Robot öldürürse cezasını kim çekecek?
 Yapay zeka ve bilişim alanındaki gelişmelere bağlı olarak robotların sanayi, hizmet ve tarım sektörlerinde kullanım yoğunluğu giderek artıyor. Bu gelişmeye bağlı olarak insan-robot etkileşimindeki etik ya da ahlaki sorunların, yakın gelecekte bilimkurgudan gerçek dünyanın meseleleri haline gelmesinin kaçınılmaz olduğu belirtiliyor.

Robotların sanayiden hizmet ve tarım sektörlerine doğru yayılması, "yapay zekalarının" da giderek gelişmesi, bu cihazların giderek "özerk" hareket etmeleri anlamına geleceği için bu gelişmiş ürünlerin faaliyetlerine dair etik kuralların ne olacağına dair tartışmaların da artması bekleniyor.

İngiliz The Economist dergisi de robotların üretim bandından gündelik hayatta daha görünür oldukları hizmet sektöründe kullanımının giderek arttığı bir ortamda yeni etik kural ve düzenlemelerin şart olduğuna vurgu yapıyor. "Özerk" hareket eden robotlar savunma sektörünün gelecekte kilit bir bileşeni olma yönünde ilerliyor.


Örneğin The Sand Flea (Kum Piresi) adı verilen prototip keşif amaçlı savunma robotu çatılara sıçrayıp görüntü alabiliyor. RISE adlı altı bacaklı askeri robot düz duvara tırmanabiliyor. ABD ordusu için geliştirilen LS3 adlı robot engebeli arazide 180 kilogramlık yük taşıyabiliyor. ABD ordusunun kullandığı Küçük Ünsansız Kara Taşıtı (SUGV) adlı evrak çantası büyüklüğündeki robot ise kalabalıkta bir insanı tanımlayıp onu izleyebiliyor. Havada ise sadece bir yüzük büyüklüğündeki keşif robotları ile füze yüklü insansız hava araçları bulunuyor.

SİVİL HAYATA ISINIYORLAR
Bununla beraber robotlar artık hizmet sektörünün sivil alanlarına da giderek daha fazla oranda nüfuz ediyor. Örneğin sürücüsüz trenlerin sayısı artarken, robot teknolojisine karayolu ulaşımında da rastlanmaya başlandı. Ünlü Üsveçli otomotiv markası Volvo'nun yeni V40 hatchback modeli yoğun trafikte kendi başına hareket ediyor. V40, Ford'un B-Max minivanı gibi sensörleri vasıtasıyla çarpma tehlikesi saptadığında kendi başına fren yapabiliyor. Tamamen kendi başına hareket eden otomobiller ise test aşamasında. Arama motoru devi Google'ın sürücüsüz otomobili ABD'de 150 bin kilometreden fazla yol kat etti. Nevada, bu aracın denemelerine trafiğe açık yollarda izin veren ilk Amerikan eyaleti oldu. İspanya'nın Barcelona kentinde de Volvo, kısa süre önce gösteri amaçlı bir grup sürücüsüz otomobilini trafiğe çıkardı.

ROBOTLARI BEKLEYEN "ETİK" SORULAR
İmalat sektöründe robot nüfuzuna bağlı olarak otomasyon hızla artarken, robotların hizmet sektöründe de daha fazla boy göstermesi, tahmin edilemez durumlarda bu yapay zeka yüklü araçların ölüm-kalım kararları verebileceği anlamına geliyor. The Economist dergisi insansız savunma sistemlerinin operatörlerden bağımsız olarak özerk hareket etmesinin söz konusu olduğu bir ortamda etik meselelerin gündeme geleceğini ifade ediyor.

Dergi örnek olarak, "İnsan yerine yapay zekanın kontrol ettiği silahlı bir insansız hava aracı hedefin yanı sıra sivillerin de bulunduğu bir eve ateş etmeli mi?", "Sürücüsüz bir otomobil yayalara çarpmamak için içlerinde insan olsun olmasın başka araçlara çarpmak pahasına yönünü değiştirmeli mi?", "Felaket bölgesinde kurtarma operasyonu yürüten bir robot panik yaratma riskine karşın olup biteni olaya mahallinde bulunanlara anlatmalı mı?" sorularını soruyor. Özerkleşen robotların gündelik hayata nüfuzu arttıkça etik sorunları merkezine alan hukuki altyapıya dair tartışmalar da büyüyor. Hatta bu tarz soruların "makine etiği" adı verilen bir dala yol açtığı ifade ediliyor. Bu alan özerk yapay zekalı robotların kritik anlarda karar mekanizmalarının ne olacağı sorularına yanıt arıyor. Dergi, bir çözümün yapay zekanın bu tür karar mekanizmalarına dahil edilmesini daha baştan engelleyerek bu gibi durumlarda sadece insan faktörünü sorumlu tutmak olabileceğini belirtiyor.

The Economist stres, yorgunluk gibi insani sınırlılıklara tabi olmayacaklarından ötürü zengin bir etik tartışması eşliğinde etkin hukuki düzenlemelerin yapılarak, gelişmesi kaçınılmaz olan yapay zekalı robotların toplumsal hayatta uygun bir şekilde yer almasının amaçlanması gerektiğini belirtiyor. Dergi, ABD'de eyaletlerin hummalı bir şekilde sürücüsüz otomobil gibi "akıllı" araçlar için yasal mevzuatlar üzerinde çalıştığını kaydediyor.

ASİMOV'UN ÜÇ YASASINDAN BUGÜNE
Robotlara dair etik tartışma ilk kez ünlü bilimkurgu yazarı Isaac Asimov tarafından popülerleştirilmişti. Asimov, ünlü "robotbiliminin üç yasası"nı 1942 yılında kaleme almıştı. Buna göre bir robotun insanları koruması, emirlere uyması ve kendisini koruması gerekiyor. Ancak bu kuralların bugünün dünyasına uymadığını iddia eden The Economist, savaş amaçlı robotların ilk kuralı kaçınılmaz olarak ihlal edeceğini belirtiyor. Dergi "robotbilim etiği"yle alakalı olarak üç alanda gelişmenin gerekli olduğunu vurguluyor.

İlk olarak özerk hareket eden bir silahlı insansız uçak saldırısının felakete yol açması ya da sürücüsüz otomobilin kaza yapması durumunda tasarımcının mı, programcının mı, üreticinin mi yoksa operatörün mü hatalı olduğunu belirleyecek yasalara ihtiyaç duyuluyor. Olumsuz bir durum halinde özerk sistemin detaylı kayıtlar tutması gerekiyor.

İkinci olarak robotların yargılara varmak için gerekli olan etik sistemlerin netleştirilmesine ihtiyaç duyuluyor. Bu alanda insanların ahlaki ikilemlere nasıl yanıt verdiğini araştıran deneysel felsefenin yardımcı olabileceği ifade ediliyor. Son olarak mühendislerin, etik alanındaki otoritelerin, hukukçuların ve politikacıların beraber robot etiğini netleştirme konusunda ortak bir tartışma ve çalışma yürütmesi gerekiyor. Bu şekilde bu yeni teknolojiden daha fazla fayda sağlanabileceği iddia ediliyor.

SAVUNMA SEKTÖRÜNÜN GÖZÜ ÖZERKLER
Robotlar insan kaybını azaltmak ve çatışma anında kesin sonuç alma ihtimalini artırmak amacıyla savunma sektörünün ilgisini çekiyor. Keşif, lojistik ve saldırı amaçlı robotlar üzerinde çalışmalar devam ediyor. Araştırma şirketi Visiongain, bu yıl karada kullanılacak robotlar üzerinde dünya genelinde 689 milyon dolarlık harcama yapılmasının beklendiği tahmininde bulunuyor.

Bu alanda en büyük 10 alıcı ABD, İsrail, İngiltere, Almanya, Çin, Güney Kore, Singapur, Avustralya, Fransa ve Kanada olarak sıralanıyor. Keşif amaçlı geliştirilen robotlar arasında hedef bölgeye elle atıldıktan sonra ortamı görüntüleyen Amerikan Recon Robotics şirketinin ürettiği Scout XT Throwbot adlı robot için ABD ordusu 13.9 milyon dolar ödeyerek bin yüz sipariş verdi.

ABD'nin envanterinde bulunan saldırı amaçlı en hızlı robot uçak olan ve 2.7 ton bomba taşıyabilen Avenger 740 kilometre hız yapabiliyor. Bu alanda savaş robotlarının insan operatörlerle mi kullanılacağı yoksa kendi başlarına mı çalışacakları üzerinde tartışma yürüyor.

The Economist dergisinde yer alan 2009'da ABD Hava Kuvvetleri için yazılmış bir raporda silahlı robotları tamamen kontrol etmek yerine, insanların bunları çatışma alanlarında "izlemesi" gerektiği savunularak yapay zeka alanındaki gelişmelerin "çatışma alanında özerk robot" olgusunun kaçınılmaz olarak gündeme geleceği belirtiliyor. Şu anda savunma sektöründe robotlar genellikle uzaktan kumanda ile kullanılıyor.

İnsan operatörlerden bağımsız kullanılan robot sistemleri arasında Hollandalı savunma şirketi Thales Nederland'ın ürettiği Goalkeeper otomatik gemi savunma sistemi bulunuyor. Bu sistem, algılayıcıları sayesinde tehdit halinde kendi başına harekete geçerek düşman füzeye ateş açıyor.

GÜNDELİK HAYATTA ROBOTLAR
Bugün dünya genelinde yaklaşık 1.2 milyon sanayi robotu fabrikalarda üretim sürecinde yer alıyor. Öncelikle imalat sektöründe kendini gösteren robot teknolojisi artık eğlenceden tıbba, savunmadan ulaşıma hizmet sektörünün çeşitli alanlarında da dikkate değer bir talep yarattı.

Uluslararası Robotbilim Federasyonu'na (IFR) göre 2010 yılında 2009 yılına göre yüzde 35 artışla, dünya genelinde kişisel ve ev işi amaçlı toplam 2.2 milyon robot satıldı. 2010 toplam satış değeri bir önceki yıla göre yüzde 39 artarak 538 milyon dolara yükseldi. Birim değeri eğlence ve ev işi amaçlı robotlara göre çok daha yüksek olan profesyonel hizmet robotlarının dünya genelindeki satışı ise 2010 yılında 2009'a göre yüzde 4 artarak 13 bin 741 birime yükseldi. Bu birimlerin toplam satış değeri ise 2009'a göre yüzde 15 artışla 3.2 milyar dolara çıktı.

Katma değeri çok daha yüksek olan profesyonel hizmet robotları alanında savunma sektörü birim robot bazında 2010 itibariyle yüzde 45 ile birinci sırada yer alıyor. Savunma sektörü içinde insansız hava araçları en büyük payı alıyor. 2010 yılında toplam 6 bin 125 savunma robotu satılırken toplam satış değeri 2009'a göre yüzde 4 azalarak 696 milyon dolar oldu. Birim bazında savunma robotlarının satışını tarım-hayvancılık sektöründe kullanılan robotlar izledi.

Büyük bölümü süt sağma robotları (milking robots) olmak üzere 2010 yılında toplam 4 bin 200 robot satıldı. Birim bazında tarım-hayvancılık robotlarının payı yüzde 30 oldu. Tarım-hayvancılık robotlarının 2010 yılı toplam satış değeri ise 2009'a göre yüzde 5 artarak 744 milyon dolara yükseldi, toplam satış payı ise yüzde 24 oldu.

EN PAHALILAR TIPTA
Tıp alanında kullanılan robotların satışı ise 2010'da 2009'a göre yüzde 14 artarak 932 birime çıktı. Birim bazında toplam satış payı 2010 yılı itibariyle yüzde 7 olsa da, satış payı 1.4 milyar dolarla toplamın yüzde 43'üne çıktı. 2009 yılına göre satış değeri artışı yüzde 33 oldu. Birim bazında 2010 rakamlarına göre tıbbi robotlar 2009 yılına göre yüzde 10 artışla lojistik sistemleri izledi. 2010'da toplam 900 lojistik sistem robotu satıldı.

Lojistik robotlarının 2010 yılı birim bazında satışı toplamın yüzde 7'si oldu. Bu dört sektör dışında daha düşük sayıda üretilen profesyonel hizmet robotları inşaat, bina yıkım, kurtarma, bakım, güvenlik ve su altında kullanılıyor. Özellikle su altında kullanılan robotların ortalama birim fiyatı 850 bin doları buluyor. Tıbbi robotlar profesyonel hizmet robotları arasında en değerli robotlar olarak nitelenirken bu cihazların ortalama birim fiyatı 1.5 milyon doları buluyor. IFR'ye göre profesyonel hizmet robotlarının satışı dünya genelinde 2011-2014 yılları arasında 87 bin 500'e ulaşacak.

2011-2014 arasında 25 bin 500 süt sağma robotu satılacağı tahmin ediliyor. Süt sağma robotlarını 22 bin 600 birimle savunma sektöründe kullanılacak robotlar izleyecek. Bu iki grubun, profesyonel hizmet sektörünün yüzde 55'ini oluşturması tahmin ediliyor. 2011-2014 yılları arasında dünya genelinde 14.4 milyon adet kişisel kullanım amaçlı hizmet robotu satılacağı öngörülüyor. Bunlardan 9.8 milyon adedinin süpürme, çim biçme, pencere silme gibi işlerde kullanılacak ev işi amaçlı robotlardan oluşması ve toplam satış değerinin de 4.3 milyar dolara ulaşması bekleniyor. 2011-2014 arasında toplam 4.6 milyon adet eğlence ve hobi robotu satılması tahmin ediliyor. Bu robotların söz konusu dönem için toplam satış tutarının ise 1.1 milyar dolar olması bekleniyor.

ROBOTLAR ÇİN'İN DE ÜMİDİ OLDU
Çin'de artan kentleşmeye bağlı olarak yükselen iş gücü maliyetlerinden kaçınmanın bir yolu olarak sanayi robotlarına yönelim büyüyor. Ülkede otomotivden mikroçip üretimine fabrikalarda robot kullanımı giderek artıyor. Japon yatırım danışmanlık şirketi Nomura'ya göre Çin'deki fabrika makinelerinin yüzde 28'i nümerik kontroller kullanıyor. Bu oran, Japonya'daki yüzde 83'lük oranın gerisinde olsa da, Nomura'da görevli makine analisti Ge Wenjie, otomasyon Çin'de Japonya'da olduğundan çok daha hızlı büyüyor.

Ülkede son yıllarda robotlaşmaya yönelik yatırımların artması özellikle otomotiv sektöründe robot yoğunluğunu artırdı. 2006'dan 2010'a 10 bin otomotiv işçisi başına robot sayısı 37'den 105'e yükseldi. Otomotivde robotlaşma oranının en yüksek olduğu Japonya'da bu oran bin 436 seviyesinde bulunuyor. Çin'de iş gücünün giderek pahalılaşması, tek çocuk politikası yüzünden de nüfusun giderek yaşlanması, şirketler için robotlaşmayı cazip kılıyor. Bununla beraber tipik bir otomotiv şirketinde kullanılacak bir fabrika-robot sistemi 50 bin dolara mal oluyor. Bir üretim hattı için bu sistemlerden 100 tanesini barındırıyor. Ayrıca sanayi robotlarının bakım ile yeni ürünler için uyarlama giderlerinin de hesaba katılması gerekiyor.

Uzun yıllar Çin'de düşük maaşlar üretimde otomasyon ihtiyacını gündeme getirmedi. Ancak iş gücü maliyetlerinin artması bu konuda bakış açısını değiştirmeye başladı. Geçen yıl özel şirketler için kentli işçi maliyetleri yüzde 12.3 arttı. Hong Kong'da bulunan yatırım danışmalık şirketi CLSA'da görevli ekonomist Andy Rothman, "Herkes otomasyona yöneliyor. Çünkü Çin'de muazzam rekabet var. Ham madde maliyetleri ve maaşlar yükseliyor. Dolayısıyla çoğu şirketin hayatta kalması için verimliliği artırması gerekiyor. Bunun da yolu daha fazla ekipman eklemekten geçiyor" diyor.

Son beş yıllık planda Çin hükümeti endüstride robotlaşmayı kilit önceliklerinden biri olarak kabul etti. Bu tercih Pekin'in temiz enerji, yüksek hızlı tren gibi stratejik sektörlere milyarca dolar akıtmasına ve gelişmiş sanayi robotu ithalatına yol açtı. Bununla beraber Çin'de Japonya'daki gibi yüksek bir robot yoğunluğuna daha yıllar olduğu belirtiliyor. Çin'de nüfusun çok büyük olması ve Almanya ile Japonya'ya göre iş gücünün halen ucuz olması sanayide tam otomasyonun şu an için uzak olduğunu gösteriyor.

Nomura'da görevli Ge, "Çin'de gelecekte bugüne göre daha fazla otomasyon göreceğiz. Ama bence robotlaşma Japonya'nın seviyesine ulaşamayacak. Çünkü Çin çok daha kalabalık bir ülke" yorumunu yapıyor. Çin'de sanayi robotlarına talebin artması, bu ileri teknoloji ürünü makineleri üreten şirketler için de iyi haber olarak niteleniyor. Algılayıcı, taşıyıcı kayış, frekans dönüştürücü gibi sanayi robotlarını üreten Japon Mitsubishi Electric, Fanuc ve İsviçreli ABB gibi şirketlerin Çin'e siparişlerinin toplam değerinin 2011'deki 762 milyon dolar seviyesinden 2015'te 1.2 milyar dolara çıkması bekleniyor. Bu eğilimin ülke genelindeki ekonomik görünümü de etkileyeceği belirtiliyor.

Danışmanlık şirketi High Frequency Economics'e göre Çin'in imalat sektöründeki becerisine karşın ABD'de bir imalat çalışanını ortalama 84 bin 580 dolar değerinde ihraç malı üretiyor. Bir Çinli imalat sektörü çalışanı ise ortalama 5 bin 228 dolar değerinde ihracat malı üretiyor. Bu söz konusu 16'ya 1 açık, kısmen ABD fabrikalarında üretilen yüksek değerli parçalarla olduğu kadar sermaye ve teknolojinin yoğun bir biçimde uygulanmasından da kaynaklanıyor. Merkezi Hong Kong'da bulunan yatırım danışmanlık şirketi Fung Global Institute'te görevli ekonomist Louis Kuijs, "Üretkenlik artışında otomasyon ve mekanizasyon inanılmaz derecede önemli. Çin'de bu şekilde verimliliği artırmak için alan var" diyor.

FOXCONN'UN HEDEFİ 1 MİLYON ROBOT
iPhone ve iPad gibi cihazların montajını üstlenen Tayvanlı elektronik devi Foxconn geçen yaz artan iş gücü maliyetlerini öne sürerek üç yılda 1 milyon sanayi robotu kullanacağını duyurmuştu. Foxconn'un kararı büyük grevler ve işçi intiharları gibi olaylara karşı çözüm arayan Çinli şirketlerde giderek artan otomasyon eğilimini yansıtıyor.

Çin finans merkezlerinden Shenzhen'de bulunan yatırım danışmanlık şirketi Eastern Bay Investment Management'te görevli fon yöneticisi Dan Bin, "İşçi ücretleri öylesine hızlı artıyor ki, bazı şirketler artık bu gelişmeyle başa çıkamıyor. Çin'de elektronik gibi pek çok sektörde otomasyon genel bir eğilim. Doğal olarak bazı şirketler fabrikalarına başka ülke dışına çıkarmayı düşünecekler ama, arz zincirinin burada olduğu bir ortamda bunu söylemek yapmaktan kolay" diyor.

Foxconn şirketi geçen yıl fabrikalarında 10 bin robot kullanıyordu. Bu yıl bu sayının 300 bine, üç yıl içinde de 1 milyona çıkarılması hedefleniyor. Foxconn fabrikalarında 1 milyonu Çin'de olmak üzere 1.2 milyon işçi çalışıyor. Son yıllarda intihar ve büyük çaplı grevlerle karşılaşan şirket, robotlaşmayı artırarak üretim hattındaki basit ve rutin işlemleri tamamen robotlara bırakmayı hedefliyor.

Tayvan'ın başkenti Taipei'de bulunan araştırma şirketi Gartner'da görevli üst düzey analist C.K. Lu, "İşçi ücretlerindeki artış Foxconn'un kararındaki temel gerekçe. Bunu yapmadıkları takdirde fabrikalarını taşımak zorunda kalacaklar" diyor. Foxconn şirketinden yapılan açıklamada ise "Otomasyonun kullanımı Foxconn'un işçilerin rutin görevlerden imalatta katma-değeri daha yüksek olan araştırma-geliştirme, inovasyon gibi pozisyonlara yöneltme arzusundan kaynaklanıyor" denilmişti.

EN YÜKSEK ORAN JAPONYA'DA
Dünya genelinde sanayi sektöründe robot yoğunluğu konusunda ilk üç sırayı Doğu Asya ekonomileri oluşturuyor. Teknoloji dergisi IEEE Spectrum'un verilerine göre ilk sırada 10 bin imalat işçisi başına 295 sanayi robotuyla Japonya geliyor. Bu ülkeyi 169 robotla Singapur, 164 robot oranıyla Güney Kore izliyor. Dördüncü sırada Avrupa'nın en büyük ekonomisi Almanya 163 robotla geliyor. İsveç 126, İtalya 124, Finlandiya 98, Belçika 89 robot oranıyla Almanya'yı izliyor. ABD, 10 bin imalat işçisi başına 86 sanayi robotuyla 9'uncu sırada yer alıyor. Dünya ortalaması ise 32 sanayi robotu oranı olarak hesaplanmış.

Küresel bazda Avrupa 10 bin imalat işçisi başına 50 sanayi robotuyla ilk sırada yer alıyor. Avrupa'yı 31 robotla Kuzey-Güney Amerika, 27 robotla Asya-Pasifik, 2 robot oranıyla Afrika izliyor.

Endüstriyel bazda sanayi robotları yüzde 33.2 oranla otomotiv sektöründe kullanılıyor. Otomotivi yüzde 9.9 oranla elektronik sektörü, yüzde 9.4 ile de kimya sektörü izliyor. Dünyanın robot yoğunluğu en yüksek ülkesi olan Japonya, artan yaşlı nüfusa bakım ve iş gücünü göç dışı yollarla tazelemek amacıyla robotlaşmaya yatırımı stratejik bir tercih olarak benimsemiş durumda. Japon hükümetinin tahminlerine göre 2006'da 5.2 milyar dolar olan robot endüstrisi pazarı 2025'te yaklaşık 70 milyar dolara ulaşabilir.

Japon Ticaret Bakanlığı tarafından 2007'de hazırlanan ulusal teknoloji yol haritasın 2025'e kadar ülke genelinde 1 milyon sanayi robotunun kullanılmasını hedefliyor. Yol haritasına göre bir sanayi robotu 10 imalat işçisine karşılık geliyor. Bu da gelecekte 1 milyon sanayi robotunun 10 milyon işçinin, yani mevcut iş gücünün yüzde 15'i, yerini alacağı anlamına geliyor.


Kaynak: Okan Umruk - Dünya Gazetesi 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.