Türkiye'de 3 günlük yas ilan edildi
Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bülent Arınç, Bakanlar Kurulu toplantısının ardından gazetecilere açıklamalarda bulundu.

Gümrük ve Ticaret Bakanı Hayati Yazıcı'nın, toplantıda Perakende Ticareti Düzenleme Hakkında Kanun Taslağını son şekliyle takdim ettiğini ifade eden Arınç, bunun olumlu bulunduğunu ve imzaların tamamlanmasının ardından TBMM’ya gönderileceğini söyledi.

Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci’nin de serbest bölgeler konusunda bilgi sunduğunu belirten Arınç, Zeybekci’nin son gelişmelerin Irak’la olan ekonomiye etkileri konusunda da bir sunumda bulunduğunu dile getirdi.

Soma'da meydana gelen maden kazasıyla ilgili de toplantıda bir karar alındığını aktaran Arınç, şöyle devam etti:

"Soma’da meydana gelen maden kazasının nedeniyle Somalı esnaf ve sanatkarlarımızın zarar gördüğünü biliyorduk, onlardan gelen talepler üzerine hükümetimiz Soma’da meydana gelen maden kazası nedeniyle işleri zarar gören esnaf ve sanatkarlarımızın Türkiye Halk Bankasına olan borçlarının bir yıl süreyle ve faizsiz olarak ertelenmesine karar vermiştir. Bu, büyük bir beklenti halindeydi, umarım Somalı esnaf ve sanatkarlarımız Halk Bankasına olan borçlarını faizsiz olarak bir yıl süreyle ertelenmesinden memnun kalacaklardır."

Haziran ayından bu yana Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının, Manisa’nın Soma ve Kırkağaç, Şanlıurfa’nın Ceylanpınar ve Akçakale ilçelerinde, yaşanan bazı olaylar sebebiyle KOSGEB kaynaklı işletme sermayesi kredi destek programını yürürlüğe koyduğunu hatırlatan Arınç, "Burada hala talepler devam ediyor, bir önceki açıklamamızla bunun arasında bir bağlantı kurarak, Soma, Kırkağaç'taki, Ceylanpınar ve Akçakale'deki esnaf ve işverenlerimizin bu destek kredisinden istifade etmek üzere başvurmaları gerektiğini ifade etmek istiyorum. Bildiğiniz gibi bunların işletme başına üst limiti 50 bin Türk lirasıyla sınırlıdır, 0 faizlidir, ilk 12 ayı ödemesiz kalanı da üçer aylık eşit taksitler halinde ödemeli, toplam 36 ay vadeli bir kredi uygulamasıdır" diye konuştu.

Ramazan Bayramı tatiliyle ilgili beklentiler olduğuna değinen  Arınç, bayramın 28 Temmuz’da başlayacağını ve 29-30'unda devam edeceğini hatırlattı. Arınç, "Arkada kalan perşembe ve cuma günlerinin idari izinli sayılıp sayılmayacakları konusunda bir beklenti oluşmuştu. Hayır, sayılmayacak, bayram, 30'u akşamı bitmiş olacak" ifadesini kullandı.

Arınç, köprüler ve otoyolların bayram boyunca ücretsiz olması konusunda da Bakanlar Kurulu'nda karara varıldığını dile getirerek, uygulamanın 26 Temmuz gece yarısı başlayacağını ve 31 Temmuz Perşembe sabah 07.00’de sona ereceğini belirtti.

"Katliamı lanetliyoruz"

Toplantının gündeminde Gazze'de yaşananların da yer aldığını vurgulayan Arınç, "Milletçe büyük bir üzüntü içindeyiz Gazze'de büyük bir trajedi yaşanıyor ve maalesef İsrail'in Gazze'ye yönelik yürüttüğü ve son olarak da kara harekatıyla birlikte genişlettiği saldırılar gündemimizdedir. Bunları şiddetle kınadığımızı, lanetlediğimizi ifade etmiştik" diye konuştu.

Gazze'de hayatını kaybeden Filistinliler'in sayısının 500'ü aştığını aktaran Arınç, "Binlerce yaralı vardır. Son olarak da Gazze'nin Şucaiyye Mahallesi'nde düzenlenen saldırılarda aralarında çocukların da bulunduğu 60’tan fazla masum insan hayatını kaybetmiştir" dedi.

"İsrail’in Filistin halkına karşı uyguladığı bu acımasız ve toplu cezalandırmanın ulaştığı noktada katliamı lanetliyoruz" ifadesini kullanan Arınç, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bununla ilgili olarak Bakanlar Kurulumuzda 3 günlük yas ilan edilmesi kararı alındı, bir görüş olarak benimsendi.  Başbakanlığımız bu konuda yarın sabah itibarıyla uygulamanın başlamasını, salı, çarşamba ve perşembe günlerinde, Türkiye'de Filistin halkıyla dayanışma içinde olduğumuzu göstermek bakımından bir yas ilan edilmesi kararı verilmiştir. İsrail hükümeti Gazze’ye yönelik söz konusu acımasız  saldırılarını bir an önce durdurmalıdır. Bu, Türkiye hükümetinin görüşüdür. Ateşkes sağlanması konusundaki çabaları da desteklemekteyiz. En son Sayın Başbakanımız ve Dışişleri Bakanımız muhataplarıyla sürekli temas halindedirler."

"İsrail keyfi uygulamalarına son vermeli"

“Ateşkesle oluşacak şartların istikrar getirmesi, sürdürülebilir olması, bunun için de ateşkes düzenlemelerini tek taraflı değil tüm taraflarla görüşülüp mutabakata varılarak hayata geçirilmesi gerekir” diyen Arınç, şunları söyledi:

“İsrail, Filistin halkına toplu cezalandırma mertebesine varan keyfi uygulamalarına son vermeli, ulusal güvenliğin ancak adil ve kapsamlı bir barışla sağlanabileceğini anlamalıdır. Türkiye, İsrail’ini Filistin’e yönelik saldırganlığı karşısında ilkeli bir tutum izlemiş ve her zaman olduğu gibi güçlünün değil haklının yanında yer almıştır. Filistinli kardeşlerimizi ve onların davalarını her alanda tüm imkanlarımızla destekliyoruz.”

Türkiye’den Filistin’e insani yardım

Arınç, ülke olarak acil insani yardım ihtiyacı duyan Filistin halkına yardım elini uzatmak için derhal harekete geçtiklerini belirterek, şunları kaydetti:

“Sayın Başbakanımızın talimatları doğrultusunda Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı, kısa ismiyle biliniyor TİKA, Filistin Program Koordinasyon Ofisi ilk etapta 1 milyon dolarlık gıda ve acil yardım malzemesinin ihtiyaç sahiplerine dağıtılması için çalışmalara başlamıştır. Ayrıca Başbakanlık Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı yani AFAD da Dünya Sağlık Örgütü’nün Filistin Ofisi’ne 1 milyon dolarlık bir katkıda bulunmuştur. Türk Kızılayı da acil yardım kapsamındaki çalışmaları doğrultusunda şu ana kadar 2 bin aileye gıda yardımı ulaştırmak üzere harekete geçmiştir. Bunun hemen ilk planda 15 bin aileye gıda yardımı ulaştırabileceği düzeye gelmesini de planlıyoruz.”

Gazze ve Filistin’e uygulanan saldırılara, Türkiye’de hem kamuoyunun hem basının odaklanmış durumda olduğuna işaret eden Arınç, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Konu bütün yönleriyle görüşülmüştür, tartışılmıştır. Türkiye’nin sadece çevresindeki ülkelerle değil başta ABD olmak üzere BM Güvenlik Konseyi ve diğer kurumlarla da diplomatik atak içerisinde bulunduğu söylemeliyim. Defalarca telefon görüşmeleri yapılmaktadır. Defalarca Dışişleri Bakanımızın ve son Cidde’de yapılan toplantıya katılan Emrullah İşler Bakanımızın, yine bazı kurumlarımızın temsilcilerinin bu süreç içerisinde etkin bir rol aldığını söyleyebilirim. Umarız ki kapsamlı bir ateşkes, sürdürülebilir ateşkes kısa sure sağlanabilecektir. Onun ötesindeki işler de bu ateşkesten sonra gündeme gelmiş ve uygulanmış olabilecektir.”

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Telekomünikasyon İletişim Başkanlığının (TİB) dinleme yetkilerinin MİT'e devredilmesi için çalışma yapılacağına ilişkin açıklamaları olduğu belirtilerek bu konunun Bakanlar Kurulunda ele alınıp alınmadığını, konuyla ilgili yasal çalışmanın olup olmayacağının sorulması üzerine Arınç, "Hayır, böyle bir husus görüşülmedi" karşılığını verdi.

Söz konusu açıklamaları kendisinin de gazetelerden takip ettiğini ifade eden Arınç, "Sayın Başbakanımız TİB'in elinde bulunan yetkilerin ve yaptığı çalışmaların kısmen MİT'in de görev alanı içinde olduğunu söyleyerek belki bunları birleştirmek amaçlı bir taslaktan, bir düşünceden, bir faraziyeden bahsetmiş olabilir. Ancak bu konu gündemimize gelmedi. Sanıyorum bu düşüncesini ifade etmiş olabilir" diye konuştu.

"Türkiye bunların hiçbirisinin içinde yer almamıştır"

"Gazze'ye yönelik somut bir adımın ya da yaptırımın Bakanlar Kurulunda gündeme gelip gelmediği" sorusuna Arınç, şu yanıtı verdi:

"Kapsamlı olarak görüşüldü derken, şüphesiz bunlar da görüşüldü. Maalesef gazetelerimizde, televizyonlarımızda, bazen muhalefet partileri temsilcilerinin, bazen sivil toplum kuruluşlarının veya başka kurumların açıklamaları oluyor. Bunların bir kısmı gerçekle alakası olmayan tamamen duygusal açıklamalardır. Duygusal açıklamaların çoğunun gerçekle ilgisi vardır o anlamda söylemedim. Yani olmayacağını bile bile sadece belki kendisini tatmin amacıyla ortaya atılmış faraziyelerdir. Bir kısımının da tartışılması gerekir. Yani 'Türkiye istemeseydi OECD'ye üye olamazdı, Türkiye istemeseydi şöyle kurumlara üye olamazdı.' Bunlar konusunda kamuoyunu aydınlatmamız gerekebilir. Türkiye bunların hiçbirisinin içinde yer almamıştır. Yani 'jet yakıtlarının ihraç kalemleri içinde sayıldığını' bile duyduk. Bunlar kesinlikle doğru değildir. Şüphesiz bizim ne İsrail'in OECD ile olan üyeliği konusunda ne de diğer konularda tek başına bir tasarrufumuz söz konusu olmamıştır."

Bazı siyasi parti temsilcilerinin de bunları ifade ettiğini, bu nedenle belki kafalarda soru işaretinin kalabileceğini belirten Arınç, şöyle devam etti:

"OECD Bakanlar Konseyi'nin 15-16 Mayıs 2007'de gerçekleşen toplantısında İsrail, Rusya Federasyonu, Estonya, Slovenya ve Şili ile üyelik müzakerelerini başlatma kararı almış. Yani 7 sene öncesinden bahsediyoruz. Bunun üzerine de görüşmeler tamamlanmış, OECD konseyi 10 Mayıs 2010 tarihli toplantısında Estonya ve Slovenya ile birlikte İsrail'i üyeliğe davet etmişler. Yani 2010'dan bahsediyoruz ama 2010 sonuç tarihidir. 2007'de başlayan bir müzakere süreci vardır. Bizim İsrail ile ilişkilerimizin en son 31 Mayıs 2010'da yani Mavi Marmara gemisine, barışçıl amaçlarla yola çıkan bir aktivistlerin bulunduğu gemiye, saldırısının tam 4 yıl öncesinden bahsediyoruz. Müzakere süreci de tam 7 yıl öncesine dayanıyor. 2010'dan sonra bizim bu konularda İsrail ile ne bir ortak askeri tatbikatımız söz konusudur ne bir askeri toplantımız söz konusudur ne böyle jetlere yakıt olabilecek ürünlerin ihracı söz konusudur ne uluslararası kurum, kuruluşlarda Türkiye'nin vetosuyla temin edilemeyecek bazı hakların alınması söz konusu değildir. "

"Ülkemiz İsrail aleyhine olan tasarıyı desteklemiştir"

"Uluslararası Atom Enerjisi Ajansında nükleer kapasitesine dair oylamada Türk delegasyonunun çekimser kaldığına" yönelik de bazı iddiaların yer aldığını belirten Arınç, "Bu da kesinlikle doğru değil" ifadesini kullandı.

İsrail'in nükleer yetenekleri konulu karar tasarısının kurumun her genel konferansının gündemini bir şekilde meşgul ettiğini söyleyen Arınç, şunları söyledi:

"Karar tasarısı 2009'da kabul edilmiş, 2010'da bazı ülkelerin karar aleyhindeki faaliyetleri sonucunda az bir farkla reddedilmiştir. Ülkemiz olumlu oy kullanmış yani İsrail aleyhine olan tasarıyı desteklemiştir. Arap ülkeleri 2011 ve 2012'de Uluslararası Atom Enerjisi Genel Konferansı'na tasarıyı sunmaktan sarfınazar etmişlerdir. 2013'teki oylamada da ülkemiz olumlu oy kullanmış yani İsrail aleyhine olan tasarıyı desteklemiştir. Ancak tasarı bazı ülkelerin çabaları sonucunda gündeme alınmamıştır. Bütün bu konularda bir dezenformasyonun söz konusu olduğunu söyleyebiliriz.

İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırılarının bir an önce durdurulması ve kalıcı bir ateşkes sağlanması doğrultusunda ülkemizin yoğun bir çaba içinde bulunduğu herkesin malumudur. Ülkemizin İsrail ile savunma sanayi ve enerji alanlarında işbirliği yaptığına dair bazı spekülatif iddialar bu kapsamda gündeme getirilmektedir. İsrail'in sivil toplum örgütleri tarafından Gazze'ye düzenlenen insani yardım konvoyuna 31 Mayıs 2010'da uluslararası sularda gerçekleştirdiği, 10 Türk sivilin hayatını kaybettiği saldırı sonrasında ülkemizle İsrail arasındaki diplomatik ilişkiler asgari seviyeye indirildiği, iki ülke arasındaki tüm askeri ilişkilerin askıya alındığı malumdur. Söz konusu dönem boyunca savunma sanayi de dahil olmak üzere Türkiye ile İsrail arasında bu alanlarda herhangi bir resmi anlaşma yapılmamıştır. Enerji alanında da ülkemizle İsrail arasında devlet düzeyinde herhangi bir işbirliği söz konusu değildir."

Bununla ilgili Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız'ın da açıklamalarının olduğunu hatırlatan Arınç, sözlerini şöyle sürdürdü:

"İsrail ile ticari ilişkilerimize gelince, evet bu bir miktar bulunmaktadır, ihracat ve ithalat konusunda. Ama bunları tamamen ortadan kaldırmak söz konusu değildir, mümkün de değildir. Üstelik unutmayalım İsrail ile olan ticari ilişkilerimizin bir kısmında Filistin ile yaptığımız ticari ilişkiler de yer almaktadır. Eğer mümkün olabilse ve bu ticari ilişkilerden tamamen vazgeçilebilse bu kez Filistin ile biraz da insani amaçlı biraz da birbirimizi desteklemek amacıyla yaptığımız ticaretin de sonlandırılması gerekecektir. Olayları kapsamlı düşünmez ve sadece İsrail ile olan düşmanlığı gündeme getirmek için birtakım argümanlar kullanılırsa bundan faydadan çok zarar sağlanabileceğini de söylemek istiyorum."

"Bu durum maalesef devam ediyor"

Bir gazetecinin, "Son Bakanlar Kurulu Toplantısı'ndan sonra yaptığınız açıklamada IŞİD'in elindeki konsolosluk çalışanlarıyla ilgili 'Umarız ramazanda iyi bir haber almayı bekliyoruz' demiştiniz. Gelinen noktada yeni bir gelişme var mıdır" sorusu üzerine Arınç, "Tabii üzüntüyle hatırlıyorum. Büyük bir ümitle hem şoförlerimizin hem de konsolosluk görevlilerimizin Türkiye'ye dönmelerini, birlikte kucaklaşmamızı arzu ettiğimizi ifade etmiştim. Bunlardan birisi gerçekleşti. Şoför arkadaşlar ailelerine kavuştular, ülkemize döndüler sevinç içindeler, biz de sevinç içindeyiz" yanıtını verdi.

Konsolosluk görevlilerine ilişkin şu ana kadar olumlu veya olumsuz bir gelişmenin yaşanmadığını dile getiren Arınç, "Ancak bu durum maalesef devam ediyor. O zaman ki ümitlerimizi ramazan ayı bitmediğine göre yine önümüzdeki günler için kullanabiliriz. Ben inşallah sabırlarının belki çok zorlandığı bir zamanda bu yurttaşlarımızın çocukları, eşleri, hanımlarıyla birlikte sevineceği günlerin yakın olmasını diliyorum ama şu an itibarıyla böyle bir müjde veremiyorum" dedi.

Kerry'nin Ortadoğu ziyareti

Ortadoğu turuna çıkacak ABD Dışişleri Bakanı John Kerry'nin Türkiye'ye gelip gelmeyeceğinin sorulması üzerine Arınç, "Sayın Kerry'nin ziyaretleri kapsamında Türkiye yok. Yeni bir haber olarak 'Türkiye'ye de gelebilir' haberi yok" karşılığını verdi.

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu'nun şu ana kadar birçok kez Kerry ile telefonla görüştüğünü söyleyen Arınç, "Yüz yüze görüşecekleri ne varsa bunları telefonda birbirlerine anlatmışlardır. Ama özel olarak Türkiye ziyaretinin bu kapsamda bulunmadığını söylemek istiyorum" diye konuştu.

"Bir sinir harbi yaşanıyor"

Meclis'in kapanmadan çalışmaya devam edeceğine yönelik haberlere ilişkin değerlendirmesi sorulan Arınç, hükümetin parlamento çalışmalarından sorumlu olan Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay'ın gelinen noktayı Bakanlar Kuruluna izah ettiğini bildirdi.

Bazı kanunlarda değişiklik yapan kanun tasarısının muhalefetin olumsuz engellemelerinden dolayı komisyonda bir ayda görüşülebildiğini belirten Arınç, şu açıklamalarda bulundu:

"Şimdi de 10-15 maddesi ancak bir günde geçebilir hale geldi. Meclis Anayasa gereğince 1 Temmuz'da tatile giriyorken AK Parti grup önerisiyle  25 Temmuz'a kadar çalışma kararı alındı. Eğer 25 Temmuz'dan önce bu kanunların görüşülmesi bitseydi o tarihte Meclis tatile girmiş olacaktı. Sizin bu toplantıları takip ettiğinizi biliyorum ola ki 76 milyon insanımız bu toplantıları takip etmiyordur, ben bir gün nöbetçiydim, o nöbette bulunduğum süre içerisinde bile insanın ruh sağlığının etkilenmemesi mümkün değil. Hiçbir yasal zemini olmayan, İçtüzüğün hiçbir maddesine uymayan, gereksiz tartışmalarla gereksiz önergelerle gereksiz görüşmeye devam kararı alınmasıyla hemen hemen her 15 dakikada bir yoklama istenmesiyle her madde üzerinde bir karar yeter sayısı istenmesiyle bir sinir harbi yaşanıyor. Buna rağmen AK Parti grubu halkımızın büyük kesimlerini ilgilendiren bu kanunun bir an önce çıkması için de büyük bir sabırla yoluna devam ediyor. Alınan karar gereğince eğer bu hafta, 25'ine kadar veya bir ihtimal 26'sına kadar bu kanun görüşmelerinin bitirilmesi ve yine alınan karar Meclis'in bayramla birlikte cumhurbaşkanlığı süreci de önümüzdeki günlerde daha sıkışacağı için tatile girmesi öngörülüyor. Ancak devam etmesi gerekecekse yani kanunun çıkması gecikecekse elbette bayram için ara verilecek, bayramdan sonra da devam edilecektir. Biz hükümetiz, biz iktidar partisiyiz. Halkımız ilgilendiren bir kanunun çıkması için elimizden gelen gayreti gösteririz bu konuda tatil filan dinlemeyiz. Asıl düşünmesi gereken muhalefettir. Milletin haklarına bir an önce kavuşmasına mani olmak için bu tür engellemelerle maalesef Meclis'i boşuna açık tutmaya gayret ediyorlar."

Mavi Marmara tazminat görüşmelerinin İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırılarının ardından akıbetine ilişkin soru üzerine Arınç, "Görüşmeler neredeyse bitmişti, imza aşamasına gelmişti. İsrail tarafından bir iki konu bekleniyordu. Ondan sonra bu olaylar çıktı, şimdi bu olayların üzerine herhalde bunu imzalamamız söz konusu değil. Yani gelişen süreç içerisinde yeniden müzakere kapısı açılmaya uygun görülürse kaldığımız yerden belki işe devam ederiz. Ama bu şartlar altında, bu katliam karşısında, adeta soykırıma dönüşen bu vahşet karşısında bizim İsrail tarafıyla böyle bir tazminat anlaşmasını imzalamamız şu an için söz konusu değil" diye konuştu.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.