Okur'dan istinaf mahkemeleri açıklaması

Zafer TOKUŞ- Aziz GÜVENER/ SAPANCA(Sakarya)(DHA)-


Hakim ve Savcılar Yüksek Kurulu üyesi İbrahim Okur Sapanca Güral Otelde dün başlayan Sakarya, Kocaeli, Bolu, Düzce, Bartın illerinden gelen hakim ve savcıların katıldığı ’yargıda durum analizi’ konulu toplantının bugünkü oturumu öncesinde gazetecilere açıklamalarda bulundu. Toplantıların amacını anlatan Okur, bu toplantılarda son günlerde gündeme gelen yargıdaki tıkanmaların önünü açmak için hakim ve savcılardan çeşitli görüşler geldiğini söyleyerek "’Bu toplantıları basına kapalı yaptık " diyerek şöyle devam etti:

YOL HARİTASI ÇIKARDIK

"Şu anda 3’üncü haftadayız. Türkiye’yi 16 bölgeye böldük. Her hafta sonu kurul üyeleri olarak 4 bölgeye dağıldık. 4 bölgede toplantılar düzenliyoruz. Bu hafta Sakarya, Adana, Samsun ve Trazon’dayız. Şu an itibariyle 12 bölgeyi tamamlamış bulunuyoruz. Son 4 yerle birlikte toplantılarımız sona erecek. Toplam bin 200 hakim ve savcıyla bu çalıştayı yapıyoruz. Ayrıca gittiğimiz yerlerde bölgedeki illeri ziyaret ediyoruz. Dün ben Bolu ve Düzce adliyesine gittim. Bir arkadaşımız Kocaeli ve Gebe Adliyesi’ndeydi. Sakarya Adliyesi’nde toplantı yaptık. Mümkün olan en çok sayıda hakim ve savcıyla görüşerek yargının sorunlarına ilişkin meslektaşlarımızın görüş ve önerilerini aldık. Kendimize bundan sonra atacağımız adımlar için bir yol haritası çıkardık. Toplantıları bu amaçla düzenliyoruz."

HSYK’nın yeni, 2.5 aylık bir kurul olduğunu belirten İbrahim Okur, yargının sorunları ve yapılması gerekenler konusunda meslektaşlarının görüşlerini aldıklarını söyledi. Okur, "Burada tartışılan konuların tamamı kurulumuzun görev alanına giren konular değil. Kurulumuzun görevi Anayasa ve yasalarda bellidir. Ama biz çözüme dönük olarak gerek ,hükümet gerek parlamentoya neler önerebiliriz, yargının sesi ve temsilcileri olarak neler önerebileceğimizi de ortaya koymak için bu toplantıları yapıyoruz. Bu toplantıların sonunda Ankara ve İstanbul toplantıları olacak. Önümüzdeki hafta İzmir’de başsavcı ve komisyon başkanlarıyla toplantılar yapılacak" dedi.

AKADEMİSYENLE BİR ARAYA GELECEĞİZ

İbrahim Okur Türkiye genelinde süren toplantılar sonrasında Ankara’da durum değerlendirmesi yapacaklarını da belirterek sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bu çalışmaların sonunda Ankara’da yapacağımız büyük bir toplantıda akademisyenlerle birlikte değerlendirip yasal düzenleme gerektirenler konusunda, yasal düzenleme kurul olarak yapabileceklerimiz konusunda ilke, karar, yönetmelik hükümet ve parlamentodan taleplerimiz varsa, özellelikle usül kanunlarıyla ilgili ciddi öneriler geldi şu ana kadar. Yargılamanın hızlandırılması, yargının etkinliği, etkililiği makul süre ve adil kararlar verilmesi noktasında arkadaşlarımızın çok ciddi önerileri var. Uygulayıcıları dinlemeden, görüşlerini almadan doğru adımlar atılamayacağını düşünüyoruz. Şu ana kadar ortaya çıkan tablo da yanılmadığımızı gösterdi. Uygulayıcı arkadaşlarımız sorunlar bire bir yaşayan insanlar. Onların çözüm önerilerini aldık. Görüşlerini değerlendirip bir rapor haline getireceğiz ve sonraki aşamada gerek hükümetten, gerek Adalet Bakanlığı’ndan bu konuda yasal düzenlemeler yapılmasını isteyeceğiz. Toplantılarımız bu programda devam ediyor."

EVET ADALET GEÇ TECELLİ EDİYOR

İbrahim Okur CMK’nın 102’nci maddesi gereği gerçekleşen tahliyelerle ilgili bir soru üzerine şunları söyledi:"Yargıda hız noktasında bir sıkıntı olduğu hepimizin malumu. Yargılamalar çok uzun sürüyor. Adalet geç tecelli ediyor. Bu noktada ne yapabiliriz diye kurul olarak ilk haftalarda bu toplantıları planladık ve 24 Aralık’ta ilk bölge toplantısına başlamıştık. 1 Ocak’ta ortaya çıkan durumla toplantılarımız arasında doğrudan bir ilişki yok."

Okur Yargıtay’da dairelerin artırılması yönündeki soruyu ise "Yasal düzenleme gerekiyor bunun için. Eğer yasal düzenleme yapılırsa HSYK’nın görevi sadece seçim yapmak. Yasal düzenleme yapılırsa yasal gereğini yaparız" diye cevaplandırdı.

İSTİNAF MAHKEMELERİ

İbrahim Okur en çok tartışılan konulardan biri olan ve kurulması gündeme gelen istinaf mahkemeleriyle ilgili olarak da şunları söyledi:

"İlk iki haftadaki ve bu haftadaki toplantılarımızda arkadaşlarımızın bu konuda ciddi istekleri var. Çünkü ortalama yargılama sürelerine baktığımızda ilk derece mahkemeleriyle Yargıtay arasında neredeyse iki kat oranında farklılık var. Gerçekten de çok ağır bir iş yükü var. İstinaf mahkemeleri hayata geçirilemedi. Zira ilk derece mahkemelerinde iş yükü azımsanamayacak kadar çok. Yaklaşık 6 milyon dava dosyasına bakılıyor. 6 bin hakim 6 milyon dosyaya bakıyor. 6 milyon hazırlık evrakına 4 bin savcı bakıyor. İlk derece mahkemelerinin de rahat olduğunu söyleyemeyiz. Bizim önerimiz şu kurul olarak. ’Yargıya intikal eden işleri azaltıp bir kısım işleri yargı dışı çözüm yollarıyla çözelim. Öncelikle yargıya nefes aldırdıktan sonra istinaf mahkemelerini kuralım.’ Eğer bu aşamada hiçbir tedbir almadan istinaf mahkemelerini kurarsak, hem ilk derece mahkemelerinde ciddi manada sıkıntı olacak, hem istinaf mahkemelerinin ölü doğma ihtimali var. Bu toplantıların bir amacı da bu."

Yargıdaki işleyiş konusunda da bilgiler veren Okur, "Mesela veraset ilamını sulh hukuk mahkemeleri veriyor. Bu bir belgedir. Nüfus müdürlükleri ve noterler verebilir. İtirazı olan mahkemeye getirebilir. Bakaya suçlarına sulh ceza mahkemeleri bakıyor. Küçük ilçelerde bile 500-600 dosya geliyor bakaya suçlarından. Bu yargılamayı gerektiren bir suç mudur değil midir? İdari para cezasıyla halledilemez mi? İlgili çağırıldığı zaman askere gelmemiş, bundan olayı somut bir olay, para cezasını verirsiniz, silah altına alındığında belki cezayı kaldırabilirsiniz. Bu tür somut adımlar atılması gerektiğini düşünüyoruz. Asliye Ceza, Sulh Ceza ayrımının, Asliye Hukuk, Sulh hukuk ayrımının kaldırılması, asliye ceza mahkemelerinde savcıların bulunma zorunluluğunun olup olmaması gibi çok pratik şeyler yapılabilir" dedi.

ASLİYE CEZA MAHKELELERİNE SAVCI KATILMASIN

HSYK üyesi Okur hakim ve savcıların da bu konudaki düşüncesi hakkında ise "Şu ana kadar ortaya çıkan tablo asliye ceza duruşmalarında, savcı bulunmasa da olur noktasında. Savcı istiyorsa katılabilsin. Ama zorunlu olmasın istiyoruz. Bu şekilde bin 200 savcıyı doğrudan soruşturmalara yönlendirme imkanı olacak. Soruşturma evrelerini kısaltma imkanı olacak. Buna benzer önerilerimiz var. Küçük adliyelerin birleştirilmesi gündeme gelebilir. Başka öneriler olabilir. Bu çalışmaları kendimize 4 yıllık süreç için bir yol haritası çıkarmak amacıyla yaptık. Yargının yetkin, etkili, adil, hızlı ve makul sürede işlemesi için bu noktada üzerimize düşeni yapmaya çalışıyoruz" dedi.

HSYK üyesi İbrahim Okur adliyelerin yükünü hafifletmek için karakolda uzlaşma formülünün de gündeme geldiğini belirterek sözlerini şöyle sürdürdü:

"Uzlaşma müessesi aslında hukukumuza girdi. Ama uzlaşma görevi de hakim ve savcıya verildiği için hakim ve savcının yükünü hafifletmiyor. Eğer uzlaşma olacaksa bu adliye dışında olmalı. Bunu avukatlar yapabilir, karakol da olabilir. Hakim savcı uzlaşma yapacaksa onların yükünü kaldırmaz. Yeni ek yük getirmiş olur. Bazı müesseselerin tartışılması gerektiğini düşünüyoruz."


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
adliyeci 7 yıl önce

Bu konular her zaman tartışılıyor ama bir türlü uygulanmadı mesela verasetleri nüfüs yada noterin vermesi bunun gibi hep tartışmada kaldı kimse elini taşın altına koymak istemiyor umarım bu düzenlemeler bir an önce uygulamaya geçer

Avatar
Kazım Oruççu 7 yıl önce

Büyükçemece ilçesi nüfusu: 170.000 = Toplam 8 sulh ceza mahkemesi.
Ankara ili nüfusu: 4.500.000 =Toplam 14 sulh ceza mahkemesi (!)

Ankara Adliyesinin halini düşünebiliyor musun ? Hele ki 4 buçuk milyonluk bir şehirde meydana gelen suç üstü olaylara ilişkin olarak yürütülen ve günlük işleyen nöbetçi mahkeme işlerinde bir mahkemenin 24 saatte çektiği çileyi siz düşünün.

Sulh ceza mahkemeleri, adeta çek senet mafyası gibi çalışıyor, milletin ödeyemediği borcunu para cezası (dolaylı olarak hapis) yoluyla tahsil etme yerine dönmüş vaziyette. Bir sulh ceza mahkemesine gelen dava dosya sayısı yılda 4.000 civarında, bir-bir buçuk yıl sonraya verilen duruşmalar artık bize normal geliyor ama vatandaşın ağzı açık kalıyor.

Ceza değişik iş talepleri, tekzip talepleri, idari para cezası itirazları ise gani gani tevzi bürosundan mahkemelerin tepesine yağıyor... Hakim duruşmasını mı yapacak , nöbetini mi tutacak, arama kararını mı inceleyecek, dosyasını mı inceleyecek...