Evlenme, Türk Medeni Kanunu’nun 142. maddesindeki şekil şartlarının yerine getirilmesiyle ve tarafların karşılıklı rıza içeren, olumlu sözlü beyanlarıyla birlikte meydana gelir[1]. Evlenmenin doğal olarak sonlanması ölümle gerçekleşir. Bazı hallerde evlilik, ölüm dışında başka bir sebeple sona erer. Bu hallerden biri ise boşanmadır. Türk hukukunda boşanma, eşlerden birinin veya her ikisinin birlikte kanunda öngörülen boşanma sebeplerinden birine dayanarak açacağı dava sonucunda evlilik birliğine hâkim tarafından son verilmesidir[2].

Birçok ülkede hâlihazırda adlî makamlarca boşanma kararı verilebileceği kabul edilmektedir. Bununla birlikte idarî makamların boşanmaya karar vermesine imkân tanıyan düzenlemeler de özellikle son yıllarda gittikçe daha fazla ülkede kabul edilmeye başlanmıştır[3].

Örneğin Amerika’nın New Mexico Eyaleti’nde nüfus müdürlükleri; Danimarka’da kral, vali ya da belediye başkanı, Fransa'da noterlik; Rusya Federasyonu’nda ve bazı Asya ülkelerinde belediyeler; Norveç’te vali, Brezilya, Ekvator, Peru, Bolivya ve Rusya’da ise noterlik boşanmaya karar verebilmektedir.

Ancak bu ülkelerin iç hukuk düzenlemelerine baktığımızda; idari boşanmaların genellikle tarafların gerek boşanma gerek boşanmanın ferileri (nafaka, velayet, tazminat, çocukla kişisel ilişki), ziynet eşyaları ve mal paylaşımı gibi boşanmanın sonuçları hususlarında anlaşması halinde kabul edildiği görülmektedir.

Dolayısı ile idari makamlar sadece tarafların anlaşmasını onaylayan ve belki de tescil eden bir görev görmekte olup boşanmanın gerekliliği ve boşanmanın sonuçlarına ilişkin anlaşma hakkında herhangi bir takdir yetkisine sahip olmamaktadır. Nitekim, idari boşanmalar Türk hukukundaki anlaşmalı boşanmaya da benzemektedir.

5718 Sayılı Milletlerarası Özel Hukuk Ve Usul Hukuku Hakkında Kanun Uyarınca Tanıma ve Tenfiz

Mahkeme kararları kural olarak sadece verildikleri ülkede hüküm ve sonuç doğururlar [4]. Yabancı ülke mahkemelerinde verilen kararların iç hukukta verilmiş mahkeme kararı ile eş değer hale gelmesi için ‘tanıma’ kararı; hükmü uygulanabilir hale getiren ülkede de icra edilebilir olmasının sağlanması için ise ‘tenfiz’ kararı alınması gerekmektedir.

Bu sebeple söz konusu hükmün icrasının gerektirdiği durumlarda, tanıma kararının yanında tenfiz kararının da alınması zorunludur. Örnek vermek gerekirse; boşanma davası sonucunda boşanma hükmü ile birlikte verilen nafaka ve velayet kararları tenfizin konusunu oluştururken yalnızca boşanma kararı tanımanın konusunu oluşturmaktadır.

Türk hukukunda ise MÖHUK m. 50 ve 54’te yabancı mahkeme kararlarının tenfizinin şartlarına yer verilmiş, tanıma içinse söz konusu tenfiz şartlarına atıfta bulunulmuştur[5]. Doktrinde, tanımaya karar verilebilmesi için gerekli şartlar ön şartlar ve aslî şartlar olarak ayrılmaktadır. Ön şartlar, yabancı ülke mahkemesince bir karar verilmiş olması; bu kararın kesinleşmiş olması; kararın hukuk dâvalarına ilişkin olmasıdır.[6]

Aslî şartlar ise, kararın kamu düzenine aykırı olmaması; uyuşmazlığın Türk mahkemelerinin münhasır yetkisine giren bir konuya ilişkin olmaması; ilgili tarafın itiraz etmesi şartıyla savunma hakkına riayet edilip edilmediği ile yabancı ülke mahkemesinin aşkın yetkiye dayanarak karar vermiş olup olmadığıdır[7].

Ayrıca yine aynı kanuna göre yabancı mahkeme kararlarının tanınması veya tenfizi davasında şartların oluşması halinde hakim tanıma veya tenfiz kararı vermek zorunda olup hakimin herhangi bir takdir yetkisi bu dava türünde bulunmamaktadır.

Zira, tanıma veya tenfiz şartlarının bulunup bulunmadığı mahkemelerce incelenebilir olsa da yabancı mahkeme kararında uygulanan usulün ya da kararda yer alan maddi ve hukuki vakıaların doğruluğu incelenememektedir. Buna davanın esasına girme (Revision Au Fond) yasağı ya da diğer adıyla revizyon yasağı denmekte olup hakimin yabancı mahkeme kararlarının Türk hukukunda hukuki sonuç doğurmasına ilişkin karar verme yetkisini sınırlamaktadır[8].

690 sayılı KHK ile Evliliğin Sona Erdirilmesinde Yabancı Adli veya İdari Makamlarca Verilen Kararların Türk Nüfus Kütüğüne Tescili

Bilindiği üzere 690 sayılı KHK öncesinde Türk hukukunda, adli makamların vermiş olduğu kararlar ve kanunda veya uluslararası andlaşmalarda öngörülen istisnalar dışında (iç hukukta evlat edinmeye ilişkin idarî kararlar ile mavi kartlı yabancıların bazı nüfus olaylarına ilişkin idarî kararlar istisna teşkil etmektedir[9]), yabancı idari makamların kararlarının tanınması mümkün olmamaktaydı.

Ancak 690 sayılı KHK ile Nüfus Hizmetleri Kanunu m. 27/A düzenlemesi yapılarak; "Yabancı devletlerin adli veya idari makamlarınca boşanmaya, evliliğin butlanına, iptaline veya mevcut olup olmadığının tespitine ilişkin olarak verilen kararların" da nüfus kütüğüne tescili yolu açılmış oldu.

Bu kanunun önemi yabancı idari makamlar tarafından verilen kararların hukuki sonuç doğurmasını sağlamanın yanı sıra daha önce sadece Türk mahkemelerinde bulunan bu yetki Nüfus müdürlükleri ile Dış temsilciliklere de tanınmış olmasıdır. Böylelikle tescil talebinin kabulü halinde evlilik Türk hukuku bakımından da sona ermiş sayılacaktır.

Ayrıca burada tanımanın etkisinin, yabancı kararın yalnızca evliliğin varlığına veya yokluğuna ilişkin olduğunu gözden kaçırmamak gerekir. Zira NHK 27/A maddesinde ve ilgili yönetmelikte bu husus açıkça belirtilmiştir. Başka bir deyişle tescil talebi yalnızca kanunda sayılan konular hakkında istenebileceğinden, yabancı kararın hukukî etkisi de yalnızca boşanma, evliliğin butlanı, iptali veya evliliğin mevcut olup olmadığı konularında kabul edilecek, bu sayılanlar dışında talep sonucunda başkaca hususlar bulunması hâlinde MÖHUK hükümlerine göre mahkemeden tanıma-tenfiz talebinde bulunulabilecektir.[10]

Av. Didem DELİDOLU

--------------------

[1] Açıkgöz, Kürşat, Evlilik Birliğini Temsilin Borçlar Hukuku Bağlamında Temsil Yetkisi ile Karşılaştırılması, KHM, C:3 Sa:1, 2023, s. 29-45.

[2] Akıntürk, Turgut/ Ateş, Derya, Türk Medeni Hukuku, C. 2, Aile Hukuku, 19.Baskı, İstanbul, Beta Yayıncılık, 2016, s. 235; Arslan, Yusuf, Boşanma Davaları, Ankara, Balkanoğlu Matbaacılık, 1970, s. 3; Yalçınkaya, Namık/ Kaleli, Şakir, Boşanma Hukuku, Türk Hava Kurumu Basımevi, Ankara 1987, s. 28; Erdem, Mehmet/ Makaracı Başak, Aslı, Aile Hukuku, Ankara, Seçkin Yayınları, 2022, s. 100.

[3] Ayhan İzmirli, Lale, Nüfus Hizmetleri Kanunu Madde 27/A Çerçevesinde Yabancı Ülkelerde Verilen Boşanma Kararlarının İdarı̂ Yoldan Tanınması, Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C: 22, Sa: 4, 2018, s.77.

[4] Ekşi, Nuray, Yabancı Boşanma Kararının Türkiye'de Tanınması Davasının Mirasçılar Tarafından Açılabileceğine İlişkin Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 3.4.2012 Tarihli Kararının Değerlendirilmesi (Karar Değerlendirmesi), İÜHFD, C: 32, Sa: 1, 2012, s. 34.

[5] RG, 12 Aralık 2007 – Sayı 26728.

[6] Ayhan İzmirli, Lale, Nüfus Hizmetleri Kanunu Madde 27/A Çerçevesinde Yabancı Ülkelerde Verilen Boşanma Kararlarının İdarı̂ Yoldan Tanınması, Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C: 22, Sa: 4, 2018, s.75.

[7] Uyanık Çavuşoğlu, Ayfer, Türk Milletlerarası Özel Hukukunda Boşanma, İstanbul, Beta, 2006, s. 77-85.

[8] Özgenç, Zeynep, Yabancı Mahkeme Kararlarının Tanınması ve Tenfizinde Kamu Düzeni ile Davanın Esasına Girme (Revision Au Fond) Yasağı Arasındaki İlişki, MÜHFHAD, C: 29, Sa: 2, 2023, s.1390-1416.

[9] Şensöz, Ebru, ‘Türkiye’nin Taraf Olduğu Bazı Milletlerarası Sözleşmeler Çerçevesinde Doğrudan Tanıma Usulü, İstanbul Ticaret Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, C: 11, Sa: 22, 2012, s. 389-444.

[10] Ayhan İzmirli, Lale, Nüfus Hizmetleri Kanunu Madde 27/A Çerçevesinde Yabancı Ülkelerde Verilen Boşanma Kararlarının İdarı̂ Yoldan Tanınması, Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C: 22, Sa: 4, 2018, s.86.