775 sayılı Gecekondu Kanunu'nun 18. maddesi, kamu taşınmazları üzerindeki izinsiz yapıların idarece hiçbir karar alınmasına gerek olmaksızın derhal yıkılmasına imkân tanımaktaydı. Bu düzenleme, ilgililerin yıkım işlemine karşı yargı mercilerine başvurmasına ve mahkemelerce mülkiyet hakkını koruyacak tedbirlerin alınmasına fiilen imkân tanımayan yapısı nedeniyle Anayasa Mahkemesinin 22.02.2024 tarihli ve E.2023/191, K.2024/58 sayılı kararıyla iptal edilmiştir.
Anayasa Mahkemesi kararı 03.04.2024 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanmış ve iptal hükmünün dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar verilmiştir. Kanun koyucu ise bu süre dolmadan harekete geçmiş; 05.12.2024 tarihli 7534 sayılı Kanun ile 18. maddeyi baştan sona yeniden düzenlemiş, düzenleme 12.12.2024 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Yeni düzenleme ile yıkım kararının alınması, ilgilisine tebliği, tebliğin yapılamaması hâlinde uygulanacak usul ve yıkımdan önce beklenmesi gereken süreye ilişkin usuli güvenceler kanun metnine eklenmiştir; geçici yapılar ile tel örgü, çit ve duvar gibi çevreleyici yapıların da madde kapsamına alınmış ayrıca yıkım kararı alma yetkisi Toplu Konut İdaresi Başkanlığına da tanınmış ve maddenin uygulama alanı belediyeler, Hazine ve il özel idarelerine ait taşınmazların yanı sıra özel bütçeli kamu idarelerine ait taşınmazları da kapsayacak şekilde genişletilmiştir.
Yeni Düzenlemeye Göre Alınan Yıkım Kararlarının Yargısal Denetimi
7534 sayılı Kanun ile 775 sayılı Kanun'un 18. maddesi uyarınca yıkım kararı alınması zorunlu hâle getirilmiştir. Bu nedenle yeni düzenleme kapsamında tesis edilen yıkım kararları, idari yargı mercilerince yetki, şekil, sebep, konu ve amaç unsurları yönünden denetlenebilecektir.
Aşağıda belirtilen hukuka aykırılık nedenleri sınırlayıcı olmayıp, uygulamada en sık karşılaşılması muhtemel iptal sebeplerine yer verilmiştir.
A. Yapının 775 Sayılı Kanun'un 18. Maddesi Kapsamında Bulunmaması
Yıkım kararının hukuka uygunluğunun denetiminde öncelikle yapının gerçekten 775 sayılı Kanun'un 18. maddesi kapsamında bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır. Bu kapsamda;
• Kanun'da sayılan yerlerde bulunmayan yapılar,
• Yapı Kayıt Belgesi ile hukuki statü kazanan yapılar,
• 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu kapsamında kiralanan veya ecrimisil ödenen yapılar,
• Maddede öngörülen diğer şartları taşımayan yapılar,
hakkında 775 sayılı Kanun'un 18. maddesine dayanılarak yıkım kararı alınması mümkün değildir.
(Ankara BİM, 6. İDD, E.2024/1706, K.2024/3107, T.27.12.2024)
B. Yetki Kurallarına Aykırılık
775 sayılı Kanun'un 18. maddesinde yıkım kararı alma yetkisi belirli idarelere tanınmıştır. Bu nedenle yıkım kararının kanunda öngörülen yetkili idare veya yetkili organ tarafından alınmaması, işlemi yetki unsuru yönünden hukuka aykırı hâle getirecek ve iptalini gerektirecektir.
C. Tebligat Usulüne Uyulmaması
Yeni düzenleme uyarınca yıkım kararının ilgilisine iadeli taahhütlü olarak tebliğ edilmesi, tebliğin yapılamaması hâlinde ise kararın yapıya asılması ve bir örneğinin ilgili muhtarlığa bırakılması zorunludur. Kanunda öngörülen bu usule uyulmaksızın gerçekleştirilen tebligat işlemleri, yıkım kararının şekil yönünden hukuka aykırı hâle gelmesine neden olabilecektir.
D. Kanunda Öngörülen On Beş Günlük Süre Beklenmeden Yıkım Yapılması
775 sayılı Kanun'un 18. maddesi uyarınca yıkım, tebliğ tarihinden itibaren on beş günlük sürenin dolmasından sonra gerçekleştirilebilir. Bu süre dolmadan gerçekleştirilen yıkımlar, Kanun'un açık hükmüne aykırılık teşkil edeceğinden, yıkım kararının uygulanmasına ilişkin işlemlerin hukuka aykırılığı sonucunu doğuracaktır.
Bu süre, ilgilinin idari yargıda dava açabilmesi ve yürütmenin durdurulması talebinde bulunabilmesi amacıyla tanınan temel usuli güvencelerden biridir.
SONUÇ:
Böylece 7534 sayılı Kanun ile getirilen yeni sistemde, yıkım işlemleri artık yalnızca fiili bir idari müdahale olmaktan çıkarılmış; önceden alınan idari karar, usulüne uygun tebligat ve dava açılmasına imkân tanıyan bekleme süresi sayesinde tam yargısal denetime tabi idari işlemler hâline getirilmiştir. Bu nedenle bundan sonra açılacak davalarda, yıkım kararları idari işlemin bütün unsurları yönünden yargısal incelemeye konu olabilecektir.