KARARLAR

AYM'nin 2021/18822 başvuru numaralı kararı

Anayasa Mahkemesi'nin 5/11/2025 tarihli ve 2021/18822 başvuru numaralı kararı

Abone Ol

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

A.K. VE DİĞERLERİ BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2021/18822)

Karar Tarihi: 5/11/2025

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Başkan

:

Hasan Tahsin GÖKCAN

Üyeler

:

Recai AKYEL

Selahaddin MENTEŞ

Muhterem İNCE

Yılmaz AKÇİL

Raportör

:

Ali Erdem ŞAHİN

Başvurucular

:

Vekilleri

:

bkz. ekli liste (F) sütunu

I. BAŞVURUNUN ÖZETİ

1. Başvuru; rütbenin geri alınmasına dair işlemin iptali talebiyle açılan davanın reddedilmesi nedeniyle özel hayata saygı hakkının, yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle de makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

2. Başvurucular; Türk Silahlı Kuvvetleri, Emniyet Teşkilatı, Jandarma Genel Komutanlığı veya Sahil Güvenlik Komutanlığında görev yapmaktayken çeşitli nedenlerle -emeklilik, istifa, sözleşme yenilememe, devlet memurluğundan veya meslekten çıkarılma gibi- kurumlarından ayrılmıştır. Devam eden süreçte anılan idareler tarafından başvuruculara rütbelerinin geri alındığı bildirilmiştir.

3. Başvurucular, söz konusu işlemlerin iptali talebiyle idare mahkemelerine dava açmıştır. Mahkemelerce bazı başvurucular yönünden davanın kabulüne, bazıları yönünden ise davanın reddine; davanın kabulüne ilişkin kararlara karşı yapılan başvurular istinaf kanun yolunda kabul edilerek davanın reddine karar verilmiştir. Davanın reddine ilişkin kararlara yönelen istinaf başvuruları ise reddedilerek kesinleşmiştir.

4. Ret kararlarında ilk olarak işlemlerin 20/11/2017 tarihli ve 20211 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 375 sayılı, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu, 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu, 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu, 2914 sayılı Yükseköğretim Personel Kanunu, 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanunu ile Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması, Devlet Memurları ve Diğer Kamu Görevlilerine Memuriyet Taban Aylığı ve Kıdem Aylığı ile Ek Tazminat Ödenmesi Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (375 sayılı KHK) geçici 35. maddesinin (D) fıkrası uyarınca tesis edildiği ifade edilmiştir. Ardından başvurucuların kendisi ve yakın çevresi hakkındaki mevcut bilgi ve belgeler ile Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) kayıtlarının incelenmesi neticesinde terör örgütlerine veya devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirmesi yapılarak tesis edilen işlemlerde hukuka aykırılık bulunmadığı sonuçlarına varılmıştır.

5. Öte yandan bazı başvurucular temyiz kanun yolu açık olarak verilen kesin nitelikteki istinaf kararlarını temyiz etmişlerse de Danıştay ilgili dairesince bu başvurular hakkında incelenmeksizin ret kararı verilmiştir. Buna göre somut olayın koşullarında başvurucuların Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) ile iltisakının ve irtibatının olduğu gerekçesiyle rütbelerinin geri alındığı anlaşılmaktadır.

6. Başvurular süresi içinde yapılmıştır.

7. Ekli listenin (D) sütununda adli yardım talebinde bulunduğu belirtilen başvurucuların taleplerinin kabulüne, yargılama giderlerini ödemekten geçici olarak muaf tutulmalarına ve ekli listenin (B) sütununda gösterilen başvuruların 2021/18822 numaralı başvuru ile birleştirilmesine Komisyonca karar verilmiştir.

8. Başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

II. DEĞERLENDİRME

9. Komisyonca birleştirilen başvurulara ek olarak 2021/23069, 2021/42812 ve 2022/5617 numaralı başvuruların da 2021/18822 numaralı başvuru ile birleştirilmesine karar verilmesi gerekir.

A. Makul Sürede Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

10. Bazı başvurucular, yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

11. 9/1/2013 tarihli ve 6384 sayılı Tazminat Komisyonunun Görevleri ile Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Kanun’da değişiklik yapan 2/3/2024 tarihli ve 7499 sayılı Kanun uyarınca üç ay içinde yapılacak müracaat üzerine makul süre şikâyetlerinin Tazminat Komisyonu tarafından inceleneceği düzenlenmiştir. Nitekim Anayasa Mahkemesi Ahmet Kartalkuş kararında ilk bakışta ulaşılabilir olan ve ihlal iddialarıyla ilgili başarı şansı sunma ve yeterli giderim sağlama kapasitesi olduğu görülen Tazminat Komisyonuna başvuru yolu tüketilmeden yapılan başvurunun incelenmesinin bireysel başvurunun ikincil niteliği ile bağdaşmayacağı sonucuna ulaşmıştır (Ahmet Kartalkuş [2. B.], B. No: 2019/39635, 19/3/2024). Somut başvuruda, anılan kararda açıklanan ilkelerden ve ulaşılan sonuçtan ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmamaktadır.

12. Açıklanan gerekçelerle başvuruların bu kısmının diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Özel Hayata Saygı Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

13. Başvurucular; rütbelerinin geri alınmasına ilişkin işlemin nedenlerinin taraflarına bildirilmediğini, bu hususta savunma hakkı yapamadıklarını ve iltisak ile irtibat değerlendirmelerinin neye göre yapıldığını bilmediklerini belirtmiştir. Bu bağlamda anılan işlemler nedeniyle yaşamlarının etkilendiği ileri süren başvurucular; başta adil yargılanma hakkı, mülkiyet hakkı, masumiyet karinesi ve özel hayat saygı hakkı olmak üzere birçok anayasal haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

14. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde; mevcut başvuruda başvurucuların temel hak ve özgürlüklerinin ihlal edildiğine yönelik şikâyeti incelenirken Anayasa ve mevzuat hükümleri doğrultusunda somut olayın kendine özgü koşullarının göz önüne alınması gerektiği belirtilmiştir. Bakanlık görüşüne cevap veren başvurucular, önceki beyanlarını tekrar etmiştir.

15. Başvuru özel hayata saygı hakkı kapsamında incelenmiştir (benzer değerlendirmeler için bkz. Hasan Önal [1. B.], B. No: 2021/48164, 24/6/2025, §§ 21-24).

16. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan özel hayata saygı hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

17. Başvuru konusu işlemler, 375 sayılı KHK'nın geçici 35. maddesinin işlem tarihinde yürürlükte olan (D) fıkrasına dayanmaktadır. Bahse konu düzenleme ile yürürlük tarihinden itibaren dört yıl süreyle, TSK’dan, Jandarma Genel Komutanlığından, Sahil Güvenlik Komutanlığından ve Emniyet Teşkilatından herhangi bir sebeple ayrılmış veya çıkarılmış olanlardan terör örgütlerine veya Millî Güvenlik Kurulunca (MGK) devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilenlerin rütbelerinin ilgili bakanın onayıyla alınacağı öngörülmüştür. Bu kapsamda, yargısal safahatta yer alan hususlar da gözönüne alındığında başvurucuların FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle rütbelerinin geri alındığı anlaşılmaktadır (bkz. §§ 2-5).

18. Devam eden süreçte Anayasa Mahkemesinin 30/6/2022 tarihli ve E.2018/137, K.2022/86 sayılı kararıyla 375 sayılı KHK'nın geçici 35. maddesinin işlem tarihinde yürürlükte olan (D) fıkrasının birinci cümlesinin iptaline karar verilmiştir. Söz konusu kararında Anayasa Mahkemesi, Anayasa'nın olağanüstü hâl dönemlerinde temel hak ve özgürlüklerin kullanılmasının sınırlanmasını ve durdurulmasını düzenleyen 15. maddesini esas alarak değil, olağan dönemde hak ve özgürlükleri sınırlama ve güvence rejimi bakımından temel öneme sahip olan 13. maddesi bağlamında bir değerlendirme yapmıştır. Bununla birlikte anılan kararda da ifade edildiği üzere kamu görevinden farklı nedenlerle ayrılmış olan kişilerin terör örgütü veya benzeri yapılarla bağlantıları olduğu gerekçesiyle rütbelerinin alınmasının millî güvenlik ve kamu düzeninin sağlanmasına yönelik meşru bir amacının bulunduğu belirtilmelidir. Ayrıca bahse konu kararda, kanun koyucunun kamu güvenliği aleyhine faaliyetlerde bulunan örgüt veya benzeri yapılarla bağlantıları nedeniyle daha önce kamu görevinde bulunmanın sağlayacağı kazanımlarla ilgili işlemler tesis etmesi, buna yönelik şartları ve usulleri belirlemesi hususunda geniş bir takdir yetkisi bulunduğu, nitekim ilgili kişilerin bir kısmının tabi olduğu özel düzenlemelerde de mahkûmiyet hükmüne bağlı olarak rütbelerin alınmasıyla ilgili benzer hükümlere yer verildiği vurgulanmıştır (Hasan Önal, §§ 13, 28; AYM, E.2018/137, K.2022/86, 30/6/2022, § 833).

19. Diğer taraftan rütbelerin alınmasına dayanak olan düzenlemede anılan işlemler tesis edilmeden önce ilgili merciler tarafından uygun vasıtalarla savunma ve delil sunma imkânı sağlanmak suretiyle kişilerin sürece katılımını sağlayacak herhangi bir usulün benimsenmediği Anayasa Mahkemesinin söz konusu kararında vurgulanmıştır. Bu bağlamda Anayasa Mahkemesi, kişilerin haklarındaki isnatlara cevap verme ve bunlara karşı delil sunma imkânının tanındığı bir soruşturma süreci yürütülmeden ve bu süreç sonunda somut olgu ve olaylar çerçevesinde iddia, savunma ve delillerin tartışılarak ulaşılan sonucun dayandığı maddi ve hukuki temelleri gösteren gerekçeler açıklanmadan yetkili mercilerce rütbelerinin alınmasına imkân tanınmasının millî güvenlik ve kamu düzeninin sağlanması amacı bakımından demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun ve ölçülü olmadığı sonucuna ulaşmıştır. (Hasan Önal, §§ 13, 29; AYM, E.2018/137, K.2022/86, 30/6/2022, § 839).

20. Öte yandan Anayasa Mahkemesinin 375 sayılı KHK'nın geçici 35. maddesinin (D) fıkrasının birinci cümlesinin iptaline ilişkin bahse konu kararından sonra yargısal makamların bu karardaki tespitlere de vurgu yapmak suretiyle ilgili kişilerin rütbesinin geri alınmasına yönelik işlemlerin iptaline karar verdiği görülmektedir (bu doğrultuda verilen örnek istinaf kararı için bkz. Hasan Önal, § 14).

21. Sonuç olarak bakılmakta olan başvuruda da başvurucuların rütbelerinin geri alınması ile ortaya çıkan özel hayata saygı hakkına yönelik müdahalelerin -Anayasa Mahkemesinin aktarılan kararındaki belirlemeleri gözönüne alındığında- demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun ve ölçülü olma şartını sağlamadığı anlaşılmıştır (Hasan Önal, § 31). Bu bakımdan Hasan Önal kararından ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmamaktadır.

22. Açıklanan gerekçelerle özel hayata saygı hakkının ihlal edildiği sonucuna ulaşılmıştır.

III. GİDERİM

23. Başvurucular; ihlalin tespiti, yeniden yargılama yapılması ile maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

24. Başvuruda tespit edilen anayasal hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar ve zorunluluk bulunmaktadır. Anayasa'nın 148. ve 153. maddeleri ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. ve 66. maddeleri uyarınca ihlal kararının gönderildiği yargı mercilerinin yapması gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatıp Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirtilen ilkelere ve gerekçelere uygun biçimde yürütülecek yargılama sonunda hak ihlalinin nedenlerini gidererek yeni bir karar vermektir (yeniden yargılama konusunda bkz. Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; Aligül Alkaya ve diğerleri (2) [1. B.], B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; Kadri Enis Berberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100).

25. İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasının yeterli bir giderim sağlayacağı anlaşıldığından tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi gerekir.

IV. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvuruların BİRLEŞTİRİLMESİNE,

B. Ekli listenin (E) sütununda belirtilen kamuya açık belgelerde kimliğinin gizlenmesi talebinde bulunan başvurucunun kimliğinin gizli tutulması talebinin KABULÜNE,

C. 1. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Özel hayata saygı hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

D. Anayasa’nın 20. maddesinde güvence altına alınan özel hayata saygı hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

E. Kararın bir örneğinin özel hayata saygı hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere ekli listenin (Ç) sütununda gösterilen mahkemelere GÖNDERİLMESİNE,

F. Başvurucuların tazminat taleplerinin REDDİNE,

G. Ekli listenin (D) sütunundaki harçların ve (G) sütunundaki vekâlet ücretlerinin başvuruculara ÖDENMESİNE,

H. Ödemelerin kararın tebliğini takiben başvurucuların Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

İ. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 5/11/2025 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.