Avukatlık nereye götürülüyor
Oysa avukat, bağımsız savunmayı serbestçe temsil eden kişidir ve “bağımsız savunma”, “iddia” ve “karar” ile birlikte, yargının kurucu unsurlarındandır. Hukuksal ilişkilerin, her türlü hukuksal sorun ve anlaşmazlıkların adalet ve hakkaniyete uygun olarak çözümlenmesi, avukatlığın temel amacıdır. Kamu hizmeti yapan avukat, yargılama süreci içinde adaletin bulunup ortaya çıkarılmasında görev alır ve kamu yararını korur. Bilgi ve deneyimlerini öncelikle adalet hizmetine vererek, adalete ve hakkaniyete uygun çözümler için hukuk kurallarının tam olarak uygulanmasında yargı organlarıyla yetkili kurul ve kurumlara yardımı görev bilen avukatın, hukuk devletinin yargı düzeni içindeki yeri özellik taşır. Avukatın seçkinliği ve üstün nitelikler taşıması, hem toplumun hem de yargının beklediği bir husustur. 

Anayasa Mahkemesinin de belirttiği gibi; “Yargının kurucu unsurlarından olan, bağımsız, serbestçe temsil eden, hukuksal ilişkilerin düzenlenmesinde, her türlü hukuksal sorun ve uyuşmazlıkların adalet ve hakkaniyete uygun olarak çözümlenmesinde ve hukuk kurallarının tam olarak uygulanmasında temel görev üstlenen avukat, hak arama özgürlüğü ve adil yargılanma hakkının da önemli bir unsurudur. Güçlü ve bağımsız savunma mesleği; hukukun üstünlüğünün, hukuksal uzlaşmanın, adil yargılanma duygusunun ve toplumsal barışın güvencesi olup bu değerler, mesleğinde yetkin bağımsız savunucularla teminat altına alınmıştır”.
 
Avukatlık mesleğinin bağımsızlığını etkileyen önemli hususlardan biri, toplum nezdinde “savunmanın mevzi kaybı”dır. Bilerek ya da bilmeyerek, bu mevzi kaybı, medya aracılığıyla pompalanmaktadır. Hatta kimi davalarda avukat, suç iddia edilen kişilerle özdeş tutulabilmektedir.
 
Hukuka ve yargıya müdahale eden egemen siyasetin, yargının kurucu unsurlarından olan savunmanın “bağımsız temsiline” müdahale etmemesi düşünülemez. Bu müdahalenin en kolay ve etkileyici yolu, yargıcın bağımlı kılınması gibi, “bağımsız temsilciyi” de, “bağımlı” kılmaktan geçmektedir. Bunun, uygulamada çeşitli yolları bulunmaktadır. Öncelikli ve belirgin yollardan biri, savunmayı sermayenin emri altında tutmaktır. Bu yöntemle avukat, adalet yerine, emri altındaki egemenin haklarını savunan “çalışan” durumuna indirgenmektedir. Diğer anlatımla, savunmanın emekçisi, emir kulu yapılmak istenilmektedir.
 
Avukatlık mesleğini seçenlerin, avukatlık adına uygun biçimde görevlerinin gereklerini özenle yerine getirmeleri, saygı ve güveni koruyup güçlendirmeleri, mesleğin özel ve özgün niteliklerini, onur ve etiğini koruması gerekir. Bu yazının amacı, avukatlık mesleğinin eleştiri ve sorgulanması değil, bağımsız savunma hakkının korunması, bu hakkı zedeleyen her eylem ve işleme karşı çıkılmasıdır. Bireyin ve toplumun “bağımsız savunma hakkı”, para sahibinin çıkarlarına feda edilmemelidir. Hukukun, yargının “iddia” ve “karar” ayaklarının başına gelen, “savunma”nın da başına gelmektedir. Savunma emekçilerinin bağımsızlığı korunmadıkça, yargıyı bağımsızlaştırmak, hukuku ve yargıyı toplumun lehine çevirmek olanaksızlaşır. 


Ali Rıza Aydın
 
Odatv.com 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
ismail sanane 5 yıl önce

haber güzel bir noktaya değinmiş ama bu haberi oda tv yayınlaması ilginç