Heykeltıraş Mehmet Aksoy: Özgecan heykeline tırmık izini yapacağım ki o şiddet unutulmasın
76 yaşında olduğunuza kim inanır?
Taş, sert bir malzeme. Karşısında güçlü olman, yorulmaman gerekiyor. İşte o zaman da diri kalıyorsun.

Hocanız Şadi Çalık’ın zoruyla heykeltıraş olmuşsunuz.

Evet, aslında ressam olmak istiyordum. Geçenlerde dizimden ameliyat oldum, arkasından da mide kanaması geçirince 1.5 ay heykel çalışamadım. Bu esnada bol bol resim yaptım, hatta eylülde resim sergisi açacağım.

Özgecan Aslan’ın anısına yaptığınız anıt mezara nasıl başladınız? 
Türkiye’de her gün bir sürü çocuk, kız, kadın öldürülüyor; acayip bir şiddet var. Erkek egemen kültürün en ucuna dayanmış durumdayız. Özgecan’ın saflığı, o yaşadığı şiddet... Her şey o kadar masumdu ki bir anda herkes duyarlı olmaya başladı. Bu bakımdan yeni bir şeyi başlatmış oldu, bir ışık saçtı. Bunları düşündüğüm günlerde, bir rüya gördüm.

Ne gördünüz?
Bir mezara heykel yapıyordum. Özgecan’ın heykelini rüyamda gördüm.

Aaa!
Evet. Gece 03.30’da uyandım, hemen kalktım çizdim. Bir melek kanadı vardı, bir de boşluk ki o kanadın boşluğundan gökyüzü görünüyor. Saçları da rüzgârda uçuşuyor. Katilinin yüzünde bıraktığı tırmık izini de heykele yapacağım ki o şiddet hiç unutulmasın.

Rüyayı gördünüz, sonra?
Babasıyla konuştum, “Özgecan’a meleğim derdim” dedi. Mezarına bir afiş yapmış, afişte de Özgecan’ın iki yanında melek kanatları var. Bunlardan haberim yoktu, şaşırdım. Sonra taş aramaya başladım. Atölyede bir baktım iki parça taş, sanki hazır bekliyor. Deseni üzerine çizdim, aralıkları bile kendiliğinden oturdu. 10 güne bitireceğim, Mersin’deki mezarlığına konulacak. Aynısını bronza döktürmek ve Özgecan Meydanı’na da koymak istiyorum.

Kars’taki İnsanlık Anıtı yıkıldıktan sonra, hevesiniz sönmüş müydü?
Sönmedi ama çok üzüldüm. İkiz çocuklarımın kafası kesildi ve bir şey yapamıyorum duygusu vardı. İnsanın doğasında kötülük var, biz sevgi üretmeye çalışıyoruz ya, buna cevabı da bu oluyor diye düşünüyordum. Sonra ortada politik bir oyun olduğunu ve bunun bir başbakanın bir heykeli beğenip beğenmemesiyle ilgili olmadığını anladım.

Ne zaman anladınız?
Bir hafta filan sarsıldım, sonra anladım. Oradaki MHP’li ve Azeri oyları kazanılmak istendi. Heykeli bir şekilde Ermeniler’le denkleştirmişlerdi. Ama temel içeriği şuydu: “Savaşlar, düşmanlıklar son bulsun. Bu, bir barış eli. İnsan olma yolunda ilerlemek istiyorsan, barış gerekiyor.” Bu yüzden ikiye ayrılmış bir form kullandım. İki insan, karşı karşıya bakıyordu. Çıktılar, “Biz Ermenilere el mi uzatacakmışız” dediler.

Ve yıkıldı...
Yıkıldığı an yokluğuyla var olan bir heykel oldu. Şimdi herkes oraya çıkma ihtiyacı hissediyor, Kars’a gidenler, “Oraya çıktım, baktım” diyor. Sanat eseri, yıkmakla filan ölmez! 50 senedir heykelle uğraşıyorum, 10 bin ton heykel yontmuş, kendimi kanıtlamışım.

10 bin ton?

Evet. Almanya’da tanınmış biriydim ama 15 sene sonra “Türkiye’nin sanatçısı Türkiye’de olur” diye döndüm. Her türlü bela da benim başıma geldi. Çünkü yaptıklarım zülfiyâre dokunuyor. Barışı yüceltmek için çalışıyorum ama her an savaşa bulaşabilecek durumdayız.

Suriye Kesap’ta akrabalarınız var, değil mi?
Yayladağlıyım. Dayım, eşi ve çocukları orada öldü, acısını yaşıyorum. IŞİD, sınır kasabası Kesap’a girdi, kim soktu onu oraya, geri kim çıkardı? Savaş kışkırtıcılığı yapılıyor, büyük günah.

İnsanlık Anıtı’nı yeniden bir yere yapmak ister misiniz? 

Aynı yere yapmak istiyorum. Bu konuda kararlıyım. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararını bekliyorum.

Melih Gökçek bir heykeliniz için “İçine tükürürüm” dedi, Can Yücel’in mezarını yaptınız, kırdılar. İdmanlı mısınız?
Bunlara hiç alışmayacağım. Türkiye’de kraldan çok kralcılık ruhu var, Erdoğan heykele karşı oldu ya nerede heykel görse üstünü kapattırıyorlar. Emine Erdoğan, Gazi Üniversitesi’nde bir toplantıya gidecek, yolda Krippel’in iki nü heykeli var. 30 yıldır orada duran bronz heykeli, Emine Erdoğan geliyor diye yerinden kaldırdılar. Bu, bir heykel fobisi olduğu anlamına geliyor.

Neden peki?
Kendilerine göre günah herhalde. Ama ben âlimlere danıştım, “Heykele bakmak günahtır gibi bir şey yok” dediler. Heykel put değildir. Biz heykele bir anlam, bir duygu veriyoruz. Nasıl şarkı, türkü söylüyoruz; onun gibi... Heykel, formlar üzerinden bir duygunun anlatımıdır. Bunu anlata anlata öldüm bittim!

Her yaptığınız heykeli savunmaktan yorulmuyor musunuz?

Savunmaya çalışmak kötü çünkü heykeli zayıflatıyor.

Neden Almanya’daki heykelleriniz Türkiye’dekilerden fazla?
Türkiye’de heykele verilen kıymet, heykel sanatının kavranmasının daha henüz emekleme çağında olduğunu gösteriyor. Sivas olaylarıyla ilgili heykel yaptım. Gezi’yle ilgili de... Bütün bunlar bir karşı duruş ve bunu sanatla çok daha güçlü hale getirebiliyorsun. İktidarlar, üstyapı kurumlarına sahip olmak ister. Bunlar dindir, sanattır, hukuktur, ideolojidir. Bunlara sahip oluyor ama sanat konusunda yerine koyacakları bir şey olmadıği için sahip olamıyor. Karşı çıkıyor ve yıkıyor.

Özgecan Aslan, 11 Şubat’ta Mersin’de öldürüldüğünde 20 yaşındaydı.

Berlin’e Assange, Manning ve Snowden’lı ifade özgürlüğü heykeli dikilirken Ankara’ya dinozor heykeli dikilmesini nasıl yorumluyorsunuz?
Ankara sanki onun özel atölyesi. Bir bakıyorsun üstgeçidin üstüne devasa boyutlu bir futbolcu figürü, bir bakıyorsun bir kavşağa ‘robocop.’ Gökçek’in özgürlüğüne ne Almanya ne Amerika yetişir. Adam kavramsal çalışıyor. Performans sanatçısı oldu çıktı, mesele heykel ya da sanat değil; o da farkında. Mesele kendinden bahsettirme, gündemde kalma. (Kaynak: Hürriyet)
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.