Avukat Ruhsatnamelerini Adalet Bakanlığı’na Gönderdiler
 
 
AFYONKARAHİSAR BAROSU, MESLEK SORUNLARI BASIN AÇIKLAMASI
 
Savunma herkesin hakkı, Hukukun temelidir….

Adalet nedir? Ağaçlara su vermek. Zulüm nedir? Dikeni sulamak. Adalet, bir nimeti yerine koymaktır, her su isteyen tohumu sulamak değil.

Zulüm nedir? Bir şeyi, yerinde kullanmamak, lâyık olmayan yere koymak. Bu da ancak belâya kaynak olur. Zulmedersen kötüsün, gerisin geriye gittin.

Adalette bulunursan saadete erersin, kalem bunu yazdı; mürekkebi bile kurudu.

Ey Yusufların derisini paralayan, seni de bir kurt paralarsa bunu kendinden bil! Bilmiyor musun ki benim için kuyu kazarsan nihayet kendin düşersin.

“Adalet demek, her şeyi yerli yerine koymak demektir. Ayakkabı ayağındır. Külâh da başa aittir.”

Hz.Mevlana

Bu güne kadar avukatlar kâr ve nema mücadelesi vermediler;

Kazancımız azalıyor diye sokaklara dökülmediler,

Biraz da haklı olarak siyasi davrandığımız ve konuştuğumuz söylendi ama paranın diliyle konuştuğumuz hiç söylenmedi.

Hiç kimse bu güne kadar avukatlar cüzdanlarından şikayetle seslerini yükselttiler diyemedi, diyemez de…

Birazcık siyasi alana girmişsek hak,hukuk ve adalet içindi…

Evet bu işi abartanlarımız da olabilir ama bunu da daha çok kazanç ve daha iyi yaşantı için yapmadık…

Hukuk rahmettir, mücadeleleri ortadan kaldırma aracıdır, kıyametteki adalet okyanusundan bir damladır.

Damla ufak ve küçük hacimli olsa bile okyanusun suyunun saflığını belli eder.”

Hz.Mevlana

Derdimizi, ortalığı kırıp dökmeden; insanların hava ve su kadar ihtiyacı olan adalet hizmetini aksatmadan ve durdurmadan anlatmanın, gerçekten artık bıçağın kemiğe dayandığına ilgilileri inandırmanın bir yolunu bulmalıydık.

Bunun için onurla başucumuza astığımız, bu dünyada en çok değer verdiğimiz üzerine titrediğimiz avukatlık ruhsatnamelerimizi gerekli yerlere göndermekte bulduk çareyi.

Artık taşıyamayacağımız kadar büyük bir yüke dönüşen; hukuk sorumluluğu ve bilincimizin somutlaşmış ifadesi olan ruhsatnamelerimizi…

Evet, meslektaşlarımızın ruhsatlarını üç ayrı paketle Adalet Bakanlığı’na , TBMM Adalet Komisyonu Başkanlığı’na ve Türkiye Barolar Birliği’ne gönderiyoruz.

Evet, ruhsatnamelerimizi öncelikle Adalet Bakanlığı’na gönderiyoruz.

Adalet Bakanlığında da yalnızca tek bir kişiye; bir zamanlar avukat cübbesini onurla taşımış ve şimdi bundan gururla söz eden Sayın Adalet Bakanımıza güveniyoruz.

Ardından mesleğimizin sorunlarını sırtlanan, bizin en üst düzeyde temsilcimiz Türkiye Barolar Birliğine gönderiyoruz…

Ve son olarak tüm yasa tasarılarının son şeklini aldığı, her türlü yasal düzenlemenin son değerlendirme mercii TBMM Adalet Komisyonu Başkanlığı’na…

Ve sesleniyoruz:

*Avukatlık mesleği gerçekten ama gerçekten sıkıntılı bir sürece girdi;

*Önce Yargının Hızlandırılması Yasası

*Sonra UYAP’ın inatla paralı hale getirilmesi,

*Arkasından ısrarla kabul ettirilmeye çalışılan Arabuluculuk Yasası Tasarısı

*Şimdilerde ise, Çek Kanunundan hapis cezasının çıkartılması, (ki biz aynı zamanda borçluların da vekiliyiz, kimse avukatları insanları cezaevinde görmekten hoşlanan kimseler gibi göremez; insanları cezaevinde görmekten biz de hoşnut değiliz, ama alacağını alamayan işini kaybetmiş, ailesi dağılmış insanlar da bizi hoşnutsuz bırakıyor)

*İcra İflas Kanunu değişikliği ile avukatların vekaletnamelerindeki ahz-u kabz yetkisinin yok sayılarak elde edilecek tahsilatın doğrudan müvekkile aktarılmak istenilmesi, menkul mal haczinin sınırlandırılması ve ilamsız takiplerde önce ihtar zorunluluğu…

*Bu arada dosya inceleme konusunda çıkartılan güçlükler,

*Asgari ücretin de altında belirlenen CMK tarifeleri; meslektaşlar buna bile razı iken CMK görevlendirmelerini tümüyle ortadan kaldırma projesi,

*Marka ve Patent vekilliği,

*Avukatların giremediği adliyeler…

*Hala netleştirilememiş üst arama prosedürü ve yaşanan tatsız olaylar…

*Arkası arkasınca açılan hukuk fakülteleri ve her yıl sokaklara salınan 6000 hukuk mezunu işsiz genç,

*Bunların hemen tamamının hiçbir sınava, elemeye, incelemeye tabi tutulmaksızın otomatik olarak avukatlık mesleğine kabul ediliyor olması,

*Mali sorunlar,

*Maliye ile ilgili sorunlar,

*Sağlık sorunları,

*Emeklilik sorunu,

*Bazı odakların taş koyması ile bir türlü çıkartılamayan avukatlık kanunu…

*Son olarak en önemlisi içinde bir tek kez bile avukat ibaresi geçmeyen darbe anayasası…

Demokrasilerde Yargı savunma eksenli değerlendirilir, darbe dönemlerinde ise karşımıza sıkıyönetim mahkemeleri çıkar, burada avukata ihtiyaç yoktur, göstermelik dekor süsü olarak görülür avukatlar. Çağdaş bir Anayasa hazırlayacaksak yargı bölümünde her şeyden önce savunma mesleği sağlam teminatlarla düzenlenmelidir…

Sayın Av.Sadullah ERGİN, Değerli Bakanımız;

Tüm bu sorunları; hadi en azından büyük çoğunluğunu sizin bakanlık döneminizde çözebilmeyi ümit ediyoruz …

Ancak ne yazık ki sistem ve teşkilat öyle kurulmuş ki koskoca Adalet Bakanlığında tek avukat Sayın Adalet Bakanımız…

Yazık ki gerisi, bu sorunlara karşı duyarsız, sağır, yabancı ; adeta bir duvar gibi…

Bakanımızın sıcaklığı ve ilgisi yetmiyor…

Mesafe alınamıyor…

Asıl büyük kabahat ise bizde, meslektaşlarımızın duyarsızlığı, baroların ilgisizliği ve Türkiye Barolar Birliğinin malum odaklar tarafından adeta kilitlenmeye çalışılması…

Son bir yıldır hemen her konuşma metninde şu alıntıyı kullandım:

“Avukatlar olarak biz bu sorumluluğu yerine getirmediğimiz taktirde, hem bu nesil hem de gelecek nesiller bunun hesabını bizden tek tek soracaklardır. Avukat, sadece kendi rızkıyla meşgul olan kişi değildir. Para kazanan, daha iyi bir ev, daha iyi bir araba, daha lüks hayat standardı (peşinde olan) kişi değildir. Avukat, aç da kalsa, ekmeksiz de, işsiz de kalsa avukattır. Kutsal savunma mesleğini ifade eden, onu savunan, mazlumun yanında yer almayı kendisine meslek edinen kişidir. Avukatın olmadığı yerde adalet olmaz. Savunmanın olmadığı yerde, beklenen adil karar bile yargısız infazdır. Savunmayı temsil eden sizlerin bu taşıdığı onurlu görev, aynı zamanda size çok büyük bir tarihi misyon da veriyor.”

HSYK üyesi ve Önceki Dönem Kayseri Baro Başkanı Av.Ali AYDIN…

Ancak geçmişe dönüp baktığımızda,

  • Anayasa’da bir tek kelime ile bile avukatlıktan söz edilmiyordu ve onca değişikliğe rağmen bu durum geçerliliğini koruyor…
  • Avukatların en azından adliye binaları içinde karşılaştığı sorunları büyük ölçüde çözecek olan Adalet Komisyonlarında görev yapacak baro temsilcisi istemi hep yok sayıldı veya kuşkuyla karşılandı…
  • Avukatlık mesleğine çeki düzen ve kalite getirecek mesleğe giriş sınavı iptal edildi,
  • Marka vekilliği ve Patent Vekilliği adı altında hukukçu olmayanların icra edebileceği bir alan oluşturuldu ve bu alan baroların şemsiyesinden adeta kaçırıldı…
  • Yargıda durum analizi toplantılarına, avukatlar eşit katılımcı olarak alınmadılar ve görüş beyan edemediler…
  • Bu toplantılarda alınan kararlar adım adım yasalaştırıldı ve yine savunma mesleği yok sayıldı, es geçildi….
  • Yargının hızlandırılması adı altında kamuoyuna sunulan yasa hazırlanırken baroların ve avukatların eleştirileri dikkate alınmadı, pas geçildi…
  • Yargıya gelecek dosya sayısının azaltılması ile yargının hızlanacağı varsayıldı bu çerçevede ceza dosyalarında temyiz ve itiraz hukuk tarihimizde ilk kez paralı hale getirildi. Allahtan bu konudaki aşırılığa Anayasa Mahkemesi dur dedi…
  • İcra sisteminde dengeler, alacaklı aleyhine bozuldu; önce telefon haczi kaldırıldı, arkasından mal beyanı cezası fiilen yok edildi, süper emekliler de dahil olmak üzere emekli maaşları da haciz yasağı korumasına alındı, asgari ücret altında kalan alacaklar için taahhüdü ihlal suç olmaktan çıkarıldı…Böylece avukatlar bir hakkın yerine getirilmesi konusunda elleri kolları bağlı hale geldiler ve hak sahipleri de mağdur edildiler…
  • Yakında çek yasası değiştirilmek üzere ve karşılıksız çek keşide etmek de suç olmaktan çıkıyor…
  • Artık borçlunun malları da haczedilemeyecek…
  • Küçük alacaklarda önce ihtar şartı getirilecek olmasına tamam diyoruz, ancak mal beyanı, taahhüdü ihlal baskısından kurtarılan , alacak küçük olduğu için haciz bağışıklığı getirilen yüzsüzlere bu kadar iltimasın çok olduğunu hatırlatıyoruz. Durumun ciddiyetini görmeniz için bir vicdansızın 400-500 liranızı çarpması mı gerekiyor?
  • Yeni HMK yasalaştı ve ardından çıkan tarifelerle eskiden yargılama süresince; yeri geldiğinde ödenen masrafların tamamı dava açılırken ödenmesi zorunlu oldu. Artık en basit bir dava için 500-600 TL masraf ödemek zorundasınız. Paranız yok mu? O zaman hakkınızı unutun…
  • Yargı harçları adım adım artırıla artırıla %10 ları buldu ve adeta yargı vatandaşın hakkına ortak oldu..
  • Bu yetmezmiş gibi, harcını ödeyen, yargının finansmanını üstlenen vatandaşın vekiline UYAP tan hizmet almak paralı hale getirildi. Açılan davada bilgiye ulaşmak için her bir sorgulama başına, gönderilen her bir dilekçe başına da ayrıca para ödenmesi zorunlu hale geldi.
  • Arabuluculuk Yasası da eli kulağında…Güya yargıyı hızlandırmak ve masrafları azaltmak için getiriliyor ama yasalaşırsa mahkemeye gitmeden önce arabulucuya gitmek ve ücret ödemek zorunda kalınacak ; arabulucu başarılı olamazsa bu kez sil baştan mahkeme süreci başlatılacak ve yeniden masraf edilecek; arabulucuda geçen süre ise yanınıza kar kalacak…
  • Hala bir dosyayı incelemek için vekaletname isteniyor, bunun üzerine yönetmelik değiştiriliyor ama yeni yönetmelik yine eskisi gibi yorumlanıyor ve sonuçta bir şey değişmiyor…
  • Hukuk fakültesi sayısı 100 rakamına doğru koşuyor, her yıl 6000 hukuk mezunu var ama arabuluculuk bile söz konusu olduğunda 4 yıllık herhangi bir fakülte mezunu da arabulucu olabilir deniliyor. Marka vekili gibi, Patent vekili gibi… Peki o halde bu kadar fakülteyi niçin açıyorsunuz, kim planlıyor ve kim karar veriyor?
  • Staj döneminde çalışmak yasak, sigorta yok ancak sonradan faizi ile geri ödemek üzere kredi alınabiliyor. Ödeme zamanı ise meslekte en zor dönemi yaşadığınız başlangıç yılları…
  • Emekli olduğunuzda da işimiz zor. 600-700TL emekli maaşına talim ederim derseniz mesleği bırakabilirsiniz.Yok bu bana yetmez derseniz ölünceye kadar çalışmak zorunda olduğumuz ortada…
  • Zor bir başlangıç ve tabutta biten bir mesleğin bu ikisinin arasında kalan zor ve çetin bir hayat…
  • Kamu oyu varlıklı ve mali sorunu olmayan bir kişi olarak tanıyor avukatı.Oysa bu durumda olanlarımızın sayısı oldukça az…
  • 30 TL sorgu ücreti için gecenin üçünde çağrıldığınız karakola gitmek zorundasınız. Araç temin etmek de size ait…(bu arada tüm avukatların bir özel aracı olduğu zannediliyor.Ancak özellikle mesleğe yeni başlayan önemli sayıda arkadaşımızın özel aracı yok, göreve çağrıldıkları zaman neyle gelirsiniz diye merak edilmiyor, böylesine bir yabancılaşma sözkonusu)
  • AFYONKARAHİSAR’DA HALA YOL PARASINI AVUKATLARA ÖDEMEYEN, BUNU MARİFET SAYAN ADLİYELER VAR! AVUKATA, GÖREVE ÇAĞRILDIĞIN İLÇE ADLİYESİNE BELEDİYE OTOBÜSÜYLE GİT VE AYNI VASITAYLA DÖN DEMEKTEN SIKILMAYAN YETKİLİLER VAR VE BUNU NE YAZIK Kİ HALA ÇÖZEMİYORUZ.
  • CMK kapsamında bir mahkemede görevlendirilirseniz, yıllarca sürecek yargılamanın ardından asgari ücretin çok altında bir para size reva görülüyor.Üstelik önce makbuzunu kesiyor ve KDV sini ödüyorsunuz ardından çok sonra paranızı alabiliyorsunuz.
  • Kimi mahkeme anons ile çağırıyor kimisi ise kapıda bekleyeni alıyor, bekleyemezseniz davanız düşüyor… Kapıkulu muamelesi gösteriliyor avukatlara…

Mesleği başladığımda konuşulan meslek sorunları hala çözülebilmiş değil, ne yazık ki gözle görülür bir iyileşmeye şahit olmuyoruz…

Her yasa değişikliğinde, acaba bu kez neleri kaybettik diye endişelenmekten kendimizi alamıyoruz.

“Hakim, Tanrının ölçüsü ve terazisidir…O düşmanlıkları ve uyuşmazlıkları kesen bir makastır. O iki tarafın kavga ve tartışmalarını bitirir.”

“Madem ki köle değilsin, padişah gibi seslen. Görüşlerini, düşüncelerini istediğin şekilde söyle!”

“Bakacaksan taklitsiz bakmayı meslek edin…Düşüneceksen kendi aklınla düşün.”

Hz.Mevlana.

Adalet Bakanlığındaki tek avukat sayın Bakanımız:

Hz.Mevlanın dediği gibi kendisinden yıllardır yumak olmuş sorunlarımızı adalet makası ile kesip atmasını bekliyoruz.

Biz kendisinden gerçekten de çok şey bekliyoruz.

Yargı Reformunun önemli bölümleri başarıldı, bunlar için uğraşılırken kendimiz için bir beklentiye girmeden destek olduk…

Ancak bu aşamadan sonra somut şeyler görmek, mesleğimizi daha kolay icra etmek ve çok şey değil; yargının üç sacayağından diğer ikisi; hakim ve savcılar neye sahipse o kadarcığına sahip olmak istiyoruz.

Sosyal güvence, mesleki imtiyaz ve kolaylıklar ve benzer şartlarda emeklilik hakkı…

Modern hayatın ihtisaslaşma ve ihtisas sahiplerine iş yaptırma eğiliminin avukatlar için de uygulanmasını; nasıl ki bir çok mühendisin onayı olmadan bir kulübe bile inşa edilemiyorsa avukatsız yargılamanın düşünülmemesini; bunun için hukuk sigortası sisteminin düşünülmesini talep ediyoruz…

Adaletin inşası, bina inşaatından daha az önemli değildir. Daha az özenle adalet yerine gelmez; Uzman olmayanların yürüttüğü yargılamanın sonucunda adalet değil hüsran olur.

Biz daha çok kazanmak hırsında da değiliz.Yukarıda da ifade ettim. Kutsal görevimizi daha çok kazanç veya daha lüks bir hayat maksadıyla yapmıyoruz! Ancak herkes için olduğu gibi mesleğimiz için de asgari bir hayat standardı, insani koşullar ve haklar talep ediyoruz.

Unutmayın ki biz vekiliz, sizin adınıza çalışıyoruz. Bize sağlanan kolaylıklar aslında sizin için kullanılacaktır.

Bizim endişe içinde olmadan çalışmamız durumunda siz adalete kolayca erişeceksiniz,

Biz bağımsız olursak sizin haklarınız güvence altında demektir,

Biz zengin olmak derdinde değiliz ancak geçim endişesi de taşımak istemiyoruz.Bu sayede hukuk ve adalete yoğunlaşıp sizi daha iyi savunmamız mümkün olabilir.

Vasıfsız işçilerden daha az paraya çalıştırılan avukatlarla gerçek anlamda savunma olamaz, kendimizi kandırmamalıyız…

Serbest çalışan avukatlar kadar kamu avukatlarının da sıkıntılarla boğuşuyor.

Hukukçu teminatına sahip değiller ve sıradan amirlerinin komut ve baskıları ile bunalmış durumdalar.

Aynı devlete hizmet veren, aynı fakülteden mezun yargı mensuplarıyla orantısız bir gelir elde edebiliyorlar.

Devlet, onların sayesinde kazandığı vekalet ücretlerine bile el koyuyor ve kendi adına gelir olarak kaydediyor…

Ne yazık ki şu hep unutuluyor:

Diktatörlükler dahil tüm devlet ve rejimlerde adliye, hakim ve savcı vardır…

Ancak medeni, demokrasinin yerleştiği, hukukun üstün olduğu ve adaletin egemenliğin temeli olan ülke ve sistemlerde bağımsız savunma ve onurlu avukatlık vardır…

Biz yoksak hukuk da yok…

Biz yoksak orada adalet yok…

Biz yoksak rejimin adın demokrasi değil, başka bir şey…

Şahıs olarak bize değil ama kendi geleceğiniz, ülkemizin geleceği, çocuklarımız geleceği için savunma mesleğine yani avukatlığa lütfen sahip çıkalım…

Saygılarımızla…

AFYONKARAHİSAR BAROSU 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Hayati 5 yıl önce

Avukatların sorunlarına hiç böyle bakmamıştım. Dışarıdan farklı görünüyor. Afyon Barosu güzel ve ince bir tepki vermiş. Tebrikler.

Avatar
turan 5 yıl önce

Afyon Barosu yönetimini ve meslektaşları gönülden tebrik ederim. Avukatların ortak dertlerini çok güzel dile getirmişsiniz. Çözüme katkısı olur umarım.

Avatar
ADİL ÖZCAN 5 yıl önce

Meslektaşlarımı kutlarım. Gündeme getirdikleri hepimizin meslekte yaşadığı ciddi sorunlar. Bu böyle gitmez. Bütün barolar aynı şekilde ve sürekli tepki vermeli. Unutmayalım:Ağlamayan çocuğa meme verilmez!

Avatar
Orhan NUGAY 5 yıl önce

afyon barosu yönetimini ve ona destek veren değerli meslektaşlarımı bu anlamlı ve bir o kadarda yaşamsal çıkıştan ötürü kutlar, verdikleri bu mücadelenin başka barolara da örnek olmasını diliyorum.
sizleri yürekten destekliyorum.