RUH SAĞLIĞI HAKKI VE UYGULAMADAKİ YERİ
Av. LL.M. Betül ASLAN
Ankara Barosu
 
Ancak fizyolojik rahatsızlıkların çoğunluğunun kökeninde yer alan ve haksızlık kavramının en derinden hissedilmesi ile biçimlenen ruh sağlığı sorunları ve bu sorunların adalet yaşamına etkisi nedense göz ardı edilir. Örneğin kanser, kalp ve sindirim hastalıklarının ortaya çıkmasında en büyük etkenin stres yani ruh sağlığı sorunundan kaynaklandığı herkes tarafından bilinen bir gerçek iken[1]; stresin en büyük sebebinin de hak ihlalleri ve yaptırım yokluğu veya etkisizliğinden kaynaklandığı da yadsınamayacak bir diğer gerçektir[2]. Bu nedenle sağlık denilince akla gelen fiziksel sağlığın da gereklerinden biri olan ruh sağlığının bireyin en vazgeçilmez ihtiyacı olduğu; hukukun ise ruh sağlığına etkisinden dolayı bireyin diğer zaruri ihtiyacı olduğu nettir. Yukarıda açıklanan nedenlerden ötürü fiziksel sağlık karşısında göz ardı edilen bir tıbbi alan olan ruh sağlığı ve ruh sağlığının hukuk yaşamında biçimlenmesi ile beliren ancak unutulan bir hak olan ruh sağlığı hakkının tasvir edilmesi ile konunun daha rahat algılanacağı görülebilir.
 
Ruh sağlığı kavramı Dünya Sağlık Örgütü’nün betimlemesi ekseninde kişinin kendini iyi hissetmesini[3] bünyesinde barındırır. Bu kavram diğer yandan kişinin yaşadığı sorunlar karşısında bu sorunlarla baş edebileceği ve kendisini daha da mutlu edebileceği inancını da içermektedir. Sonuç olarak kişinin karşı karşıya kaldığı olumlu-olumsuz tüm koşullarda kendini iyi hissetmesi ruh sağlığı olarak değerlendirilmektedir. Ancak ruh sağlığının değerlendirilmesinde yaygın bir kanaat ruh sağlığının yerinde olmasının akıl hastası olmama ile mümkün olduğu yönündedir. Bahsi geçen şart kısmi olarak doğru olmakla birlikte geniş anlamda ruh sağlığı kavramının kapsamının belirlenmesinde yetersizdir. Elbette ruh sağlığının ön koşulu akıl hastası olmama olgusunu gerektirir. Ancak diğer unsurları ise akıl hastası olmayan bireyin yaşadığı psikolojik sıkıntıların baş göstermemesi, ruh sağlığı yerinde olan bireyin ruh sağlığını koruma olanağına sahipliği ve en son aşamada bireyin manevi kişiliğini geliştirme[4] imkanıdır.
 
Ruh sağlığı kavramın çağdaş sistemlere göre açıklanmasından sonra hukuk pratiğindeki yerine gelince akıl hastasının hakları ve korunması olmak üzere psikiyatri hukukundan[5] kaynaklanan haklar en çok bilinen ruh sağlığı hakkı türleri olarak görülmektedir. Burada akıl hastasının cezai ve hukuki ehliyeti ile sorumluluk durumu, akıl hastasına yönelik ailesel yükümlülükler, yasal temsilcilerinin belirlenmesi, yasal temsilcilerinin ve aile üyelerinin yetkilerini/haklarını kötüye kullanmalarından hastanın korunması, pozitif ayrımcılıkla okunan sosyal güvenlik hakkı kapsamında psikiyatri tedavisi, elektroşok (EKT) tedavisi, çalışma hakkı, eğitim hakkı, engelli maaşı, istemsiz yatış, psikiyatri tedavilerinin takibi, ruh sağlığı çalışanlarının ödevleri ve hastalığa sebep olan unsurların ortadan kaldırılması açısından kamu görevlileri ve kurumlarının ödevleri psikiyatri hukuku kapsamında yer alan hukuki konuların genel çerçevesini oluşturmaktadır.
 
Bir diğer hukuki sorun ise her psikiyatrik hastanın ayırt etme gücüne sahip olmadığı kanaatinin yanlış ve haksız olduğunun bilinmemesi kaynaklıdır. Örneğin; majör depresyon hastalarının psikiyatri hastanesinde yatmalarının ayırt etme gücü yokluğu ile değerlendirilmesi mümkün değilken; burada yaşanan günlük yaşamı sürdürmedeki zorluk algılamada yanılmalara sebep olabilmekte ve ayırt etme gücü yoksunu akıl hastasına ilişkin hususlar daha alt kademede bu hastalara uygulanmaktadırlar. Bu olaya bir örnek olarak da bu tür hastalara her ne kadar vasi atanması mümkün değilse de hastanın isteğine bağlı yasal temsilci atanabilmesi gösterilebilir. Ayrıca manevi hak ihlali tespitinde adli psikolojide kullanılan görüşme teknikleri ile testlerin uygulanması ve adli psikiyatri kapsamında tıbbi tespit yapılması ilgili hukuki savunmanın dayanağı olan bilimsel verilerdir. Diğer yandan rıza kavramının belirlenmesinde ruh sağlığı bozukluğu ve kişisel özellikler ile bulunulan ortamın değerlendirilmesi gereği bir başka ruh sağlığı hukuku konusunu oluşturmaktadır.
 
Ancak ruh sağlığı hakkı psikiyatri hukuku kapsamındaki hakları aşan geniş bir pratiğe sahiptir. Manevi kişiliği koruma hakkı ve manevi kişiliği geliştirme hakkı birleşiminden oluşan psikoloji hukukunu[6] oluşturan psikolojik haklar da ruh sağlığı hakkı kapsamında değerlendirilir:
 
Ruh sağlığını koruma hakkı[7] olarak da ifade edebileceğimiz manevi kişiliği koruma hakkı kapsamında yer alanlar ise; işyeri veya okullar gibi kurumsal yapılarda olası bir stres analizinin yapılarak gelecekte hangi sebeplerin nasıl bir stres düzeyi yaratacağının tespit edilmesi ve başvurulacak hukuki yolların işlerliği ile bireyin toplumsal yaşamın her alanında ruh sağlığı sorunu yaşanmasına sebep olacak hususlar toplamının ilgililer tarafından verilecek eğitimler ve rehberlik ekseninde hukuki hak ve yükümlülüklerini bilmesi ile  bahsi geçen hak ve yükümlülükleri uygulaması ekseninde görülmektedir. Bahsedilen hususların ileride iş güvenliği ve sağlığı kapsamında yer alması zamanla daha da belirginleşecek iken; bireyin her adımında hukukla yoğrulmuş bir yaşam felsefesine sahip olması da ruh sağlığı yerinde bir hukuk toplumu yaratacaktır. Ruh sağlığı çalışanlarının da risk analizi[8] yaptırarak tedavi esnasında hastanın yaşadığı hukuki ihlallere çözüm bulunması çabası ile birlikte tedavi olasılıklarının sağlanması ve psikiyatride malpraktisin önlenmesi için ruh sağlığı hukukuna hakim ve uygulamada aktif bir avukatla birlikte koordineli çalışma[9] yürütülmesi ruh sağlığını koruma hakkı kapsamında dışarıdan sağlanacak ve psikiyatri hukuku ile de kesişimin gerçekleştiği iki önemli uygulamadır.
 
Daha ilerisini düşünerek ruh sağlığını geliştirme hakkı[10] olarak da adlandırılabilecek manevi kişiliği geliştirme hakkına  sıra geldiğinde ruh sağlığı hakkının en ileri boyutu algılanacaktır. Ruh sağlığı yerinde ve ruh sağlığını koruma ile ilgili bütün risk analizini yapıp hukuki önlemlerini almış bireyler için artık sıra ruh sağlığını geliştirerek daha da mutlu olmanın yollarını aramaya gelir. Bu kapsamda işyerinde kaynaştırma toplantıları ile çalışanların görevlerini daha iyi anlayarak hakları ve yükümlülüklerini derinleştirmeleri ile iş yaşamlarında kendi mesleki statülerini yaratarak kariyerlerini geliştirmeleri mümkün iken; eğitim kurumlarında da öğrencilerin hangi konuda eğitilmek istediklerini bilme hakları ekseninde kişisel becerilerini tespit edip özgürce proje üretmeleri ve sistemin dayatması dışında alacakları eğitimleri tespit etmeleri ve bu eğitimleri alabilmelerinin hukuki olanakları dikkat çekmektedir. Her ne kadar sosyal güvenlik hakkını kısıtlama yönündeki eğilimler artsa da ileride kişinin kendini iyi hissetmesi için alacakları nefes eğitimi ve pozitif düşünme çalışmaları ile estetik destekleri[11] sosyal güvenlik hakkının gelişme hakkı kapsamında değerlendirilecektir.
 
Şu halde akıl hastasının haklarının yanı sıra ruh sağlığı bozulmayan bir bireyin mevcut statüsünü korumak için sahip olduğu hukuki olanaklar ve sonrasında daha da mutlu olmasını sağlayacak hukuki imkanlar ruh sağlığı hakkı kapsamında yer almaktadır. Ancak evrensel uygulamadaki resme bakıldığında ise gelişmemiş ve gelişmekte olan ülkelerde akıl hastası dışlanırken; gelişmiş ülkelerde daha ilerisi düşünülerek sadece ruh sağlığı sorunu yaşamayan bireyin varlığı ruh sağlığı hakkının tam anlamıyla gerçekleşmiş olması için yetmemektedir. Son olarak ruh sağlığı hakkının kullanılabilme olanağı irdelenecek olursa; korku ve karamsarlık içeren televizyon yayınlarının varlığı, toplumsal hoşgörünün yerini nefrete varan eğilimlerin belirmesi, toplumsal yaşamın her alanında çoğunluğun birey kavramının içini boşaltması ile  bireye ezilen psikolojisi yaratması ve adalete erişimde yaşanan zorluklar nedeniyle eşitçe hakkını alabilme hususunda kaygı yaşayıp umudunu yitiren bireylerin belirginleşmesi  nedeniyle  ruh sağlığı hakkı kavramının manasının ve etkisinin işlevsiz kaldığı görülmektedir. Hangi alan ve görev olursa olsun tüm hukukçular açısından da ruh sağlığı ile hukuk birleşiminin zorunluluğunun ihmal edilmesi ise fiil ve ceza ehliyeti tespiti, müvekkil adayı/müvekkilin iddialarının algılanması ve mağdur müvekkil ile görüşülmesi konusunda adli psikiyatri ile adli psikolojinin gereklerinden faydalanılmaması neticesinde mesleki yetersizlik ve hata ile sonuçlanmaktadır [12]. 

-----------
[1] “Stres Kalp Hastalıklarını Nasıl Tetikliyor?”, http://www.medikalakademi.com.tr/stres-kalp-hastaliklarini-nasil-tetikliyor/ (19.05.2015).
[2] Dr. Alper HASANOĞLU,Yeni Bir Tanı Kategorisi Örneği: Travma Sonrası Hayat Küsme Bozukluğu, Türk Psikiyatri Dergisi, No:19/1, Ankara, 2008,  s. 94-100.
[3]Dünya Sağlık Örgütü’nün ruh sağlığı tanımı için bkz. http://www.who.int/features/factfiles/mental_health/en/ (19.05.2015).
[4] Betül Aslan, Devletin Temel Amaç ve Ödevleri Işığında Öznel Gelişme Hakkı (1982 Anayasası 5. Madde), 12 Levha Yayınları, İstanbul, 2009, s. 87
[5] Psikiyatri hukuku kavramı, adli psikiyatri ile farkın belirtilmesi amacıyla özellikle tercih edilmiştir. Adli psikiyatri adli olaylarda delil değerinde olan psikiyatrist tespitlerinin tıbbi yönünü vurgularken; psikiyatri hukuku psikiyatri alanındaki hak, sorumluluk ve yetkilere ilişkin hukuki boyuta ilişkindir.
[6] Psikiyatri alanı kapsamı dışında olan ancak psikoloji alanı kapsamında yer alan hususların hukuki görünümü olan psikoloji hukuku kavramı ile yapılan betimleme, adli psikoloji olan hukuki olayın psikoloji bilimi ekseninde değerlendirilmesi  yanının ayırt edilmesi amaçlıdır.
[7] ASLAN, s. 83.
[8] Risk Analizi Formu Örneği (Ruh Sağlığı Hizmeti) http://www.health.wa.gov.au/arttherapy/docs/Brief_Risk_Assessment_Form.doc (19.05.2015).
[9] İlk aşama olarak Massachusetts General Hospital (Psychiatry) Örneği http://www.massgeneral.org/psychiatry/services/psych_law_about.aspx (19.05.2015).
[10] ASLAN, s. 83.
[11] ASLAN, s. 70.
[12]“Psikoloji Bilgisinin Avukatlık Mesleğindeki Yeri ve Önemi”, http://www.hukukihaber.net/pratik-bilgiler/psikoloji-bilgisinin-avukatlik-meslegindeki-yeri-ve-onemi-h51594.html (19.05.2015).

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Av. Betül ASLAN 2 yıl önce

ayni yazi güncel hukuk dergi̇si̇'ni̇n hazi̇ran 2015 /6 - 138 sayisinda yayinlanmiştir.