Mahkeme, tutuklu adayları serbest bırakmayabilir

Terör suçundan tutuklu kişilerin dokunulmazlık hakkı kazanamayacağının Anayasa'da açıkça yer aldığına işaret eden Yazıcı, mahkemelerin CHP, MHP ve DTP'nin sanık adaylarını serbest bırakmayabileceğini vurguladı. Seçimlerden sonra bu konunun tartışılacağına dikkat çeken Yazıcı, herkesi hukuka ve mahkemelerin vereceği kararlara saygılı olmaya çağırdı. Seçim bölgesi Rize'de Zaman'ın sorularını cevaplayan Bakan Yazıcı, 12 Haziran'daki hedeflerini ise "Anayasa'yı değiştirebilecek oranda milletvekili çıkarmak." diye açıkladı. Yazı-cı'ya göre, aksi halde yeni anayasa 'hayal' olur.

Rize'de çay demek, hayat demek. Düğünü olan da, evine eşya alacak olan da hasat mevsimini bekliyor. Bütün planlar çaydan elde edilecek gelire göre yapılıyor. Zira her evde en az bir kişi ya çay emeklisi ya da çalışanı. Hal böyle olunca, Rize'den milletvekili seçilmek için yarışan siyasilerin vatandaşa mesajları da çay üzerinden oluyor. Partilerin taban fiyat vaatleri halkta pek karşılık bulmasa da fısıltı gazetesinin yaydığı 'Hükümet ÇAYKUR'u özelleştiriyor.' ifadesi şehirde alttan alta konuşuluyor. Seçim sonuçlarına doğrudan etki edecek olan çay başta olmak üzere, kentin beklentilerini ve Türkiye'nin gündeminde olan önemli konuları Rize'de seçim çalışmalarını sürdüren AK Parti'nin birinci sıra adayı Devlet Bakanı Hayati Yazıcı'yla konuştuk. ÇAYKUR'un kesinlikle özelleştirilmeyeceğini üzerine basa basa söyleyen Yazıcı, bu polemiğin kasıtlı çıkarıldığını düşünüyor. ÇAYKUR'u Tarım Bakanlığı'na bağladıklarını hatırlatıyor ve Başbakan Tayyip Erdoğan'ın Rize mitinginde bu konuya son noktayı koyduğunu vurguluyor.

Taban fiyat ve çay alımlarındaki kotanın artırılmasının üreticiyi umutlandırdığını ifade ettiğimizde ise vatandaşın mağduriyetini giderecek önemli adımlar atacaklarının altını çiziyor. Kaliteyi artırmak amacıyla Çamlıhemşin'de organik üretime geçildiğini, kayıt dışı çay bahçelerini planlama projesi ve ÇAYKUR'da çalışan sözleşmeli personelin memur statüsüne kavuşturulması gibi çalışmaların başlatıldığını sıralıyor. Rize çayının dünya markası yapılması için yoğun bir tanıtım ve pazarlama kampanyasına girişeceklerini, paketleme fabrikalarını bölgede toplayacaklarını, kaçak çaya karşı denetimlerin sıkılaştırılacağını anlatıyor. Rize Üniversitesi'nde ÇAYKUR'a kalifiye eleman yetiştirmek amacıyla açılan 'çay eksperliği' bölümünden mezun olanların kadro sorununa da çözüm bulmak için çalıştıklarını ifade ediyor. Ancak eskiden olduğu gibi gelen bütün çayı alıp, fabrika kapasitesinin üzerindeki ürünü denize dökmeye yönelik politika uygulamayacakları notunu düşüyor. Ortaya çıkan Hazine zararını bütün millete ödetmeyeceklerini, stok affı düzenlemesini suistimal edenlerle de mücadele edeceklerini aktarıyor.

Sözü, Ovit Tüneli projesine getirdiğimizde Bakan Yazıcı, hemşehrilerine "Yılbaşında Türkiye'nin en uzun tüneli için kazmayı vuruyoruz." müjdesini veriyor. "Ovit'i bugüne kadar hiç ağzımıza almadık. Ama artık zamanı geldi." diyor. Bölgeyi, İç ve Doğu Anadolu'ya bağlayacak dev proje için kapsamlı bir çalışma yürüttüklerini, altyapı işlemlerinin tamamlandığını, ihale aşamasına gelindiğini söylüyor. Projeyle bağlantılı olarak yıllardır konuşulan güney çevreyolu ve Salarha Tüneli'nin de hayata geçirileceğini ekliyor.

Rize'de 'tulum' sesi var!

Bakan Yazıcı, Rize'den milletvekili adayı gösterilmesiyle, artık önceliğinin doğup büyüdüğü şehir olacağının altını çiziyor. Sorumluluğunun daha arttığının farkında olduğunu, diğer vekil arkadaşlarıyla birlikte Başbakan Erdoğan'ın da desteğini alarak bölge insanının sorunlarını çözmek için koşturacakları sözünü veriyor. Dürüst olacaklarını, aldatan bir tavır göstermeyeceklerini ifade ediyor. AK Parti'nin, Demokrat Parti ve Turgut Özal çizgisini temsil ettiğine işaret ederek, Rize'de bu kez üç vekilin hepsini alabileceğini düşünüyor. Çayeli'nde Bakan'ın kahvaltı programına elinde Sözcü gazetesi ile gelen bir hemşehrisine bu konuyu sorduğumuzda Yazıcı ile aynı fikirde olduğu cevabını alıyoruz.

Anayasa yapma hakkının millette olmasına rağmen, 1876'daki Kanun-i Esasi'den bu yana 5 anayasanın hepsinin olağanüstü şartlarda yazıldığını anlatan Bakan Yazıcı, 1982 Anayasası'nın da yönetim erklerinin çalışmasını güçleştirmek ve yürütmeyi kontrol altında tutmak için hazırlanmış olduğuna dikkat çekiyor.

Gerekli sayıya ulaşamazsakyeni anayasa hayal olur

Hayati Yazıcı, Turgut Özal'ın cumhurbaşkanı olduğu dönemde sıklıkla dile getirdiği 'güç odakları'nın, milleti küçümseyen ve yönetim erkini çalışamaz hale getiren baskıları altında kendilerinin de 8,5 yıl geçirdiklerinin altını çiziyor. Artık darbe anayasasını değiştirmenin zamanının geldiğini belirterek, seçimden sonra adım atacaklarını vurguluyor. Beklentilerinin Parlamento'da bu değişikliği tek başlarına yapabilecek oranda milletvekili çıkarmak olduğunu, aksi halde yeni anayasanın 'hayal' olacağı tespitini yapıyor. 367 oyla yapılacak bir değişikliğin ardından referanduma gidilmesi tartışmalarına ise katılmıyor. "Millet, bize anayasa yap diye böyle bir destek verirse, referanduma gitmeyi doğru bulmam. Millete bedel ödetmek anlamsız olur." diyor.

Darbe planları bana mektupla bildirildi

Devlet Bakanı Yazıcı, 2002 yılında tek başına iktidara gelen AK Parti'yi yıkmak için yapılan planlara tepkili. "Düşünebiliyor musunuz 2002'de seçilmişsiniz. Millet yetki vermiş. Ama 2003'ün başında göz bebeğimiz, Peygamber ocağımız olan ordudaki çeteleşmeler, cuntalar hükümeti devirmek için planlar yapmaya başlamış." şeklinde şaşkınlığını dile getiren Yazıcı, bu hazırlıkların kendisine 2,5 sayfalık imzasız bir mektupla haber verildiğini söylüyor. Ancak o dönem önemsemediği mektupta isimleri geçen kişi ve planları, 2007'de Nokta Dergisi'nde yayımlanan 'darbe günlükleri'nde görünce meselenin ciddiyetini fark ettiklerini şöyle anlatıyor: "Çok ince puntolarla yazılmış mektupta, bize karşı bir çalışma yürütüldüğü yazılmıştı. Planların isimleri Ayışığı, Yakamoz, Sarıkız diye. Bunları nereden biliyorsunuz, diye sorarsanız. Ben de pozisyonum itibarıyla bu çalışmaların içindeyim. Bir vatansever olarak bunlardan sizi bilgilendiriyorum. Ama altında isim yok, imza yok. Dedim ki herhalde delinin biri. Sonra yırtmadım mektubu ve bir yere koydum. Aradan 4 yıl geçti ve Nokta Dergisi'nde Alper Görmüş 'darbe günlükleri'ni yayımladı. Baktım ki, o isimlerin hepsi orada var. Biz herkesi kendimiz gibi vatanperver biliyorduk. Neden böyle bir şey yapsınlar diye düşündüm."

Aynı odakların 2007 yılındaki cumhurbaşkanlığı seçimlerinde '367 şartı'nı dayattığını hatırlatan Yazıcı, HSYK başkan vekilinin her mikrofona konuşmasının, başsavcının AK Parti hakkında açtığı kapatma davasının ve Genelkurmay'ın internet sitesine konulan e-muhtıranın Türkiye'ye büyük bedeller ödettiğini ifade ediyor. Türkiye'nin bunları sorgulaması gerektiğinin altını çizen Yazıcı, Ergenekon ve Balyoz davalarının bu nedenle çok önemli olduğunu düşünüyor.

Tutuklu adaylar seçilse bile dokunulmazlık hakkı kazanamaz

CHP'nin, yasama dönemi boyunca dokunulmazlıkların kaldırılması için propaganda yaptığını hatırlatan Yazıcı, Meclis'te grubu bulunan muhalefet partilerinin 12 Haziran seçimlerinde tutuklu ve yargılaması devam eden sanıkları aday göstermelerinin büyük çelişki olduğunu söylüyor. Ergenekon, Balyoz ve KCK sanıklarına dokunulmazlık kazandırma girişiminin sonuçsuz kalacağına dikkat çeken Yazıcı, bu kişilerin Anayasa'nın ikinci maddesinde tanımlanan suçları işlediğini, dolayısıyla milletvekili olamayacağını aktarıyor. Seçilmelerinin, tahliye edilmelerine gerekçe yapılamayacağını vurguluyor. Bu yönde yapılacak baskıların, yargıya müdahale olduğu ve eşitlik ilkesine aykırılık teşkil edeceği uyarısında bulunuyor. BDP'li Sabahat Tuncel'in serbest bırakılmasını emsal gösterenlerin ise konuyu bilerek çarpıttığını belirtiyor: "Tuncel, bırakıldıktan sonra savcılık Anayasa'nın ikinci maddesindeki suçlardan yargılananların vekil olamayacağı yönünde itirazda bulundu. Mahkeme itirazı inceledi ve başka gerekçelerle tahliye etti."



Zaman
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
yusuf dalmaz 6 yıl önce

bdp Lİ VEKİL BIRAKILINCA DA KEŞKE AYNI GÖRÜŞTE OLSAYDINIZ SAYIN BAKAN. UMARIM BİR ÇİFTE STANDART DURUMU OLUŞMAZ, ZİRA KANUNLAR ŞAHISLARA GÖRE YORUMLANMAMALI...AYRICA BU KİŞİLERİN ADAY YAPILMALARINA DA HİÇ RAZILIĞIMIN OLMADIĞINI PEŞİNEN BELİRTEYİM...