığı'ndan Bursa Ağır Ceza Mahkemesi'ne gitmeden önceki süreçte Ayşe'nin hamile kaldığı anlaşılıyor. Mahkemeden izin alarak kürtaj oluyor. DNA testleriyle bebeğin de tecavüzcülerden birine ait olduğu ortaya çıkıyor.

Sanıklar mahkemede "Rızası vardı" diyerek klasik savunmayı yapıyorlar. Amaç, mahkemeden takdiri indirim kapmak.
Deliller tam; Adli Tıp'tan gelen raporlar da hem korkunç saldırıyı hem de Ayşe'nin olaydan sonra ruh sağlığının bozulduğunu doğruluyor. Vücudundaki yaralar, bereler tespit edilmiş, tecavüze uğradığı ve kendini savunmak zorunda kaldığı, hepsi ortada. 

Savcının iddianamesinde suç 'nitelikli cinsel saldırı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma' olarak tanımlanıyor.
Son duruşmada sanıkların 15-20 yıl ceza alması bekleniyor.

Sanıkların avukatı savcının mütalaasına karşı savunmada bulunmak için ek süre istiyor. Yasa gereği mahkeme bu ek süreyi veriyor.
Aradan 10 gün geçiyor, o arada dosyaya giren yeni bir evrak, beyan, delil olmamasına rağmen, savcı mütalaasını değiştiriyor, sanıkların beraatını istiyor. 
Ve mahkemeden sanıklara beraat kararı çıkıyor.

Gerekçeli kararda "Rızası vardır. Darp ve cebir izlerinden sanıkların sorumlu olduğuna dair yeterince delil yoktur" minvalinde cümleler sıralanıyor. 
E peki bu darp cebri kim yaptı? Tecavüzün sorumlusu kim? 

Bunun, kamuoyuna yansıyan Münevver Karabulut cinayetinden tek farkı, Ayşe'nin hayatta kalması.
Avukat 2013'te dosyayı temyize gönderiyor.

Ama dosya temyizde ilerlemiyor. Hâlâ Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nda. 

Avukat iç hukuk yollarını tüketirse AİHM'nin yolunu tutacak. 

Şimdi bu iki tecavüzcü Bursa'da ellerini kollarını sallayarak dolaşıyor ve kim bilir kimleri tehdit ediyorlar. 
Erkek adaletiniz batsın!

(Not: Mağdurun babasının olaydan haberi olmadığı için yazıdaki isimleri değiştirdim.)

(Melis ALPHAN / Hürriyet)

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.