Yargıçlar Sendikası'ndan çok sert açıklama: 'HSK'NIN VARLIĞINI REDDEDİYORUZ'
HSK 1. Dairesince düzenlenen yaz kararnamesiyle 780 hakim ve savcının yeri değişti.

Kararnameyle Yargıçlar Sendikası üyesi hakim ve savcılar hakkında “sürgün “olarak değerlendirilen atama kararları verildi. Bunun üzerine Yargıçlar Sendikası, kararnameye ilişkin yazılı açıklamada bulundu.

“16 Nisan tarihli şaibeli referandumun ürünü, iktidar partisi genel başkanı ve milletvekilleri tarafından belirlenen HSK ilk tasarrufunu 3 Temmuz günü yapmıştır” denilen açıklamada şu ifadeler yer aldı:  

“ON BEŞ ÜYEMİZİN GÖREV YERLERİ DEĞİŞTİRİLMİŞTİR”

“Daha önce açıklanan takvime göre 11 Temmuzda sonuçlandırılarak ilan edilmesi gereken kararname 2 Temmuz ruhuyla yapılan çalışma sonucunda 3 Temmuz'a yetiştirilmiştir.

7 Haziran'da göreve başlayan HSK'nın iş bölümünü yapıp yeni genel sekreteri seçip 16 Haziran'da göreve başlatıp, araya bir bayram tatilini de katıp 3 Temmuz'da ilan etmesi bize bu kararnamenin başka bir mutfakta hazırlanıp HSK tarafından servis edildiği izlenimini vermektedir. 

780 kişilik bu kararnameyle yargıçlık teminatı ve yargının bağımsızlığı, hukukun üstünlüğü ilkeleri bir kez daha katledilmiştir.

Altısı Yönetim ve Denetim Kurulu üyesi olmak üzere on beş üyemizin görev yerleri istekleri dışında değiştirilmiştir. Üyelerimizin mesleki kıdemleri, başarı durumları, eski ve yeni görev yerleri kıyaslandığında bu atama işleminin esasen bir sürgün olduğu her türlü izahtan varestedir.”

“YARGIDA BİRLİK'İN KULLANIŞLI ORTAKLARININ TASFİYESİ”

Yargıçlar Sendikası’nın açıklamasında “Her zaman olduğu gibi özgür ruhlu, bağımsız, tarafsız yargıç ve savcıların atamalarına sıra geldiğinde liyakat, kıdem, deneyim gibi ilkeler yine gözardı edilmiş, adeta düşman ceza hukuku uygulanmış, Sendikamız üyesi meslektaşlarımız ve aileleri darmadağın edilmişlerdir” denilerek şu açıklama yapıldı:

“Sadece Sendika üyelerinin değil muhalif kimliğiyle bilinen, siyasi iktidar gibi düşünmeyen yargıç ve savcıları sürgüne tabi tutan bu kararname, aynı zamanda siyasi iktidarın yargı örgütlenmesine vurduğu ağır bir darbedir. Örgütlü demokrasiye, düşünce ve ifade özgürlüğüne, bağımsız yargıya, adil kararlara tahammülsüzlüğün açık bir örneğidir.

Çoğu 2014 HSYK'sı tarafından atanan 33 Cumhuriyet Başsavcısının, bir o kadar Ağır Ceza Mahkemesi Başkanının görev yerlerinin hiç bir gerekçe gösterilmeden değiştirilmesi, tıpkı eski ortak cemaatin tasfiyesi gibi, milli yargı iktidarını amaçladığını iddia eden Yargıda Birlik'in kullanışlı ortaklarının tasfiyesi bir devrin kapanışının ifadesi, yeni bir dönemin başladığının ilanıdır.  

Ne yazık ki bu dönemde adaletten, hak ve hukuktan, bağımsız ve teminatlı yargıçtan, yargı örgütlenmesinden, düşünce ve ifade özgürlüğünden bahsetme olanağı bulunamayacaktır.”

“HSK'NIN VARLIĞINI VE MEŞRUİYETİNİ REDDEDİYORUZ”

“Partili HSK'nın 3 Temmuz tarihli kararnamesi yargıçlık teminatının, sendikal güvencenin ihlal edilmesi, yargı bağımsızlığı ve hukukun üstünlüğü ilkelerinin yerle bir edilmesi gerçekliği nedeniyle aynı nitelikli 19 Haziran 2011 tarihli Cemaat-Hükümet HSYK kararnamesinin bir devamıdır” denilen açıklama şöyle sonlandırıldı:

“Yargıçlar Sendikası olarak her türlü insani değeri hiçe sayan, hak ve hukuktan yoksun, şövalye ruhlu yargıç ve savcıların sadece kendilerini değil ailelerini de cezalandırmayı amaçlayan, değerler yoksunu HSK'nın 3 Temmuz tarihli kıyım kararnamesini kabul etmiyoruz.

Yargıç ve savcıları iktidara ram etmeyi amaçlayan, siyasi iktidarın talimatıyla düşünen, iktidarın düşüncelerini emir telakki eden HSK'nın varlığını ve meşruiyetini reddediyoruz.

Tüm yargıç ve savcı meslektaşlarımızı siyasi iktidarın baskısına karşı yargının bağımsızlığını, hukukun üstünlüğünü ve yargıçlık güvencesini savunmak, haksızlıklara karşı çıkmak için Yargıçlar Sendikasında örgütlenmeye çağırıyoruz.”


Yapılan basın açıklaması şöyle;

3 TEMMUZ 2017 KARARNAMESİ BASIN AÇIKLAMASI

16 Nisan tarihli şaibeli referandumun ürünü, iktidar partisi genel başkanı ve milletvekilleri tarafından belirlenen HSK ilk tasarrufunu 3 Temmuz günü yapmıştır.

Daha önce açıklanan takvime göre 11 Temmuzda sonuçlandırılarak ilan edilmesi gereken kararname 2 Temmuz ruhuyla yapılan çalışma sonucunda 3 Temmuz'a yetiştirilmiştir.

7 Haziran'da göreve başlayan HSK'nın iş bölümünü yapıp yeni genel sekreteri seçip 16 Haziran'da göreve başlatıp, araya bir bayram tatilini de katıp 3 Temmuz'da ilan etmesi bize bu kararnamenin başka bir mutfakta hazırlanıp HSK tarafından servis edildiği izlenimini vermektedir. 

780 kişilik bu kararnameyle yargıçlık teminatı ve yargının bağımsızlığı, hukukun üstünlüğü ilkeleri bir kez daha katledilmiştir.

Altısı Yönetim ve Denetim Kurulu üyesi olmak üzere on beş üyemizin görev yerleri istekleri dışında değiştirilmiştir. Üyelerimizin mesleki kıdemleri, başarı durumları, eski ve yeni görev yerleri kıyaslandığında bu atama işleminin esasen bir sürgün olduğu her türlü izahtan varestedir.

Her zaman olduğu gibi özgür ruhlu, bağımsız, tarafsız yargıç ve savcıların atamalarına sıra geldiğinde liyakat, kıdem, deneyim gibi ilkeler yine gözardı edilmiş, adeta düşman ceza hukuku uygulanmış, Sendikamız üyesi meslektaşlarımız ve aileleri darmadağın edilmişlerdir.

Sadece Sendika üyelerinin değil muhalif kimliğiyle bilinen, siyasi iktidar gibi düşünmeyen yargıç ve savcıları sürgüne tabi tutan bu kararname, aynı zamanda siyasi iktidarın yargı örgütlenmesine vurduğu ağır bir darbedir. Örgütlü demokrasiye, düşünce ve ifade özgürlüğüne, bağımsız yargıya, adil kararlara tahammülsüzlüğün açık bir örneğidir.

Çoğu 2014 HSYK'sı tarafından atanan 33 Cumhuriyet Başsavcısının, bir o kadar Ağır Ceza Mahkemesi Başkanının görev yerlerinin hiç bir gerekçe gösterilmeden değiştirilmesi, tıpkı eski ortak cemaatin tasfiyesi gibi, milli yargı iktidarını amaçladığını iddia eden Yargıda Birlik'in kullanışlı ortaklarının tasfiyesi bir devrin kapanışının ifadesi, yeni bir dönemin başladığının ilanıdır.

Ne yazık ki bu dönemde adaletten, hak ve hukuktan, bağımsız ve teminatlı yargıçtan, yargı örgütlenmesinden, düşünce ve ifade özgürlüğünden bahsetme olanağı bulunamayacaktır.

Partili HSK'nın 3 Temmuz tarihli kararnamesi yargıçlık teminatının, sendikal güvencenin ihlal edilmesi, yargı bağımsızlığı ve hukukun üstünlüğü ilkelerinin yerle bir edilmesi gerçekliği nedeniyle aynı nitelikli 19 Haziran 2011 tarihli Cemaat-Hükümet HSYK kararnamesinin bir devamıdır.

Yargıçlar Sendikası olarak her türlü insani değeri hiçe sayan, hak ve hukuktan yoksun, şövalye ruhlu yargıç ve savcıların sadece kendilerini değil ailelerini de cezalandırmayı amaçlayan, değerler yoksunu HSK'nın 3 Temmuz tarihli kıyım kararnamesini kabul etmiyoruz.

Yargıç ve savcıları iktidara ram etmeyi amaçlayan, siyasi iktidarın talimatıyla düşünen, iktidarın düşüncelerini emir telakki eden HSK'nın varlığını ve meşruiyetini reddediyoruz.

Tüm yargıç ve savcı meslektaşlarımızı siyasi iktidarın baskısına karşı yargının bağımsızlığını, hukukun üstünlüğünü ve yargıçlık güvencesini savunmak, haksızlıklara karşı çıkmak için Yargıçlar Sendikasında örgütlenmeye çağırıyoruz.

Kamuoyuna saygı ile duyuruyoruz.

​​​​​​​​​YARGIÇLAR SENDİKASI

 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.