Çeke hapis cezası kalkıyor

ANKARA- Çekleri karşılıksız çıktığı için cezaevi yolu görünenlerin dava dosyalarında gün geçtikçe artması yargıyı yıldırdı. Yargıtay safhasında olan dava sayısı 217 bini bulurken, bu yılın ilk 7 ayında Merkez Bankası’na bildirilen karşılıksız çek adedinin 306 bin 740 olması hükümeti, karşılıksız çek düzenlemenin hapis cezasına dönüşmesine yol açan yasayı değiştirmeye itti.

Hükümet, 2009 Aralık ayında değiştirdiği ‘Çek Kanunu’nda yeniden değişiklik yapmaya hazırlanıyor. Kanuna göre, düzenlenen çekin karşılıksız çıkması halinde çeki düzenleyen hakkında açılan kamu davasında, her bir çekle ilgili olarak 1500 güne kadar adli para cezası uygulanıyordu. Adli para cezasını ödemeyen veya ödeyemeyen kişi de bu cezasını hapis yatarak çekiyordu. 10 bin liralık çeki karşılıksız çıkan kişi, bu kadar tutarda adli para cezası ödemezse 100 gün hapis yatıyordu.

Değişiklik önceki yıllara göre karşılıksız çıkan çek sayısında azalmaya neden olsa da dava sayısı yüz binlerden aşağıya düşmedi. Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğü’nün verilerine göre, Çek Kanunu’ndan kaynaklanan dava sayısı 2010’da 405 bin 704 oldu. Bu rakam aynı yıl özel kanunlar dolayısıyla ceza mahkemelerinde açılan dava sayısının yüzde 36,2’sini, toplam ceza mahkemelerinde açılan dava sayısının ise yüzde 12’sini oluşturdu. Yargıtay’da ise dairelerde 53 bin 544 ve Başsavcılık’ta yaklaşık 163 bin 621 olmak üzere toplam 217 bin 165 dosya bulunuyor. Şu anda bu suçtan hapiste bulunan ve ‘çek mahkûmu’ olarak tanımlanan kişi sayısının ise 8 bine yaklaştığı kaydediliyor.
 
Bu yıl da parlak gitmiyor
2011 yılının ilk 7 ayında bankalarca Merkez Bankası’na bildirilen karşılıksız çek adedi 306 bin 740. Hükümetin hazırladığı taslakta karşılıksız çek düzenlemenin tamamen yaptırımsız kalmaması için de ‘çek düzenleme ve çek açma yasağı’nın etkin bir şekilde uygulanması planlanıyor. Taslağın gerekçesinde, cezai yaptırımların hem cezayla karşıya karşıya kalan kişinin ‘ticari hayatı’nın bitmesine hem de yargıda dava yükü oluşturduğuna dikkat çekildi.

Yanlış uygulamadan vazgeçilmesi doğru
Ankara Barosu Vergi ve İdare Hukuku Kurulu Başkanı avukat Serkan Ağar, yanlış olan bir uygulamadan dönüldüğünü kaydederek “Öngörülen hapis cezasından, ceza politikası bakımından beklenen sonuç elde edilememiştir. Kişileri uzun bir süre hapiste tutmak, bu kişilerin çalışmasını, kazanç ve borç ödeyebilme fırsatlarını engellemekten başka bir işe yaramamaktadır” dedi. Ağar, uzun süreçte çek sisteminin de gözden geçirilmesi gerekliliği olduğunu kaydetti.



Radikal

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
burhan işcan 5 yıl önce

Nedense bu soruna hep salt hukuk açısından bakılmakta. Bu durum da amacı devleti fonlamak olan bankaların işine gelmektedir. Bu durumu sorun yapan, ve sürmesini sağlayan işin ekonomi boyutudur. Çek Mağduru dediğimiz borçlu ve alacaklı kitleleri "ucuz borç" tuzağının mağdurlarıdır. Dış borç ödemesi için başka dış borç bulamayan hükümet, dış borç ödemeleri için bankalarda oluşan mevduatta çare arayınca; bankalarda mevduat oluşması için kredi kartı ve çek mağdurlarının oluşmasına göz yummuştur. Bu durum devletin büyük ayıbıdır. Ekonomi batarsa hepimiz batarız demagojisi ile hukuksuzluk sürdürülmüştür. OLUŞTURULAN BUTLAN HUKUKU İLE SÜRDÜRÜLEN HUKUKSUZLUĞUN BİTMESİ İÇİN MAĞDURLAR İLLA AİHM E Mİ MÜRACAAT ETMELİ. Hani ANAYASA MAHKEMEMİZ? Bu ülkede toplum yararına yasa yapmayı bilen hukukcularımız yok muydu? 2008 YILINDA HAZIRLANMIŞ BİR TASLAK ORTAYA ŞİMDİ HAZIRLANMIŞ gibi aldatmacayla çıkıyorsa, bu yalanın kime ne faydası var? Söyleyeyim; TBMM üzerinde çıkar lobilerinin tahakkümü olduğu açık

Avatar
BURHAN İŞCAN 5 yıl önce

“Adalet anlayışımız saatlerimize benzer, hemen herkesin saati farklı gösteriri ama herkes kendi saatine inanır.”
Karşılıksız çek borçlusu, dayatma suç teorisi ile toplum efkar ve vicdanında “SUÇLU” gösterilmek istenmektedir. Hala da öyle. Oysa adalet herkese lazım.
5237 sayılı Türk Ceza Yasası “MASUMİYET KARİNESİ” nin gözetilmesini emreder. Bu yasanın 2. Maddesinde bulunan KIYAS YASAĞI ve yasanın 21. maddesinde bulunan KASTIN VARLIĞININ GÖZETİLMESİ esasları bu yüzdendir. Bu iki madde akla karayı ayrıştıracak yargılamanın esasıdır. Bu iki madde olmadan yapılan yargılamada elmalarla armutları bir toplamış olursunuz. Yolsuzluk ekonomisi politikaları dayatma suç teorisi ile karşılıksız çek suçları adında suç türü oluşturmuş ve bu suç türü içinde butlan hukuku oluşturan, özel çek yasası yargılaması icat edilmiştir.
Bu yargılama ile, şekli yargılama yapılmış, masumiyet karinesini gözeten yukarda sözünü ettiğim iki madde göz ardı edilmiş; “bir suça birden fazla ceza verilemez” ilkesi ile “suç ve ceza orantısı” ilkesi göz ardı edilmiştir.
Sorunun çözümüne çare arayan taraflar meseleye hep hukuk açısından bakmıştır.
Oysa sorunun sürmesini sağlayan, meselenin ekonomiyi ilgilendiren tarafıdır.
Devlet vatandaşına tuzak hazırlar mı?
Yolsuzluk ekonomisi politikalarının tuzaklarından olan çek ve kredi kartı ile devlet vatandaşına tuzaklar hazırlamıştır.
“Kafalarını kullanıp tuzağa düşmeselerdi.” Demagojileri bu tuzakları hazırlayanların kötü maksatlarını asla gizleyemiyor.
Türk Ceza Yasasının yürürlüğe girmesi ile birlikte bu yasanın beşinci maddesi de işleve girdi. Bu maddeye göre özel yasalarla belirlenmiş suçların ve cezalarının bu temel yasaya uyarlanması gerekiyordu. Bu ameliye önce 2006 sonuna, sonra 2008 sonuna bırakıldı. Hükümet şimdi yeni bir taslak diye lanse ettiği bu taslağı 2008 yılında bu maksatla hazırlattı. Ancak 2008 krizi (ekonomimiz %14.8 küçüldü), ve bu krizden çıkmaya katkı olacak IMF anlaşması olmayınca; çevir kazı yanmasın taktiğine geçildi. Karşılıksız çeki sorun yapan bankaların sorumsuzluklarıdır. Aynı sorumsuzluklar kredi kartında ve tüketici kredilerinde de yaşanmış; borçlanmanın önü açılmış, borç balonu şişirildikce şişirilmiştir. Devlet bankalarda mevduatın oluşması için vatandaşlara tuzaklar kurmuştur. (Devlet diyorum çünkü bu yasalar TBMM den çıkmış, Cumhurbaşkanı onaylamıştır.)
Hükümet dış borçlanma yerine iç borçlanmayı tercih edince bankaların bu sorumsuzluklarına göz yumulmuştur.
KÜRESEL EKONOMİK KRİZİN SEBEBİ AŞIRI BORÇLANMADIR.
Üretmeden tüketmeye alışkanlık, borçlanma tuzağının oluşumuna katkı sağlamaktadır. Ülkemizde butlan hukuku ile üretene darbe üstüne darbe vurulmaktadır, ki ülke değerleri üzerinde borçlanma ile ipotekler oluşsun.
Çek Yasası butlan hukuku örneklerinden en göze çarpanıdır. Karşılıksız çek nedeniyle; bağdan üzüm koparma amacı; icralar ve hacizlerle bağı talan etme, hapislikle bağcıyı ölmekten beter duruma sokma ameliyesine dönüşmüştür.

Peki düğün değil bayram değil, hükümet neden aceleyle yeni bir yasa yapma telaşına düştü?
1-Küresel ekonomik kriz bazı ekonomik tedbirlerin alınmasını zorunlu kılmaktadır.
2-AİHM Başvuruları.
Alınan ekonomik tedbirler bankaları huzursuz etmiştir. Bankalar uluslar arası sözleşmeleri bahane ederek hükümeti AİHM dayatması ile korkutmaktadır. Hükümet bu açmazdan çıkmak için, yani kendi oluşturduğu canavar fareyi yok etmek için adaleti ve hukuğu akla getirmiştir.
“Ekonomi batarsa hepimiz batarız” demagojisi ile oluşturulan butlan hukuku artık yok edilmek istenmektedir.
Canavar farenin önünden yemi yok etmekle ne kadar başarılı olunacaksa, adalete erişim o derece olacaktır.
Şike Davası ile birlikte açıkca ortaya çıkan bir durum var.
Üstünde hiçbir iradenin(cumhurbaşkanının bile) sözü olmayan TBMM miz üzerinde çıkar güçlerinin İPOTEĞİ olduğu gerçeği.
Neymiş? ADALET HERKESE GEREKLİ imiş. Görebilirmiyiz ab-ı hayat aktığın ejderhadan?

Avatar
BURHAN İŞCAN 5 yıl önce

Bankalar Birliği Eski Başkanı Özince’yi istifa etmeye zorlayan tedbirlerin ne olduğunu bilmeyenlere örnekler aşağıda yazılı. Ne demişti Bakan Babacan; “bizi polisiye tedbirler almaya zorlamayın.”
MAKSAT DEVLETİ BANKALARIN TEK, RAKİPSİZ VE RİSKSİZ MÜŞTERİSİ YAPMAK. ÇÜNKÜ ARTIK DIŞ KREDİ BULMAK ÇOK ZOR, HATTA İMKANSIZ.
Bazı Devlet Alacaklarına kısmi af getiren TORBA YASA nın çıkması sırasında Meclis'teki görüşmelerde, kredi alacaklara önemli uyarı çıktı. Yasa çıkar çıkmaz, bankaların riskli müşteriler için oluşturduğu "kara liste" genişleyecek. Borcundan dolayı elektriği, suyu ve gazı kesilen kredi alamayacak. Yani bu kişilere bankalar kredi musluğunu kesecek. Bu kişiler bırakın kredi almayı, kredi kartı sahibi bile olamayacaklar. İşte bu isimler; eskiden bankalarla kötü bir geçmişe sahip olanlarla aynı muameleyi görecek. Kısacası; borç karnesi kötü olanlar bankaların kredi sınavını aşamayacak. Yani müşterilerin kredi geçmişlerinin yanı sıra, elektrik, su, doğalgaz ve telefon borçlarını zamanında ödeyip ödemediklerine de bakılacak. Kira borcunu düzenli ödemeyenler ve para için tefeci yolunu tutanlar da bankaların kara listesine girecek. Özetle; günlük hayatın hemen her alanında artık borca sadakat şart.. Vatandaşın borcuna sadık olup olmadığını ise Merkez Bankası takip edecek. Bu borç kayıtlarına ulaşmak için; Telekom, GSM şirketleri, elektrik, doğalgaz ve su idareleriyle protokol imzalanacak. Yeni dönemde risk kayıtları TC numarası ile takip edecek. Bu yeni uygulama sayesinde isim benzerliğinden dolayı, borcuna sadık kişilerin uğradığı mağduriyetler de son bulacak.


http://www.kure.tv/webtv/803-haber/borc-affi-geldi-ama-bankalarin-kara-listesi-buyuyecek/4896-Bolum/81564/
Örnek son haber:10 bin lira limit belirlenen bir vatandaş, bunu ister tek bankadan, isterse 5 ayrı bankadan 2 biner TL limitli kartlarla kullanabilecek. Bu limiti aşmak söz konusu olmayacak. 2011 yılında 200 milyar TL’yi aşan bireysel kredi kartı borçları, ekonomi yönetimini bu konuda önlem almaya itti. Son dönemde kredi kartı borçlarında yaşanan ödeme güçlüğü ve bu konuda artan şikâyetler üzerine Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK), kredi kartlarında, “tek limit” uygulamasını hayata geçiriyor.
2012 başında hayata geçirilecek düzenleme ile kredi kartı sahiplerinin gelir durumları, mülkiyet bilgileri, ailedeki çocuk sayısı, tüketim ve harcama alışkanlığı gibi bilgiler göz önünde bulundurularak kredi kartları merkezi tarafından, “tek bir limit” belirlenecek. Tüm bankaların ulaşımına açık olacak bu limit, vatandaşa verilecek kredi kartlarına da referans oluşturacak.

Avatar
enes bulut 5 yıl önce

ha gayret artık cıksın şu yasda saklanmayıp calışıp borcumuzu ödeyelim