Ülkemizde son yıllarda uyuşturucu kullanımı hızlı bir şekilde artmıştır. Türkiye’de 2007’den bu yana 2 bin 148 kişi uyuşturucu madde kullanımına bağlı olarak hayatlarını kaybettikleri, 2014-2016 yılları arasında 680 bin 575 kişinin uyuşturucu tedavisi gördüğü, ALO 191 Uyuşturucu ile Mücadele Danışma ve Destek Hattı’na ise 2,5 yılda toplamda 106 bin 112 çağrı geldiği, uyuşturucu tedavisinin maliyeti ile ilgili olarak 2,5 yılda uyuşturucuyla mücadele kapsamında sadece ilaç ve tedavi masrafları için 147 milyon 346 bin 531 lira harcandığı ifade edilmektedir.[1]

Son yıllarda uyuşturucu veya uyarıcı madde suçlarında da hızlı bir artış görülmektedir. Bu suçlara ilişkin yapılan soruşturmalarda bazen de suçun oluşmadığı veya eylemin işlenemez suç kapsamında bulunduğu görülebilmektedir.

Yazımızın konusunu oluşturan “işlenemez suç” kavramının uyuşturucu suçları açısından değerlendirmeye aldığımızda, işlenemez suçun varlığı halinde, fail hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğini söyleyebiliriz.

Kavram tanımı: İşlenemez suç, bir suç işlemeye yönelik eylemlerde bulunulmasına rağmen, ya hareketin (vasıtanın) ihlal edilmek istenen suçta tanımlanan zarar veya tehlikeyi meydana getirmeye elverişli olmaması (boş bir tabancayla bir kimseyi öldürmeye kalkışma), ya da suç konusunun bulunmaması nedeniyle başarısız kalmaya mahkum bir davranış şeklinde tanımlanabilir.[2]

Örneğin, uyuşturucu veya uyarıcı madde diye kına satılması halinde hem satan hem de alan kişi için işlenemez suç kavramı gündeme gelecek ve atılı suçlardan beraat kararı verilmesi gerekecektir.

İşlenemez suçlara teşebbüs durumunda faile ceza verilip verilemeyeceği hususuna bir çözüm bulmak için çeşitli görüşler ortaya atılmıştır.[3]

TCK’nın 35. maddesine göre, cezalandırılabilir bir teşebbüsten söz edebilmek için “suç işlemek kararının icrasına başlamak” yeterli değildir; ayrıca “işlenmesi kastedilen suçun icrasına başlamak” gerekmektedir.

Teşebbüs halinin cezalandırılabilmesi için, elverişli hareketlerle icraya başlanılmalıdır. Buradaki elverişlilik, sadece kullanılan araç açısından değil, suçun konusu da dâhil olmak suretiyle bütün eylem yönünden bulunması gerekmektedir. Bu yasal düzenleme karşısında gerek vasıtanın elverişli olmaması ve gerekse de konunun bulunmaması veya elverişsiz olması durumunda teşebbüsten dolayı failin cezalandırılması yoluna gidilememesi gerekmektedir.[4]

Yargıtay, uyuşturucu veya uyarıcı madde suçlarında işlenemez suç kavramının üç halde gerçekleşebileceğini kabul etmektedir:

1. Hal: Olayda ele geçen maddenin uyuşturucu madde niteliğinde olmaması:

Bu halde soruşturma konusu olayda ele geçen madde uyuşturucu madde niteliğinde değildir. Bu hususun tespiti için Adli Tıp Kurumu’ndan rapor alınmalıdır. ATK, raporunda ele geçen maddenin uyuşturucu veya uyarıcı madde niteliğinde olmadığını ifade ederse, “işlenemez suç” kavramı gündeme gelecek ve fail veya failler hakkında beraat kararı verilecektir.

Konuya ilişkin emsal Yargıtay kararları şunlardır:

- Sanıkta ele geçirilen 1.885 gram maddenin içindeki uyuşturucunun, eser miktarda olduğunun belirtilmesi karşısında; suçun maddi konusu olan uyuşturucu maddenin kullanmaya ve buna bağlı olarak uyuşturucu madde temin etme suçuna elverişli olmadığından, olayda işlenemez suçun söz konusu olduğu, suçun unsurlarının oluşmadığı ve sanığın beraatına karar verilmesi gerektiği gözetilmelidir.[5]

- ATK raporunda, sanığın aracında ele geçen 2988,360 gram madde ile evindeki terazinin kefelerinde tespit edilen bulaşık durumdaki maddenin eser miktarda morfin, eroin, 6-MAM, kodein ve asetil kodein ihtiva ettiğinin belirtilmesi karşısında bu maddelerin karışım içindeki oranlarının 2313 sayılı Uyuşturucu Maddelerin Murakabesi Hakkında Kanun'un 1. maddesinde öngörülen oranların altında olması nedeniyle gerek suç tarihinde yürürlükte olan 765 sayılı TCK'nın 403 ve 404. maddelerinde gerekse sonradan yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK'nın 188 ve 191. maddelerinde düzenlenen suçların maddi konusunu oluşturmaya elverişli olmadığından ve işlenemez suç söz konusu olduğundan, bu suçların unsurlarının oluşmadığı; sözü edilen karışımlarda bulunduğu belirtilen diğer maddelerin ise uyuşturucu veya uyarıcı madde olmadığı gibi 2313 sayılı Kanun'un ek 1. maddesinin yollama yaptığı 1988 tarihli Uyuşturucu ve Psikotrop Maddelerin Kaçakçılığına Karşı Birleşmiş Milletler Sözleşmesi ekindeki tablolarda yer alan maddeler arasında bulunmaması nedeniyle, uyuşturucu madde ticareti suçunun da oluşmayacağı gözetilmelidir.[6]

2. Hal: Özellikle uyuşturucu ticareti suçlarında ele geçen maddenin miktar itibariyle Ticaret suçunun oluşumuna vücut vermemesi.

Satma suçunda uyuşturucu veya uyarıcı maddenin türünün ve miktarının suçun oluşumu yönünden bir etkisi yoktur. Şayet sırf miktarın azlığı nedeni ile maddenin uyuşturucu madde olup olmadığı anlaşılamıyor veya maddenin uyuşturucu madde olmadığı uzman bilirkişi raporu ile belirlenmiş ise suç oluşmaz. Miktarın çok az olması nedeni ile uyuşturucu veya uyarıcı madde olup olmadığı bilirkişi tarafından belirlenemediği durumlarda Yargıtay uygulamasına göre Uyuşturucu veya uyarıcı madde ticaretinden ceza verilmemesi öngörülmektedir.

Örneğin; kişisel ihtiyaç sınırını aşmayacak miktardaki suç konusu uyuşturucu maddeyi tüm aşamalarda kullanmak için bulundurduğunu söyleyen falin savunmalarının aksini kanıtlar nitelikte uyuşturucu madde ticareti yaptığını somut bir olgu olarak ortaya koyan, her türlü kuşkudan uzak, kesin ve inandırıcı bir kanıt bulunmadığı hallerde 5237 sayılı TCK’nın 191/1. maddesi uygulama alanı bulacak ve uyuşturucu madde satmak amacıyla bulundurmaktan ceza verilemeyecektir.[7]

Konuya ilişkin emsal Yargıtay kararları şunlardır:

- ATK raporlarında suç konusu 41 gram ağırlığındaki maddenin eser miktarda eroin ve 6-MAM içerdiği belirtildiğinden, olayda TCK'nın 188. maddesinin 4. fıkrası bakımından işlenemez suçun söz konusu olduğu, belirtilen raporlar ile dosyadaki bilgi ve belgelere göre, sanığın eyleminin TCK'nın 188. maddesinin 6. fıkrasında düzenlenen suçu oluşturduğu gözetilmeden, sanık hakkında TCK'nın 188. maddesinin 4. fıkrasının uygulanması hukuka aykırıdır.[8]

- ATK raporunda, ele geçen toplam 172 gram madde içinde net 327 miligram olduğu tespit edilen morfin ve türevi maddelerin 2313 sayılı Uyuşturucu Maddelerin Murakabesi Hakkında Kanunun 1. maddesinde öngörülen oranların altında olması nedeniyle, 5237 sayılı TCK'nın 188. maddesinde düzenlenen suçun maddi konusunu oluşturmaya elverişli uyuşturucu madde bulunmadığı ve işlenemez suç söz konusu olduğundan atılı suçun oluşmayacağı gözetilmelidir.[9]

- Uyuşturucu madde analiz raporunda, ele geçirilen maddenin “çok miktarda tohum ile eser miktarda ufalanmış yaprakçıklardan oluşan 220 mgr kenevir bitkisi olup, miktar azlığı nedeniyle elde edilebilecek esrar miktarının saptanamadığı”nın belirtilmiş olması karşısında; söz konusu madde miktarına göre, atılı suçun konusunu oluşturabilecek yeterliliğin, böylelikle suç konusunun bulanmaması nedeniyle, suçun işlenemez olmasından beraat kararı verilmesi gerektiği gözetilmelidir.[10]

- Ekspertiz raporunda, suç konusu maddenin 2313 sayılı Kanun kapsamına giren uyuşturucu maddelerden olmadığının; Adli Tıp Kurumu raporunda ise sanıkta ele geçirilen 1.885 gram maddenin içindeki uyuşturucunun, eser miktarda olduğunun belirtilmesi karşısında; suçun maddi konusu olan uyuşturucu maddenin kullanmaya ve buna bağlı olarak uyuşturucu madde temin etme suçuna elverişli olmadığından, olayda işlenemez suçun söz konusu olduğu, ticaret suçunun unsurlarının oluşmadığı ve sanığın beraatine karar verilmesi gerektiği dikkate alınmalıdır.[11]

3. Hal: Özellikle uyuşturucu madde kullanma suçlarında, kullanıcı konumundaki failin uyuşturucu madde almasının zaten mümkün olmadığı durumlara ilişkindir.

Örneğin, uyuşturucu maddeyi kullanmak için satan kişi ile bağlantı kuran failin, bağlantı kurduğu kişinin kolluk görevlilerince soruşturma kapsamında yakalanması ve suç konusu uyuşturucu maddeye daha önce görevliler tarafından elkonulmuş olması nedeni ile sanığın zaten almasına olanak bulunmadığı hallerde işlenemez suç söz konusu olacak ve buna bağlı olarak uyuşturucu maddeyi kullanmak için almak isteyen özne için atılı suçun yasal unsurlarının oluşmayacaktır.[12]

Konuya ilişkin emsal Yargıtay kararları şunlardır:

- Kolluk görevlilerinin gözetiminde iken görevlilerin satıcı fail üzerinde ele geçirdiği uyuşturucu maddenin kullanıcı konumundaki failler yönünden alış-verişe konu olması ve satın alınmasının mümkün olmaması nedeniyle, bu faillerin eylemleri işlenemez suç niteliğinde olduğundan, suçun yasal unsurlarının gerçekleşmediği gözetilmelidir.[13]

- Kendilerinde herhangi bir uyuşturucu ya da uyarıcı madde ele geçirilmeyen ve uyuşturucu veya uyarıcı madde kullandıkları da teknik bir yöntemle tespit edilmeyen faillerin, diğer satıcı konumundaki sanık fail ile kararlaştırdıkları buluşma yerine gelmeden önce suça konu uyuşturucu maddenin güvenlik görevlilerince ele geçirilmiş olması nedeniyle kullanıcı konumundaki faillerin söz konusu maddeyi almalarına olanak bulunmadığı, bu hali ile işlenemez suçun söz konusu olduğu ve buna bağlı olarak sanıkların üzerlerine atılı suçun yasal unsurlarının oluşmadığı dikkate alınmalıdır.[14]

- Sanığın yakalandığı tarihten 1 gün önce, suç konusu uyuşturucuya görevlilerce olay yerinden alınarak elkonulduğu anlaşılmakla, olay yerinde mevcut olmayan ve sanığa ait olmadığı anlaşılan uyuşturucu mala ilişkin işlenemez suç oluştuğu gözetilmek suretiyle ticaret suçundan sanığın beraatine karar verilmelidir. Burada atılı suça teşebbüsten mahkûmiyete karar verilemez.[15]

- Suç konusu uyuşturucu maddeye daha önce görevliler tarafından elkonulmuş olması nedeniyle, sanığa satılmasına veya verilmesine olanak bulunmadığı, buna bağlı olarak olayda sanık yönünden işlenemez suçun söz konusu olduğu ve atılı suçun yasal unsurlarının oluşmadığı gözetilmeli ve kullanma suçundan sanığın beraatine karar verilmelidir.[16]

- Suç konusu uyuşturucu maddeye daha önce görevliler tarafından elkonulmuş olduğundan, maddeyi satın almak isteyen sanığın zaten almasına olanak bulunmadığı, bu nedenle işlenemez suçun söz konusu olduğu ve buna bağlı olarak sanığın üzerine atılı kullanma suçunun yasal unsurlarının oluşmadığı gözetilmeli ve sanık hakkında beraat kararı verilmelidir.[17]

(Bu köşe yazısı, sayın Dr. Suat ÇALIŞKAN  tarafından www.hukukihaber.net sitesinde yayınlanması için kaleme alınmıştır. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısının tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısının bir bölümü, aktif link verilerek kullanılabilir. Yazarı ve kaynağı gösterilmeden kısmen ya da tamamen yayınlanması şahsi haklara ve fikri haklara aykırılık teşkil eder.

Kaynakça

ARTUK, Mehmet ,Emin/Gökçen,Ahmet/Yenidünya,A.Caner; “Türk Ceza Kanunu Şerhi Özel Hükümler” 4.Cilt Ankara, 2009 Turhan Kitabevi, C. I, s. 796;

DEMİRBAŞ, Timur/ ERDEM, Mustafa Ruhan; Ceza Hukuku Pratik Çalışmaları, Seçkin Yayınevi, Ankara, 2001.

DEMİRBAŞ, Timur; Ceza Hukuku Genel Hükümler, Ankara 2005. s. 401;

DÖNMEZER, Sulhi/ ERMAN, Sahir; Nazari ve Tatbiki Ceza Hukuku, Genel Kısım, Yeniden Gözden Geçirilmiş Onikinci Bası, C. I, Beta Yayınevi, İstanbul, 1999.

EREM, Faruk/DANIŞMAN, Ahmet/ARTUK, Mehmet Emin; Ümanist Doktrin Açısından Türk Ceza Hukuku Genel Hükümler, Seçkin Yayınevi, 14. Bası, Ankara,1997

ÖNDER, Ayhan; Ceza Hukuku, Genel Hükümler, Beta Basım Yayım Dağıtım, C. III, İstanbul, 1989.

TANER, Tahir; Ceza Hukuku, Umumi Kısım, İstanbul, 1953.

-------------------------------

[1] http://www.milliyet.com.tr/uyusturucudan-son-10-yilda-2-bin-gundem-2499373/, ET:08.07. 2018.

[2] ARTUK, Mehmet, Emin / Gökçen, Ahmet / Yenidünya, A. Caner; “Türk Ceza Kanunu Şerhi Özel Hükümler” 4. Cilt Ankara, 2009 Turhan Kitabevi, C. I, s. 796; DEMİRBAŞ, Timur; Ceza Hukuku Genel Hükümler, Ankara 2005. s. 401; DÖNMEZER, Sulhi / ERMAN, Sahir; Nazari ve Tatbiki Ceza Hukuku, Genel Kısım, Yeniden Gözden Geçirilmiş Onikinci Bası, C. I, Beta Yayınevi, İstanbul, 1999 , s. 459; DEMİRBAŞ, Timur/ ERDEM, Mustafa Ruhan; Ceza Hukuku Pratik Çalışmaları, Seçkin Yayınevi, Ankara, 2001 Demirbaş/Erdem, s. 169

[3] EREM, Faruk/DANIŞMAN, Ahmet/ARTUK, Mehmet Emin; Ümanist Doktrin Açısından Türk Ceza Hukuku Genel Hükümler, Seçkin Yayınevi, 14. Bası, Ankara, 1997 , s. 304; Artuk/Gökçen/Yenidünya, C.I, s. 797; ÖNDER, Ayhan; Ceza Hukuku, Genel Hükümler, Beta Basım Yayım Dağıtım, C. III, İstanbul, 1989, s. 409; TANER, Tahir; Ceza Hukuku, Umumi Kısım, İstanbul, 1953, s. 282 vd.; Demirbaş, a.g.e., s. 403-404; Artuk/Gökçen/Yenidünya, a.g.e., I, s. 797-798; Önder, a.g.e., s.. 408-410.

[4]TOROSLU, Nevzat; Ceza Hukuku, 7. Baskı, Savaş Yayınları, Ankara, 2005, s. 196.

[5] Yargıtay 10. Ceza Dairesi, 2006/9234 Esas, 2007/8332 Karar sayılı ve 03.07.2007 tarihli kararında; “…Jandarma Genel Komutanlığı Bölge Kriminal Laboratuarları Şube Müdürlüğü’nün 09.12.2002 gün ve 3609 sayılı ekspertiz raporunda, suç konusu maddenin 2313 Sayılı Kanun kapsamına giren uyuşturucu maddelerden olmadığının; Adli Tıp Kurumu Beşinci İhtisas Kurulu’nun 28.07.2003 tarih ve 1123 sayılı raporunda ise sanıkta ele geçirilen 1.885 gram maddenin içindeki uyuşturucunun, eser miktarda olduğunun belirtilmesi karşısında; suçun maddi konusu olan uyuşturucu maddenin kullanmaya ve buna bağlı olarak uyuşturucu madde temin etme suçuna elverişli olmadığından, olayda işlenemez suçun söz konusu olduğu, suçun unsurlarının oluşmadığı ve sanığın beraatına karar verilmesi gerektiği dikkate alınmadan yazılı şekilde mahkumiyet hükmü kurulması…” demek suretiyle bu hususa dikkat çekmiştir.

[6] Y.10.CD, E: 2008/12182, K: 2011/57420, Teb: 10 - 2006/322464, KT: 23.11.2011 : “… Suç: Uyuşturucu madde ticareti yapma Adli Tıp Kurumu Kimya İhtisas Dairesi’nin 29.05.2006 tarihli raporunda, sanığın aracında ele geçen 2988,360 gram madde ile evindeki terazinin kefelerinde tespit edilen bulaşık durumdaki maddenin eser miktarda morfin, eroin, 6-MAM, kodein ve asetil kodein ihtiva ettiğinin belirtilmesi karşısında bu maddelerin karışım içindeki oranlarının 2313 sayılı Uyuşturucu Maddelerin Murakabesi Hakkında Kanun'un 1. maddesinde öngörülen oranların altında olması nedeniyle gerek suç tarihinde yürürlükte olan 765 sayılı TCK'nın 403 ve 404. maddelerinde gerekse sonradan yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK'nın 188 ve 191. maddelerinde düzenlenen suçların maddi konusunu oluşturmaya elverişli olmadığından ve işlenemez suç söz konusu olduğundan, bu suçların unsurlarının oluşmadığı; sözü edilen karışımlarda bulunduğu belirtilen diğer maddelerin ise uyuşturucu veya uyarıcı madde olmadığı gibi 2313 sayılı Kanun'un ek 1. maddesinin yollama yaptığı 1988 tarihli Uyuşturucu ve Psikotrop Maddelerin Kaçakçılığına Karşı Birleşmiş Milletler Sözleşmesi ekindeki tablolarda yer alan maddeler arasında bulunmaması nedeniyle, bu maddede düzenlenen suçun da oluşmayacağı gözetilmeden, sanık hakkında beraat yerine mahkûmiyet hükmü kurulması, BOZULMASINA, 23.11.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi…”

[7] Y.10.CD, E:2009/7308, K:2009/16255, Teb:10 - 2007/278222, KT: 26.10.2009: “…A-Sanık B.O. hakkındaki hükmün incelenmesi: Kişisel ihtiyaç sınırını aşmayacak miktardaki suç konusu uyuşturucu maddeyi tüm aşamalarda kullanmak için bulundurduğunu söyleyen sanığın savunmalarının aksini kanıtlar nitelikte uyuşturucu madde ticareti yaptığını somut bir olgu olarak ortaya koyan, her türlü kuşkudan uzak, kesin ve inandırıcı bir kanıt bulunmadığı gözetilmeden, 5237 sayılı TCK’nın 191/1. maddesi yerine, 188/3. maddesi uyarınca mahkûmiyet kararı verilmesi,…B- Sanık F.K.hakkındaki hükmün incelenmesi: Kişisel ihtiyaç sınırını aşmayacak miktardaki suç konusu uyuşturucu maddeyi tüm aşamalarda kullanmak için bulundurduğunu söyleyen sanığın savunmalarının aksini kanıtlar nitelikte uyuşturucu madde ticareti yaptığını somut bir olgu olarak ortaya koyan, her türlü kuşkudan uzak, kesin ve inandırıcı bir kanıt bulunmadığı gözetilmeden, 5237 sayılı TCK’nın 191/1. maddesi yerine, 188/3. maddesi uyarınca mahkûmiyet kararı verilmesi, BOZULMASINA, 26.10.2009…”

[8] Y.10.CD, E: 2017/223, K: 2017/1542, Teb: 10 - 2016/251770, KT: 18/04/2017; “…Adli Tıp Kurumu 5. İhtisas Kurulunun 04.08.2008 ve 12.10.2015 tarihli raporlarında suç konusu 41 gram ağırlığındaki maddenin eser miktarda eroin ve 6-MAM içerdiği belirtildiğinden, olayda TCK'nın 188. maddesinin 4. fıkrası bakımından işlenemez suçun söz konusu olduğu, belirtilen raporlar ile dosyadaki bilgi ve belgelere göre, sanığın eyleminin TCK'nın 188. maddesinin 6. fıkrasında düzenlenen suçu oluşturduğu gözetilmeden, sanık hakkında TCK'nın 188. maddesinin 4. fıkrasının uygulanması,…BOZULMASINA, bozmanın, hakkındaki mahkûmiyet hükmü temyiz edilmeyen diğer sanık A.Ş.'e CMUK’nın 325. maddesi gereğince SİRAYETİNE, 18/04/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi…”

[9] Y.10.CD, E: 2008/3482, K: 2012/34, Teb: 10 - 2006/243829, KT: 09.01.2012: “…Suç: Uyuşturucu madde ticareti yapma…1-Sanığın sattığı kabul edilen ve Adli Tıp Kurumu 5. İhtisas Kurulu'nun 10.05.2004 tarihli raporunda, ele geçen toplam 172 gram madde içinde net 327 miligram olduğu tespit edilen morfin ve türevi maddelerin 2313 sayılı Uyuşturucu Maddelerin Murakabesi Hakkında Kanunun 1. maddesinde öngörülen oranların altında olması nedeniyle, 5237 sayılı TCK'nın 188. maddesinde düzenlenen suçun maddi konusunu oluşturmaya elverişli uyuşturucu madde bulunmadığı ve işlenemez suç söz konusu olduğundan atılı suçun oluşmayacağı gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,. BOZULMASINA, 09.01.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi…”

[10] Y.10.CD, E: 2007/5711, K: 2009/1177, Teb: 10 - 2009/23900, KT: 02.02.2009: “… Uyuşturucu madde analiz raporunda, ele geçirilen maddenin “çok miktarda tohum ile eser miktarda ufalanmış yaprakçıklardan oluşan 220 mgr kenevir bitkisi olup, miktar azlığı nedeniyle elde edilebilecek esrar miktarının saptanamadığı”nın belirtilmiş olması karşısında; söz konusu madde miktarına göre, atılı suçun konusunu oluşturabilecek yeterliliğin, böylelikle suç konusunun bulanmaması nedeniyle, suçun işlenemez olmasından beraat kararı verilmesi gerektiği gözetilmeksizin, mahkûmiyet kararı verilmesi,…BOZULMASINA, 02.02.2009 tarihinde oybirliğiyle karar verildi…”

[11] Y.10.CD, E: 2006/9234, K: 2007/8332, Teb: 10-06/105993, KT: 03/07/2007: “…Uyuşturucu madde ticareti yapmak suçundan…Jandarma Genel Komutanlığı Bölge Kriminal Laboratuarları Şube Müdürlüğü’nün 09.12.2002 gün ve 3609 sayılı ekspertiz raporunda, suç konusu maddenin 2313 sayılı Kanun kapsamına giren uyuşturucu maddelerden olmadığının; Adli Tıp Kurumu 5. İhtisas Kurulu’nun 28.07.2003 tarih ve 1123 sayılı raporunda ise sanıkta ele geçirilen 1.885 gram maddenin içindeki uyuşturucunun, eser miktarda olduğunun belirtilmesi karşısında; suçun maddi konusu olan uyuşturucu maddenin kullanmaya ve buna bağlı olarak uyuşturucu madde temin etme suçuna elverişli olmadığından, olayda işlenemez suçun söz konusu olduğu, suçun unsurlarının oluşmadığı ve sanığın beraatine karar verilmesi gerektiği dikkate alınmadan yazılı şekilde mahkumiyet hükmü kurulması,…BOZULMASINA, 03/07/2007 tarihinde oybirliğiyle karar verildi…”

[12] Y.10.CD, E:2009/2548, K:2010/3279, Teb:10-2009/23900, KT: 15.02.2010; “…Uyuşturucu madde ticareti yapmak suçundan sanık…Dosya incelendi. Sanık S.A. hakkındaki hükmün incelenmesi: 1-Olay ve yakalama tutanağına, tutanak düzenleyici tanıkların anlatımlarına ve savunmalara göre; sanığın olay günü uyuşturucu madde ticareti yapmak suçundan mahkûm olan diğer sanık H.A.’dan kullanmak amacıyla uyuşturucu temin etmek için, önceden bildiği cep telefonu numarasından aradığında, bu sırada H.A.’ı yakalamış bulunan görevliler tarafından durumdan şüphelenilerek telefona cevap verildiği, sanığın H. ile görüştüğü düşüncesi ile uyuşturucu alımı ve randevu yerinin tespitine ilişkin konuşmayı gerçekte görevliyle yapmasının ardından, kararlaştırılan yere geldiğinde, güvenlik görevlilerince yakalandığı; suç konusu uyuşturucu maddeye daha önce görevliler tarafından elkonulmuş olduğundan, sanığın zaten almasına olanak bulunmadığı, bu nedenle işlenemez suçun söz konusu olduğu ve buna bağlı olarak sanığın üzerine atılı suçun yasal unsurlarının oluşmadığı gözetilmeden, sanık hakkında beraat yerine mahkûmiyet hükmü kurulması,....BOZULMASINA, 15.02.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.”

[13] Y.10.CD, E: 2016/3350, K: 2017/166, Teb: 10-2016/260889, KT: 23.01.2017: “… B) Sanıklar İ. ve S. hakkında "kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma" suçundan verilen mahkûmiyet hükümlerinin incelenmesi: Toplanan deliller ve dosya içeriğine göre; sanıklar İ. ve S.'ın uyuşturucu madde satın almak için diğer sanık A.'nin evine geldikleri, A. ile görüştükleri, evde uyuşturucu madde kalmadığı için alış-verişin gerçekleşmediği, A.'nin uyuşturucu madde bulmak üzere evden dışarı çıktığı, bu sırada kolluk görevlilerinin, bir başka soruşturma nedeniyle, A.'nin ikametine arama yapmak üzere geldiği, yaptıkları aramada evde uyuşturucu madde bulamadıkları, evde bekleyen diğer kişilerin uyuşturucu madde almaya geldiklerini ve A.'nin onlara uyuşturucu madde bulmak amacı ile evden dışarı çıktığını öğrenen kolluk görevlilerinin, gerekli tertibatı alarak Ali'nin eve gelmesini bekledikleri, A.'nin kısa süre sonra kendi anahtarı ile kapıyı açıp eve girdiği ve üzerinde suç konusu eroin ve hassas terazinin ele geçirildiği anlaşıldığından, kolluk görevlileri gelmeden önce suçun maddi konusu olan uyuşturucu madde evde olmadığı için sanıkların uyuşturucu madde almalarının fiilen mümkün olmadığı, kolluk görevlilerinin gelip sanıkları yakalaması ile sanıklar İ. ve S. bakımından eylemin kesintiye uğradığı, kolluk görevlilerinin gözetiminde iken görevlilerin A.'nin üzerinde ele geçirdiği uyuşturucu maddenin de bu sanıklar yönünden alış-verişe konu olması ve satın alınmasının mümkün olmaması nedeniyle, eylemleri işlenemez suç niteliğinde olduğundan, suçun yasal unsurlarının gerçekleşmediği gözetilmeksizin, sanıkların beraatleri yerine, mahkûmiyetlerine karar verilmesi, BOZULMASINA,…23.01.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi….”

[14] Y.9.CD, E: 2015/2206, K: 2016/2500, Teb: 10-2010/146061, KT: 17.03.2016: “…1- Sanıklar MBK ve AÖ hakkındaki beraat hükümlerinin incelenmesinde: Kendilerinde herhangi bir uyuşturucu ya da uyarıcı madde ele geçirilmeyen ve uyuşturucu veya uyarıcı madde kullandıkları da teknik bir yöntemle tespit edilmeyen sanıkların, diğer sanık Y.T. ile kararlaştırdıkları buluşma yerine gelmeden önce suça konu uyuşturucu maddenin güvenlik görevlilerince ele geçirilmiş olması nedeniyle sanıkların söz konusu maddeyi almalarına olanak bulunmadığı, bu hali ile işlenemez suçun söz konusu olduğu ve buna bağlı olarak sanıkların üzerlerine atılı suçun yasal unsurlarının oluşmadığı dikkate alınarak tebliğnamedeki bozma düşüncesi benimsenmemiştir…Onanmasına,...17.03.2016…”

[15] Y.10.CD, E: 2011/11475, K: 2013/6401, Teb: 10 - 2009/252640, KT: 24.06.2013: “…Suç : Uyuşturucu madde ticareti yapma….Sanığın yakalandığı tarihten 1 gün önce, suç konusu uyuşturucuya görevlilerce olay yerinden alınarak elkonulduğu anlaşılmakla, olay yerinde mevcut olmayan ve sanığa ait olmadığı anlaşılan uyuşturucu mala ilişkin işlenemez suç oluştuğu gözetilmeksizin, sanığın beraati yerine, atılı suça teşebbüsten mahkûmiyetine karar verilmesi,…BOZULMASINA, 24.06.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi…”

[16] Y.10.CD, E: 2009/5954, K: 2011/4568, Teb: 10 - 2009/46379, KT: 24.05.2011: “… A- Sanık E. hakkındaki hükmün incelenmesi: Diğer sanıklar Ç. ve O.'nın suç konusu uyuşturucu maddeyle birlikte yakalanmalarından sonra, sanığın Ç.’i cep telefonundan aradığı, görevlilerin talimatı nedeniyle Ç.'in telefonu açmayıp sanığa “otobüsteyim, mesaj at” şeklinde mesaj gönderdiği, sanığın “yolda mısın, geliyor musun, seni Shell'den alayım mı” diyerek cevap mesajı gönderdiği, Ç.'in tekrar “10-15 dakika sonra orada ol” diyerek mesaj yazdığı, görevlilerce belirtilen akaryakıt istasyonunda tertibat alındığı ve oraya gelen sanığın yakalandığı; suç konusu uyuşturucu maddeye daha önce görevliler tarafından elkonulmuş olması nedeniyle, sanığa satılmasına veya verilmesine olanak bulunmadığı, buna bağlı olarak olayda sanık yönünden işlenemez suçun söz konusu olduğu ve atılı suçun yasal unsurlarının oluşmadığı gözetilmeden, sanığın beraati yerine mahkûmiyetine karar verilmesi, BOZULMASINA, 24.05.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi…”

[17] Y.10.CD, E: 2009/15018, K: 2010/10017, Teb: 10 - 2009/165882, KT: 29.04.2010: “… B- Sanık D.K. hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan kurulan hükmün incelenmesi: 1- 20.09.2008 tarihli yakalama ve zapt etme tutanağına ve sanık savunmasına göre; sanığın olay günü uyuşturucu madde ticareti yapmak suçundan mahkûm olan diğer sanık SÜ’den kullanmak amacıyla uyuşturucu temin etmek için, cep telefonu numarasından aradığında, bu sırada S.Ü.’ü yakalamış bulunan görevliler tarafından telefona cevap verildiği, sanığın S.Ü. ile görüştüğü düşüncesi ile uyuşturucu alımı ve randevu yerinin tespitine ilişkin konuşmayı gerçekte görevliyle yapmasının ardından, kararlaştırılan yere geldiğinde, güvenlik görevlilerince yakalandığı; suç konusu uyuşturucu maddeye daha önce görevliler tarafından elkonulmuş olduğundan, sanığın zaten almasına olanak bulunmadığı, bu nedenle işlenemez suçun söz konusu olduğu ve buna bağlı olarak sanığın üzerine atılı suçun yasal unsurlarının oluşmadığı gözetilmeden, sanık hakkında beraat yerine mahkûmiyet hükmü kurulması,…BOZULMASINA, 29.04.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi…” Y.10.CD, E: 2009/2548, K: 2010/3279, Teb: 10 - 2009/23900, KT: 15.02.2010: “…B) Sanık S.A. hakkındaki hükmün incelenmesi: 1- Olay ve yakalama tutanağına, tutanak düzenleyici tanıkların anlatımlarına ve savunmalara göre; sanığın olay günü uyuşturucu madde ticareti yapmak suçundan mahkûm olan diğer sanık H.A.’dan kullanmak amacıyla uyuşturucu temin etmek için, önceden bildiği cep telefonu numarasından aradığında, bu sırada H.A.’ı yakalamış bulunan görevliler tarafından durumdan şüphelenilerek telefona cevap verildiği, sanığın H.A. ile görüştüğü düşüncesi ile uyuşturucu alımı ve randevu yerinin tespitine ilişkin konuşmayı gerçekte görevliyle yapmasının ardından, kararlaştırılan yere geldiğinde, güvenlik görevlilerince yakalandığı; suç konusu uyuşturucu maddeye daha önce görevliler tarafından elkonulmuş olduğundan, sanığın zaten almasına olanak bulunmadığı, bu nedenle işlenemez suçun söz konusu olduğu ve buna bağlı olarak sanığın üzerine atılı suçun yasal unsurlarının oluşmadığı gözetilmeden, sanık hakkında beraat yerine mahkûmiyet hükmü kurulması,…15.02.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi…”