2015-2016 ADLİ YILI AÇILIŞI

Uluslararası meslek örgütlerinin yanı sıra siyasi parti, sivil toplum ve meslek örgütü temsilcileri ile baro başkanları ve avukatların katılarak dayanışma örneği sergilediği törende hukuksuzluğa karşı ‘birlik’ olma mesajı verildi

2015-2016 Adli Yılı 5 Eylül 2015 Cumartesi günü Türkiye Barolar Birliği’nde düzenlenen törenle açıldı. Büyük Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk, silah arkadaşları ile tüm şehitlerin anısına yapılan saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın ardından, Türk Halk Müziği Topluluğu dinletisi ile başlayan tören, TBB Başkanı Av. Prof. Dr. Metin Feyzioğlu’nun açılış konuşmasıyla devam etti.

Baroları ve avukatları küresel boyutta temsil eden en büyük üç örgüt olan; Uluslararası Avukatlar Birliği (UIA),  Avrupa Barolar ve Hukuk Kuruluşları Konseyi (CCBE) ve Avrupa Barolar Federasyonu (FBE) başta olmak üzere 22 ülkenin barolar birliği başkanları ve avukat örgütü temsilcilerinin, siyasi parti, sivil toplum ve meslek örgütü temsilcileri ile baro başkanlarının ve avukatların katılarak dayanışma örneği sergilediği törende hukuksuzluğa karşı birlik olma mesajı verildi.

Konuşmasında hukuk devleti ve demokrasi vurgusu yapan TBB Başkanı Feyzioğlu şunları söyledi:

Değerli Konuklar,

Değerli Meslektaşlarım,

Ülkemizin terörle kasıp kavrulduğu, adalete duyulan güvenin her geçen gün azaldığı ve yurttaşlarımızın giderek karamsarlığa kapıldığı günlerden geçiyoruz. Bilinsin ki, millet olarak tarih boyunca benzer olaylara karşı pek çok zaman vermek zorunda kaldığımız mücadeleyi, yine kazanacağız. Yeter ki hep birlikte olalım, 77 milyon vatandaşımızı adalet paydasında kucaklaştırmayı başaralım.

Bugün, yargı adına ve toplum için en önemli günlerden biri olan 2015-2016 Adli Yılı açılışında tek yürek, tek nefes sesleniyoruz: “Teröre HAYIR, hukuk devleti ve demokrasiye EVET!”

Vatan için gerekirse elbette ölünür. Ancak vatan için yaşamak ve çalışmaktır esas olan. Vatandaşlarımız, uluslararası veya ulusal düzlemde, birileri maddi ve siyasi güç kazansın diye ölmek istemiyor; yaşamak istiyoruz bir ağaç gibi hür ve bir orman gibi kardeşçesine…

Vatan mücadelesinde geçmişte ve bugün, hayatını kaybeden tüm şehitlerimizi burada rahmetle anmayı görev biliyoruz. Ruhları şad olsun. Suruç’taki derin katliamda hayatlarının baharında aramızdan koparılan gençleri, Diyadin’de odunlukta kurşunlanan fırıncı delikanlıları, insanları iyileştirmek için çırpınırken öldürülen Doktor Abdullah Biroğlu’nu anarken boğazımız düğümleniyor. Yine bu dönemde teröre kurban verdiğimiz yargı şehidimiz, savcımız Mehmet Selim Kiraz’ı, bürosunda vurularak öldürülen Avukat İsmail Akkaya’yı rahmetle anıyor; yargı mensuplarına yönelik şiddeti lanetliyoruz. Hâkim ve savcılardan, avukatlara yönelik şiddet eylemlerinde, bu eylemin bir hâkim ve savcıya yapılması durumunda nasıl tavır alacaklar ise, aynı tavrı sergilemelerini de bekliyoruz.

Değerli Konuklar,

Malumunuz olduğu üzere, ülkemizde hukuk, devlet ve toplum düzeninin en büyük sorunu keyfiliktir. Keyfiliğin olduğu yerde hukukun üstünlüğü değil, o an için iktidarı ya da iktidarın belirli parçalarını elinde tutan üstünlerin hukuku geçerli olur. Böyle bir düzende, yani üstünün hukukunun geçerli olduğu bir rejimde, bu üstünler, o an için güçsüz olanların sırtına basarak daha fazla maddi ve siyasi güç elde ederler. Esasen bu, tam bir sömürge düzenidir.

Hukukun üstün olmadığı bir düzende hiçbir vatandaşımızın hukuki güvenliği olamaz. Sadece vatandaşların değil, ülkede iş ve yatırım yapmak isteyen hiç kimsenin güvencede olduğundan söz edilemez. Böyle bir düzende, kamuda da layık olanın layık olduğu göreve getirilmesi şeklinde tanımlayacağımız liyakat sistemi çöker. Bunun yerini o an için iktidarda olanların yakınlarının, layık olmasalar bile istedikleri makama, göreve getirildikleri keyfi bir düzen alır.

Hukuk üstün olmadığında, dış politikada, koskoca ülke, sonu bilinmez maceralara sürüklenir; içeride geçici seçim zaferleri uğruna halk kitleleri birbirine karşı düşmanlaştırılır. Çünkü kendi hukuklarını dayatan üstünlerin, kendilerine sınırsız maddi ve siyasi güç sağlayan bu düzeni devam ettirebilmeleri için sürekli iç ve dış düşman yaratmaları gereklidir. Böylece halk, en temel konularda bile asgari müşterekte anlaşamaz hale getirilir ve birbirine vatan haini gözüyle bakmaya başlar.

Aynı şekilde, hukuki güvenliğin bulunmadığı bir yerde yatırımlarda büyük bir azalma olacağından, toplumun refah seviyesi de kuşkusuz düşecek; iktidara yakın kişilerin servetleriyle, geniş halk kitlelerinin geliri arasında inanılmaz uçurumlar meydana gelecektir. Kısacası, iktidar çemberindekiler servetlerine servet katarlarken geniş halk kitleleri giderek fakirleşir.

İşin aslı şudur; halkın gücünden korkanlar iktidarlarını sürdürmek için halkı bölüp birbirine düşürmek isterler. Bu oyunu bozmanın yolu akıllı ve kararlı olmaktır; merkeze insanı koymaktır. Bizi bölmek ve birbirimize düşürmek isteyenlere inat adaletin paydasında kucaklaşmaktır.

Değerli Konuklar,

Toplumumuz, keyfilikle mücadelede önemli kazanımlar elde etmiştir. Şöyle ki; demokrasi ve demokrasinin vazgeçilmezi temel hak ve hürriyetler ancak toplum tarafından özümsenmiş olmaları halinde geniş halk kitlelerinin koruması altına alınır. Halkımız, demokrasi yolculuğunda yaşadığı büyük acılar ve tecrübelerle özgürlüğün ve adaletin; hava, su ve ekmek kadar zorunlu olduğunu, bunları kaybettikçe görmeye başlamış; bu değerleri koruma, kollama ve yeniden kazanma görevini ise herhangi bir yere havale etmek yerine, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş felsefesine uygun olarak kendi sahiplenir olmuştur. İşte bahsettiğim kazanım paha biçilmez gördüğüm bu sahiplenmedir.
Bu zorlu mücadelede avukatlar, barolar ve Türkiye Barolar Birliği olarak omuz omuza yürüdüğümüz sivil toplum ve meslek örgütleriyle birlikte başarılı bir sınav verdik. Göreve geldiğimizde söz verdiğimiz üzere tüm topluma “kutup yıldızı” olmayı başardığımız için gururluyuz.

Değerli Konuklar,

Biz avukatlar için hukukun üstünlüğünün sağlanması, doğrudan doğruya bir iş, aş ve gelecek sorunu haline gelmiştir. Çünkü keyfiliğin hüküm sürdüğü bir düzende, bir avukatın hukuk bilgisi ve emeğiyle fark yaratması ihtimali fazla yoktur. Keyfi düzenlerde avukatların yerini geçici egemenlerin yakını olduğunu iddia eden iş takipçileri alır. Dolayısıyla, avukatın emeğinin değeri maalesef kalmaz.

Değerli Konuklar,

Avukatlık mesleğinin ve hukuk devletinin geleceğini açık ve yakın şekilde tehdit etmekte olan en önemli sorun avukat sayısının kontrolsüz artışı ve buna bağlı olarak mesleğin kalitesinde kaçınılmaz olarak yaşanan düşüştür.

Yeterli altyapıdan ve öğretim üyesinden yoksun çok sayıda hukuk fakültesinin varlığı da hukuk eğitiminin kalitesinin sürekli düşmesine neden olmaktadır. Siyasi iktidarın avukatlık sınavının getirilmesine yönelik anlamsız direnci bir türlü aşılamamıştır.

Bu konuda, Türkiye Barolar Birliği olarak iki yıldır büyük bir mücadele yürüttüğümüzü bilmenizi isterim. Bu çerçevede, avukatlık stajına girişin ve avukatlık sınavına kabulün merkezi bir değerlendirmeye tabi tutulmasını öngören bir yönetmelik çıkarttık. Maalesef kanun koyucu, kanun değişikliği yaparak Türkiye Barolar Birliği’nin bu konuda yönetmelikle düzenleme getiremeyeceğini hükme bağladı. Bunun üzerine hukuk fakültelerinin asgari düzeyinin belirlenmesi için bir çalışma komisyonu oluşturduk, fakülte dekanlarını da davet ettik. Bu komisyon, çalışmalarını büyük ölçüde bitirmiştir. Sonuçları önce fakültelerle, daha sonra kamuoyuyla paylaşacağız. Asgari standartların altında olan fakülteleri hem ilan edeceğiz, hem de bu fakültelerin mezunlarını staja kabul etmeyeceğiz.

Sorunlar saymakla bitmiyor…

- Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun siyasi iktidardan tamamen bağımsız şekilde oluşmasının ve karar vermesinin bir türlü sağlanamaması,

- Siyasi iktidar sahiplerinin telkin, tavsiye ve hatta talimat yerine geçebilecek beyanatları üzerine medya kuruluşlarına ve sermaye şirketlerine yargı eliyle operasyonlar yapılıyor olması,

- Hakim ve savcıların terfi ve tayinleriyle, yüksek yargıya üye seçiminde siyasi düşünce, mezhep ve hemşehricilik yerine bilimsel ölçütlerin ve liyakat usulünün bir türlü getirilememesi,

- Anaokulu çağından başlayarak, aklın ve bilimin ışığında hükümetler üstü bir politika olarak belirlenmesi gereken eğitimin, iktidar partisine sorgulamadan biat eden nesiller yetiştirmek amacıyla çarpıtılması; buna bağlı olarak laik, akılcı, bilimci, barışçıl, demokratik temellere dayanan Cumhuriyet’e karşı planlı bir karşı devrimin, rotasını hiç bozmadan sürekli ilerlemesi; böylece Türkiye Cumhuriyeti’nin Avrupa Birliği hedefinden saparak bir Ortadoğu devleti haline dönüştürülmesi; bunun için de gerek duyulan toplumsal mühendisliğin eğitim, basın ve yargı yoluyla planlı bir şekilde hayata geçiriliyor olması,

- Avukatlık kimliğinin kanuna rağmen bankalarda resmi belge olarak kabul edilmemesi,

- Yeşil pasaport sorunu,

- Adliyelere girişlerde maruz kaldığımız hakim ve savcıya kıyasla ayrımcı uygulamalar,

- Emeklilikte ek gelir sorunu,

- CMK avukatlarının ücret sorunu,

- Adli yardım fonlarının ihtiyacı karşılamakta son derede yetersiz kalması,

-Genç avukatların ve stajyer avukatların, ekonomideki duraklamaya, sayının çokluğuna ve yargıya duyulan güvenin azalmasına bağlı olarak yaşadıkları ağır maddi sorunlar,
-Yargılamalarda sıklıkla rastladığımız avukatı yok sayma, kendini avukattan üstün görme yaklaşımı,

- Hâkimlerin usul kurallarını yeterince bilmemeleri sebebiyle kendi usul kurallarını icat etmekte pek çok zaman hiçbir beis görmemeleri,

- Bilirkişilerin dosyanın fiilen karar vericileri konumuna getirilmiş olmaları,

- Bir yandan yüksek mahkemelerin daire sayısının, bu mahkemelerin içtihat mahkemesi olarak artık nitelendirilemeyecek şekilde arttırılması, diğer yandan da yetersiz ve vasıfsız incelemelerle hükümler kurularak adalete olan inancın giderek zayıflamasına neden olunması,

-Cezaevlerinin insani yaşamanın asgari koşullarını bile sağlamaktaki yetersizliği,

- Sayıları her geçen gün artan ve milyonları geçen sığınmacıların yaşadıkları insanlık dramı, öte yandan kamu düzeninin uğradığı ağır zarar ve hukuku, mesleğimizi ve insanlığı ilgilendiren daha yüzlerce sorun, skandal, trajedi…

Bunları çözmek için, BİR olmalıyız, İRİ olmalıyız, DİRİ olmalıyız. Toplumumuza, avukatın hakkının ihlal edildiği bir yerde, aslında vatandaşın hak ve özgürlüklerinin sınırlandığını anlatmalıyız.

Biz avukatlar mesleki sorunlarımıza sahip çıkarken, toplumsal hayatın getirdiği ve yurttaşlarımızı ilgilendiren her sorunun da takipçisi olmaya, insan hak ve özgürlüklerini her ortamda korumaya devam edeceğiz. Aksi, yeminimize ihanet anlamına gelir ki bunu da hiçbir avukat yapmaz.

Bu bağlamda, Türkiye Barolar Birliği’nin, hak-hukuk ihlalleri başta olmak üzere, özellikle hukuk dünyamızın güncel gelişme ve sorunlarına ilişkin görüş, öneri, çağrı ve açıklamaları, “dikensiz gül bahçesi rüyaları gören” kimilerine rahatsızlık da verse, sürekli olarak gündemimizin en üst sıralarında yer almaya devam edecektir.

Değerli Konuklar,

Her yönetim düzeninde iktidar vardır. Ancak sadece demokrasilerde etkili muhalefet olabilir.

Her ülkede basın vardır. Ancak sadece demokrasilerde ifade ve basın hürriyeti vardır.

Her hukuk düzeninde suçlayan ve yargılayan vardır. Ancak sadece demokrasilerde etkin ve bağımsız savunma vardır. Böyle bakıldığında, hâkimi ve savcıyı hukuk devletinin hâkimi ve savcısı yapan avukattır.

Bilindiği üzere, doğruları en saygılı ifadelerle bile duymaya tahammül edemeyen muktedirler, 72 yıllık adli yıl açılış töreni geleneğini kanunla mevzuattan kaldırmışlardır. Burada hedef, milleti temsil eden bağımsız savunmanın susturulması olmuştur. Maalesef bu gelenek, katıksız bir demokrasi bilinciyle sürdürülebilecek ve siyasi iktidara, yargı, “sana boyun eğmiyoruz” mesajı verilebilecek iken, önce Danıştay, sonra Yargıtay, açılış törenlerine Türkiye Barolar Birliği’ni konuşmacı olarak davet etmekten çekinmiştir. Muktedirler karşısında yargı düzenimizin bu iki yüksek mahkemesinin takındığı tutumun yargı tarihimize altın harflerle yazılmayacağı kuşkusuzdur. Dünya tarihi, baskı dönemlerinde, en sıradan insanların devleştiği, sırmalarla süslü yüksek makamların temsilcilerinin ise tarihte silinip gittiği nice örneklerle doludur. Danıştay ve Yargıtay yönetimlerinin siyasi iktidar karşısındaki bu boynu eğik tutumları hepimiz için ve özellikle ülkemizin namuslu, fedakâr, çalışkan binlerce hâkim ve savcısı için büyük bir üzüntü vesilesi olmuştur. Bu önemli günde uzaklardan, diğer ülkelerden gelen değerli meslektaşlarımızın, Türkiye’nin her yerinden baro başkanlarımızın, baro yöneticilerinin, delegelerimizin ve avukatların, hakimlerin ve savcıların bizlerle el ele, gönül gönüle, adli yıl açılışını onurlandırmaları, mesleki dayanışmanın çok ötesinde evrensel değerlere birlikte sahip çıkışın en önemli kanıtıdır. Tüm katılımcılara bir kez daha teşekkür ediyorum.

Hukukun üstünlüğünü savunan, demokratik, laik, sosyal hukuk devletinden yana taraf olup aydınlıkla karanlığın savaşında aydınlıktan yana duruş sergileyen, başta yurt dışından katılım sağlayan konuklarımız olmak üzere, hukuk devletinin yılmaz savunucuları baro başkanlarımıza, toplumun önündeki en önemli dinamikler olan sivil toplum ve meslek örgütlerinin ve sendikaların değerli temsilcilerine, savunmanın temel taşları avukat meslektaşlarıma, hâkim ve savcılarımıza ve tüm katılımcılara şükranlarımızı, sevgilerimizi, saygılarımızı sunuyorum. Elbette bir büyük teşekkürü de hepimizin cefasını çeken adliye emekçileri fazlasıyla hak ediyor.

Değerli Konuklar,

Ülkemizin yargı sisteminin bilişim alt yapısı, devletin bilişim altyapısına paralel olarak çok büyük gelişim göstermiştir. Telekomünikasyondan ulaşım ağlarına kadar ülkemizde çok önemli hamleler gerçekleştirilmiştir. Ancak, yöneticileri tarihe mal eden kaç kilometre yol, kaç bina diktikleri değil, adalete saygı duyup duymadıklarıdır. Çünkü adalet, mülkün yani ülkenin temelidir. Adalet sistemi çökerse, o ihtişamlı saraylar ve binalar da başta içinde olanlar olmak üzere hepimizin başına çöker.

Türkiye Cumhuriyeti kurulduğu günden itibaren, “yurtta barış, dünyada barış” ilkesini esas almıştır; laik, demokratik bir düzeni hedeflemiştir. Mustafa Kemal Atatürk’ün, “Cumhuriyeti yaşatmak için fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür nesiller gereklidir” sözü; araştıran, sorgulayan, ön yargılı olmayan, şüphe eden ve bu şekilde ulaştığı doğrular için sonuna kadar mücadele azminde olan bireyleri tanımlamaktadır. Yani, hak ve sorumluluklarla donatılmış vatandaşları.

Şu halde bize düşen görev, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş felsefesini doğru anlamak ve 21. yüzyılın ihtiyaçlarıyla yoğurarak doğru uygulamaktır. Bunun için evvelki günün, dünün ve bugünün doğru ve yanlışlarından dersler çıkarmak zorundayız. Ancak böyle yaptığımızda parlak bir geleceği birlikte inşa edebiliriz.

Türkiye’nin bir yandan terörle kasıp kavrulduğu, diğer yandan da iktidarın kendinden görmediği her kesime uyguladığı baskılarla bir korku devletine dönüştürülmek istendiği, yargının siyasi öç alma aracı olarak kullanıldığı bugünlerde bizler, baskıya ve korkuya karşı en güçlü panzehirin kol kola girmek ve hep birlikte konuşmak olduğunu biliyoruz. Bu doğrultuda, kuvvetler ayrılığı ilkesini yeniden hayata geçirerek yargının her türlü baskıdan kurtarılması için çabalarımızı sürdürmeye devam edeceğiz.

Bizler, bütün kural ve ilkeleriyle hayata geçirilecek laik, çoğulcu, sosyal devletçi, hukukun üstünlüğüne dayalı bir demokratik rejimin ülkemizde birlik ve beraberlik içinde yaşamanın vazgeçilmez koşulu olduğunu bir kez daha ilan ediyoruz. Hukuk devleti ve demokrasi için yürüttüğümüz bu mücadele, 77 milyon yurttaşımızı aynı paydada buluşturacak yegâne yöntemdir. Bu mücadele, her vatandaşımızın Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmakla hem gurur hem güven duymasını ve geleceği de kol kola birlikte inşa etmesini sağlamak içindir.

Değerli Konuklar,

“Hiçbir kimse veya organ, kaynağını Anayasadan almayan bir devlet yetkisi kullanamaz” hükmü Anayasamızın temel hükümlerinden biridir. Ne var ki, Sayın Cumhurbaşkanı’nın, “İster kabul edilsin, ister edilmesin Türkiye’nin yönetim sistemi değişmiştir. Artık ülkede sembolik değil, fiili gücü olan bir cumhurbaşkanı var. Şimdi yapılması gereken, bu fiili durumun yeni bir anayasayla netleştirilmesidir” şeklindeki ifadesi, Türkiye’nin bir rejim değişikliğine zorlanması ve Anayasa’nın ihlali anlamına gelmektedir. Demek ki toplumsal düzenimizde keyfilik, en baştan en aşağıya kadar yayılmış durumdadır.

Demokrasi, isteyenin istediği zaman binip inebileceği bir tramvay değildir. Demokrasi inancı, istenildiği zaman çıkarılıp atılacak bir gömlek hiç değildir.

Ve aslında son zamanlarda yaşadığımız sorunlardan çıkış formülü de, yasamanın, yürütmenin ve yargının kendi sınırlarına çekilmesi ve sınırlarını bilmesidir.

Değerli Konuklar,

Elbette bu zor günler geçecek. Aklıselim, hâkim olacak. 77 milyon yurttaşımız, insan hakları ve katılımcı-çoğulcu demokrasinin sağladığı eşit vatandaşlık paydasında, zulmün her türlüsünden arınmış güzel ülkemizde bir büyük BİZ olarak yaşayacak…

İşte bu tarihi kucaklaşmayı sağlayacak olan ortak lisan, hukukun üstünlüğü ve demokrasinin evrenselleşmiş ilkeleridir.

Umutluyum, çünkü birlikteyiz. Umutluyuz, çünkü kararlıyız. Hukuk devleti ve demokrasi mücadelesini mutlaka kazanacağız.

Savaşların çocukları vurduğu, sahile vuran minik bir bedenle insanlığın da öldüğü bu dünyada özgürlük eninde sonunda kazanacaktır.

Kavgayı bir ağacın yaprağına yazmak isterdim,
sonbahar gelsin yaprak kurusun diye…

Öfkeyi bir bulutun üzerine yazmak isterdim,
yağmur yağsın, Bulut yok olsun diye…

Nefreti karların üzerine yazmak isterdim,
güneş açsın karlar erisin diye…

Ve dostluk ile sevgiyi yeni doğmuş bebeklerin yüreğine yazmak isterdim,
onlarla büyüsün, dünyayı sarsın diye … 

 

Feyzioğlu, konuşmasının ardından toplantıya katılan baro başkanlarını sahneye davet etti. Sahnede söz alan baro başkanları şunları söyledi:

Adana Barosu Başkanı Av. Mengücek Gazi Çıtırık

Savunma boyun eğmez. Eğdirmezsiniz. Şekli unsur olarak göremezsiniz. Çünkü asli kurucu unsurdur savunma. Anadolu aydınlanmasının kökeninde Yunus Emreler vardır; Hacı Bektaş Veliler vardır; Şeyh Bedrettinler vardır; Pir Sultanlar, Dadaloğulları vardır. Bakın ne diyor Yunus Emre: " Olsun be aldırma yaradan yardır, Sanma ki zalimin ettiği kârdır; Mazlumun ahı indirir şâhı, Herşeyin bir vakti vardır."

Aksaray Barosu Başkanı Av. Levent Bozkurt

Parlamenter rejimlerde demokrasinin üstün olduğu ülkelerle üç kuvvetten bahsedilir: Yasama, yürütme ve yargı. Sağlıklı bir yargılamanın da üçayağı vardır: İddia, savunma ve yargı. Biz tıpkı sağlı parlamenter rejimlerde olduğu gibi, yargılama faaliyetlerine de kuvvetler ayrılığı ilkesinin hakim kılınmasını ve tüm savunmanın temsilcileri olarak avukatlara saygı duymasını bekliyoruz.

Amasya Barosu Başkanı Av. Ahmet Melik Derindere

Avukatlar ve barolar olduğu sürece, demokrasi de hukuk devleti de olacaktır. Yaşasın avukatlar!

Ankara Barosu Başkanı Av. Hakan Canduran

Ankara Barosu olarak avukatsız bir adalet tahayyül edenlere karşı, sesimizi daha da yükselteceğimize, avukatlara ve avukatların meslek örgütü olan barolardan rahatsız olanları daha çok rahatsız edeceğimize söz veriyoruz.

Artvin Barosu Başkanı Av. Ali Uğur Çağal

Artvin'den, 100 kilometre öteden geliyoruz. Yüreğimiz sizinle. Adalet için, hukuk devleti için, demokrasi için her zaman da geleceğiz…

Aydın Barosu Başkanı Av. Gökhan Bozkurt

Üstünlerin hukukunu değil, hukukun üstünlüğünü tesis eden kadar Barolar Birliği ve tüm barolar olarak, susturulamayacak olan avukatlarla bu yolda efeler gibi yürümeye devam edeceğiz.

Bartın Barosu Başkanı Av. Ferhat Parlatır

Bartın Barosu olarak yeni Adli Yılın hepimize hayırlı, uğurlu olmasını temenni ediyorum.

Bilecik Barosu Başkanı Av. Halime Aynur

Herkes için adalet, adalet için avukat diyorum ve tüm avukat meslektaşlarımın yeni adli yılını kutluyorum.

Bingöl Barosu Başkanı Av. Abdullah Alakuş

Dilerim, 2015-2016 adli yılında dünya, hukukun, demokrasinin ve insan haklarının katledilmediği bir yer olur.

Bolu Barosu Başkanı Av. Ferit Atalay

Biz ki bu acılar döneminden ellerimizi kirletmeden geçtik. Direncimiz sizin olsun. Sabrımız sizin olsun. Sizinle birlikte direneceğiz, kazanacağız.

Burdur Barosu Başkanı Av. Ramazan Gedik

İnsansız adalet olmaz. Adaletsiz insan olur mu? Olur. Ama olmaz olsun.

Bitlis Barosu Başkanı Av. Enis Gül

Demokrasimizin geliştiği, hukukun baskı altında olmadığı, çocukların katledilmediği, herkesin özgürce kendisini ifade edebildiği yeni bir adli yıl herkese hayırlı uğurlu olsun.

Bursa Barosu Başkanı Av. Ekrem Demiröz

Yeter ki güvenilir bir yargı olsun. İsterse çamurdan olsun.

Çanakkale Barosu Başkanı Av. Bülent Şarlan

Çanakkale geçilmez. Hukuk devleti ve demokrasiden asla vazgeçilmez.

Çankırı Barosu Başkanı Av. Erkan Köroğlu

Yargı bağımsızlığı olmayan toplumların geleceği ve güvenliği olmaz. Adli Yılın hepimize hayırlı, uğurlu olmasını diliyorum.

Çorum Barosu Başkanı Av. Altan Akpınar

Türkiye Barolar Birliği, barolar ve avukatlar direniyor ve tarih yazıyor.

Denizli Barosu Başkanı Av. Müjdat İlhan

İyi ki varsınız. Varlığımız varlığınıza armağan olsun.

Düzce Barosu Başkanı Av. Ali Dilber

İnsanda güzel olan yüzdür. Yüzde güzel olan gözdür. İnsanı insan yapan ağzından çıkan sözdür.

Edirne Barosu Başkanı Av. Özgür Yıldırım

Vatanımızın bölünmez bütünlüğüne kasteden hainleri yeni adli yılda yüce Türk adaletine hesap vermesi dileğiyle adli yılın hayırlı ve onurlu olmasını diliyorum. Ne mutlu Türküm diyene!

Erzurum Barosu Başkanı Av. Talat Göğebakan

Yeni adli yılın ülkemize hayırlar getirmesini diliyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Eskişehir Barosu Başkanı Av. Rıza Öztekin

İşin özü aslında hukuksuzluğa, adaletsizliğe, zulme karşı mücadele etmediğimiz ve boyun eğdiğimiz takdirde sadece haklarımızı kaybetmeyiz. Onurumuzu da kaybederiz. Biz hem haklarımızı kaybetmeyeceğiz, hem de onurumuzu kaybetmeyeceğiz.

Giresun Barosu Başkanı Av. Gültekin Uzunalioğlu

Korkmuyoruz. Güçlüyüz. Başaracağız.

Hatay Barosu Başkanı Av. Ekrem Dönmez

Adli yıl açılışları kanunlarla başlamadığı gibi bundan sonra da devam etmesi için kanunlara ihtiyaç yoktur. Biz halkız. Biz halkın avukatıyız.

Iğdır Barosu Başkanı Av. Özgür Kurban Gül

Türkiye Barolar Birliği Başkanım ve tüm Yönetim Kurulu üyelerine bu güzel organizasyon için teşekkür ediyoruz; Türkiye'nin en doğusundan sizlere selam ve destek getirdiğimizi bilmenizi istiyoruz.

Gümüşhane Barosu Başkanı Av. İsmail Taştan

Bu ülkede diktatörlük rejimi kurmak isteyenlere karşı, bu özlemi duyanlara karşı mücadeleden kaçmak yok; yılgınlık yok; onlardan korkmak yok; şartlar ne olursa olsun mücadeleye devam.

Isparta Barosu Başkanı Av. Gökmen Hakkı Gökmenoğlu

Yollar yürümekle aşınmaz ama hukuk çok aşındırıldı ve yıpratıldı, daha fazla yıpratılmamasını dilerim 

İstanbul Barosu Başkanı Av. Ümit Kocasakal

Bütün adalet savaşçısı meslektaşlarımın adli yılı, daha doğrusu mücadele yılı kutlu olsun. Bugünün egemenlerine ve hukuksuzluk yapanlarına sesleniyorum: Çok yakında hukuka ve bağımsız yargıya hesap vereceksiniz. Bu mücadele yılında da bütün barolar olarak birlikteyiz; Birliğimizin ve Başkanımızın yanındayız. Eşkıya dünyaya hükümdar olmayacağı gibi, eşkıya Türkiye'de hükümdar olmayacak.

İzmir Barosu Başkanı Av. Aydın Özcan

Temel hak ve özgürlüklerin, hukukun üstünlüğünün, yargı bağımsızlığının savunucusu olacağız; bunun için mücadelemize devam edeceğiz. Aynı zamanda emperyalizme karşı hep birlikte mücadele edeceğiz. Savunma susturulamaz. Hep birlikte mücadelemizi hukukun üstünlüğünden yana yapacağız, üstünlerin hukukuna lav edeceğiz.

Karabük Barosu Başkanı Av. Rıdvan Erdoğan

Türkiye Barolar Birliğinin önderliğinde tüm barolarımız, tüm avukatlarımız, demokrasi güçlenene kadar, hukuk devletini mutlaka tesis edecektir. Bundan kimse kuşku duymasın.

Kastamonu Barosu Başkanı Av. Mehmet Çiftçi

Bu kutlu mücadelede ölmek var, dönmek yok.

Kayseri Barosu Başkanı Av. Fevzi Konaç

Adalet bir ülkede asla vazgeçilemeyecek, bir adım geri atılamayacak bir kavram olsa da adaletten bir adım önde bir şey var ki; vatanımız, bayrağımız olmazsa adalet kaygımız da olmaz. Bugün asıl sahip çıkılması gereken şey, vatandır, topraktır, bayraktır. Bugün bir olmaz günü, bugün biz olma günü, bugün vatana, bayrağa sahip çıkma günüdür.

Kırklareli Barosu Başkanı Av. Harun Saygılı

Her zaman ve her koşulda hukukun üstün olması dileğiyle, yeni adli yılımızı kutluyor, Kırklareli'den hepinize saygı ve sevgilerimizi sunuyorum.

Kırşehir Barosu Başkanı Av. Mehtap Karaburçak Tuzlu

Hacı Bektaş'ın, Yunus Emre'nin, Ahi Evran'ın ve de Neşet Ertaş'ın diyarından sizlere selamlar ve sevgiler getirdim. Ben kendimizi avukatlar ve barolar olarak karıncalara benzetiyorum. Hz. İbrahim ateşe atıldığında, ateşi söndürmek için su taşıyan karıncalara… Bu karıncalar çalışmaya devam edecekler; hepimizin adli yılı tekrar kutlu olsun.

Kocaeli Barosu Başkanı Av. Sertif Gökçe

İktidar sahipleri tarafından bütün ifade olanaklarımız elimizden alınsa dahi susmayacağız; sonuna kadar adalet, sonuna kadar insan hakları, sonuna kadar demokrasi diye bağıracağız ve bağırmaya devam edeceğiz.

Kilis Barosu Başkanı Av. Hayri Muammer Fazlıağaoğlu

Hukukun üstünlüğü için yaşadığımız müddetçe mücadelemiz devam edecektir. Hepinizi saygı ve sevgiyle selamlıyorum.

Konya Barosu Başkanı Av. Fevzi Kayacan

Hz. Mevlana şöyle demiş: "Aynı dili konuşanlar değil, aynı duyguları paylaşanlar anlaşabilir." Bugünkü duygumuz hukuktur, hukukun üstünlüğüdür, insan haklarıdır, demokrasidir. Bu kavramlara her günden daha fazla sahip çıkmak zorundayız. Çünkü bu kavramlara sahip çıkmaz isek ne yazık ki bizim çocuklarımız da kıyıya vuracaklar.

Kütahya Barosu Başkanı Av. Ahmet Atam

Mücadelemiz demokratik hukuk devletinin olmazsa olmazı hukukun üstünlüğü, temel hak ve özgürlükler ve keyfilikle mücadele. Madem halk, “iyi ki avukatlar var, iyi ki barolar var” diyor, 77 milyonun vebalinin omuzlarımızda olduğunu unutmadan mücadeleye devam etmeliyiz.

Manisa Barosu Başkanı Av. Ali Arslan

Biz avukatlar halkı, hukukun üstünlüğünü savunuyoruz. Ama zamanda toplumsal barışı savunuyoruz. Aynı zamanda örgütlü toplumu savunuyoruz. Aynı zamanda özgür bireyi savunuyoruz. Aynı zamanda demokrasi tüm kurallarıyla ülkemizde uygulansın istiyoruz. İşte bu noktada, ülkemizde sözün bittiği yerde değil, sözün başladığı yerdeyiz. Bugünlerde ülkemiz adına söz söylemek isteyen herkes, bugün sözünü söylemek zorunda. Yarına kalıp sözünü söyleyemeyebilir.

Mersin Barosu Başkan Vekili Av. İlkay Şahin

Hukukun üstünlüğü ve adalet bir idealdir. Biz de bu ideal için yola çıktık. Bu yoldan dönmeyiz ve asla da dönmeyeceğiz de.

Muğla Barosu Başkanı Av. Cumhur Uzun

Avukatlara, “Siz susun, size söz yok” dediler. Bir avukata söylenebilecek en ağır sözü söylediler. Bir avukata sus demek, “hadi haykır” demektir. Haykırmak yılımız kutlu olsun.

Niğde Barosu Başkanı Av. Hüseyin Demirbilek

Niğde’den herkese selamlar getirdim. Hukuku, hakkı, adaleti her zaman akılla izah etmek mümkün olmayabilir. Hukuk ancak vicdanlarda değer bulur. Tıpkı bir müzik notası gibi, bir müzik notası hangi enstrümanda çalınırsa çalınsın aynı sesi çıkarıyorsa, aynı hukuk, adalet gibi kavramlar da dünyanın her ülkesinde, her insanda aynı duyguyu yaratması lazım.

Ordu Barosu Başkanı Av. İlhan Kurt

Her şey güzel ülkem Türkiye için, her şey demokrasi için, her şey hukuk devleti ve adalet için. Hepinizi Ordu Barosu ve şahsım adına sevgi ve saygıyla selamlıyorum.

Sakarya Barosu Başkanı Av. Zafer Kazan

Adaleti olmayan bir devletin sahibi çok olur. Biz adaletli olmalıyız ki bir devletimiz olsun. Adaleti olmayanın huzuru olmaz. Hukuku olmayan bir millet olmaz. Millet olmayanın sarılacak bir bayrağı olmaz.

Samsun Barosu Başkanı Av. Kerami Gürbüz

Hepimiz bir Anadolu köyünün farklı neferiyiz. Hepimiz bir Trakya yaylasında açan farklı renk ve dokudaki çiçekleriz. Bizler, farklılıklarımızla zenginiz. Ama bu coğrafyada bin yıldan beri bir saat adaletle hükmetmek, bin yıllık nafile ibadetten daha üstündür diyen bir anlayışa sahibiz. Biz bugün, hukukun üstünlüğü temelinde, hukuk devleti etrafında kenetlenmiş bir bütünüz biriz birlikteyiz. Çünkü biz, Türkiye’yiz.

Osmaniye Barosu Başkanı Av. Dilem Aksoy

Üstünlerin hukukuna değil, hukukun üstünlüğüne olan inancımızla, sizleri Osmaniye Barosu ve şahsım adına en içten saygılarımla selamlıyorum. Bu onurlu mücadelede bugün burada olan herkese çok teşekkür ediyorum.

Sinop Barosu Başkanı Av. Hicran Kandemir

Bugün adalet için biriz, birlikteyiz; bunun için umutluyuz, bunun için başaracağız.

Sivas Barosu Başkanı Av. Hakan Bahadır

2015-2016 Adli Yılının ülkemize, milletimize hayırlar getirmesini diliyorum.

Şanlıurfa Barosu Başkanı Av. Hikmet Delebe

2015-2016 Adli Yılımızın bütün hukuk camiamıza, hukukun üstünlüğüne herkese hayırlı olması temenni diyorum. Ne mutlu insanım diyene, diyorum.

Tekirdağ Barosu Başkanı Av. Huriye Altay Erol

Hukuksuz bir devlet, adaletsiz bir hukuk ve avukatsız adalet istemiyoruz.

Tokat Barosu Başkanı Av. Faruk Bostancı

90 bin avukat biriz, iriyiz, diriyiz. Yeni Adli Yılın tüm vatandaşlarımıza adalet getirmesini diliyorum.

Fotoğraflar


Fotoğraf 1

Fotoğraf 2

Fotoğraf 3

Fotoğraf 4

Fotoğraf 5

Fotoğraf 6

Fotoğraf 7

Fotoğraf 8

Fotoğraf 9

Fotoğraf 10

Fotoğraf 11

Fotoğraf 12

Fotoğraf 13

Fotoğraf 14

Fotoğraf 15

Fotoğraf 16

Fotoğraf 17

Fotoğraf 18

Fotoğraf 19

Fotoğraf 20

Fotoğraf 21

Fotoğraf 22

Fotoğraf 23

Fotoğraf 24

Fotoğraf 25

Fotoğraf 26

Fotoğraf 27

Fotoğraf 28

Fotoğraf 29

Fotoğraf 30

Fotoğraf 31

Fotoğraf 32

Fotoğraf 33

Fotoğraf 34
Anahtar Kelimeler:
TürkiyeTBBAvukatHukuk
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.