Avukatları terleten, hakimi gülümseten duruşma!
Genelde yetki belgeli, 'tek kullanımlık' avukatlar, duruşmaya dosyadan bihaber girer bizim ülkemizde. Hâkim de kendisiyle aynı durumda olduğundan pek sıkıntı çıkmaz. Karşı tarafın zavallı avukatı dosyayı anlatmak için bir taraflarını yırtsa da, 'Sonra yazılı beyanda bulunursunuz avukat bey/hanım' duvarından öteye geçemez.

Geçen hafta bir avukat arkadaşın ricasını kıramayıp yetki belgesiyle yine bir duruşmaya girmek zorunda kaldım. Dosyaya sunulan dilekçeleri, duruşma tutanaklarını falan istediysem de, yarım yamalak duruşma bilgileri ve yetki belgesini zar zor kendime göndertebildim. Sanırsınız karşı tarafın avukatı, o yüzden bilgi saklıyor!  Sağ olsun arkadaşım gerekli belgeler yerine akıl vermeyi tercih etti: “Abi, ‘önceki beyanlarımızı tekrar ederiz’ der geçersin. Hâkim birkaç aya emekli olacakmış zaten, pek ilgilenmiyor dosyayla.”

Ben yine de temkinli bir avukat olduğumdan duruşmaya yarım saat erken gidip dosyayı okumaya karar verdim. Ancak gittiğimde ne göreyim, bizim arkadaş duruşma saatini de yanlış vermiş. Duruşmaya ancak mübaşir adımızı okurken yetişebildim. Duruşma salonuna girerken dikkat ettim, karşı tarafın avukatının elinde de sadece yetki belgesi var, dosya yok. Ben biraz rahatladım tabii. Demek ki eşit güçlerin savaşı olacak. Ya da güçsüzlüğün! O davalı tarafına geçer geçmez, ben de davacı koltuğuna kuruldum.

Hikâyenin bundan sonrası tam bir felaket. Bizim, birkaç aya emekli olacak dediğimiz hâkim, meğer çoktan emekli olmuş. Onun yerine icra mahkemesine bir ağır ceza hâkimini atamışlar. Daha doğrusu atalamışlar! İktidara muhalif hâkimlerin alt mahkemelere sürüldüğünü duymuştum da, icra mahkemesi nedir yahu? Bildiğiniz, tam oyunu bitiriyorum derken bilgisayar resetlenmiş.

Hâkim ağır cezadan olunca işler yavaş yavaş karışmaya başladı tabii. Davacı taraf olmam sebebiyle, öncelikle sorularını bana yöneltti: 

- Beyanınız avukat bey? 
+ Eski dilekçelerimizi tekrar ediyorum.
- Eski dilekçelerinizde ne demiştiniz? 
+ Davamızın kabulünü talep etmiştik.
- Sebep? 
+ Haklı olduğumuzdan.
- Haklı olduğunuz sonucuna nereden vardınız? 
+ Dosyadan.

Diyalog, dosya hakkındaki bilgisizliğimin etkisiyle “balta kesti, suya düştü, inek içti” şeklini alınca hâkim dayanamayıp sırıtmaya başladı. O sırıtınca, onun arkasından karşı tarafın avukatı. Ancak sıranın sırıtık avukata geçmesi pek uzun sürmedi.

- Siz ne diyorsunuz avukat bey? 
+ Biz de eski dilekçelerimizi tekrar ediyoruz.
- Ama dosyaya hiç dilekçe sunmamışsınız ki.

İşte tam bu noktada, biz dosyadan ne kadar bihabersek, hâkimin de bir o kadar dosyaya hâkim olduğunu anladık. Hâkimin sırıtışı gülmeye dönünce, ben de bir yandan gülerek yardırdım:

“Daha dosyada dilekçeleri yok, bir de onu tekrar ediyorlarmış.” Hâkim tekrar avukata dönünce, ellerimle kibar bir şekilde “koyduk mu çocuğu” işareti yapmayı da ihmal etmedim. Avukat bozulsa da devam etmek zorunda kaldı.

+ O zaman davanın reddini talep ediyoruz.
- Sebep? 
+ Haksız olduğu için.
- Neden haksız olduğunu düşünüyorsunuz? 
+ Haklı olmadığından.

Ben yine burada yırtık dondan çıkar gibi lafa girdim: “Böyle açıklama mı olur hâkim bey, allasen.” Sanki benim cevaplarımın farkı vardı. Duruşma değil, bildiğiniz ilkokul üçüncü sınıf sene sonu müsameresi! Ancak ben tam “kazandık davayı” diye düşünürken hiç olmayacak bir şey oldu. Karşı tarafın avukatı, “Şirketimiz Fiti Fiti A.Ş...” ifadesiyle yeni bir cümle denemesi yapınca hâkim bir an irkildi. Meğerse diğer avukat davacı, bizse davalı vekili değil miymişiz? Bilgi eksikliğimiz, duruşmaya geç kalma stresiyle birleşince kendimize en yakın (ve de yanlış) olan koltuklara oturuvermişiz anlayacağınız. Hâkim yer değiştirtip tekrar başladı sorguya. Taze davacı, karşı taraf vekilinden başladı:

- Şimdi ne diyeceksiniz?
+ Haklı davamızın kabulünü talep ediyoruz tabii ki hâkim bey.

Bu cevabı alınca hâkim bu kez kahkaha atmaya başladı. Bildiğiniz gözünden yaş geliyor. Sabah eğlencesi olduk adama iyi mi! Çok üstelemeyip bana döndü sonra. Anladım ki, asıl benim ne diyeceğimi merak ediyor. O esnada karşı taraf avukatının elleriyle yaptığı nezaketsiz hareketi dudaklarından dökülen fısıltı şeklindeki “haşırt the blackboard” lafı ile tamamladığını gördüm. Terbiyesiz adam işte, meslektaşa yapılacak hareket mi bu! Hâkim sordu:

- Siz ne diyorsunuz avukat bey? 
+ Önceki beyanla... (Burada beyanımızın falan olmadığını hatırlayarak) Davanın reddini talep ediyoruz.
- Sebep? 
+ (Buna ne cevap verilir ki?) Dava haksız olduğundan.
- Biraz önce dava çok haklıydı ama? 
+ (Yüzsüzce Dursun’un, aşağıda çalışan Temel’i minareye çağırdığı esnada aşağı inip karısını “öptüğü”, sonra da vallahi buradan böyle gözükmüyormuş dedirttiği müstehcen fıkraya atıf yaparak) Karşı masadan öyle görünmüyordu ama bu tarafa geçince hakikaten davanın haksız olduğu anlaşılıyor.

Hâkim bildiğiniz dinlene dinlene dövdü bizi. Sorular biraz daha devam etse, iki avukat birbirimize sarılıp salya sümük ağlayacaktık da, acıyıp durdu. “Velileriniz gelsin” der gibi, bir sonraki duruşmaya dosyanın asıl avukatlarını çağırmamızı tembihledi.

Hani Temel’e darağacında son sözünü sormuşlar, “Ha bu da bağa ders olsun” demiş ya; ben de duruşma çıkışı, iş işten geçip rezil olduktan sonra, bir daha yetki belgesi ile bilmediğim dosyanın duruşmasına girmeye tövbe ettim. Ancak aradan iki dakika geçti geçmedi, bizim avukat arkadaşlardan bir diğeri aradı: “Abi geçen gün senin duruşmaya girmiştim ya, bu sefer de benim sana işim düştü. Haftaya salı günü Kartal Adliyesi’nde olacaksan bir duruşmaya girmeni rica edecektim.” Arkadaş, nasıl bir batağa düşmüşüz biz! Mafyadan beter anasını satayım; giriş var, çıkış yok! Bir kere bulaştın mı bu işlere, imkân yok kendini kurtaramıyorsun.  

Bugün günlerden salı. Bilin bakalım neredeyim?

>> Duruşma için şehir dışına giden avukatın başına gelmeyen kalmadı!
 
Av. Ozan Gülhan

(Kaynak: Solhaber)
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Mercan 3 yıl önce

avukatliga tövbe edip, mizah yazmalisiniz hocam! )) sabah sabah gözlerimden yaslar akti gülmekten)))

Avatar
Yetkin Avukat 3 yıl önce

üstad yaktın bizi!!
(yetki belgeli avukatlar derneği)
:))

Avatar
yetki belgeli avukat 3 yıl önce

iki kez yetki belgesi ve kafamda deli sorularla (davanın büro dosyası yok) duruşmaya girdim, ikisinde de hakimin bana bir şey soracağı tuttu. birinde duruşma öncesi mübaşirden dosyayı isteyip incelediğim için duruşma sırasında hakimin kürsüsündeki dava dosyasından kendisine cevabı gösterdim; diğerinde ise yine duruşma öncesinde karşı taraf avukatının dosyasını inceleyip (sağolsun) duruşma sırasında karşı kürsüye geçiş yaparak oradan okumak suretiyle yanıtladım (!). her iki hakimin de insafına kalmıştım ve beni bozmadılar. avukat yetki belgesiyle girebilir; meslektaşının acil işi çıkmıştır, yetişememiştir veya çalıştığı hukuk bürosunda öyle bir dosya ve detay bilgi yoktur... bir şeyi hiç yapmamaktansa, yapmak için başka bir şeyi göze almak da aslında bir özendir; anlayışlı olmak da...

Avatar
allaha havele edelim sizi 3 yıl önce

ama utanmadan insanların paralarını alırsınız değil mi. gariban emekçinin köylünün dul mu yetim mi bakmazsınız bile. parayı alır sonrada boğaz kenarlarında kahvelerinizi içersiniz en cici kıyafetlerinizle bilmem kaç paralık telefonlarınızla güneş gözlüklerinizle. hiç içinizde sızlamaz hiç yüzünüzde kızarmaz. nica canlar yaktı meslektaşlarınız bunun vebali kime. hayatım boyunca avukatlığı yalan söyleme mesleği gördüğüm ve dürüstlerin pek yaşama şanlslarının olmadığını gördüğüm için sizin meslektaşınız olmamayı tercih ettim. iyiki de böyle yapmışım

Misafir Avatar
Avukat s. 3 yıl önce

Bu düşünceler ile zaten meslektaşımız olamazsınız. Avukatlık analitik, çok yönlü düşünme yeteneği gerektiren bir meslektir.
Asil avukatlar işi olduğu için gelememiş, davanın düşmemesi için yetki belgesi ile meslektaşını göndermiş.
Kimi celselerde artık beyan tekrarı yapmaktan başka şey yapılmadığından (ki bu bizden değil sistemden kaynaklanıyor gereksiz yere zaman kaybı yaşıyoruz) yetki belgesi ile duruşmaya girilebilir.
Sizin o gördüğünüz kahve içen meslektaşım da eminim ki kazandığı bir davayı kutluyor ya da sobraki celsede ne yapacağını düşünüyordur...
Tabii sizr gore 3 kuruş ödediğiniz avukat işçiniz olduğu için 24 saat sizin işinizi düşünmeli hatta gece 2 deki aramalarınıza cevap vermelidir...

Beğenmedim! (9)
Avatar
Gökhan Bursalı 3 yıl önce

ozan beyi kutluyorum.çok güzel yazmış.i̇yi ki operatör doktorlarda yetki belgesi usulü yok.kimimizin bir tarafı kesilmiş, kimimize yeni organ takılmış olarak duruşmalardan pardon ameliyatlardan çıkmış olabilirdik..

Avatar
seher 3 yıl önce

hakim olmayanlar da gülebiliyorsa tüm apartman inledi, son bir hamleyle yerde sürünerek kapıya ulaşıp oksijen aldığımda halen gözümden yaş geliyordu.

Avatar
Rambo 3 yıl önce

mübaşire sordunmu dosyanın rontgenini verir sana hem de panoromik

Avatar
mehmet sinan yavuz 3 yıl önce

Bu yine iyi. Aynı şekide iki avukat karşılıklı başka dosyaya girmiştik. Bunu ne biz ne hakim ne de yanlış girdiğimiz dosyanın esas avukatları farketmişti.