ABD Başkan Yardımcısı Biden geçtiğimiz günlerde Türkiye’yi ziyaret etti. Ziyaretinin sebebi Suriye ve Irak’ın bir kısım toprakları üzerinde hakimiyet kuran IŞİD’e karşı yapılacak mücadeleye Türkiye’nin katılımını sağlamaktı. Burada benim canımı sıkan Biden’in haddi aşan istekleri ve davranışları oldu.

Biden Cumhurbaşkanı ve Başbakanla İstanbul’da görüşeceğini söyledi. Bu haddi aşan bir davranıştır. Ülkemize gelen hangi devletin başkanı, başkan yardımcısı olursa olsun, Cumhurbaşkanımızla, Başbakanımızla bizim tayin ettiğimiz yerde görüşür. Kendi istediği yerde değil.

Aynı Biden birkaç ay önce Güney Kıbrıs Rum Cumhuriyeti ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti arasında kesilen müzakereleri yeniden başlatmak için Kıbrıs’a yaptığı ziyarette G.K.R.C. Başkanı ile onların Başkanlık Sarayında görüştüğü halde K.K.T.C. Başkanı Derviş Eroğlu ile K.K.T.C. Başkanlık Sarayında görüşmeyi kabul etmemiş, kendi istediği yerde görüşmüştür . Bu tavrıyla “Ben seni devlet olarak tanımıyorum” demek istemiştir.

O zaman görüşmeyi Biden’in istediği yerde kabul eden Derviş Eroğlu’na kızmıştım. Ama ayni hatayı bizim Cumhurbaşkanımız ve Başbakanımız da yaptı.
Biden, PKK’nın Suriye kolu PYD teröristlerini Türkiye’nin donatmasını ve eğitmesini istemiş, Biden’in bu isteği de haddi aşan bir istektir. PKK ve PKK’nın Suriye kolu PYD Türkiye Cumhuriyeti Devleti için en öncelikli tehdittir. Biden herhalde Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni kolay lokma sanıyor.

PKK terör örgütü, 6 - 8 Ekim tarihlerinde bütün Türkiye’de ayaklanma provası yaptı. Okulları, taşıt araçlarını, iş makinalarını yaktı. Maddi hasar çok büyüktür. Ayrıca 41 vatandaşımız da hayatını kaybetmiştir.

 Bu ayaklanma provasından sonra Devletin  PKK’ya karşı çok ciddi tedbirler alması beklenirdi ama Yeni Türkye’nin yöneticileri, PKK’dan, PKK’nın başı Abdullah Öcalan ile anlaşmayı tercih ettiler. Abdullah Öcalan’ın ceza evinden gönderdiği mesajla teröristler eylemlerin durdurdu.

Abdullah Öcalan’ın mesajıyla eylemler durduruldu, dedim, aslında eylemler tamamen durdurulmadı. PKK teröristleri Güneydoğu Bölgemizde’ki bazı şehirlerimizde Suriye’nin kuzeyindeki Afrin Ayn El Arap şehirlerinde olduğu gibi kurtarılmış mahalleler bölgeler oluşturuyorlar. 

PKK teröristleri Doğu ve Gneydoğu bölgelerimizde serbestçe dolaşıyor, Devletimizi tanımadıklarını açıkça söylüyorlar. Vatandaşlarımız PKK’nın baskısı altında Devletin müdahelesini kendilerini PKK’nın baskısından kurtarmasını bekliyor. Ancak yüce Devletimiz vatandaşlarımızın PKK ile başbaşa bırakmayı tercih ediyor. Abdullah Öcalan ve Kandil’deki teröristlerle anlaşmaya çalışıyor.  
   
BDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş’ın Avrupa Parlamentosunda düzenlenen konferansta yaptığı konuşmada ve P.K.K.’nın Avrupa temsilcilerinden Mustafa Karasu’nun yaptığı açıklamalardan, Abdullah Öcalan ve PKK’nın istekleri çok büyüktür. Anayasa’da kürt kimliğinin tanınmasını, öz savunma güçlerinin olmasını, özerklik verilmesini, anadillerinde eğitim haklarının tanınmasını istiyorlar. Türkiye, PKK’nın bu isteklerini kabul etti mi veya eder mi? PKK’lılar, mutabakata varıldı, diyorlar. Bunu ilerde göreceğiz. Yalnız burada iki şey üzerinde durmak istiyorum.

AKP hükümeti, Anayasa’dan Türk’ü tamamen çıkarmak Istiyor. Zaten dağlara, taşlara, şehirlere, Atatürk’ün, “Ne Mutlu Türk’üm Diyene” sözünün yazılmasını ilkellik olarak görüyorlar. Iyi ama Anayasa’dan Türklüğü tamamen çıkardıktan sonra, kürt kimliğinin Anayasa’yla tanınmasını millete nasıl izah edecekler.
PKK isteklerini kabul etmemiş olsa dahi Türkiye, PKK’ya karşı takip ettiği politikayla devamlı mevzi kaybetmektedir. PKK, doğu ve güneydoğumuzda fiilen kendi yönetimini kurduğunu kabul etmektedir. Bazen “Türkiye, acaba bu bölgelerimizi, PKK’ya mı bırakacak?” diye düşünüyorum. Ama Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerini kaybeden Türkiye, batıda da rahat olamaz. Milletimizin olanları çok iyi değerlendirmesi gerekir.

Sayın Başbakan, son Tunceli ziyaretinde, Devletin Tunceli’de katliam yaptığını, Tunceli’de 2. Kerbela olayının yaşandığını söyledi, yapıldığını iddia ettiği katliamla ilgili Tunceli halkından özür diledi. Seyit Rıza’yı, Peygamber’imizin mübarek torunu Hz. Hüseyin’le bir tuttu.

Seyit Rıza kimdir?

Osmanlı döneminde komşu il ve ilçelere baskınlar düzenleyen, onların hayvanlarını gasp eden bir çapulcudur. Bu Seyit Rıza, 1. Cihan Savaşı’nda Ruslarla ittifak yapmış ve Osmanlı ordularını arkadan vurmuştur.
Yeni Cumhuriyet idaresi, Tunceli’ye okul yapmak, yol yapmak istemiş, fakat derebeyliğini sürdürmek isteyen Rıza, devletin okul ve yol yapmasına izin vermek istememiştir.
Tunceli isyanı, Seyit Rıza’nın Tunceli karakoluna saldırması ve orada görev yapan askerlerimizi şehit etmesiyle başlamıştır. Isyan çok şiddetli olmuş, şiddetle de bastırılmıştır.
Isyan bastırıldıktan sonra tam 25 bin İngiliz tüfeği ele geçirilmiştir. Bulunan bu tüfekler isyanın arkasında kimlerin olduğunu ve isyan için önceden çok büyük bir hazırlık yapıldığını gösterir.
Izmir’de Rennan Pekünlü isimli hoca, derslere başörtüsüyle devam etmek isteyen bir kız öğrenciyi derse almıyor. Anayasa Mahkemesi’nin başörtüsüyle üniversiteye girilemeyeceğine dair bir kararı var. Anayasa Mahkemesi’nin bu kararı için doğrudur demiyorum. Her başörtüsü takan kızı laiklik karşıtı olarak görmek doğru değildir ama Anayasa Mahkemesi, kızlar için “Başörtüleriyle üniversitelere giremez” diye bir karar vermiş. Rennan hoca da bu karar uyarınca başörtülü kız öğrenciyi derse almamış. Anayasa Mahkemesi’nin kararını uygulamış ve Anayasa Mahkemesi’nin kararını uyguladı diye cezalandırılmış. 
Anayasa’nın 153. Maddesi son fıkrasına göre Anayasa Mahkemesi kararları resmi gazetede yayınlanır yayınlanmaz yürütme, idare ve yargı organlarını bağlar. Rennan hoca, Anayasa’nın bu hükmüne uymuştur. Cezalandırılması hiçbir hukuki gerekçeyle izah edilemez. Hele verilen cezayı Yargıtay’ın onamasını anlamak mümkün değildir.
Yeni Türkiye ile tarihimizde, 3 Kasım 2002 gününden bugüne kadar yapılan değişiklikler anlatılmak isteniyor ve bu değişikliklerle iftihar ediliyor. Ama yukarıda anlatığım olaylar sebebiyle Yeni Türkiye, gelecek açısından beni endişelendiriyor. Beni endişelendiren daha birçok olayı anlatabilirim ama bu anlattıklarımı yeterli buluyorum.

Talat ŞALK
Emekli Cumhuriyet Savcısı