Feyzioğlu; Hepsi öğrenecek... Hepsi görecek...
22 gün 22 gece süren Sakarya Meydan Muharebesi'nin cephe gerisindeki demiryolu karargâhı... Malıköy tren istasyonu...


Ankara'nın merkezine yaklaşık 40 km, Başkent Üniversitesine 20, ODTÜ'ye 30... Diyeceğim o ki, düşman başkente dayanmış. Bugün umutsuzluktan söz edenler, gitsin görsün. Ankara'dan ve yurdun dört bir yanından ilkokullar, ortaokullar getirilmeli bu şehitliklere, karargâhlara. Görmeden nasıl iliklerimize kadar hissedebiliriz ki?


Mustafa Kemal, çöken imparatorluğun Balkanlardan, Afrika'dan, Kırım'dan, Yemen'den, Bağdat'tan Anadolu'ya çekilmiş farklı farklı mezheplerden, ırklardan, dillerden, kültürlerden oluşan insanlarına umut olmuş. Karanlığı aydınlatan bir milli bilinç yaratmış.


Karşımızdaki düşman, Yunan Ordusu görünümünde İngilizler. Öncesinde Fransız'lar ve İtalyanlar da var.


Elde uçak yok, doğru düzgün top yok, cephane yok. Askerin çarığı çorabı yok.


Ama... Umut var… Milli beraberlik var. Bütün olumsuzlukları başarıya çevirmeyi bilen bir önder var. 


İşte o önder, her türlü ırkçılıktan, ayrımcılıktan arınmış; çağdaş, dünyanın yeniden saygı duyduğu bir Millet yaratmak için Milli Devlet demiş, Milli Eğitim demiş, Milli Savunma demiş, yurtta barış dünyada barış Milli Dış Politikamızdır demiş.

ÖĞRENECEKLER… GÖRECEKLER…

Siz bakmayın devleti yönetenlerin kimilerinin Büyük Önder'e dudak bükmelerine, kendilerini onunla kıyaslamaya kalkışmalarına...


Siz bakmayın bugün onun kurduğu kurumların başında oturanların veya onların atadıklarının "artık yeni şeyler söylemek lazım" diyerek milletvekili odalarından resimlerini kaldırdıklarına; Atatürk’e kefere diyenleri baş tacı ettiklerine; Türk Milleti derken "aman biri duyar da ayıp olur, bize ırkçı falan derler" diye düşünüp cahilce tedirgin olduklarına... Siz bakmayın kimilerinin Kürt Milliyetçiliği yapmayı liberallik, çağdaşlık diye yutturmaya çalışmasına. Siz bakmayın yönettikleri parti bir yenilgiden çıkıp diğerine koşarken, başka partinin başarısına halay çekmelerine.


Hepsi öğrenecek... Hepsi görecek... Dün gardırop devrimcisi diye Atatürk'e laf sokuşturanlar yıllar sonra nasıl gördüyse, onlar da görecek. Ha, bu arada yine çok zaman kaybedeceğiz, yine çok canımız yanacak alternatif olma iddiasında bile olmayan kifayetsiz muhterisler, dünya tecrübesi eksik olanlar, Ortadoğu bilgisi yanlış parametrelere dayananlar yüzünden.


Hayır, bu söylediklerimin hiçbir satırında ırkçılık yok. Siyasi particilik de yok. Türk Milleti, milli devlet, milli eğitim, milli dış politika, milli savunma… Bunların hiçbiri bir ırka, bir etnik kökene, bir mezhebe, bir dine dayanan veya bir siyasi partinin tekelinde olan kavramlar değil. Son 20 yılda emperyal güçler öyle inanmamızı istedi sadece. İstediler ki başımızın üzerinde bizi toparlayacak bir dam, ayaklarımızın altında bizi bir arada tutacak sağlam bir temel olmasın. Oysa bu emperyal güçlerin tamamı milli devlet, tamamının eğitimi milli, tamamının milli dış politikası var.

GÜÇ BİZ OLMAKTA

Mütareke dönemi kalıntısı sözde aydınları çektiler kendi yanlarına ve başladılar kavramların içini boşaltmaya, sonra da istedikleri gibi doldurmaya. Ve... bugünlere geldik. Ortak geçmişimizi, tasada kıvançta birliğimizi, geleceği birlikte inşa etme ülkümüzü konuşacağımıza, her biri aslında zenginlik olan farklılıkların altını o kadar çizdik, o kadar büyük harflerle yazdık ki, minik minik parçalara ayrılmaya başladık.


Renkli bir mermer iken, mozaik de mozaik diye tutturan o "sözde"leri pek baş tacı ettik. Yani ne ettiysek kendi kendimize ettik. Şimdi de bu işin içinden kendi kendimize çıkacağız. Nasıl mı? Körü körüne kimsenin peşine takılmayarak; kendimizi çaresiz görmeyerek, birilerine elimiz mahkum hissetmeyerek, dünü unutmayarak, tarihimizi bilerek.


Evet, farkındayım örgütsüz güç, güç değildir. O zaman haydi ne duruyoruz? Girin derneklere, girin siyasi partilere, hangisine yakın iseniz ona... Yoksa kurun kendi derneğinizi, oluşturun sosyal medya gruplarınızı. Güç BİZ’de. Güç BİZ olmakta.

DEVLET YIKILIRSA HEPİMİZ ALTINDA KALIRIZ

Güneydoğu'da olup bitenlerle ilgili şu sözleri tekrar tekrar söylemekte fayda var:


Bu trajediye asla sessiz kalmıyoruz. Sadece terör örgütüne yalandan bile söz söyleyemeyen birilerinin istediğinin aksine, PKK güzellemesi yapmıyoruz.


Güneydoğu'da olanları dehşet içinde takip ediyoruz.


Diyoruz ki;


Devlet yıkılırsa, hepimiz altında kalırız.


Devletin terör örgütü karşısındaki en büyük gücü meşruiyetidir. Bu meşruiyetini ise, hukuk devleti olmasından alır. Adalet mülkün temelidir çünkü. Bu sebeple, teröristlere ve onların şakşakçılarına devleti yıkmayın dedikten sonra; devleti yönetenlere de dönüp, devletin yıkılmaması için hukuk devletini eksiksiz inşa edelim hep birlikte; terörle mücadele ederken halkı kazanalım; çocukların ileriki nesillere aktarılacak travmalarını önleyelim; vatandaşlarımızı sarıp sarmalayalım, her vatandaşımız Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmakla gurur ve güven duysun diyoruz.


Var mı burada bir yanlışlık? Var diyen var ise, somut söylesin lütfen.


MÜTAREKE DÖNEMİSÖZDE AYDINLARINI CİDDİYE ALMIYORUM

Hiçbir egemen devlet, sokaklarında hendeklere, siperlere, roketatarlara, uzun namlulu silahlara müsaade edemez. Bunu halkının iyiliği adına önlemek zorundadır. 3 yıl boyunca yolların tuzaklanmasına, her yere bombalar silahlar saklanmasına nasıl izin verildi, elbette soracağız. Ancak hendeklere, siperlere, roketatarlara söz söylemeyip "devlet burada ne arıyor" diye bas bas bağıranlar var ya... İşte onlar yukarıda sözünü ettiğim mütareke dönemi kalıntısı sözde aydınlardır. Hiçbirini ve söylediklerini ciddiye almıyorum, çünkü hiçbirini dürüst bulmuyorum. Çıkıp deseler "biz burada ayrı devlet kurulsun diye uğraşıyoruz aslında" diye, o zaman yine mücadele ederiz bunlarla, ama hiç olmazsa deriz ki yaptıkları ile söyledikleri bir imiş!

Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu


Kaynak: Odatv.com

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.