“2007 yılı, Haziran ayıydı. Ümraniye'de bir gecekonduda bombalar bulunmuştu. Bombalar bulunduğunda Ergenekon veya herhangi bir şey yoktu. Dosyanın da UYAP sisteminden bana verildiğini odama gidince öğrendim” 


Bu savın gerçekle en yakın bir ilişkisi bulunmamaktadır. Savcı Zekeriya Öz kumpas gereğince bu soruşturmaya bakmak için önceden hazırlanmış ve yetkilendirilmiştir. tam da ortasındadır.  O dönemde (hatta şimdi bile) UYAP ile  görevlendirme veya mahkemenin nöbetçi üyesinin tayini gibi durumlar Hikayedir.  Yargı içindeki çete önceden ve planlı olarak yetkilendirme ve görevlendirme yapmaktadır. 



“Dönemin Başbakanı, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın “Ergenekon davasının savcısıyım” sözlerinden rahatsız olduğu” 


Bırakın Başbakanın bu SÖZLERİNDEN rahatsız olmayı,  bu sözlerin virgülünü bile  lehine kullanmaya çalışmıştır.  Zırhlı araçları kabul etmeler,  iktidarın gücünü kullanmalar, yurt dışı seyahatleri, bürokraside dilediğini ve istediğini yaptırmak, Galatasaray spor kulübü üyeliği gibi örnekler ortada iken kim inanır bu sava... 



 “O dönem itibarıyla dediğim gibi bu davalar Türkiye'nin önünü açtı.”


Türkiye’nin hukuk bataklığına saplanmasının yolunu açtı demek daha doğru olur. Yaşananlar neyin önünün açıldığını kanıtladı. Hukuksuzluk, haksız tutuklama, sabahın köründe ev baskınları, aramalar, üretilmiş deliller, sahte ihbarlar, korku imparatorluğu açılan bu “önden” girdi Türkiye’ye 


“Türkiye'de cinayetler bıçak keser gibi kesildi. Faili meçhuller durdu.”


Türkiye’de cinayetler bıçak gibi kesilmedi, yerini kumpas sistemi aldı. Önceden Uğur Mumcu’lar, Bahriye Üçok’lar, Muammer Aksoy’lar, suikast ile öldürülüyordu bu dava ile Tuncay Özkan’lar, İlhan Selçuk’lar, Mustafa Balbaylar, Çetin Doğan’lar kumpas kurularak zindanlara atılmaya başladılar.  Bunun için önceden bomba koyuyorlardı, Ergenekon soruşturma sürecinde ise üretilmiş deliller konuldu. İnsanın biraz yüzü olması gerekir Bunu söylemek için... 


“Ekonomik ciddi düzelmeler sağlandı ve belli yerlerde bu dava ile ilgili övücü sözler; siyasetçiler, bakanlar, başbakanlar tarafından söylenip, sahiplenilmiş oldu.” 


Hem ekonomik düzelmeler başladı diyorsun hem de yolsuzluk operasyonlarından söz ediyorsun. Bu durum çelişmiyor mu? Yırtık 
ayakkabı ile politikaya girenlerin dünya çapında varsıllığa ulaşması ekonominin düzelmesi olarak mı yorumlanıyor?  


“Ama onlar bu davadan biraz da siyasi olarak istifade ettikleri için veya istifadelerine, menfaatlerine uygun düştüğü için bunlar bu davayı sahiplendi.”


Belki de tek doğru bu Savcı Öz’ün söyledikleri içinde. O da 24 saatte bir bozuk saatin de doğru gösterdiği gibi bir doğru bu. 


“Ergenekon’da gizli tanık beyanıyla kimse gözaltına alınmadı”


Bu da gerçeği saptırmadan başka bir şey değil. Ergenekon davasında şüphelilerin çoğu zaten gözaltına alınmıştı. Buna gizli tanık ifadesi gerekmiyordu.  Asıl gizli tanık yalanın ve kumpasın devamlı kılınması için gerekiyordu. Bunun için de bir çok adi ve pislik kişiliğin adı gizlendi saygın kişilermiş gibi gizli tanık yapıldı. Bu davaların temel yok edici silahlarından biri olarak gizli tanıklık kullanıldı. 


Savcı ÖZ’ün görevde bulunduğu dönemde Polis-Savcı-Yargıç işbirliğinin en üst düzey örnekleri verilmiştir. Soruşturmalar bir infaz timi gibi davranılarak gerçekleştirilmiştir. Polis merkezlerinde savcıların mahkemeden talep yazıları ve hakimlerin kararları peşin olarak yazılmış ve daha bu kararlar imzalanmadan arama, el koyma, gözaltına alma gibi adli olaylar gerçekleştirilmiştir. 


Bu dönemde ne savcı vardır ortada ne yargıç. Polis bazen savcı bazen de yargıç cübbesini giyerek görev yapmıştır. 


Bu dönem Türkiye’de korku imparatorluğunun doruk yaptığı dönemdir. Savcı Öz’ün katıldığı Dolmabahçe’deki bir  törende ülkenin eski genel kurmay başkanlarından biri “beni almaya mı geldiniz” diye espri yapabilmiştir.   


Savcı Öz hiç merak etmesin. Bugüne değin soruşturma aşamasında sorguladıkları kişiler tarafından mutlaka legal sorgulanma olanağını da bulacaktır. Ben bundan kişisel olarak zevk alacağımı söyleyemem ama görevcimi yapmaktan bir adım bile geri atmayacağımın de bilinmesini isterim. 


Av. Celal Ülgen

(Bu köşe yazısı, sayın tarafından www.hukukihaber.net sitesinde yayınlanması için kaleme alınmıştır. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısının tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısının bir bölümü, aktif link verilerek kullanılabilir. Yazarı ve kaynağı gösterilmeden kısmen ya da tamamen yayınlanması şahsi haklara ve fikri haklara aykırılık teşkil eder.)
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Zeki 2 yıl önce

Zekeriya Öz'den de karşı cevap bekliyoruz.