6706 Sayılı Kanun Uyarınca İnfazın Devri ve Hükümlü Nakli

Abone Ol

Bu yazımızda; 6706 sayılı Cezai Konularda Uluslararası Adli İş Birliği Kanunu’nda düzenlenen infazın devri ve hükümlü nakli müesseselerini anlatacak, bu müesseselerin uygulanma şartlarına yer vereceğiz.

Cezai konularda uluslararası adli iş birliğinin usul ve esaslarını düzenleyen ve yabancı devletlerle cezai konularda yapılacak adli iş birliğini kapsayan 6706 sayılı Kanunun 26 ila 29. maddelerinde hüküm altına alınan infazın devrine göre; yabancı devlet mahkemeleri tarafından verilen mahkumiyet kararlarının, hükümlünün Türkiye’de bulunması, mahkumiyet kararının kesinleşmiş olması, mahkumiyet kararına konu fiilin Türk Hukukuna göre suç teşkil etmesi ve zamanaşımına uğramamış olması, hürriyeti bağlayıcı cezalar için, merkezi makamlarca aksi kararlaştırılmadıkça talep tarihinde, hükümlünün ceza infaz kurumunda infazı gereken en az altı ay hürriyeti bağlayıcı cezasının bulunması ve aynı suçtan dolayı Türkiye’de soruşturma veya kovuşturma yapılmamış olması koşullarının birlikte bulunması halinde, yabancı devlet mahkemeleri tarafından verilen mahkumiyet kararları Türkiye’de infaz edilebilecektir (m.26/1).

İnfazın devrine ilişkin talep, Türk Hukukuna göre uyarlama kararı verilmesi için Ankara Ağır Ceza Mahkemesine gönderilir. Mahkemece 15 gün içinde, yabancı devlette verilen mahkumiyet kararında sübutu kabul edilen fiile, Türk kanunlarına göre verilmesi gereken ceza tayin olunur. Bu şekilde belirlenen ceza, yabancı mahkeme kararında tayin edilmiş ceza süresini geçemez. Uyarlama kararına karşı itiraz kanun yoluna başvurulabilir. İtirazın reddi halinde karar kesinleşeceğinden, bu karara karşı yalnızca Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru ve Adalet Bakanlığı’na da kanun yararına bozma talebinde bulunulabilir. Ağır Ceza Mahkemesi, koruma tedbirleri hakkında da karar vermeye yetkilidir (m.26/5).

Yabancı devletin infazı devretmesi üzerine durum, uyarlama kararını veren mahkemeye bildirilir. Ağır Ceza Mahkemesince verilen mahkumiyet kararı Türk kanunlarına göre infaz edilmekle; mahkumiyetin esasını ilgilendiren talepler, hükmün esası hakkında karar veren devlet mahkemelerine yapılabilir, verilen kararlar Ağır Ceza Mahkemesince yeniden uyarlanır (m.27/1-3).

6706 sayılı Kanun m.30 gerekçesine göre infaz devrinin temelinde, ülkelerin yabancı ülke mahkemelerinin kararlarına ulusal mahkemelerin kararları gibi değer tanımaları düşüncesi bulunmaktadır.

6706 sayılı Kanunun 30 ila 33. maddelerinde düzenlenen hükümlü nakline göre ise; yabancı devlet mahkemeleri tarafından hakkında mahkumiyet kararı verilen ve ceza infaz kurumunda bulunan hükümlü, hükümlünün Türk vatandaşı olması veya Türkiye ile güçlü sosyal bağlarının bulunması, hükümlünün veya kanuni temsilcisinin rıza göstermesi, mahkumiyet kararının kesinleşmiş olması, mahkumiyet kararına konu fiilin Türk Hukukuna göre suç teşkil etmesi ve merkezi makamlarca aksi kararlaştırılmadıkça, talep tarihinde, hükümlünün ceza infaz kurumunda infazı gereken en az altı ay hapis cezasının bulunması koşullarının birlikte bulunması halinde, cezanın infazı amacıyla Türkiye’ye nakledilebilir (m.30/1). Hükümlülerin nakline Adalet Bakanı karar verir (m.30/4).

Hükümlünün nakline karar verilmesi üzerine, ceza infaz kurumlarında kalacağı süre hükümlüye ve yabancı makamlara bildirilir. Yabancı devlet ile hükümlünün nakli kabul etmesi üzerine, hükümlü Türkiye’ye getirilir. Hükümlü, nakil dosyası ile birlikte Cumhuriyet başsavcılığına teslim edilir. Hükümlü hakkında verilen mahkumiyet kararı Türk kanunlarına göre infaz edilir. Mahkumiyetin esasını ilgilendiren talepler, hükmün esası hakkında karar veren devlet mahkemelerine yapılabilir, verilen kararlar ikinci fıkra uyarınca infaz edilir (m.31/1-3).

6706 sayılı Kanun m.30 gerekçesine göre hükümlünün naklinde temel amaç; sınır aşan sosyal nüfus hareketlerinin önemli ölçüde fazlalaşması, uluslararası ticari ilişkilerin yoğunlaşması, çifte vatandaşlık uygulamalarının ve yabancı evliliklerin artması gibi gerçekler gözetilerek, sosyal rehabilitasyon ve iktisadi faydanın sınırlarının genişletilmesidir. Kanun m.30/3’de de; nakil koşullarının bulunmadığının, naklin, hükümlünün sosyal rehabilitasyonuna katkı sağlamayacağının, ceza adaletinin amaçlarına hizmet etmeyeceğinin veya Türkiye’nin milli güvenliği ile temel çıkarlarına uygun düşmeyeceğinin anlaşılması halinde, nakil talebinin Adalet Bakanlığı tarafından reddedilebileceği hüküm altına alınmıştır.

İki müessese ile ilgili ayrıntılı açıklamaları içeren Yargıtay 10. Ceza Dairesi’nin 05.10.2023 tarihli, 2023/7824 E. ve 2023/8434 K. sayılı kararına göre; “İnfazın devri ile hükümlü nakli birbirinden farklı adlî iş birliği yöntemleri olup 6706 sayılı Kanunun gerekçesinde belirtildiği üzere; ‘infazın devri’nin temelinde, devletlerin yabancı ülke mahkemelerinin kararlarına ulusal mahkemelerin kararları gibi değer tanımaları düşüncesi bulunmaktadır. Anılan Kanunun, infazın devri koşullarının belirlendiği 26 ncı maddesinin ilk fıkrası uyarınca, bu adli iş birliği yönteminin uygulanabilmesi için öncelikle hükümlünün Türkiye’de bulunması zorunludur. ‘Hükümlü nakli’ ise; hükümlünün mahkumiyet kararının verildiği ülkede infazına başlanılan hürriyeti bağlayıcı cezasının bakiye kısmının, diğer bir ülkede infazı için her iki devletin anlaşması ve hükümlünün rızası çerçevesinde talep edilen devletin ülkesine gönderilmesi sürecini ifade etmektedir. 6706 sayılı Kanunun 30 uncu maddesinde, Türkiye’ye yapılan hükümlü nakli işlemlerinin hangi şartlara ve usule göre yerine getirileceği belirlenmiştir.

Hükümlünün bakiye hürriyeti bağlayıcı cezasının infazı amacıyla Türkiye’ye nakil talebine istinaden, Adalet Bakanlığınca, 6706 sayılı Kanunun ‘Türkiye’ye Hükümlü Nakli’ başlıklı 30 uncu maddesi uygulanarak bakiye cezanın Türkiye’de infazına karar verilmiştir. Kanun yararına bozma talebinde bahsi geçen, anılan Kanunun ‘İnfazın Devralınması’ başlıklı 26 ncı maddesinde, infazın devralınması için aranan koşullardan biri ‘hükümlünün Türkiye’de bulunması’ olup hükümlü talep tarihinde Türkiye'de bulunmadığından, somut olayda uygulanması kabil olmayan 26 ncı madde tatbik edilmemiş ve hükümlü hakkında herhangi bir ek karar veya uyarlama kararı alınmamıştır.

Kanun yararına bozma istemine ilişkin olayda, hükümlünün talebi infazın devrine değil hükümlü nakline ilişkin olduğundan, uygulanacak kurallar da 6706 sayılı Kanunun ‘hükümlü nakli’ne dair hükümleridir. 6706 sayılı Kanunun ‘Türkiye’de İnfaz’ başlıklı 31 inci maddesinin ikinci ve üçüncü bentlerinde ‘2) Hükümlü hakkında verilen mahkûmiyet kararı Türk kanunlarına göre infaz edilir. 3) Mahkûmiyetin esasına taallûk eden talepler, hükmün esası hakkında karar veren devlet mahkemelerine yapılabilir; verilen kararlar ikinci fıkra uyarınca infaz edilir.’ hükmü yer almaktadır.

(…) Hükümlü nakli; yabancı devlet mahkemelerince haklarında mahkumiyet kararı verilip kesinleşen hükümlülerin, hürriyeti bağlayıcı cezalarını kendi sosyal çevrelerinde çekmeleri suretiyle sosyal rehabilitasyonlarını sağlamak amacını taşımakta olup, hükmolunan cezaların hafifletilmesi amacına yönelik olarak kabul edilmiş bir müessese değildir. Diğer taraftan, hükümlü müdafiinin yabancı devlet mahkemesince verilen mahkumiyet kararının ‘Türk yargı sistemine uyarlanması’ talebi mahkumiyetin esasına ilişkin olmayıp bu hususta Hüküm Devletinin bir karar verme yetkisi bulunmamaktadır”.

Bu açıklamalar ışığında özetle;

· İnfazın devrinde; hükümlünün Türkiye’de bulunması zorunlu olup, burada yabancı devlet infaz yetkisini Türkiye’ye devretmektedir. Hükümlünün naklinde ise; şahıs mahkumiyet kararının verildiği yabancı devletin ceza infaz kurumunda bulunmakta, nakil süreci, hükümlünün cezasının bakiye kısmını çekmek üzere fiziki olarak Türkiye’ye getirilmesini ifade etmektedir.

· İnfazın devrinde; hükümlünün rızası bir ön şart olarak aranmamış olup, bu müessesenin temelinde devletlerin yabancı ülke mahkemelerinin kararlarına ulusal mahkemelerinin kararları gibi değer tanımaları ve Türkiye’de bulunan bir kişinin cezasının infazsız kalmaması düşüncesi yatmaktadır. Hükümlünün naklinde ise, hükümlünün veya kanuni temsilcisinin rızası zorunlu bir koşuldur.

· İnfazın devrinde; Türk Hukukuna göre uyarlama kararı verilmesi için talep Ankara Ağır Ceza Mahkemesine gönderilir, mahkeme bir uyarlama kararı verilir. Mahkeme; yabancı karardaki fiilin Türk Hukukundaki karşılığını belirler ve Türk kanunlarına göre ceza tayin eder. Hükümlü naklinde ise; nihai karar Adalet Bakanı tarafından verilir, hükümlü naklinde mahkumiyet kararı herhangi bir ek karar veya uyarlama kararı alınmadan doğrudan infaz edilir. Bu bakımdan; infazın devrinde uyarlama davası zorunlu olduğundan, Türk Hukuku kuralları dikkate alınarak, varsa hataların giderilmesi ve hukuki nitelendirme itibariyle kararın iç hukuka uygun hale getirilmesi mümkündür.

Prof. Dr. Ersan Şen

Av. Ertekin Aksüt

(Bu makale, sayın Prof. Dr. Ersan ŞEN tarafından www.hukukihaber.net sitesinde yayınlanması için kaleme alınmıştır. Kaynak gösterilse dahi makalenin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan makalenin bir bölümü, aktif link verilerek kullanılabilir. Yazarı ve kaynağı gösterilmeden kısmen ya da tamamen yayınlanması şahsi haklara ve fikri haklara aykırılık teşkil eder.)