Anayasa Konferansı yapıldı


''Bana göre Türkiye şu anda anayasa yapma zamanının içinde'' diyen İyimaya, bu konuda toplumsal talep olduğunu ve siyasi partilerin seçim öncesi taahhütlerinin bulunduğunu ifade etti.
Anayasaların sadece ''kuruluş döneminde veya darbelerle yapılmayacağını'' belirten İyimaya, ''Tankların yaptırabileceğini, milletin parmaklarının yapabileceğini düşünüyorum. Anayasa yapımı noktasında da yüksek parlamentonun yetkisinin var olduğunu düşünüyorum'' diye konuştu.
Anayasa yaparken ilk kaynağın toplum, birey ve toplumsal talepler olması gerektiğine işaret eden İyimaya, oluşturulan komisyonda da toplumun eğilimini, taleplerini en geniş şekilde ölçeceklerini söyledi.
İyimaya, komisyon çalışmaları sırasında sivil toplum örgütlerinin, siyasi partilerin, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının hazırladıkları raporlarından yararlanacaklarını, mukayeseli anayasa hukuku ve anayasa metinlerinden de faydalanacaklarını anlattı.
''Bir anayasanın temel hak ve hürriyetlerin kalitesi bakımından kusursuz olması lazım'' diyen İyimaya, iyileştirmelere rağmen bu konuda hala bazı kusurlar bulunduğunu belirtti.
Ahmet İyimaya, şunları kaydetti:
''Komisyon çalışmalarında, siyasal alan tasarımını doğru yapmamız lazım. Toplum iradesini sisteme aktaran ve bilhassa kuvvetler arası ilişkileri, dengeleri, mekanizmaları çok iyi görmemiz lazım. Her şeyden önce hukukun üstünlüğüne ve hukuk devleti kriterlerine ağırlık tanıyan bir anayasa olması lazım. Anayasa uzun mu, kısa mı, ideolojili mi, ideolojisiz mi, bir anayasa kimlik çıktısı belgesi olmalı mı, olmamalı mı, hangi usulle olmalı, bunların hepsini tartışacağız. Bu tartışmaya genç kardeşlerimizin turfanda, taze fikirlerinin de katılmasını diliyorum. Çünkü Anayasa yapımımında sadece aktörler değil, süreçler önemlidir. Süreç temenni ediyorum ki size açık olacaktır.''
İyimaya, toplumun anayasa gereksiniminin en iyi şekilde karşılanması için bireysel olarak bilgi ve birikimini sonuna kadar kullanacağını ifade etti.

-Süheyl Batum-

CHP Eskişehir Milletvekili Süheyl Batum da her ülkenin kendine özgü bir yapısının olduğunu, buna göre anayasalarının yapıldığını söyledi.
İlhan Cihaner'in avukatı Turgut Kazan hakkında ''Ergenekon terör örgütü olarak adlandırılan örgütlenmenin Erzincan yapılanmasına yönelik soruşturmayı yürüten terörle mücadelede görev alan Cumhuriyet Savcısı Osman Şanal'ı hedef gösterdiği'' gerekçesiyle soruşturma açıldığını anımsatan Batum, ''Türkiye Cumhuriyetinin bir savcısı, özel yetkili savcısı terör örgütüyle mücadele edeni hedef gösterdin diye savunma görevi yapan bir avukata karşı dava açıyor, iddianame tertip ediyor. Böyle bir ülkede anayasa yapıyoruz'' dedi.
Türkiye'nin sorunlarının belli olduğunu, bu sorunlara çözüm üretebilen bir anayasanın yapılması gerektiği vurgulayan Batum, ''Yargıdan, özellikle de anayasal yargıdan ne anladığımızı ortaya koyuyorsak bir anayasa yapmamız lazım'' diye konuştu.
''Adalet ve Kalkınma Partisi anayasa yapar mı? Keşke yapsa, yapmaz. Neden yapmaz? Yaptığı takdirde 1 yıl önce tek başına yaptığı neden 66 madde değilde 22 madde, bunun hesabını bize anlatamaz'' diyen Batum, hep birlikte bir anayasa yapmaya çalışacaklarını söyledi.
Yeni Anayasanın bütün dertlerin çözümü anlamına gelmeyeceğini ifade eden Batum, ''Özel yetkili savcı... Ben onlara çok açıklıkla söyleyeyim iktidarın mahkemesi diyorum. İktidarın mahkemeleri Turgut Kazan hakkında veya birileri hakkında soruşturma açmasın diye anayasayı değiştirmek mi lazım? Tutukluluk süresi ömür boyu sürmesin diye, hakim göstere göstere 90. madde varken 90. maddeyi uygulamasın diye anayasayı mı değiştirmek lazım? Ne yazacağız?'' diye konuştu.

Uluslararası Anayasa Kongresi Başladı

-''Vesayeti kaldırmamız lazım''-

Batum, Türkiye'nin deneyimiyle yeni bir anayasa yapabilecek güçte olduğunu belirterek, anayasa yapılırken, ''Neden, nasıl ve ne için'' sorularının önemli olacağını vurguladı.
Türkiye'deki 1982 anayasasının ''vesayeti'' getirdiğini, ancak sadece ''askeri vesayeti'' getirmediğine dikkati çeken Batum, ''Cumhurbaşkanının yetkilerini artırmıştır, cumhurbaşkanı yetkileri, YÖK vesayettir. RTÜK basın üzerinde vesayettir. Yüzde 10 barajı siyasal toplum üzerinde bir vesayettir. MGK toplum üzerinde vesayettir, Adalet bakanının HSYK'da müsteşarının olması yargı üzerinde vesayettir. Bunları kaldırmalıyız. Bir de çatışmalara çözüm üretmemiz lazım'' diye konuştu.
''Adalet ve Kalkınma Partisi ile Cumhuriyet Halk Partisi'nin, BDP ve inşallah MHP'nin de bir şeyde uzlaştığını görüyorum; Anayasa komisyonundan önce bir uzlaşma komisyonu...'' diyen Batum, ''uzlaşma komisyonunun'', toplumun bütün katmanlarının anayasayı sahiplenmesine katkı sağlayacağını söyledi.
''Uzlaşma komisyonunun'' toplanır toplanmaz kendi çalışma düzenini kurala bağlayacağına inandığını ifade eden Batum, şöyle konuştu:
''Oy birliğiyle ya da 4'te 3 çoğunlukla geçen, çoğunlukla gelen maddeler toplumun üzerinde antant kaldığı düzenlemelerdir. Bu düzenlemelere dayalı bir yeni anayasa doğrudan doğruya genel kurula götürülür. Genel kurulun bu maddelerin dışında bir madde getirmesi falan olasılığı olmamalı. Burada Meclis'te 4'te 3 ile kabul edilecektir. Toplumun anayasası, gerekirse referanduma sunulacaktır. Üzerinde antant kalınmayan hiçbir düzenleme aşağı indirilmeyecektir veya değiştirilmeyecektir.''
Türkiye'deki ortamın demokratikleştirilmesi gerektiğini ifade eden Batum, ''Aynı anda eşgüdümlü olarak anayasa komisyonunda CMK, tutukluluk süreleri, özel yetkili ağır ceza mahkemelerini derhal devre dışı bırakacak, basın özgürlüğünün, düşünce ve ifade özgürlüğünün önündeki sıkıntıları giderecek bütün düzenlemeler yapılmalı'' dedi.

-Necmi Yüzbaşıoğlu-

Galatasaray Üniversitesi Rektör Yardımcısı Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Necmi Yüzbaşıoğlu da yeni anayasanın Türkiye'nin kronikleşmiş sorunlarına çözüm olması gerektiğini söyledi.
Türkiye'nin laiklik ve üniter devlet konusunda sorunlarının olduğunu ileri süren Yüzbaşıoğlu, son dönemde bu sorunlara ''Cumhurbaşkanını halkın seçmesiyle birlikte sistemde oluşacak belirsizliğin'' ve ''İktidara bağımlı yargının'' eklendiğini iddia etti.
Anayasanın herkesin uzlaştığı bir metin olması gerektiğini vurgulayan Yüzbaşıoğlu, ''Uzlaşma Komisyonu'nun'' kendi hukuki zeminini oluşturması gerektiğine işaret etti.

-''Bizde yargı organı bağımsız mı?''-

Danıştay Başsavcısı Turgut Candan ise anayasaların insan hak ve özgürlüklerini güvence altına alması gerektiğini, ancak bunun da yeterli olmadığını, anayasaların, bu hak ve özgürlükleri sağlayacak kuruluşları da oluşturması gerektiğini ifade etti.
Anayasaların, insan hak ve özgürlüklerini egemen güç olan siyasi iktidara karşı koruması gerektiğini belirten Candan, şunları söyledi:
''Bir yargı organının bu işlevini iyi yapabilmesi için siyasi iktidara karşı bağımsız olması gerekir. Egemen güce karşı bağımsız olmayan bir yargı organı, bu görevini hiçbir zaman yerine getiremez, getirse de noksan getirir. Anayasa ya da yasalarda insan hak ve özgürlüklerinin en geniş biçimde güvence altına alınmasının hiçbir anlamı kalmaz.
Bizde yargı organı bağımsız mı? Özellikle 12 Eylül 2010 referandumundan sonra... Sanıyorum ki buradaki hiç kimse 'Tam bağımsızdır' diyemez. Niye öyle? Çünkü yargının tepesindeki HSYK'nın başkanı Adalet Bakanı. Müsteşarı da kurulun tabii üyesi. Siyasi iktidarın 2 önemli temsilcisinin bulunduğu bir kurulda yargıçların tam bağımsız olduğu söylenemez.''
Konferansın ardından konuşmacılara baro yöneticilerince teşekkür plaketi verildi. (AA)


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.