|
TÜRKİYE CUMHURİYETİ |
|
ANAYASA MAHKEMESİ |
|
BİRİNCİ BÖLÜM |
|
|
|
KARAR |
|
S.S. BAŞVURUSU |
|
(Başvuru Numarası: 2022/10456) |
|
Karar Tarihi: 24/6/2025 |
|
R.G. Tarih ve Sayı: 11/2/2026 - 33165 |
|
BİRİNCİ BÖLÜM |
|
KARAR |
RESEN GİZLİLİK KARARI
|
Başkan |
: |
Hasan Tahsin GÖKCAN |
|
Üyeler |
: |
Recai AKYEL |
|
Selahaddin MENTEŞ |
||
|
İrfan FİDAN |
||
|
Yılmaz AKÇİL |
||
|
Raportör |
: |
Hüseyin ERAL |
|
Başvurucu |
: |
S.S |
|
Vekili |
: |
Av. Ekim Bilen SELİMOĞLU |
I. BAŞVURUNUN ÖZETİ
1. Başvuru, beyanları belirleyici ölçüde hükme esas alınan tanığın sanık tarafından duruşmada sorgulanmasına imkân verilmemesi nedeniyle tanık sorgulama hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuruda adil yargılanma hakkının başkaca güvencelerinin ihlal edildiğine ilişkin iddialarda da bulunulmuştur.
2. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başvurucunun da aralarında bulunduğu bir kısım şüpheli hakkında çıkar amaçlı suç örgütü kurma ve yönetme suçundan soruşturma başlatılmıştır.
3. Soruşturma kapsamında 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 135. maddesi uyarınca başvurucu hakkında iletişimin tespiti ve kayda alınması tedbiri uygulanmıştır. Bu doğrultuda elde edilen tapelerden yola çıkılarak başvurucunun 15 yaşından küçük mağdur F.Ş.D. ile cinsel istismar suçunu oluşturabilecek görüşmeler yaptığı değerlendirilmiştir.
4. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı söz konusu tapeler doğrultusunda, mağdur F.Ş.D. yönünden gerekli soruşturmanın yapılması amacıyla çocuğun cinsel istismarı suçuna ilişkin soruşturmanın başvurucu hakkında yürütülen çıkar amaçlı suç örgütü kurma ve yönetme soruşturmasından 22/9/2010 tarihinde ayrılmasına karar vermiştir. Ayırma kararı sonrasında verilen yetkisizlik kararı doğrultusunda soruşturma dosyası Sakarya Cumhuriyet Başsavcılığına (Başsavcılık) gönderilmiştir.
5. Başsavcılık tarafından yürütülen soruşturma kapsamında, mağdur F.Ş.D.nin adli muayenesiyle ilgili olarak Sakarya Kadın Doğum ve Çocuk Hastanesi tarafından düzenlenen 17/5/2010 tarihli adli muayene raporunda fiilî livata kanaatine varıldığı bildirilmiştir. Aynı zamanda, mağdurun yaşının tespiti bakımından Sakarya Eğitim ve Araştırma Hastanesi tarafından düzenlenen 22/11/2010 tarihli hastane raporunda suç tarihi itibarıyla mağdurun yaşının 17 olduğu bildirilmiştir. Nüfus kayıtlarına göre ise mağdurun doğum tarihinin 1/1/1995 olarak tescil edildiği anlaşılmaktadır.
6. Başsavcılık, başvurucunun çocuğun nitelikli cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından cezalandırılması talebiyle 14/3/2011 tarihli iddianame düzenlemiştir. İddianamede özetle iletişimin tespiti ve kayda alınmasına ilişkin tape kayıtlarına göre başvurucunun suç tarihleri olan 2009 yılı Kasım ve Aralık aylarında 15 yaşını doldurmamış mağdurla buluştuktan sonra mağduru çiftlik evinde zorla alıkoyduğu ve mağdura anal yoldan organ sokmak suretiyle birden fazla defa cinsel istismarda bulunduğu ve yine mağdurun 15 yaşını doldurduğu 2010 yılı Ocak ayında ise mağdurun rızası olmaksızın anal yoldan organ sokmak suretiyle cinsel istismar suçunu işlediği belirtilerek üzerine atılı suçları işlediği iddia edilmiştir.
7. İddianamenin kabulüyle açılan dava, Sakarya 1. Ağır Ceza Mahkemesince (Mahkeme) görülmeye başlanmıştır.
8. Mahkemece 17/3/2011 tarihinde duruşma hazırlığı işlemleri yapılmıştır. Tensip Tutanağı'nda -diğerlerinin yanı sıra- mağdur F.Ş.D. ve başvurucunun dinlenmesine, mağdurun gerçek yaşının tespitiyle gerçekleştirilen eylem nedeniyle beden ve ruh sağlığının bozulup bozulmadığının tespiti bakımından Adli Tıp Kurumundan (ATK) rapor alınmasına karar verilmiştir.
9. Yargılama yirmi bir celsede tamamlanmıştır. Birinci celsede müdafi huzurunda alınan savunmasında başvurucu özetle mağdur ile cinsel ilişkisinin olmadığını, mağduru işletmekte olduğu kuyumcu dükkânına gelip gitmesi nedeniyle tanıdığını, bu olaydan bir süre sonra kendisi hakkında örgüt kurma iddiasıyla operasyon yapıldığını, emniyetin mağduru bu operasyon nedeniyle kendisine karşı yönlendirmiş olduğunu, mağdurun yaşını 14 değil 19 olarak bildiğini beyan etmiştir. Aynı celsede dinlenen mağdur F.Ş.D. ise başvurucuyla toplam dört defa livata yoluyla cinsel ilişki yaşadığını, cinsel ilişkilerin başvurucunun kendisi ile evlenme vaadi doğrultusunda rızası ile gerçekleştiğini ancak başvurucunun kendisini kandırdığını, başvurucuya yaşını 15 olarak söylediğini ve başvurucudan şikâyetçi olduğunu beyan etmiştir.
10. Mahkeme; mağdurun gerçek yaşının tespiti amacıyla gerekli hastane ve nüfus kayıtlarının araştırılması, mağdurun beden ve ruh sağlığının bozulup bozulmadığı ve gerçek yaşının tespiti bakımından ATK'dan rapor alınması ve yine başvurucuya ait çiftlik evinde çalışan N.M.nin tanık olarak dinlenmesi amacıyla celsenin ertelenmesine karar vermiştir. İkinci celsede tanık N.M.nin hazır edilememesi nedeniyle dinlenmesi mümkün olmamıştır. Mahkeme mağdurla ilgili ATK raporlarının dönüşü amacıyla celseyi ertelemiştir. Beşinci celsede tanık N.M.nin Rusya'ya sınır dışı edildiğine ilişkin kolluk yazısı dosyaya gönderilmiştir.
11. Sekizinci celse öncesinde ATK 6. İhtisas Kuruluna ait 26/3/2012 tarihli rapor dosyaya sunulmuştur. Söz konusu rapora göre mağdurda kendisinin ruh sağlığını bozacak mahiyet ve derecede major depresyon denilen psikiyatrik bozukluğun tespit edildiği bildirilmiştir. Mahkeme, mağdurun gerçek yaşının tespiti bakımından ATK raporunun dönüşünün beklenmesine karar vermiştir. Onuncu celsede, ATK 2. İhtisas Kurulu tarafından mağdurun yaşının suç tarihi itibarıyla 15 olduğunu tespit eden 25/3/2013 tarihli adli rapor dosyaya ibraz edilmiştir. Mahkeme, başvurucu müdafiinin rapora karşı beyanda bulunması ve tanık listesini sunması amacıyla celseyi ertelemiştir.
12. On dördüncü celsede verilen ara kararı ile mağdurun yaşının tespitine ilişkin dosyada mevcut hastane raporu ile ATK raporları arasında ortaya çıkan çelişkinin giderilmesi amacıyla mağdurun gerçek yaşının tespiti yönünden ATK Genel Kurulundan rapor alınmasına karar verilmiştir. On sekizinci celsede dosyaya gönderilen ATK Genel Kuruluna ait 5/3/2015 tarihli rapor ile 2009 yılı Kasım ve Aralık ayının başında gerçekleştiği iddia edilen eylemlerin tarihi itibarıyla mağdurun 14 yaşını bitirmiş olup 15 yaşını bitirmediği, 31/12/2009 tarihli eylem yönünden ise 15 yaşını bitirmiş olup 16 yaşının içinde olduğu bildirilmiştir. Ayrıca Mahkeme, başvurucunun yanında çalışan tanık N.M.nin soruşturma aşamasında verdiği beyanlarını başvurucuya okumuştur. Tanık N.M.nin başvurucunun 15-16 yaşlarında görünen bir bayan ile iki defa eve gelip sabaha kadar kaldığını ancak bu kişinin mağdur olup olmadığını bilmediğini, bu kişi ile başvurucunun evde yalnız kaldıklarını, ertesi gün misafir havlularının kullanılması ve odanın dağınık olması nedeniyle cinsel ilişkiye girdiklerini anladığını, öncesinde ve yine yılbaşı akşamı eve gelen kişinin daha sonra kendisine gösterilen fotoğraftan mağdur olduğunu öğrendiğini beyan ettiği anlaşılmaktadır. Mahkeme, devam eden celsede taraflara rapora karşı beyanda bulunmak ve varsa kovuşturmanın genişletilmesine yönelik taleplerini sunmak üzere süre vermiştir.
13. On dokuzuncu celsede ise başvurucu tarafından dosyaya bildirilen ve aralarında N.M.nin de bulunduğu tanıkların dinlenmesine karar verilmiştir. Söz konusu tanıkların bir kısmı istinabe yoluyla, bir kısmı ise mahkeme huzurunda dinlenmiştir. Tanık N.M.nin ise yurt dışında olduğu tespit edilmiştir. Mahkeme, tanık N.M.nin yurt dışında olduğunun bildirilmesi ve önceki beyanlarının sonuca etkili görülmediği gerekçesiyle tanığın dinlenmesinden vazgeçilmesine karar vermiştir. Cumhuriyet savcısı esas hakkındaki mütalaasında; başvurucu ile mağdurun rızaya dayalı olarak birden çok cinsel ilişkiye girdikleri, mağdurun yaşı konusundaki beyanları nedeniyle ortaya çıkan şüpheden başvurucu sanığın faydalanarak hakkında hata hükümlerinin uygulanması gerektiğini eylemin reşit olmayanla cinsel ilişki kapsamında kaldığını belirtmiş ve mağdurun şikâyetten daha önce vazgeçmesi nedeniyle de düşme kararı verilmesini talep etmiştir. Başvurucu; mütalaaya karşı savunmasında mağdurun kendisine komplo kurduğunu, atılı suçu işlemediğini ve beraatine karar verilmesi gerektiğini beyan etmiştir.
14. Mahkeme; başvurucunun 15 yaşından küçük çocuğa karşı zincirleme şekilde nitelikli cinsel istismar suçundan 10 yıl, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan ise 3 yıl 9 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar vermiştir. Gerekçeli kararın ilgili kısmı şöyledir:
"Deliller ve tüm dosya kapsamı birlikte ele alınarak yapılan değerlendirmede; 20 Aralık 1994 doğumlu olan mağdurun, [F.Ş.D.nin] sanık Serhat'ın [başvurucu] kuyumcu dükkanının müşterisi olması nedeniyle 2009 senesinin Kasım ayında tanıştıkları,mağdurun 17 Kasım 2009 tarihinde sanık Serhat'ın verdiği davetiye ile İstanbul S. H. yalısında düzenlenen defileye gittiği, bir gün sonra 18/11/2009 tarihinde sanık Serhat'ın mağduru deprem müzesinin karşısında bulunan caddedeki K. Eczanesinin önünden bir jiple aldığı ve çiftlik evine götürdüğü, çiftlik evinde seviştikleri, mağdurun rızası ilesanık Serhat ile anal yoldan bir kez cinsel ilişkiye girdiği, o gecesanık Serhat'ın mağduru evine bıraktığı, bu tarihten 1-2 hafta kadar sonra Aralık ayının ilk haftası sanık Serhat'ın deprem müzesinin karşısındaki sinemanın önünden mağduru ticari bir taksiyle aldırdığı, M. Mağazasının önünden sanık Serhat'ın da taksiye bindiği, birlikte Çark Caddesinde bulunan M. mağazasının arkasındaki 4 katlı apartmanın en üst katınasanık Serhat'ın kuzeni olan [diğer] sanık [O.nun] evine gittikleri, eve gittikleri sırada sanık [O.nun] evde olduğu, bir müddet sanıkların birlikte sohbet ettikleri, daha sonrasanık Serhat'ın mağduru yatak odasına götürdüğü, sanık ile mağdurun rızasıyla bir kez anal yoldan cinsel ilişkiye girdiği, mağdurun yılbaşı gecesi yani 31.12.2009 tarihindesanık Serhat'ın çiftlik evine gittiği, çiftlik evinde mağdurun rızası ile sanıkla anal yoldan cinsel ilişkiye girdiği, yine Ocak ayının ortalarındasanık Serhat'ın çiftlik evine gittiği ve anal yoldan cinsel ilişkiye girdikleri, 4. ve son ilişkiden sonra sanık Serhat'ın mağdura görüşmek istemediğini söylemesi nedeni ile tarafların ayrıldıkları anlaşılmıştır.
Mahkeme heyetince mağdurun yaşını büyük gösterdiğine ilişkin bir tespit yapılmamış olması, dosya içeriğinde bulunan sağlık kurulu raporunda bulunan fotoğrafta mağdur makyajlı olmasına rağmen 14-15 yaşında bir görünüm arz etmesi, sanık ile mağdurun bulunduğu çiftlik evinde saz arkadaşları ile program yapan tanık [A.E.nin] mağdurun boyunun kısa olması, minyon tipli olması, aşırı makyaj yapmasına rağmen yaşının küçük olduğunu tahmin ettiğini, sanık ile mağdurun kendileri ayrıldıktan sonra evde birlikte kaldıklarını beyan etmesi, tanık [L.B.nin] de mağdurun yaşını bilmediğini ancak yaşının küçük olduğunu tahmin ettiğini beyan etmesi, mağduru gören tanıklardan hiçbirisinin de mağdurun yaşının büyük olduğuna ilişkin bir tespitte bulunmamış olması, sanık mağdurla hiçbir ilişkisinin bulunmadığını beyan etmesine rağmen tanık beyanlarından çiftlik evine gittiği orada geceyi mağdur ile birlikte geçirdiğinin anlaşılmış olması, başka bir suç için alınan dinleme kararı kapsamında katalog suçlardan olan dava konusu suç nedeniyle de yasal delil olarak kabul edilebilecek tape kayıtlarından da sanık ile mağdur arasında (sanığın mağduru gece kalmak için eve davet etmesi, regl günlerini dahi konuşmaları karşısında) arkadaşlık boyutunu aşan bir ilişkinin bulunduğunun tespit edilmiş olması, mağdurun kızlık durumu ve livata bulgusunu tarif eden uzman doktor raporları ve ATK' dan aldırılan raporlar, tanıklar ve mağdur beyanlarının birbirleri ile uyumlu olması karşısında, aşamalarda değişmeyen mağdur beyanlarının mahkememizce inandırıcı ve samimi görülmesi, mağdurun sanığa iftira atması için bir neden bulunmaması gözetilerek, sanığın suç ve cezadan kurtulma amaçlı savunmada bulunduğu, mağdura karşı cinsel istismar ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarını işlediği, dava konusu olayda mağdurun yaşından büyük gösteriyor olmaması, mağdurun sanığa yaşını olduğundan büyük tanıtmamış olması, yaşını 15 olarak bildirmiş olması nedeniyle TCK'nun 30. maddesinde düzenlenmiş olan hata halinin uygulanma şartlarının da mevcut olmadığı kanaatine varılmıştır.
...
Her ne kadar sanık vekilleri, tanık [E.A.nın] tekrar dinlenmesini, tanık [A.A.nın] ve tanık [N.M.nin] dinlenmesini talep etmişler ise de ... tanık [N.M.nin] hazırlık aşamasında beyanının alınmış olması, tanık [N.M.nin] beyanının mahkememiz kararının esaslı bir dayanağı veya tek delil olması durumunun söz konusu olmaması (AİHM’in Al-Khawaja veTahery/İngiltere ([BD], 26766/05 ve 22228/06,2011) da gözetilerek, makul sürede yargılanmanın bitirilerek adil yargılanma hakkının ihlaline sebebiyet vermemek için Anayasa’nın 141. maddesi de değerlendirilerek mahkememizce tanıkların tekrar dinlenmesine yer olmadığına dair karar verilmiştir."
15. Başvurucu, temyiz dilekçesinde -diğerlerinin yanı sıra- tanık N.M.nin mahkeme huzurunda dinlenmediğini ve tanığa soru sorma hakkının kullandırılmadığını ileri sürmüştür.
16. Yargıtay 9. Ceza Dairesi 25/11/2021 tarihinde başvurucu hakkındaki hükmün onanmasına karar vermiştir.
17. Başvurucu, nihai hükmü 28/1/2022 tarihinde öğrendikten sonra 2/2/2022 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
18. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, bireysel başvuru yoluna başvurulduktan sonra başvurucu yönünden zincirleme suç hükümlerinin uygulanamayacağı ve başvurucu sanık hakkında hata hükümlerinin uygulanması gerektiği yönündeki gerekçelerle itiraz kanun yoluna başvurmuştur. Yargıtay Ceza Genel Kurulu 20/9/2023 tarihli kararıyla başvurucu yönünden itirazın reddine karar vermiştir.
19. Komisyon, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir.
II. DEĞERLENDİRME
A. Tanık Sorgulama Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
20. Başvurucu, beyanları mahkûmiyet hükmüne belirleyici ölçüde esas alınan tanık N.M.nin duruşmada dinlenmemesi nedeniyle tanığa soru sorma imkânı elde edemediğini belirterek tanık sorgulama hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
21. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde; başvurucu hakkında beyanda bulunan tanığın ifadesinin duruşmada okunduğu ve başvurucunun bu beyanlara karşı itiraz ve savunmalarını dile getirdiği vurgulanmıştır. Ayrıca Mahkemece söz konusu tanık beyanları dışında gerekçeli kararda yer verilen delil ve değerlendirmelerle başvurucu hakkında mahkûmiyet hükmü kurulduğu ileri sürülmüştür.
22. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.
23. Başvurucunun iddiaları adil yargılanma hakkı kapsamındaki tanık sorgulama hakkı yönünden incelenmiştir.
24. Anayasa Mahkemesi, birçok kararında tanık kavramını sanığa isnat edilen fiil hakkında bilgi veren herhangi bir kişi şeklinde özerk olarak yorumlamış ve tanık sorgulama hakkı ile ilgili ilkeleri belirlemiştir. Anayasa Mahkemesi, tanık sorgulama hakkıyla ilgili olarak verdiği kararlarında somut bir yargılama öncesinde veya haricinde elde edilen tanık beyanlarının delil olarak kabulünün yargılamanın adilliğine zarar verip vermediğini değerlendirmek için üç aşamalı bir test uygulanması gerektiğini ifade etmektedir. Buna göre ilk olarak tanığın mahkemede hazır edilmemesinin geçerli bir nedeninin varlığına bakılmalıdır. Ancak buna ilişkin geçerli bir nedenin ortaya konulmamış olması, tanık sorgulama hakkının ihlal edildiğinin kabul edilmesi için yeterli değildir. İkinci olarak sanığın sorgulama veya sorgulatma imkânı bulamadığı tanık tarafından verilen beyanın mahkûmiyetin dayandığı tek veya belirleyici delil olup olmadığı değerlendirilmelidir. Sorgulama veya sorgulatma imkânı tanınmayan tanığın beyanının tek veya belirleyici delil olduğunun tespit edilmesi durumunda ise üçüncü aşama olarak savunma tarafının maruz kaldığı bu zorlukların telafi edilmesi amacıyla yeterli düzeyde karşı dengeleyici güvenceler sağlayan bir usulün yürütülüp yürütülmediği ortaya konulmalıdır (Atila Oğuz Boyalı [2. B.], B. No: 2013/99, 20/3/2014, §§ 34-56; Selçuk Demir [2. B.], B. No: 2014/9783, 22/1/2015, §§ 27-46; AZ. M. [2. B.], B. No: 2013/560, 16/4/2015, §§ 45-67; Baran Karadağ [2. B.], B. No: 2014/12906, 7/5/2015, §§ 49-76; Orhan Güleryüz [1. B.], B. No: 2019/30221, 28/12/2021, §§ 33-42; Abdurrahim Balur [2. B.], B. No: 2013/5467, 7/1/2016, § 80; Onur Urbay [1. B.], B. No: 2014/6222, 6/3/2019, §§ 36, 40; Zekeriya Sevim [2. B.], B. No: 2018/18989, 16/6/2021, §§ 44, 51; Metin Akdemir (2) [1. B.], B. No: 2020/3964, 21/9/2022, § 36; Uğur Özcan [1. B.], B. No: 2021/12137, 26/7/2022, § 40).
25. Somut olayda Mahkemenin mahkûmiyet gerekçesini; mağdurun 15 yaşından küçük olduğuna ilişkin ATK raporunda yer alan değerlendirmeye, bir kısım tanığın mağdurun yaşının küçük göründüğüne dair beyanlarda bulunmuş olmalarına, iletişimin kayda alınması yoluyla elde edilen tape içeriklerine, mağdurun aşamalarda değişmeyen anlatımları ile mağdurdaki livata bulgusunu tarif eden genital inceleme raporuna dayandırdığı anlaşılmaktadır.
26. Başvuru konusu olayda incelenmesi gereken ilk sorun, beyanı delil olarak kabul edilen tanık N.M.nin duruşmada dinlenmemesinin geçerli bir nedene dayanıp dayanmadığıdır. Mahkeme, soruşturma aşamasında dinlenen tanık N.M.nin adres araştırmasını yapmış; tanığın sınır dışı edildiğinin tespit edilmesi üzerine de yurt dışı adresinin tespiti hâlinde istinabe yoluyla dinlenmesine karar vermiştir. Son celsede, tanık N.M.nin yurt dışı adresi tespit edilerek dosyaya bildirilmiştir. Mahkeme ise "...dosyada toplanılan delil durumuna göre şahidin beyanının saptanmasının sonuca müessir yanı olmadığı" gerekçesiyle tanığın dinlenmesinden vazgeçilmesine karar vermiştir (bkz. §§ 12,13).
27. Mahkeme, tanık N.M.nin dinlenilmeme nedenini gerekçeli kararın son bölümünde "...tanık [N.M.nin] hazırlık aşamasında beyanının alınmış olması, tanık [N.M.nin] beyanının mahkememiz kararının esaslı bir dayanağı veya tek delil olması durumunun söz konusu olmadığı" şeklinde açıklamıştır. Dolayısıyla başvurucunun tanık sorgulama imkânından yararlandırılmamasının gerekçelendirilmesi yükümlülüğü somut olayda kamu makamları tarafından yerine getirilmiştir. Diğer taraftan gerekçeli karar içeriğinden Mahkemenin -duruşmada dinlenilmeyen tanık beyanları dışında- duruşmada dinlenen tanıklar A.E. ve L.B.nin verdiği beyanları mağdurun olaya ilişkin uyumlu anlatımını, adli muayene raporunda yer alan tespit ile iletişimin tespiti ve kayda alınması tedbiriyle elde edilen tape kayıtlarını gözeterek mahkûmiyet hükmü kurduğu anlaşılmaktadır. Bu kapsamda Mahkemece itibar edilen tanık beyanlarına göre duruşmada sorgulanamayan tanık N.M.nin beyanlarının mahkûmiyet kararına götüren tek veya belirleyici nitelikte delil olduğunun kabulü de mümkün görünmemektedir. Başvurucunun tanık sorgulama imkânından yararlandırılmamasının gerekçelendirilmesi yükümlülüğünün somut olayda kamu makamları tarafından yerine getirilmiş olması ve yine başvurucunun sorgulama veya sorgulatma imkânı bulmadığı tanık beyanının tek veya belirleyici delil olarak mahkûmiyette kullanılmadığının tespit edilmesi nedeniyle tanık sorgulama hakkıyla ilgili uygulanan testin üçüncü aşamasıyla ilgili bir inceleme yapılmamıştır.
28. Açıklanan gerekçelerle başvurunun açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
B. Diğer İhlal İddiaları
29. Başvurucunun yetersiz gerekçe ile karar verilmesi nedeniyle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddiasının Abdullah Topçu ([1. B.], B. No: 2014/8868, 19/4/2017, §§ 74-79) kararı doğrultusunda açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle, yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddiasının Veysi Ado ([GK], B. No: 2022/100837, 27/4/2023) kararı doğrultusunda başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle, başkaca soruşturma kapsamında elde edilen tape kayıtlarının hukuka aykırı şekilde mahkûmiyete esas alınması nedeniyle hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddiasının telekomünikasyon yoluyla yapılan iletişimin denetlenmesi sırasında tesadüfen elde edilen tape kayıtlarının iletişimin tespiti, dinlenmesi ve kayda alınması tedbirinin uygulanabileceği çocuğun cinsel istismarı suçu kapsamında delil olarak kullanılmasında hukuka aykırılık bulunmaması nedeniyle Orhan Kılıç ([GK], B. No: 2014/4704, 1/2/2018) ve Jakop Gabriel ([1. B.], B. No: 2013/2392, 15/4/2015) kararları doğrultusunda açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
III. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Başvurunun niteliği gereği kamuya açık belgelerde başvurucunun kimliğinin RESEN GİZLİ TUTULMASINA,
B. Tanık sorgulama hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
C. Diğer ihlal iddialarının kabul edilebilirlik kriterlerini karşılamaması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
D. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA 24/6/2025 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.