6111 sayılı torba  yasa 25 Şubat 2011 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.  Bu yasa,  bir çok  kamusal  karakterli borçlara  adeta  af niteliğinde taksitli ödeme kolaylıkları  getirmiştir. Yasa, resmi gazetede yayımlandıktan sonra  bu yasaya açıklayıcı genel tebliğler, iç genelgeler ve diğer ikincil mevzuat ile  kolaylıklar ve açıklamalar getirilmiş bulunmaktadır.

Diğer yandan, 6183 sayılı AATUHK’nun 62. maddesine göre;  amme borçlusunun elinde bulunduğu menkul malları ile  gayrimenkullerinden  alacak ve haklarından  amme alacağına  yetecek  miktarı kadar alacaklı tahsil  daireleri tarafından  haczedilmektedir.[1] 6183 sayılı yasa aynı zamanda  sosyal sigortalar kurumuna (SGK) ödenecek  prim, gecikme zammı, idari  para cezaları vs. sosyal  güvenlik ödentileri  hakkında da  uygulanan  bir tahsilat yasası  niteliğindedir.

6183 sayılı yasa uyarınca alacaklı idareler tarafından  haczedilen menkul ve gayrimenkullerin bilahare  serbest bırakılması, gayrimenkuller üzerindeki  hacizlerin tapuda fek edilmesi borcun ödenmesine bağlıdır.  Borç ödenmediği takdirde  haczin kaldırılması mümkün değildir.

Alacaklı  tahsil dairesi,  haciz sırasında amme idaresi   ile borçlunun menfaatlerini telif etmek (dengelemek) zorundadır.   Bu nedenle, haciz sırasında idare, icra memuru borçlunun  ileride düşebileceği  durumları tahmin etmek ve buna göre  haciz yapmak  zorundadır. Haczedilen mallara değer biçme yetkisi menkul mallarda icra memuruna aittir.  Bu nedenle, icra memurlarının haciz sırasında haciz tutanakları üzerinde koyduğu değerleri takdir ederken bir eksper gibi davranmak zorundadır. Afaki değer takdirleri ileride bu malların satışa çıkarılması  halinde  satışını güçleştirebilir.  Rasyonel bir davranış haczedilen menkul mallarda makul ve gerçeğe uygun  değerin belirlenmesidir.  

Bilindiği gibi,  yürürlüğe giren 6111 sayılı  Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına Dair Kanun hükümlerine göre taksite bağlanan borçlar taksit  süreleri içerisinde düzenli ödenmesi zorunludur.  Taksitlerin aksatılmaması  esastır.  Yıl içerisinde iki kez aksatabilme imkanı getirilmiştir.  Netice itibariyle,  ödemelerin düzenli yapılmış olması  halinde, yapılan ödemelerin toplam barca nispeti dahilinde  hacizlerin çözülmesi prensip olarak kabul edilmiştir.

Vergi yada sigorta prim affından yararlanmak için başvuranlar, borçlarını örneğin 36 ay vadede ödemek için dilekçe verdiklerinde, bu borçlardan kaynaklanan hacizler hemen kaldırılmayacaktır. Ödeme yapıldıkça, ödemeye isabet eden oranda  hacizler kaldırılacak ve alınan teminatların iadesi söz konusu  olacaktır.[2] 

Diğer yandan, motorlu  taşıtlar vergisi ödemeleri hakkında satışlar ve vizelerde  ise yeni af kanunu  aşağıdaki hükümleri  getirmektedir.

6111 sayılı Kanunun 2. maddesinin 4. fıkrası uyarınca Kanun kapsamında ödenecek olan motorlu taşıtlar vergisi ve bu vergiye bağlı gecikme faizi ve gecikme zammı yerine bu Kanunun yayımlandığı tarihe kadar TEFE/ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak tutarın ait olduğu taşıt için, bu Kanun hükümlerinin ihlal edilmemiş olması koşuluyla bu Kanunda belirtilen ödeme süresi sonuna kadar 18/2/1963 tarihli ve 197 sayılı Motorlu Taşıtlar Vergisi Kanununun 13 üncü maddesinin (d) fıkrası hükmü uygulanmadan, taksit ödeme süresi sonuna kadar taşıtlarının fenni muayenelerini yaptırmalarına ve uçuşa elverişli belgelerini almalarına imkan verilecektir.

Ancak, taşıtın satış ve devri halinde taksitlendirilen borcun tamamının ödenmesi şartının aranılacağı tabiidir.

Diğer yandan,  6111 sayılı yasanın  20. maddesinin 3. bend hükmü gereğince “… bu  kanuna göre ödenecek alacaklarla ilgili olarak, tatbik edilen  hacizler yapılan ödemeler nispetinde kaldırılır ve buna isabet eden  teminatlar iade edilir” hükmü bulunmaktadır.

Bu  aşamada borçlarını yapılandıranlar  hakkında  ihale  makamlarına borcu yoktur kağıdı   verilmektedir. Ayrıca, SGK borçlarını da yapılandıran işverenlere ilişiksiz belgesi verilebilmektedir.  Kesin hacizlerin çözümünde ise, mutlak surette borcun tamamıyla itfa dilmesi gerekmektedir.  

Sonuç olarak, bu yeniden yapılandırma veya af yasası evvelce vergi borcu nedeniyle haczedilmiş gayrimenkullerin  satılmak istenmesi  durumunda  borç bitmediği sürece  hacziler çözülmez. Yapılan ödemelerin  toplam borca  oranlaması yapılarak  bu ödemelere uygun olarak  kısım kısım  konulan hacizler  çözülecektir. Teminat takası ise bazı hallerde mümkün bulunmaktadır.  Üzerindeki  haczi kaldırılacak olan  gayrimenkulle eşdeğerde bir başka  gayrimenkul  vergi dairesine verilmediği sürece  hacizler yine çözülmez. Teminat takası yapılmaz.   Borca yetecek miktarda banka teminat  mektubu  verildiği takdirde gayrimenkul hacizleri çözülür.

Bir gayrimenkul üzerine daha önceden  rehinli bir alacak nedeniyle rehin varsa,  amme borcu nedeniyle  konulacak  hacizler rehinli alacağın önüne geçemez.[3]   Rehinli alacakların, amme alacağına göre  öncelik sırası  bulunmaktadır.

Öte yandan, SGK kurumu  tarafından  yayımlanan 18/3/2011 gün ve 166 sayılı 2011/29 genelge hükümlerine göre de kuruma olan borçlarından dolayı üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklarına (maaş, aylık veya gelir, kira, mevduat, istihkak, hak ediş vb) 6183 sayılı  kanunun 79. maddesine göre haciz konulmuş olan borçluların, söz konusu borçları için yeniden yapılandırma başvurusunda bulunmaları halinde, üçüncü kişiler nezdindeki hak ve  alacaklar üzerine konulan  hacizler;

a) Peşin ödeme yolunun  tercih edilmesi halinde, borcun tamamının  ödenmesinin,

b) Taksitle ödeme  yolunun tercih edilmesi halinde ise, ilk taksitin ödenmesinin ardından kaldırılacaktır.

Hal  böyle olmakla birlikte, hak ve alacaklar üzerine konulmuş olan  hacizlerin kaldırılmasından  önce  üçüncü kişiler tarafından  kurum hesaplarına yatırılan  paralar,

c) 24/2/2011 ve öncesinde yatırılmış ise, yeniden  yapılandırma işlemlerinden önce cari  usul ve esaslara göre,

d) 24/2/2011 tarihinden sonra yatırılmış ise, yeniden  yapılandırma işlemlerinin tamamlanmasının  ardından  peşin  veya taksitler halinde ödenecek tutarlara, mahsup edilecektir.

Kanunun  yürürlük  tarihinden  önce haczedilip, bu  tarihten sonra kurum hesaplarına aktarılan  tutarın,  yapılandırılan alacak tutarından  fazla  olması  halinde ise, söz konusu  paralar varsa kapsama girmeyen diğer alacaklara mahsup edilecek, yoksa 5510 sayılı kanunun 89. maddesine istinaden ilgililere iade edilecektir.

Sonuç olarak,  taşınır ve taşınmaz mallar üzerindeki hacizlerin kaldırılması  konusuna gelince; 6111 sayılı kanun kapsamına giren alacaklardan dolayı daha önce taşınır ve taşınmaz mallar üzerine haciz tatbik edilmiş ise, hacze konu malın  birden  fazla olması  ve her birinin değerinin ayrı ayrı  belirlenebilir  nitelikte ya da ayrı  ayrı  tescile konu olması şartıyla,  haczin devam edeceği malın değerinin en az yeniden yapılandırma öncesindeki toplam borç tutarını karşılaması ve borçlu tarafından yazılı talep edilmesi kaydıyla, daha önce konuşmuş hacizler yapılan ödemeler nispetinde kaldırılacak, alınmış teminatlar ise yine yapılan ödemeler nispetinde iade edilecektir.


(Bu köşe yazısı, sayın Av. N. Gaye ALPASLAN tarafından www.hukukihaber.net sitesinde yayınlanması için kaleme alınmıştır. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısının tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısının bir bölümü, aktif link verilerek kullanılabilir. Yazarı ve kaynağı gösterilmeden kısmen ya da tamamen yayınlanması şahsi haklara ve fikri haklara aykırılık teşkil eder.)
        
------------------
[1] 6183 sayılı  AATUHK’nun Genel Tebliğ Seri A Sıra No 1, Seri A Sıra 2.
[2] 6111 sayılı yasa md.2.
[3] ALPASLAN Mustafa – SAKAL Mustafa, Vergi Hukuku Uygulaması – I, İzmir, Ocak 2008, s.350. 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.